Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
830
 

Alkol yasağının mimarı Recep Tayyip Erdoğandır.

Alkol yasağının mimarı Recep Tayyip Erdoğandır.
 

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun “İçki satışı ve kullanımına bakkallardan restoranlara, seyir yerlerinden açılışlara kadar kısıtlama getirmesini” öngören yeni düzenlemeye nedense hiç şaşırmadım! Sadece bulmaya çalıştıkları kılıfa kendi adıma sinirlendim. Zira en tahammül edemediğim şey birilerinin gözümün içine baka baka yalan söyleyip beni aptal yerine koymasıdır. Daha da önemlisi kalkıp Amerika’dan örnek vermesidir…Burası Türkiye ! Seçimler bu ülkede yapıldı, sizler de bu milletin oyları ile iş başına geldiniz! İlle de bir şeyleri örnek almak istiyorsanız Amerikan Vatandaşı olmanın gururunu ve onurunu taşıyışlarını, ekonomik bağımsızlıklarını örnek alın. 

Sayın Hüseyin Çelik’in ifadesiyle “Dananın altında buzağı” aramıyorum. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Belediye başkanlığım zamanında yasak mı uyguladım?” sözlerini de esefle kınıyorum! Aynı zamanda da kendisini taktir ediyorum. Bu milletin karakterini, hafızasını çok iyi tahlil etmiş. Hukukun özgür olmadığı, tek parti iktidarının uzun süre yönetimde kaldığı hiçbir ülkede Demokrasiden söz edilemez! İktidarlar dinamizmini kaybettiğinden biat eden bir toplum oluşturmaya çalışarak yönetimin tek sahibi olma çabasına girer. Hata bu noktada başlar! 

27 Mart 1994 yerel seçimlerinde Refah Partili Recep Tayyip Erdoğan Belediye Başkanı seçildi. Yıldız, Çamlıca, Emirgân Koruları Belediyeye aitti. Buralardaki kasırlarda Turing Kurumu lokanta ve kafeler işletiyordu. Erdoğan döneminde kasırların Turing Kurumu ile ilişkisi kesilip, 1995’te kurulan BELTUR’a devredildi. Kasırlar içkisiz lokanta ve kafelere dönüştü! 

1999 yılı yerel seçimlerinde Fazilet Partili Ali Müfit Gürtuna zamanında da bu uygulama devam etti.Belediye kendi işlettiği yerlerle yetinmedi, özel sektöre kiraladığı mekanlarda da ihale sözleşmesine ‘‘İçkili işletme yapılamaz’’ şartı koydu. 

2002 yılında ilk kez 8 yıl aradan sonra Galata Köprüsünün altındaki lokantalara içki ruhsatı verilerek bu uygulamadan vazgeçildi. Ali Müfit Gürtuna “Herkes hür olmalı. Tercihini özgürce yapmalı. Böyle bir yasak ve sınırlandırmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Belediyenin elinde bulunan Hidiv Kasrı, Pembe Köşk, Çadır Köşkü gibi tesislerin de özelleştirmesi için bir çalışma başlattık. Devletin lokanta işletmesinden yana değilim. Devlet eliyle bakkallık yapılmaz, restoran işletilmez. “ diyerek Sosyal tesis ve lokallerde uygulamanın devam edebileceğini söylüyordu. Piyer Loti kesinlikle yasaklanan yerler içindeydi ki ben de bu görüşü sonuna kadar destekliyorum. Eyüp Sultan türbesi ve kabristan bulunan bir mekânda geleneklerimiz açısından alkol kullanımı bana göre de doğru değildi. 

Kanuni bir yasak olmamasına rağmen, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi yıllarca bu uygulamayı sürdürüp, keyfi uygulamalarda bulundu. Sosyal Tesisler ve lokallerde kısıtlama devam ettiğinden Kadir Topbaş zamanında açılan Belediyeye ait en güzel yerlerdeki tesisler Sosyal Tesis statüsünde açılarak yasaklara devam edildi. 

Özetleyecek olursak yasaklar Recep Tayyip Erdoğan’ın Belediye Başkanlığı zamanında başlamıştır! Aksini söyleyemez her şey apaçık ortadadır. 

Hükümet olduktan sonra da keyfi uygulamalar devam etmiştir. “Halkın sağlığı” adı altındaki uygulamalar tamamen ideolojiktir. Kafa yapıları onlara böyle davranmaları gerektiğini söyler. Çağın vebası, evlâtlarımızı bekleyen en büyük tehlike uyuşturucu ile bu denli mücadele edilmezken bu alkol takıntısından kurtulmalıdırlar. 

İktidarları döneminde Devlet Demir Yolları yemekli vagonlarında alkol yasaklanmıştır. TCDD Yönetimi almış olduğu keyfi bir kararla Arsuz (İskenderun) ve Akçay (Balıkesir) kamplarında yıllardan beri süregelen uygulamaların aksine içki satışını kaldırarak, bu kamplarda fiili bir içki yasağı getirmiştir. 

Anadolu’nun bir çok il ve ilçesinde belediye başkanlarının keyfi uygulamaları ile satış ve ruhsat yasaklanmıştır. İstanbul’un göbeğinde Küçükçekmece Belediyesine bağlı Halkalı’da lokantalar içki ruhsatı alamamaktadır. Satış yapanlar da baskılar yüzünden birer birer kapanmaktadır. Bu bölgede yer alan Soyak Olimpiyakent, Avrupa Konutları, Atakent, Güneş Park Evleri, Laleşehir gibi nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelerde alkollü lokanta bulamazsınız! 

Tüm bu yazdıklarımdan alkol propagandası yaptığım sonucu çıkarılabilir. Hayır! Alkolün zararlarını, özellikle sek içilen meyve aromalı mayalı içkilerin insanları alkolizmin eşiğine nasıl getirdiğini, gençler arasında her geçen gün tüketiminin nasıl yaygınlaştığını, alkollü sürücü facialarını, saymakla bitmeyecek kötülüklerini biliyorum ve rahatsız oluyorum. Yayınlanan film ve dizilerde alkol ve uyuşturucu kullanımının ‘çok normal’ bir şeymiş gibi gösterilmesinden, toplumdaki rol model, milyonlarca hayranı olan sanatçıların uyuşturucu kullandığının gösterilmesine de karşıyım. Cezalar caydırıcı nitelikte olmadığından ve uyuşturucu trafiğini kontrol edenler bilindiği halde (!) sessiz kalınmasına karşıyım. Hatırlamaya çalışın TBMM kürsüsünden kimler kimler için hangi suçlamalarda bulunmuştu, hangi belgeler çıkmıştı ortaya. 

Yasağa karşıyım! Keyfi olmayan düzenleme ve sınırlandırmalara değil… Benim adıma birilerinin kendi dünya görüşünü dayatmasına karşıyım! İnanç simsarlığı yaparak aklınca beni doğru yola çekmeye çalışan ; Müslüman olmanın ilk şartını saçının telini göstermemek, alkol kullanmamak zanneden, fakir fukarayı yardım kuyruklarında aşağılayıp 35 milyon dolara yat sipariş edenlere karşıyım! 

Alkol olsa da olur olmasa da olur. Nasıl olsa Boğazın Avrupa yakası karanlığa bürünmüş, Asya bölümünde aynı görüşü paylaşanlar keyif sürüyor. Artık Kız Kulesinin karşısındaki banklardan birine oturur, bir kutu birayı gazete kâğıdına sarar ikinci bir fetvaya kadar gizli gizli içeriz. Ya da çocuğumuza yapacağımız kır düğününde şeffaf olmayan kupalarda alkol veririz. Yetişkin, oy kullanmaya hak kazanmış ama güdülmesi gereken yaratıklar olarak. 

18.Ocak.2011 

Nurcan Çelik Yalun 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İçki, sigara, kadın. Ortaçağ karanlığının günümüz temsilcilerinin en önemli istismar kaynakları. İçki yasağı ile ilgili düzenlemeleri anayasa ihlalidi r ve ben bütün bu ihlallerin yargı karşısında cevaplanacağına inanıyorum. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 19.01.2011 18:55
Cevap :
Hangi Yargı Osman Bey?:)) Gerçi Ankara ve İstanbul Baro başkanlarından sonra umudum yeniden yeşerdi ama yine de son söz onlarda(!) Bahsettiğiniz 3 şey cahil toplumları felâkete sürükleyecek ögeler. Bu gerçek somut bir şekilde ortada dururken bir de yasak derseniz; insanoğlunun doğasında olan karşıt eylemler anında sınır tanımaz bir hale gelir ki şu an ülkede yaşanan o. Başbakan'ın söylediği "tıksırana kadar" içilmesinin nedeni de o. Dini alet ederek yapılan baskılar ve sonucunda ki yasaklar. Katkınız için çok teşekkür ediyorum. Dost selamlarımla, saygılar sunuyorum.  20.01.2011 12:07
 

Bize Cumhuriyeti ve demokrasiyi çok gördüler galiba... Osmanlı'yı, Hilafeti ve Ceberrut bir idareyi diriltiyorlar; ama bence kabahat bu ülkeyi bu çağa kadar bu kadar geri bırakan 1938 sonrası hükümetlerin tümünde. Sizin ülkenizde sanatın her kolu rağbet görüyor, takdir ediliyorsa; sizin ülkenizde bilimsel ve teknolojik araştırmalara hem devlet hem de özel sektör tarafından yeterince kaynak ayrılıyorsa; sizin ülkenizde çocuklara kuru bilgi yerine merak ve araştırma alışkanlığı aşılanıyor, bireysel yetenekler geliştiriliyorsa; sizin ülkenizde yaratıcı fikirleri teknolojik kazanımlara dönüştürecek iştahlar kabartılabiliyorsa ve binlerce ayıp-günah-yasak insanların özgür düşüncelerine gem vurmuyorsa; sizin ülkenizdeki insanların kafalarında her zaman ileriye dönük şimşekler çakar, yaratıcı fikirler doğar ve o fikirler birbiri ardından pek çok vatandaşınızın zihninde yeşererek büyür ve somut projelere, ekonomik kazanımlara dönüşür. O zaman hiçbir siyasetçi böyle davranamaz! Sorun eğitim sor

Mehmet Sağlam 
 18.01.2011 19:14
Cevap :
Mehmet Bey yorumunuzun ilk cümlesini EVET diyerek, 1938 sonrası sonrası saptamanızı onaylayarak okudum. Çağdaş, demokratik bir yapılanmada olması gerekenleri ise ne acıdır ki ütopya olarak...Aslında ne kadar kolay, ne kadar basit ve nasıl yaşanılası bir dünya olurdu bunlar yapılsaydı. Olmadığı içindir ki bu siyasetçiler büyük bir çoğunluğun aynası aslında. İfade ettiğiniz gibi sorun eğitim sorunu. Öğrenim tek başına bir anlam ifade etmiyor. Değerli katkınız için çok teşekkür ediyorum. Selam ve saygıyla, esen kalınız.  19.01.2011 14:57
 

Ben "melami" hırkasını kendim giydim eğnime, Ar ve namus şişesini taşa çaldım kime ne. Gâh çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi, Gâh inerim yeryüzüne seyreder alem beni. Gâh giderim medreseye ders okurum Hakk için, Gâh giderim meyhaneye dem çekerim aşk için. Sofular haram demişler aşkımın şarabına, Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne. Nesimi'ye sordular kim yarin ile hoş musun, Hoş olayım olmayayım o yar benim kime ne. Not:"Melami"lik inanmışları sömüren bağnazlığa karşı vahdet-i vücut değerlendirmesini ve Tanrı ile kul arasına kimsenin giremeyeceğini benimsemiş mistik bir felsefe anlayışıdır. Bir özelliği de Müslümanlığını ilan eden bir görünüm içinde dolaşmayı günah sayması ve inancını belli etmeyecek biçimde giyinmesidir. Ah herkes kendine bir pay alabilse!!! Hani paylaşmayı çok severiz ya. Sevgi ve sağlıkla kalmanız dileğimle

Gülsüm Tiknaz 
 18.01.2011 18:17
Cevap :
Yazıma çok güzel bir zenginlik kattınız Gülsüm Hanım. İçeriğini, anlam yüklü paylaşımınızla pekiştirdiniz. Çok teşekkür ediyor, saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. Işığınız daim olsun.  19.01.2011 15:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 348
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1315
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster