Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '08

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
2982
 

Başkent Ankara'nın adı ve Ata'nın ayak izleri

Başkent Ankara'nın adı ve Ata'nın ayak izleri
 

Fotoğraf:www.mehmetakifio.net


Bugün Ankara'nın güzel ülkemizin başkenti oluşunun 85. yıldönümü!

Kuruluş tarihi kesin olarak bilinememekle birlikte ilk yerleşimlerin insanlık tarihi kadar eski olduğu tahmin edilen, bilinen 3200 yıllık tarihi, Hitit devrine kadar uzanan bir kenttir başkentimiz Ankara. Sonraları sırasıyla Frigya, Kimmer, Pers, Lidya, Makedonya, Galat, Roma ve Selçuklu hâkimiyetlerinde kalan, 1354 yilinda Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılan Ankara, bin yıllar boyunca -hep benzer bir fonetik çerçeve içinde- değişik isimlerle anılmıştır. Ankuwa, Ankira, Ankagra, Angori, Engüri ve Angora olarak!

Sonunda, Frigya Kralı Gordios 'un oğlu ünlü Kral Midas 'ın, denizden 960 metre yükseklikteki Ankara platosunda -nasıl oluyorsa?- kocaman bir gemi çapası (Ankor) bulup çevreye bu ismi verdiği efsanesi ile isim konusu genel geçer bir sonuca bağlanmıştır!

Ankara adı gerçekten bir gemi çapasından mı gelmiştir? Oysa büyük önder M.Kemal Atatürk hiç de böyle düşünmüyordu...

Bu konuda anlamlı ve bilgilendirici bir anektod için, Yunanistan Başbakanı Venizelos 'un Atatürk'ü resmen 'Nobel Barış Ödülü' ne aday gösterdiği yıllara dönersek... Türkiye'yi ziyaret etmekte olan Yunanistan Başbakanı General J. Metaksas ve beraberindeki heyet, 17 Ekim 1937 Salı günü Atatürk tarafından Çankaya'da kabul edilirler. Görevlilerin tuttuğu görüşme notları dönemin Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Aras tarafından bizzat imzalanmıştır. Yunanistan Başbakanı'nın 'Yunan milleti Atatürk'e derin bir bağlılık içindedir...' biçimindeki sözlerini Atatürk:

"- ... Ben Makedonyalıyım! Selanik'teki çocukluk yaşlarımdan itibaren milletinize muhabbetim vardır..." diye karşıladıktan sonra:

"- Ekselans, 'Ankara' adının nereden geldiğini bilir misiniz..' diye sorar. Büyük önder aldığı olumsuz yanıt üzerine getirilen 'Dünya Atlası' nın bir sayfasını açıp Doğu Sibirya'da, Baykal Gölü yakınındaki 'Angarsk' kentini gösterir ve " İşte buradan geliyor, Ekselans!.." der ve ekler:

"-... Orta Asya'daki Seyhun ve Ceyhun nehirlerinin isimleri nasıl Adana çevresindeki nehirlere Seyhan ve Ceyhan olarak verilmişse, Ankara adı da çok eski tarihlerde (Türklerce) Orta Asya'dan getirilmiş olamaz mı?" (1)

Baykal gölü, 1620 metre ile dünyanın en derin tatlı su rezervini oluşturan (23.000 km kare) göldür. Gölün bir tek boşaltma kolu vardır. O da Angara'dır! (2) Güvenilir kaynaklara göre "...Türkçe sayılan Baykal sözcüğü 'zengin göl ' anlamına gelmektedir...Gölün kıyıları çok eskiden beri Türkler tarafından iskân edilmiştir... Gölün en büyük adası olan 'Orhon Adası'nda Türkçe yazıtlar, göl kıyısındaki sahalarda ise Türklere ait birçok kalıntı bulunmuştur..." (3)

Büyük önderin, o derin ve işlek zekâsının illiyet bağlarını ilmik gibi dokuyan bu düşündürücü yaklaşımının ardısıra ben de eklemek isterim ki, Ankara'yı çevreleyen civar köyleri ; Çubuk ilçesi'ne bağlı Kınık, Kargın, Çavundur, Elmadağ eteğinde Bayındır, Ayaş'ta Kayı, Hüseyin Gazi dağı eteğinde Peçenek, Yazır, Dodurga, Bâlâ'da Avşar, Eymir Gölü, Bökdüz köyleri Oğuz (toplam sayısı 24 olan) boylarından 11'inin adlarını taşımaktadır.

Bilindiği gibi; Lozan Barış Antlaşması'nın 24 Ağustos 1923 tarihinde TBMM tarafından onaylanmasından sonra, İstanbul 23 Eylül 1923'ten itibaren tahliye edilmeye başlanmış ve 6 Ekim 1923'de tamamen boşaltılmıştır. Yabancı işgal kuvvetlerinin İstanbul'dan ayrılması, gündeme hükümet merkezi sorununu getirmiştir. Bu çerçevede, zaten 23 Nisan 1920'de kurulan TBMM Hükümeti'nin idare merkezi olan Ankara, 13 Ekim 1923'de -Cumhuriyetin ilânından sadece 16 gün önce- İsmet Paşa ve 14 arkadaşınin verdikleri yasa önerisinin kabul edilmesiyle, 85 yıl önce bugün ülkemizin başkenti olarak ilân edilmiştir.

Bugün ben de tüm hemşehrilerim gibi, Ankara'nın Türkiye'nin başkenti oluşunun o heyecanlı ve gökyüzünü pespembe bulutlarla bezeyen atmosferini yakalıyorum zihnimde...ve o gökyüzü altında seğmenlerimizin o kendinden emin, asil ve mağrur figürlerini alkışlıyorum...

Başkent olduktan sonra sosyal, ekonomik, siyasal, askeri ve kültürel alanlarda hızlı bir gelişime sahne olan Ankara’dan yakın zamana kadar tüm yurda yayılan o mucizevî umut yayılıyor zihnimin bir yanına...(4) Diğer yandan, egemen bir seçkin zümre tarafından devlet ile resmiyeti temsil eden -adeta onu tarihsizleştiren- 'gri bir şehir' tanımlaması düşüyor zihnimin diğer yanına... ılımlı bir isyan duygusu kaplıyor yüreğimi bu tür tanımlamalar karşısında ve çocukluk yıllarımın o ünlü marşı yetişiyor yardımıma;

" Ankara güzel Ankara! - Seni görmek ister her bahtı kara - Senden yardım umar her düşen dara - Yetersin onlara güzel Ankara! - Burcuna göz diken dik başlar insin - Türk gücü orada her zoru yensin - Yoktan var edilmiş ilk şehir sensin - Varolsun toprağın taşın Ankara! "

Tüylerim diken, diken oluyor ve yeniden umutlanıyorum birden...

Asker, devrimci, diplomat, devlet kurucu, barışçı Atatürk!.. Bütün çağların gelmiş geçmiş en büyük liderlerinden biri olan sevgili Mustafa Kemal! 85 yıl önce, bugün, yine o büyük öngörülerinden birisine daha uygun olarak başkent kabul edilen ve ebedi istirahatgâhın olan Ankara, önünde yeniden saygıyla eğiliyor...Bilesin!

İ.Ersin Kaboğlu

13 - Ekim -2008, Ankara

Kaynakça:

(1) Atatürk'ün Milli Dış Politikası, Kültür Bakanlığı Atatürk Dizisi, Cilt: 2, Sayfa: 371-373.

(2) Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Cilt:3, Sayfa1417. Milliyet.

(3) Meydan Larousse, Cilt: 2, Sayfa: 220.

(4) İ.Ersin Kaboğlu, " Akara'da Yürüyorum İnsan Yüzlerine Bakarak! ", Milliyet Blog, 9 / Nisan / 2008

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=103129
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yaşadığı yeri ve çevresini ve tarihini bilmek kadar önemli bir şey var mı? Ankara hakkında bilemdiğim çok şey öğretti yazınız bana. Emeğinize sağlık. İçi boşaltılan Cumhuriyetimizin seksenbeşinci yılı tüm ulusumuza kutlu olsun. Size de...

Ayrıntıda gezinmek 
 31.10.2008 3:23
Cevap :
Ben de tam da yorumunda dile getirdiğin duygu ve ruh hali içerisinde yazmıştım bu yazımı. Bu yorumun senin gibi, aynı yaklaşımı yaşadığı kent ve çevresi için, günceli de can alıcı noktalarından kavrayarak yazan ve yorumlayan bir yazarımızdan gelmesi benim açımdan daha da anlamlı. Cumhuriyetimiz bin yıl ve ötesi yaşasın! Büyük bir gayret ve aldanışla içi boşaltılmaya çalışılsa da, onu yeniden dolduracak kuşaklar, azim ve irade mevcuttur. Biline! Bu duruma bir 10 Kasım yazısıyla da değineceğim. İçten teşekkür ve sevgilerimle...  31.10.2008 12:36
 

Ne kadar anlamlı ve güzel bir paylaşımgözünüze gönlünüze sağlık

Şennur Köseli 
 15.10.2008 16:38
Cevap :
Teşekkürler...yüklediğiniz anlam ve beğeniniz için...  16.10.2008 17:03
 

En sevdiğim şehirlerimizden biridir. Ankara adının gelişi çok önemli bir bilgi. Teşekkürler katkılarınız için. Saygı, sevgi ve selamlarımla...

Özlem Akaydın 
 15.10.2008 9:17
Cevap :
Benim de çok sevdiğim, son 30 yıldır ayrılamadığım bir kent Ankara. Aslında 'gri bir şehir' değil, anlayana, sevene, gönül verene gök kuşağı renklerinin tümünü birden barındıran güzel bir kenttir başkent. Ona sahip çıkmak, korumak ve yüceltmek gerektiğini düşünüyor ve o nedenle bu konuda da yazmaya çalışıyorum. Bu değerli ve anlamlı katkınız için içten teşekkür, sevgi ve selamlarımla.  15.10.2008 12:50
 

Ne güzel anlatmışsınız... Her satırı dolu dolu... yüreğime dalga dalga yayıldı kutlama coşkuları... Sağlıcakla kalın...

papatya altı yüz elli 
 14.10.2008 9:58
Cevap :
Beğeninize sevindim. Siz de aynı konuyu son yazınızda dantel oyası gibi işlemişsiniz. Sabiha Rana hanım da bu konuda yazmış, seğmen fotoğraflarıyla süslemiş. Başkent oluşunun yıldönümünde Ankara, Milliyet Blog'da da sahipsiz değil! Teşekkürlerimle.  14.10.2008 11:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 351
Toplam yorum
: 3309
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2368
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster