Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

sufi-su /Emel Yeşilkayalı

http://blog.milliyet.com.tr/sufi-su

08 Mayıs '11

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
846
 

Artık İstanbul'u sevmiyorum

Artık İstanbul'u sevmiyorum
 

Netten alıntı


Yıllarca İstanbul’da yaşanmaz diyenlerin aksine, İstanbul’da çok güzel yaşanacağını düşündüm. İstanbul’un tarihi dokusunu, Boğaz’ını, kalabalığını, keşmekeşini, kozmopolitliğini, kültürün-sanatın merkezi oluşunu, … sevdim. Ben İstanbul’u, geçen haftaya kadar, orada yaşamasam da, çok sık gidemesem de, az zamanda çok şeyler paylaşmış insanların bağlılığı ve tutku ile sevdim. 

Belki çoğu insanın çoktan görmüş olduğu İstanbul’un diğer yüzünü ben yeni görebildim… Belki de gerçekten yeni değişti… Belki de bu yüzü görebilmek için, yanımda bana eşlik eden bir İstanbul’lu ya da rehber olmaması gerekiyordu. Bir yabancı olarak İstanbul’da yolumu bulmam, yabancı olduğumu anlayanlar tarafından dolandırılmam, hele de İzmir’li olduğumu anlayanlar tarafından hakarete uğramam gerekiyordu… Üstelik tüm bunlara birlikte olduğum gurupla topluca maruz kalmam gerekiyordu. 

İstanbul’da bizi sadece otelimize bırakmak ve otelden almakla görevli, İzmir ve İzmir’li hayranı servis şoförünün dediği gibi, geldiğimiz andan itibaren “Bunların üzerinden nasıl para kazanabiliriz?” diye bakıldığını anladık. İlk gün görevimiz bitip de Taksim’de dolaşmak istediğimizde bindiğimiz halk otobüsünün şoförünün, 18 öğrenci ve biz 2 yetişkinin hepsinden normal ücretin çok üzerinde ücret aldığını daha sonra öğrendik. 20 kişi için yalnızca 5 kez akbil denilen cihazı bastığını ise, o anda fark etmiştim. Otobüsteki yolcuların hiçbirisinin sesini çıkartmaması ise İzmir’li bizler için ayrıca şaşırtıcı oldu. İzmir’de böyle bir durumda kimseyi susturamazsınız ve yolcular galeyana gelir. Gerçi şehrin merkezi bir yerinde, trafiğin, insanların ortasında bas bas bağırarak yardım isteyen yaralı bir kişiye dönüp bakılmayan İstanbul’da bu duruma da şaşırmamak gerekiyor sanırım. 

Bir jean reklamında “Burası İstanbul” diyerek, İstanbul’da pek çok aykırı kişinin ya da giyim tarzının bir arada olduğunun ve herhangi bir aykırılığın anormal karşılanmaması gerektiğinin vurgulandığını hatırlayınca, acaba tüm olumsuzluklar bizi mi buldu diye de düşünmeden edemedim kızların maruz kaldığı tacizleri gördüğümde. Üstelik birlikte olduğumuz öğrenci gurubunun içinde başörtülü de vardı, mini etekli de… ancak aykırı giyim tarzı olan kesinlikle yoktu. 

Son gün, çok sevdiğim Mısır Çarşısı’nda uğradığımız sözlü linç girişimi, içimde son kalan bağlılık kırıntılarını da aldı götürdü. Birkaç guruba ayrılmış, dükkanlara bakarak yürüyorduk. Bir ara yükselen sesler ve hareketlilik nedeni ile arkamı döndüğümde, bizim kızların esnafın biriyle tartıştığını gördüm. Neler olduğunu anlamak için yanlarına gittiğimde, esnafın kızlara saldırmamak için kendisini zor tutarak “İzmir’i alacaz, İzmir bizim olacak. Size gösterecez!” benzeri konuşmalar yaptığını duydum. Kızlardan biri cesaretli görünmeye çalışarak “O biraz zor” dedi, duyulur duyulmaz çıkan sesiyle. Meğer esnaf yabancı olduklarını anladığı kızların nereli olduğunu öğrendiğinde, “Gavur İzmir”lilere haddini bildirmek istemiş. İzmir’i de AKP’li yapacaklarını söylüyormuş. “Ayıp, ayıp!! Biz burada hem misafir hem de müşteriyiz. Siz böyle mi davranırsınız misafirlerinize?” dedim ama adam bağırmaktan duymadı bile. Kızların da olayı büyütmesine fırsat vermeden yollarına devam etmelerini sağladım. Oysa o esnaf biliyor muydu ki, o kızların arasında AKP’li olanlar da vardı ve o anda AKP’li olmaktan utandılar. 

Artık İstanbul’u sevmiyorum. Bu, yakışıklı sevgilisinin ileride kendisini nasıl üzebileceğini anlatan kişilere inanmayıp, Onu her şeye rağmen sevmeye devam eden birisinin, sevgilisi tarafından affedilmez bir biçimde hayal kırıklığına uğratıldıktan sonra yaşadığı gönül kırıklığına benzer bir duruma benziyor. Tüm bunları anlatmama rağmen bu konuyu paylaşmak aynı zamanda bana acı veriyor. Yine de anlatmadıklarım da var… 

Biliyorum ki İstanbul’da yaşayanların tümü duyarsız, tahammülsüz, haksız kazanç peşinde olan kişiler değil ve okuyunca bu izlenimlere üzülenler olacaktır. Tüm yaşananların üst üste gelen olumsuz tesadüfler olduğunu düşünmek istememe rağmen, İstanbul’un bazılarını burada da paylaşmadığım ilk kez gördüğüm –benim için- yeni yüzü, beni çok üzdü. Neler oluyor bize? Birbirimizin farklılıklarına tahammülsüzlük, ihtiyaçlarına duyarsızlık, her şeye rağmen para kazanma hırsı niye? İnsanlığımıza ne oldu? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yaşadığınız sıkıntılara üzüldüm. Benim de annem İzmirli. Sık sık da geliyorum İzmir'e. 34 plakama korna çalan sevgi dolu İzmirlilere gülerek el sallıyorum:) İstanbul'da yaşadığınız olayların şehrinize münhasır olduğuna inanmak istemiyorum. Çünkü aynı şoför beni de kazıklamaktan çekinmeyecektir. Sizlere gâvur denmesine de bir anlam veremedim. Bence siyasi boyutuyla da düşünmeyin. Yüzlerce kent gördüm dünya üzerinde ve emin olun ki İstanbul kadar güzeli yok. Küsmeyin derim. Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 14.05.2011 8:07
Cevap :
Merhaba Ata Bey. Şoför için aynı şeyi düşünüyorum. Fırsat bulduğunda herkese aynı şeyi yapmaktan çekinmeyecektir. Belli bi siyasi görüşe de mal etmiyorum zaten. Bu nedenle yazımda, içimizde aynı siyasi görüşe mensup olanlarımızın duruma çok üzüldüğünü belirttim. Ne yazık ki tüm aksilikler üst üste geldi ve genel olarak İstanbul'un göçden kaynaklanan nedenlerle bu duruma geldiğini düşünmekle birlikte; diğer cevaplarımda da belirttiğim gibi işin gidişatı da endişe verici bence. Umarım insanların farklı görüşlere tahammülsüzlüğü, haksız da olsa para kazanma hırsı yaygınlık kazanmaz. Değerli katkınız için çok teşekkür ediyorum. Sevgi ve selamlar...:)  16.05.2011 23:13
 

İstanbul'daki hakim siyasi düşünceyi okuduklarımdan bildiğim kadarıyla yaşadıklarınıza fazla şaşırmadım. Ama yine de üzücü... :(( Onun dışında yabancıya uygulanan dolandırıcılık hiç de hoş değil. Ne kadar yazık, ne kadar iç acıtan bir durum... haksız yere yabancı insanları kandırarak fazla para kazanmak... Sanki o fazla kazanılan para onlara yarayacak, kimbilir kaç yerlerinden çıkar... Adil ve adeletli olmak bir erdem ne yazık ki... :((( Ben yine de yaşamak için değil ama gezmek için İstanbul u seviyorum, canım... İlerde anımız olması adına bir İstanbul yapalım seninle, ne dersin? Sevgiler çok...

Mavi tuna: 
 11.05.2011 12:34
Cevap :
Can dostum, nedenini bildiğin gecikmem için özür diliyorum. Yaşananlar üzücüydü ancak belli bir siyasi görüşe mensup olanların ya da İstanbulluların hepsinin aynı tavırı göstereceğini beklemek ve düşünmek yanlış olur inancındayım. Her siyasi görüşteki insanlar arasından çıkabilir bu tavırlar. Ancak sorun şu ki, hepsi üst üste ne yazık ki orada başımıza geldi. Ve "Nereye gidiyoruz? Bu kutulaşma ya yaygınlaşırsa halimiz ne olur?" endişesine kapılamama neden oldu aynı zamanda. Güzel anılarımıza yenilerini eklemek ve seninle İstanbul'a gitmek çok güzel olur. Umarım bunu gerçekleştirebiliriz. Çok teşekkür ediyorum. Sevgilerimle...:)  16.05.2011 20:37
 

Hayretler içinde okudum.Çok şaşırdım.Nasıl kutuplara ayrılmışız değil mi? Yazık bu ülkeye.Gittikçe daha geriye gidiyoruz.Kızım da İstanbul'da öğrenci.Her geldiğinde İzmir farkını anlatıyor bize.Sevgilerimle...

yurttabirgül 
 10.05.2011 12:55
Cevap :
Ne yazık ki kutuplara ayrılmaktan mutluluk duyuyor bazıları. Bunu bir amacı olmak ya da değerli bir şey için mücadele etmek gibi algılıyor olabilirler. Ancak karşısındakinin düşüncesine, görüşüne, duygularına ve duyarlılıklarına, kimliğine, farklılıklarına saygı göstererek de düşüncenin savunulabileceğini ve dayatmanın olumsuz sonuçlar doğuracağını fark edemiyorlar. Üzücü ve endişe verici bir durum. Katılımınız beni çok mutlu etti, teşekkür ediyorum. Sevgilerimle...:)  10.05.2011 21:31
 

Bir İstanbul'lu olarak bunu söylemek çok üzücü ama ben de sevmiyorum. Yazdıklarınız beni yaraladı. Ancak artık kimliksizleşen bir şehrin durumu değil, sizin gibi aydınlık bir insanın ve pırıl pırıl genç kızların başına gelen bu iğrençliklerdi beni üzen. Anlatamadıklarınız olduğunu okudum. Eğer çok rencide olmayacaksanız devam yazısı niteliğinde ayrı bir blogda uzun uzun anlatın. Halide Edip'in "Vurun Kahpeye" adlı eseri sanki bugünler için yazılmış, değil mi? Bu ilkellik siyasiler tarafından oy uğruna hep besleniyor. Çok üzüldüğümü bildirmek isterim, geçmiş olsun. Sevgi ve saygılarımla.

Güz Özlemi 
 09.05.2011 12:51
Cevap :
İlginiz, inceliğiniz ve desteğiniz için çok teşekkür ediyorum. Yaşananların tüm İstanbul'da yaşayanlara ve İstanbullulara mal edilemeyeceğinin farkındayım. Yazmadığım ve yazmak da istemediğim bir tek olay var. Bazı şeyleri dillendirmek olumsuzlukların daha da çabuk büyümesine ve yayılmasına sebep oluyor gibi geliyor. Endişemin yersiz olmasını diliyorum. Sevgi ve saygılar...  09.05.2011 21:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 299
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 1531
Kayıt tarihi
: 28.03.09
 
 

Merhaba, ben sufi-su. Sosyal hizmet uzmanıyım. Yıllarca korunmaya muhtaç çocuk çocuklar, koruyucu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster