Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
5912
 

Atatürk'ün kişiliği ve düşünce yapısı-2

Atatürk'ün kişiliği ve düşünce yapısı-2
 

1898 Yılına ait bir okul fotoğrafı


İsyancı, inatçı ve gururlu


Mustafa Kemal'in öğrenim hayatı, eski yöntemlerle eğitim yapan mahalle mektebine yazılmasıyla başlar. Bu mektebe başlaması annesinin gönlünü hoş etmek içindir.

Kardeşi Makbule'nin bu okulla ilgili olarak anlattığı bir olay, Mustafa Kemal'de doğuştan var olan isyancı, inatçı ve gururlu kişiliğini ortaya çıkarması bakımından ilginçtir.

"Yine bir gün hocası, Mustafa'dan -nasara yansuru La Yensurine- sözlerini beş on kez söylemesini ister. Mustafa bunu söylemeyince hoca ısrar eder ve kulağını çeker. O kadar çeker ki, kulağı kanar. Bu arada Mustafa, 'kulağımı koparsan da okumayacağım' diyerek hocasına karşı gelir. Sonra eve gelir, odasına çekilir ve dört gün dışarı çıkmaz".

Mustafa Kemal'in bu davranışı, bir öğrenci için hiç de hoş olmayan sonuçlar doğurabilir. Tekrar okula döndüğünde hocasının ona karşı tavrının ne olacağını merak ederek endişelenebilir; hatta korkabilir. Ama sanırım ki, Mustafa Kemal'in yukarıda belirttiğim gibi, isyancı, inatçı ve gururlu kişiliği, bu endişe ve korkuyu bastıracak gibidir. Mustafa Kemal'in sonraki yaşamında bu tür sivri örnekler epeyce fazladır.

Bu okulda fazla kalmayan Mustafa Kemal, babası tarafından, o günün koşullarına göre yenilikçi bir okul olan Şemsi Efendi Okulu'na verilir. Bu okul, Mustafa Kemal'in tutuculuğa karşı küçük yaşta bilinçlenmesine neden olur.

Yenilikçi

Babasının yeniliğe açık fikirleri Mustafa Kemal'i çok etkilemiştir. Bu etkilenme, O'nun, daha küçük yaşta, eskiye karşı bir tepki içine girmesine neden olmuştur. "Çocukluğumda iyi giyinmeyi çok severdim. Şemsi Efendi Okulu'na giderken banan giydirdikleri şalvarın üzerine sardıkları kuşak beni ne kadar sinirlendirirdi bilemezsiniz..." şeklindeki sözlerinde eski düzene tepkisinin ifadesi, yeniliğe açık bir görüşün belirtisi vardır.

Kıyafet konusundaki bu tepkisi, Mustafa kemal'in sonraki yıllarında da sürmüştür. Yurtdışına yaptığı yolculuklarda, daha trende iken fesini çıkarır ya başı açık olur ya da başına Avrupa yapısı bir kasket şapka giyerdi. Mustafa Kemal'in bu tutumu, daha sonraki yıllarda O'nun, tüm ülke insanını "kıyafet değişikliği"ne götürmüştür.

Çiftlik hayatı

Mustafa Kemal'in babası ölünce, küçük yaşta yetim kalır. Aile geçim sıkıntısına düşer. Annesi, Mustafa Kemali okuldan alarak ağabeyinin çiftliğine götürür. Mustafa Kemal, dayısının çiftliğinde, ablası Makbule ile beraber karga kovmak için bakla tarlasında bekçilik yaptığını hiç unutmaz.

Mustafa Kemal'in çiftlik hayatı fazla uzun sürmedi. Selanik'teki teyzesi, Onu yeniden okula başlatmak için yanına çağırdı.(Falih Rıfkı Atay'ın belirtmesine göre, Mustafa Kemal, Çiftlikte kalmanın daha iyi olacağını düşünmüş.)

Mustafa Kemal'in bu tercihinden, O'nun çiftlik yaşamından sıkılmadığı aksine eğlenceli bulduğu anlamını çıkarabiliriz.

Teyzesinin yanına gelen Musta Kemal, Mülkiye Rüştüyesi'ne(ortaokul) girer. Ancak bu okulda fazla duramaz. Öğretmeni ders anlatırken sınıftaki bir çocukla kavga etmesi yüzünden kendisine Kaymak Hafız denen öğretmeni Hüseyin efendiden insafsızca bir dayak yer.

Bu olay, Mustafa Kemal'in bu okuldan da ayrılmasına neden olur. Bu olay, O'nun batıya dönük eğitim ve öğretim fikrine yöneltmiştir. Daha sonraki yıllarda eğitim ve öğretimde yaptığı reformlarda, bu olayın da etkili olduğunu söylemek mümkündür.


Askerliğe özenti

Komşuları Kadri Bey'in bir subay olması ve onun oğlu Ahmet Bey'in Askeri okula gitmesi, askeri okul elbisesi
giymesi, Mustafa Kemal'i çok etkilemiştir. Atattürk bu konuda, "Ben de böyle elbiseler giymeye hevesleniyordum. Sokaklarda subaylar görüyor, bu derece yükselmek için izlenmesi gereken yolun Askeri Rüştüye'ye girmek olduğunu anlıyordum" diyerek, askerlik özlemini dile getiriryor ve askerliği kendisi için ulaşılması gereken bir hedef olarak görüyordu.

Bu düşüncesinde, belki de doğduğu gün baş ucunda asılı duran babasının kılıcının ve annesinin söylediği kahramanlık türkülerinden oluşan ninnilerin de etkisi vardır, kim bilir?

Kararlılık

Annesinin arzusu dışında askerliği seçmesi ve ondan habersiz bu okulun sınavlarına katılması, Mustafa Kemal'in, arzusunu gerçekleştirmek için engel tanımadığını ve onda frenlenmesi güç bir kararlılığın mevcudiyetini gösterir. Ayrıca çocuk yaşta çektiği sıkıntılar, O'nun bir an önce meslek sahibi olmasını da gerektirdiği bir gerçekti.

Disiplinli ve kuvvetli öğretim ve eğitimi ile ün salan Selanik Askeri Rüştüyesi, Mustafa Kemal'in yetişmesinde önemli rol oynamıştır. Zekası ve yetenekleriyle arkadaşları arasında birden bire sivrilen Mustafa Kemal, kısa zamanda tüm hocalarının dikkatini çekmiştir.


Kendine güveniyor

Bir gün bir olay, Mustafa Kemal'in doğuştan var olan başka bir yönünü göstermiştir. Bu olayı, Mustafa Kemal'in kendisi anlatmaktadır.

"Bir gün hoca, aranızda kendine güvenenler ortaya çıksın, onları müzakereci yapacağım, dedi. Öyleleri ayağa kalktı ki, (bu işi beceremeyeceklerin kalktığını demek istiyor cd) ben kalkmamayı doğru buldum. Ben de, bunlardan birinin müzakeresi altına verildim. Fakat müzakerenin ortasında tahammülüm son dereceye geldi.

Ayağa kalkarak hocaya;

_ Ben bundan daha iyi yaparım, dedim. Bunun üzerine hoca beni müzakereci yaptı, onu da benim müzakerem altına verdi."

Mustafa Kemal'in bu davranışı, psikolojik bir değerlendirmeye tabi tutulduğunda değişik şekillerde yorumlanabilir. Özellikle öğrenciler arasında bu tür davranışlar iç de hoş karşılanmaz; hatta müzakereci arkadaşının gururu ile oynadığı söylenebilir.(Okul yaşamı sürecinde, öğretmen tarafından beğenilmek için, bu gibi davranışta bulunan arkadaşlarımızı görmüşüzdür)

Fakat Mustafa kemal'in bu davranışı, başka bir açıdan da değerlendirilebilir. O'nun bu tavrı, bütün hayatı boyunca izlediği devrimci yanının belirgin bir ifadesi olarak da yorumlanabilir.

O gün, başarısız bir arkadaşını müzakerenin başından alan Mustafa Kemal, belki de, zamanı gelince başarısız padişahı ülkenin başından alacağının işaretini vermiştir.

Bu olayda, Mustafa Kemal'in başka bir yanının da belirginleştiğini görüyoruz.

Herhangi bir olayda hemen ortaya çıkmıyor, önce ortamı yokluyor, ortaya atılan fikirleri dinliyor, kişileri tartyor, olayları gözlüyor ve üstesinden geleceğine inandığı anda düşüncesini söylüyor ve gereken eylemi yapıyor.Yani zamanı ve zemini iyi değerlendiriyor.

Başa geçmek istediğini kimseden saklamıyor, kendinin haklı olduğuna anda fikirlerini çevresindekilere zorla kabul ettirmeye çalışıyor. Böyle olunca da, yanındakilerini gücendirip kuşkulandırıyor.

Güç ve çok işlemli bir matematik problemlemini çok kısa yoldan çözüp kesin sonuca ulaştırdığı için Mustafa Kemal'e "Kemal" adını veren de, adı Yüzbaşı Mustafa olan bu hocadır.

Böylece, Mustafa Kemal'in olgun, zeki ve kusursuz olduğu erkenden belgelenmiş olur.

O'na, daha küçük yaşta "Bakın ne olacağım, görün" dedirten de bu kararlı ve kesin tutumu değil midir?

Aşık da oluyor

Çocukluk arkadaşlarından birinin anlattığına göre, Rüştüyede iken bir kızla aşk hikayesi olmuş. Akşamları okuldan çıkar çıkmaz eve koşar, elbiselerini ütületir, zıppzıp oynayan çocukları seyretmek bahanesi ile kızı pencerden görmeye gidrmiş. Ölüm yatağına kadar süren iyi giyinmek titizliğinin bu aşk günlerinden kaldığını söyleyenler vardır.

Devamı yarın...



cdenizkent


___________________ :

Yararlandığım kaynakları, blog dizim tamamlandıktan sonra listeleyeceğim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaynak tazelemeden yazdım, açıklamanız bana sinyal oldu diyeceğim ama olay eksik anlatılmış demek... Kolay unutmam çünkü, olayı daha detaylı yazmanızı rica eder, esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 05.11.2008 12:22
Cevap :
Merhaba...Olayın özeti bu kadar. Belki şu ilave edilebilir: Manevranın birinci günü, Mustafa Kemal biraz heyecanlanmış ve kendini gösterememiştir. Bu arada, parlak üniformalı, iddialı ve gururlu yabancıların çoğunun askerlik konusunda basit olduklarını da anlamıştır. Harita üzerinde çalışma yaparak, manevranın bir sonraki safhasının ne olacağını söyledi. Kendisine yukarıdan şöyle bir baktılar ve dağıldılar. Ertesi gün Mustafa Kemal'in söyledikleri çıktı. O gün akşam yemeğinde, yanına bir miralay düştü. Bir aralık Miralay şöyle dedi: "-Dün sizin söyledikleriniz herkesinkinden doğru idi, fakat...(Mustafa Kemal'in başındaki fesi göstererek)...Ne diye bu tuhaf başlığı giyersiniz, başınızda bu oldukça kafanıza kimse itibar etmez"... Biraz daha detay var ama, izin verirseniz onu da filmi seyrettikten sonra aktarmak isterim. Selamlar.  05.11.2008 13:15
 

Liderlerin çoğunun yaşam öyküsü incelendiğinde, kişiliklerinin ta çocukluktan itibaren önemli olaylarla şekillendiğini gösterir. İlerde anlatacağınızı bildiğim için değinmek istemiyorum. Fransa'daki manevralarda fesine işaret edilerek, yerinde ve doğru düşüncelerinin kabul edilmediğini, bu olayın kişiliğinde önemli bir çentik olduğunu unutmayalım. esen kalınız.

Ayten Dirier 
 04.11.2008 21:26
Cevap :
Merhaba...İzin verirseniz biraz düzeltme yapmak istiyorum. Fransa'daki manevralarda, Mustafa Kemal'in başındaki fese bakılarak dinlenmedi diye bir şey yok. Bir Fransız subayı,Mustafa Kemal'in başındaki fesi işaret ederek, "başınızdaki bu fes varken sizi dinlemezler" şeklinde söz ettiği doğrudur ama o fes yüzünden dinlenmedi diye bir şey yok diye biliyorum. Aksine, Mustafa Kemal'in manevra hakkında ortaya attığı görüşler,yaptığı değerlendirmeler ve yorumlar manevrayı düzenleyen Mareşalin dikkatini çekmiş ve rütbesi henüz Yüzbaşı olmasına rağmen, akşam yemeğine albaylar statüsünde onu da davet etmiştir. Bu konu, bloglarım çok uzyacağı için değinmiyecektim ama sanırım değineceğim. Selamlar.  04.11.2008 23:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 916
Toplam yorum
: 2414
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1337
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster