Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
55
 

Andromedalılar Galaksi Avında

Yıl M.Ö 22 bin. Gezegen avcısı olan Nostromo uzay gemisinde sıradan bir işçiyim. Adım Balamir. Bir kaç saat önce yuvam olarak bildiğim Andromeda Gökadalar Galaksisi’nde yaşanan büyük bir felaketin haberini aldık. Acı haberi Kaptan Xdragon verdi. Gezegenimizi ayakta tutmak için, enerjisini karadelikten alan Quasar elementinde yaşanan aşırı yüklenme, galaksimizi yutmuştu. Quasar’ın bir yılda püskürttüğü kozmik enerji, Güneş’in 400 katına eşdeğer olması, kaçınılmaz sonu da beraberinde getirmişti. Felaket üzerine kaptan Xdragon, Anromeda Gökadalar Galaksisi’nden 2 milyon ışık yılı uzaklıktaki gemimiz Nostromo’daki en büyük oda olan IcedEarth de toplanmamız emrini verdi. Bu oda, uzay boşluğundaki küçük parıltıları bile içire toplayan devasa camlarla kaplıydı. Odanın zemini ve duvarı ise tüyden daha hafif çelikten ise 1 milyon kat daha sağlam Grafen metaliyle yapılmıştı. Ortamdaki mavi ışık tonları ise içerdeki buz soğukluğunu içimize daha da işliyordu. Endişeli adımlarla odaya adım atan gemi mürettebatının yüzündeki şaşkınlık ve endişe dolu ifade çok rahat okunabiliyordu. Tıpkı benim yüzümdeki ‘şimdi ne olacak’ endişesinin yarattığı ifade gibi. Gemideki bin 200 mürettebatın tamamı IcedEarth’a kısa sürede toplandı.

Kalifornium metalinden yapılmış, ortamdaki ısı, ışık ve kişinin stres düzeyine göre şekil ve kabuk değiştiren kıyafetiyle mürettebatın karşısına geçen kaptan Xdragon: -Size bu üzücü haberi vermek zorunda olmak benim için çok zordu. Yüz yıldır sürdürdüğümüz yeni yuva arayışımız neticesinde 3 ay önce Samanyolu Galaksisini keşfetmiştik. Galakside bulunan birçok gezegen solunabilir havaya ve uygun atmosferik koşullara sahipti. Biliyorsunuz bu yolculuğun amacı ilk yerleşimciler gelmeden önce onlar için uygun koşulları oluşturmaktı. Ne yazık ki, 100 yıl sonra beklediğimiz Quasar patlaması beklentimizden önce gerçekleşti. Bir kaç saat önce galaksimizin yok olduğunu öğrendik. Türümüzün son üyeleri bu gemide bulunan sizlerden başkaları değil. Sevdiklerinizi kaybettiğiniz için çok üzgünüm. Lütfen beni affedin.

Kısa bir sessizliğin sonunda,  -‘Sizi affediyoruz kaptan’ diye çıkıştım.

Herkes meraklı bakışlarla, sesin geldiği yöne doğru bakmaya başladı. Yani bana.

-‘Kendini tanıt asker’ dedi kaptan Xdragon.

-Ben Balamir efendim. Yıldız takipçisiyim. İşim yıldızların ve galaksilerin aralarındaki açı değişimine göre mekiğin uzaydaki yerini kesin bir şekilde tespit edip rota belirlemek.

-O zaman bize Samanyolu galaksisinde yeni bir yuva bul Balamir.

-Efendim daha önce keşfettiğimiz Satürn gezegeninin en büyük uydusu Titan, eldeki imkanlar doğrultusunda en uygun gezegen durumunda. 0.5 ışık yılı uzaklıktaki bu gezegen yörünge hızı ve  güneş etrafındaki yörüngesini tamamlama süresi açısından insan yaşamına da son derece elverişli.

Yeni bir umut ışığının yakıldığı bu anda kaptan Xdragon, gemi mürettebatına dönerek, -Sevgili Andromedalılar, yeni yuvamız Titan’da medeniyetimizi tekrar kuracağız. Umudu bir vakum gibi yutan uzayda, umudunu kaybetmeyen tek bir Andromedalı kalana kadar savaşımıza devam edeceğiz.

Yeni yuva arayışıyla uzayda yol alan Nostromo gemisi, 0.5 ışık yılı sonra Titan’a iniş yapar. Ve Andromedalılar galaksideki hayatlarına sıfırdan başlayarak, yeni ufuklara yolculuk edecekleri günlerin hayaliyle yaşamlarını sürdürürler.

‘Veeee hikaye burada biter, şimdi uyku vakti Kaancım’ diyerek hikaye kitabının kapağını kapatır babası. Oğlunun yanağına kondurduğu sevgi dolu öpücükten sonra baba-oğul birlikte yorganın altına girerler. Gökyüzündeki yıldızların ve galaksilerin süslediği yorganı üstüne iyice çeken Kaan, gelecekteki kendisine yazdığı mektubu ise başucundan hiç ayırmamaktadır. 10 yıl sonra okunması için kendine yazdığı mektubun içinde uyandırdığı hisle, galaksiler kadar güzel gözlerini yavaşça kapatır. Derin uykuya dalan Kaan’ın aksine babası yarı uyanıktır. Çünkü 15 gün sonra dünyaya çarpacak olan Apophis göktaşının oğlunun hayallerini çalmasından çok korkmaktadır. Eğer bu felaketten kurtulan birileri olursa, gelecekteki kendilerine yazdıkları mektubu mutlaka bulacaktır. Böylece mektubu okuyan kişi, neden çocuklarımıza gerçekleri anlatmadığımızı anlayacaktır. Umudun yitirilemeyecek kadar kıymetli bir şey olduğunu bilecektir. Tıpkı Andromedalılar gibi Dünyalılar da, kendi türlerine daha iyi bir gelecek bırakmak için bir mektup sayfasına dahi sığabilen umutlarını yarına taşıyacaklardır.

-Eee Ahmet abi, nasıl buldun film senaryomu.

-Mertçim açık söylemek gerekirse pek bir şeye benzememiş bence. Yani Andromedalılar, göktaşları, bunlar bilindik şeyler. Uzaylılar ve dünyalılar ilgili çok fazla senaryo var. Bence üstünden bir kez daha geç derim.

-Diyosunnnn...

Ahmet içinden, ‘Fikir harika, bu senaryo benim olmalı. Sadece benim’ diye geçirdi.

Sonra tekrar Mert’e dönerek, -Yani bu benim fikrim, istersen bir kaç kişiden daha görüş al. Yine de son karar senin. Bana sıradan geldi.

-Oğlum bu film senaryosu için hikaye içinde hikaye kurdum. Üstelik bir aydır çatı katındaki bu odadan hiç çıkmadım. Şimdi sil baştan tekrar yazmak, yeniden karakterleri oluşturmak ve senaryoyu yeniden kurmak epey zaman alır. Bu da bana, 4 ay sonra yapılacak olan galaksilerarası en iyi senaryo yarışmasını kaçırmaya mal olur.

-Ben, senin o yarışmayı kazanmanı çok istiyorum Mertçim. Bu yüzden daha iyi bir senaryo yazabilirsin diyorum. Sadece seni düşündüğümden böyle söylüyorum.

-Hayır sen beni düşünmüyorsun Ahmet abi. Bu senaryo için harcadığım emekleri görmezden geliyorsun. Sen beni kıskandığın için acımasızca eleştiriyorsun. Bu senaryo benim. Ve o yarışmayı kazanıp, Büyük Köpek Takımyıldızı’nda yer Sirius denilen yeni gezene gitmeye ben hak kazanacağım.

Bu sözler üzerine sinirlerine hakim olamayan Ahmet, senaryoya sahip olma, galaksilerarası senaryo yarışmasını kazanma hayaliyle Mert’in üstüne atlar. Gözünü kan bürüyen Ahmet, iki eliyle Mert’in boğazına sarılıp nefessiz kalıncaya kadar sıkar. Ahmet, en yakın arkadaşını yeni bir hayata ve geleceğe giden tek yön bilet için çatı katındaki odada öldürür.  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 246
Kayıt tarihi
: 04.05.10
 
 

'Dün kendime seni anlattım' adlı şiir kitabıyla 2008 yılında en iyi şiir kitabı dalında Türkiye 3..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster