Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
508
 

Alman Vakıfları aldatmacaları ve iftira..

Alman Vakıfları aldatmacaları ve iftira..
 

Sağ tarafındaki Konrad Adenauer Vakfı Türkiye temsilcisi Wulf Schönbohm...


Önce Mısır’a Libya’ya gitti, sonra ABD’ye, daha sonra Makedonya’ya, dönüşte artık çalışma ofisi olarak kullandığı havaalanından çiviyi koydu ve Güney Afrika'ya uçtu.

RTE’den bahsediyorum, Türkiye’nin sorunlarını özel temsilcilerine havale eden onlara her türlü protokol ve anlaşma yetkisi veren, işine geldimi bu tür teslimiyetçilikleri öven, işine gelmedimi yalanlayan, iftiradır diyen RTE’den.  

Son “bombası” Alman Vakıflarının CHP’li ve BDP’li Belediyeler aracılığı ile PKK’ya yardım ettikleri iddiası.

Bu Vakıfların en önemlilerinden birisi Konrad Adenauer Vakfı (KAV) , Kurucusu Konrad Adenauer adıyla anılan bu vakfın Türkiye’ye ilk bulaşması Menderes zamanında olmuştur ve Adenauer 17 Mart 1954’te Menderes, bakanları ve bürokratları tarafından havaalanında resmi törenle karşılanmıştır.

1986’dan beri devletin muhataplığında bu tür vakıflar ile bir çok kültürel ve kredi bazında çalışmalar yapılmıştır.

Mesela AKP dönemlerinde 31.03.2004, 02.04.2004, 16.02.2004 te Angela Merkel’inde katıldığı form ve Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanıyken 15 Mayıs 2003’te katıldığı ve bir konuşma yaptığı konferans gibi pek çok konferans ve formları Türkiye’de düzenleyen bu vakıflar, Necip Hablemitoğlu’nunda çalışmalarına konu olmuş ve “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” adlı kitabında bu vakıfların çalışmaları hakkında çok çarpıcı sonuçlara ulaşmıştır. Ayrıca “Köstebek” isimli, öldüğünde yarım kalan ve öylece yayınlanan kitabında Fetullah mensuplarının yabancı devletler adına casusluk yaptıklarını anlatmaktadır Hablemitoğlu.

AKP hükümeti döneminde suikaste kurban giden Hablemitoğlu cinayeti hala aydınlatılamamıştır.

Şimdi ülkemizle çok içli dışlı olan ve her faaliyeti Dışişleri ile Belediyelerden dolayı İçişleri Bakanlığı bilgisi ve denetimi altında olan bu vakıflar Türkiye’de CHP’li ve BDP’li belediyeler aracılığı ile PKK’ya yardım ediyormuş. RTE’nin iddiası bu. Gerçi sonradan kıvırdı “Medya  yanlış aksettirdi, cımbızlama var” dedi, peşinden yine belaltı vurma çabasına girerek,  Kılıçdaroğlu kendi belediyelerini bir araştırsın dedi.

Bu iddiasınının hangi tarafını düzeltelim.

Sen hükümetsin elinde istediğin belediyeyi basma, arama, başkanlarını görevden alma ve her türlü devlet olanaklarını kullanma imkanı var. Niye Kılıçdaroğlu araştırsın ki? Diyelim araştırdı ve bizim belediyelerimiz temizdir sonucuna vardı. Bir başbakanın ortaya attığı bu iddiaların  ciddiyetinden kuşkusu yoksa, bunların üzerine gitmesi gerekmez mi ?

Gitmesi gerekir değil mi? Ama ne oluyor;  elindeki yetkiyi işine geldimi en acımasız en hukusuz biçimde kullanıyor..

Adana Belediye Başkanı’nı görevden alıyor, İzmir Belediyelerine olmadık baskılar yapıyor, daha dün İstanbul Maltepe Belediyesini ve bu gün Kadıköy Belediyesini bastırıyor özel ordusuna?  Bu asılsız iddialarda da İçişleri Bakanlığının söz konusu belediyelerin üzerine gitmesi gerekmez mi?

İşin doğrusu olan, o yola baş vurulduğunda, Kayseri ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerinin bu vakıflarla olan ilişkilerinin de mercek altına alınması gerekir. Bu vakıfların, RTE’nin bu tür açıklamalarını yalanlamasını ve bu işe en çok kendilerinin şaşırdığı açıklamalarını geçiyorum, adamlar açık açık bizim muhatabımız TBB (Türkiye Belediyeciler Birliği) dir diyor. TBB’nin Genel Başkanı kim? Kadir Topbaş..

RTE bu asılsız iftira ve iddialarla başına iş açmıştır. 1000 den fazla belediye başkanı hakkında milyonlarca liralık  tazminat davaları açacaklardır eminim. Bunu görmüş olacak ki, işi CHP’li Büyükşehir Belediyelerinden birisi diye kıvırarak karşısındaki cepheyi küçültme yoluna gitmiştir.

Son 6 ayda Kıbrıs Rum Kesimi, İsrail, Suriye, İran, Füze Kalkanı ve ABD ilişkilerinde hayal kırıklığı yaratan ve dış politikasızlığımızdaki acizliği gözler önüne serilen RTE, hükümetinin bu tür başarısızlıklarını örtme ve gündemden düşürme için böylesine ucuz yalan ve iftira kampanyalarına girişmiştir. Bakın Kıbrıs Rum Kesimi'nde yayınlanan Simerini gazetesi; "Türk'ler havlar ama ısırmaz" başlığını atabilmektedir.

Özel temsilcisinin PKK ile görüşüp 5 maddelik protokol imzalayarak bu protokolü APO’nun emri ile Kandil’e onaylatmasının getirdiği tepkiyi kırmak, en önemlisi de bir türlü kurtulamadığı, kurtulamayacağı Deniz Feneri Girdabını kamufle etmek amaçlıdır bu tür iftiralar.

Bakın işte burada yazıyorum,  Alman Vakıflarının bu tür faaliyetleri varsa eğer, bu işin altından er geç AKP’li belediyeler çıkacaktır..

Saygılar..

04.10.2011  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MÜSLÜMAN dediğin YALAN SÖYLER Mİ ? MÜSLÜMAN dediğin Bir başkasına İFTİRA EDER Mİ ? Benim bildiğim, ALLAH İÇİN NAMAZ KILAN, ALLAH İÇİN ORUÇ TUTAN, ALLAH İÇİN ZEKAT VEREN, ALLAH İÇİN HAC'CA GİDEN, ALLAH İÇİN KELİME-İ ŞEHADET GETİREN bir bunları asla yapmaz. Niye mi ? ALLAHTAN KORKAR... Tüm bunları bilerek bunları yapmaya deam eden birine ne isim verilir ? ? ? ?

UĞUR BOZDOĞAN 
 05.10.2011 23:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 243
Toplam yorum
: 688
Toplam mesaj
: 103
Ort. okunma sayısı
: 733
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

1957 Kars doğumluyum. Emekliyim. Gazi Üniversitesi İİBF İşletme bölümü ön lisans mezunuyum. Yazı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster