Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '18

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
120
 

Anna Karenina ve Tolstoy

Anna Karenina ve Tolstoy
 

Anna Karenina


Anna Karenina, dünyanın en önemli 125  yazarı tarafından," zamanımıza kadar yazılmış en iyi roman" seçilmiş bir başyapıt. Daha önce 2 kez okumaya yeltenmiş, ilkinde kötü çeviri (bir süpermarketten, indirimli kitap sepetinden almıştım) diğerinde ise kısaltılmış (4 ciltlik romanı tek kitaba sığdırmaya çalışmışlardı) versiyon olması sebebi ile yarım bırakmıştım. Çeviri, yabancı dilde yazılmış bir kitabı okuyabilmenin anahtarı.Ben çözümü, iyi bildiğim yayınevlerinden şaşmamakta buldum. Anna Karenina'da tercihimi, İş Bankası Kültür Yayınları tarafından,1.062 sayfa ve tek kitap olarak basılmış olandan yana kullandım.

Anna Karenina, bu yıl 143 yaşına girdi.143 yıldır, edebiyat severlerin, yazarların ve yazmakla ilgilenen herkesin okuduğu, ilham aldığı, defalarca sinemaya uyarlanmış ve  tiyatrolarda sergilenmiş olan edebiyat dünyasının en meşhur romanı. Bu denli meşhur olmasının nedeni, Tolstoy'un 47 yaşındayken yazması ve yazım aşaması 3 yıl süren ustalık eseri olması mı? Henüz okumamışken bu şekilde düşünülebilir.Tolstoy'un ustalik eseri olduğu doğru ama Anna, şöhretini sonuna dek hak eden bir eser. Okuma yazman bilen herkesin, okuması gereken...

 

Roman, 2 ana karakter, Anna Karenina ve Konstantin Dimitreviç Levin etrafında geçiyor.Ancak kalabalık bir kadro var. Yaşadığınız mahalle, semt ya da apartmandakileri zamanla nasıl tanıyıp fikir sahibi oluyorsanız roman kahramanlarını da zamanla tanımaya başlıyoruz. Kalabalık olsalar da karıştırmıyor, unutmuyor, geriye dönüp kim olduklarına bakmaya çalışmıyoruz. Çünkü yavaş yavaş ve anlamlı bir portre içinde giriyorlar romana, hayatımıza. Romanın akışı da zaman içinde şahit olduğumuz etrafımızda olup bitenleri, başkalarının hayatını nasıl izlediğimizi hatırlatıyor. Bu yönleri ile Tolstoy'un insan psikolojisi, toplumsal olaylara bakış açısı vb...beşeri bilimlere hakim olduğunu hayranlıkla anlıyoruz

 

Kimdir bu Karenin'lerden Anna? 

Anna; ahlaksız, zevk düşkünü, bencil mi yoksa aşkın peşinden giden cesur ve güçlü bir kadın mı?Günümüzde ahlaki dejenerasyonun geldiği durumu düşünecek olursak, Anna evliyken bir başkasına aşık olmuş ve hayatını aşık olduğu adamla yaşamaya karar vermiş sıradan biri. İşte Tolstoy'un dehasını bu noktada bir kez daha farkediyoruz. Dönemin Rusya'sı mükemmel bir şekilde  tasvir edildiği için, yaşadığınız dünyadan ayrılıp 1800'lü yıllarda Rusya'da yaşamaya başlıyor, olayları yazıldığı döneme uygun bir şekilde değerlendiriyorsunuz. Tolstoy, romanda anlattığı ortamda yaşayan, Moskova ve Petesburg'un kültürünü iyi bilen bir yazar. Zaten eser, dönem Rusya'sını anlatan başarılı bir tarihsel kaynak olarak görünüyor.Zengin, soylu ama ne iş yaptığı pek belli olmayan bir sınıf, zevk u  sefa içinde yaşıyor. Balodan konsere, operadan baleye koşuyor, güzel kıyafetler giyip lüks yemekler yiyip, pahalı şaraplar içiyor. Boş konuşmalar, zengin tabakanın egosunu tatmin etmek için yemek masalarına meze yapılan memleket meseleleri... Bir yanda da bu zengin insanlardan faydanlanmaya çalışan dalkavuklar ve ayrıca dadılar, uşaklar, aşçılar, mürebbiyeler, seyisler ve daha neler neler....

 

Romain Rolland 'ın "Tolstoy'un Yaşamı" kitabında, Tolstoy'un kendi yaşadığı ikilemleri, mutluluğu arama çabasını Anna Karenina'da dile getirdiğini yazmaktadır. Nitekim, romanın bir diğer karakteri Levin, aslında Tolstoy'un kendisidir. Bu nedenle Levin romanın en gerçek, adeta her an kapıyı çalıp içeri girecek kadar canlı karakteridir. Kiti ile Levin arasındaki ilişki ve aşklarını sessizce  ilan ettikleri bölüm de gerçektir. Genç Sofya ve orta yaşlı Lev 'in  aşklarını tebeşirle sadece cümlelerin baş harflerini yazarak itiraf ettiklerini, Lev'in bu aşka biraz endişe ile yaklaştığını fakat Sofya ile çok mutlu bir evliliği olduğunu yine Rolland'ın kitabından öğreniyoruz.

 

Romanı ilginç kılan bir diğer özelliği, sadece kadınların bileceği bazı konuların erkek bir yazar tarafından detaylıca anlatılmış olması. Örneğin emziren kadının meme uçlarındaki acı, doğum sırasında yaşananlar, anne ve bebek arasındaki ilişki, elbiselerin detayları, dantel ve kumaş özellikleri, evini çekip çeviren Darya'nın yapmaya çalıştıkları vb... Rolland, Tolstoy'un eserlerini karısı Sofya'nın temize çektiğini ve Tolstoy'a fikir verip yön gösterdiğini iddia ediyor. Hatta Levin'in ağabeyinin ölümü ile Tolstoy kendi ağabeyinin ölümden çok etkilendiğini ve bu nedenle yazdığını belirtiyor.

 

Levin'in Tanrı ve inanç arasında gidip gelmeleri, halk ile kurduğu iletişim, bedensel olarak çalışan, üretken, av ile ilgilen portresi de yine Tolstoy'un kendisi. Yazar bir dönem, inançsız ve mutsuz hatta depresif bir haldeyken eşine yazdığı mektuplarda bu durumu anlatıyor.

 

Ben romanı okurken de Anna Karenina'dan çok Levin ile ilgilenmiştim. Bunun nedeni Anna'nın kurmaca, Levin'in ise gerçek olması olabilir. Okuduklarımı gözümde canlandırır kendimi o anı yaşarım. Roman içinde gizlenmiş hayatı hisseder ve yaşarım.Tolstoy'un zenginliği tüm bunları gerçekten olmuş gibi anlatıyor olması. 1.062 sayfaya rağmen, bittiğine üzüldüğüm, Anna'nın hazin sonundan kendime dersler çıkardığım, Levin'e hayran kaldığım bir roman okudum.

 

Saygı ile Lev Nikolayeviç Tolstoy...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 141
Kayıt tarihi
: 09.05.18
 
 

Dünyadaki milyonlarca çalışan anneden biriydim.İstanbul'un karmaşası içinde;  müşteriler, sunumla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster