Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '07

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
1373
 

Bir Mülkiyeli 'den gümüş yıla ağıt!

Bir Mülkiyeli 'den gümüş yıla ağıt!
 


Önce halk, önce vatan, önce millet diyerek

Doluştuk 78'de Mülkiye'ye, ulusal bir bilinçle

Bilerek, isteyerek ve seçerek

" Tüllâp "dık artık bizler de, Arapkirli

Her ne kadar "kayıp kuşak" dense de bize

O yarısı ideolojik, yarı siyah, yarı beyaz yıllarda

Asgari dört yılda bilenip daha da bilinçlenerek,

yüreğimizde hep ülkeye hizmet ideali

yarı cesur, yarı ürkek,

Attık kulaçlarımızı 82'de, 83'de,

kariyer denizlerine,

yarısı Dolar, diğer yarısı iman yeşili bir Anayasa'nın

 Ve banker faciasının gölgesinde.

Bizler beyazın, kırmızının ay yıldızlı,

diri ve bilinçli çocuklarıyken

Griye ve onun muhtelif post-modern tonlarına

dönüşmekteydi son süratle artık,

üçüncü kez küreselleşen şu garip dünya.

Plan çoktan pilava dönmüştü, sos aranmakta,

bir yanda özelleştirme, onca sahte güzelleme ile,

ısıtılmakta ve taraftar aramakta,

Liberalizm pruvasında "Neo" takısıyla,

pupa yelken yeniden yol almakta.

Bizler yabancısı olduğumuz bu derin sularda,

başka bir mücadele için yüklü donanımla,

yarı şaşkın, yarı ayık geçtik 80'leri

Berlin duvarı yıkılmış, Sovyetler darmadağın,

ve erken sabahlarda buğulu gözlerle baktık ki,

sokaklarda tüm Doğu Avrupa,

Dönem artık 90'ların başları

Çocukluğumuzun ilkokullarında süt tozu dağıtan Sam amcası

"Küreselleşme" diye iyice tutturmuş

taraftarları çoğaltmakta,

yarım kalan birinci Körfez savaşı

ikincisine göz kırpmakta.

İnterneti ve cep telefonları ile doludizgin gelmekteler

üstümüze üstümüze

heybelerinde artık web siteleri

yeni mahşerin dijital savaşcıları.

Öyleki istesen de tam kaçamıyorsun,

Çiğnenirken eski değerler, kırışılırken milyon, milyon,

enseleniyorsun çoğu kez dijital kuşatmalarla,

eski moda mekanik bir gerilla gibi

eski kutsallarının idealler savaşında.


90'ları da böyle geçtik, yarı ulusal, yarı küresel,

Biz marşımızdaki gibi yetiştik yetişmesine de,

maalesef dinmemişti göz yaşları vatanın

muhtaç kalmıştı halk artık himmetine,

paket paket erzaklar dağıtanların.

Oysa tuzu kuruydu her zamanki gibi

ideal mideal dinleyip servetine servet katanların.

2001'i karşıladık bir Şubat sabahı

IMF, IMF deyip de kilitli kapılarında

ilk çırpıda batan ulusal bankaların.

Çok kayıplar verdik camiamızca da

bu finansal meydan savaşında.

Dervişler artık değişmiş medresede ders değil,

Üst kurullar adına fetvalar vermekteydi.

Dünya bankası, IMF patenti ile,

ekonomiyi yeniden inşa etmekteydi.


Bürokrasinin üst katlarında artık,

batıdan gelen yoğun dijital,

finansal ve yasal sağanak,

hüzünle boşalan gözlerin akıttığı yaşlarla olsa gerek

nemliydi hep alt katlar ve oldukça alçak.

Ve 87'den beri hiç dinmeyen AB hayali,

zihinlerde modern, sosyal adaletçi ve fon da sanki

"Dört mevsim" Vivaldi,

Oysa geç de olsa anladık Brüksel koridorlarında

çalan; Wagner'miş nerede Vivaldi.


Unutmuşken yavaş yavaş ulusal duruşu,

gururlandık 2003'de

1 Mart gecesinde,

tezkerenin reddi ile.

Ama manşetlerdeydi artık

Müttefiklerin Körfezi ikinci kez vuruşu.

Yine unutmuşken 80'lerin başlarında "iktisadi" planı,

anımsadık yeniden dayatınca bazıları

fakat bu kez bambaşka ve "siyasal"olanı

Neyse ki 2004'de

Minicik Rum kayalıklarına çarptı da kurtulduk

Serv'in daha küçük, makyajlı ve sempatik olanından

"Annan planı"ndan!..

Kıssadan hisse desek

İstediklerimizi istediğimiz gibi

yapamadığımızı bildirsek

eşiğinde 25. gümüş yılın,

çok çok uzak gibiyken 82'de

sel gibi akıp gelen.

Evet, sanki rüzgar gibi geçti

kapıları çalan artık birer birer,

yolunan sosyal devlette

erken emeklilikti,

kimileri için de

bireysel emeklilik, yedekte.

Vururken daha dirençli ve donanımlı olanlar

kariyer yorgunu yüreklerini

daha sakin ve donanımlı limanların

kuytu köşelerine,

idealler kalafata alınmıştı çoğu yerde,

yedek ve yeni tekneler artık sefere

gençlere devrederek

tertemiz ideallerimizi yine de,


Önce kopkoyu bir Türkiye,

ve onunla eşanlı Mülkiye sevdasıyla,

gönül gönüle, el ele...


İ. Ersin Kabaoğlu , 82 İktisat / Maliye

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Son zamanlarda okuduğum en anlamlı çalışma, teşekkür ederim gerçekten. Bu güze destana bir katkı da biz sunalım. http://blog.milliyet.com.tr/saturn-cagi/Blog/?BlogNo=200307

Kerim Korkut 
 24.12.2020 6:22
Cevap :
Çok teşekkürler...Sizinkisi de destansı...  24.12.2020 12:25
 

MERHABALAR...Çok sevgili ERSİN kardeşim :-)) OOOoo ÇOK ÇOK GÜZEL ve ŞAHANE...! :-)) Şiirinizin içinde tam bir KRONOLOJİK bilgiler deryası var..:-)) EEee müsaade edelimde bunu bir MÜLKİYELİ kardeşimiz yazarsa, işte size SÜPER+SÜPER bir şiir çıkar..! :-)) Müsaadelerinizle ben istemesemde, kendiliğinden OLTA TAKTI bile..:-))) Sonsuz sevgiler ve selamlar :-))

BEN ve OLTAMA TAKILANLAR 
 12.10.2012 18:17
Cevap :
İkinci bloğum... Beni MB'a ısındıran şiirim. Çok özel duygularla yazmıştım. Neredeyse beş yıl olacak. Gözünüze çarpması ne güzel, ne istisnai ve onur verici bir durum. Sağ olun, var olun üstad! Gönül dolusu saygı, sevgiler ve daimi esenlik dileklerimle...  13.10.2012 20:38
 

Tam da Melih Aşık'ın bugünkü makalesini okurken aklımdan geçmişti mülkiyeliler. Bir sizler mülkiyeliler kaldınız. Anlamlı bir kronolojik ağıt olmuş hukuksuzluğa karşı. Ne yapmalı? Kesinlikle bir şeyler yapmalı değil mi? yedek ve yeni teknelerle temiz idalleri taşıyan gençlere destek olarak ve bu dünya zulmunu yaratanların yumuşak karnını bularak evet bir şeyler yapmalı . saygılar

Ezgi Umut 
 06.12.2007 16:11
Cevap :
Maalesef zaman zaman karanlıkta bir çığlık attığımızı da sanırken sizden gelen bu duyarlı,ince ve o derece de haklılıklar içeren yorumunuz beni geleceğe dair "umut"adına inanın çok mutlu etti.Şuna da inanmanızı isterim ki küçük küçük ve dağınık milyonlarca adacık gibiyiz.Sorun köprüleri kurup biraraya gelebileceğimiz platformları oluşturmak ve mevcut olanlara da sahip çıkabilmekle aşılabilecek kanısındayım.Ne mutlu size ki o güzel adacıklardan biri de sizsiniz.  06.12.2007 16:51
 

Bir mülkiyeli olmamakla birlikte, keyifli uslubuyla bu yazıdaki duyguyu paylaşıyorum. Doğrudur, bu günlerde giderek daha fazla, bireysel tarihimiz içinde irademiz dışında oluşturulan kurgular ve ideallerden uzaklaştığımı hissediyorum. En idealist kuşakdaşlar için dahi bu durumun farkına varmamak artık olanaksız gibi. Bu durum aslında bizleri savuran üçüncü globalleşmenin antitezi olamaya aday ve bize özgü bir tür anarşist temel de oluşturuyor. Bu ruh yaşadıkça sandalı kıyıya çekmek ya da karaya oturtmak da pek olası değil diye umuyorum. Hakan Kıldokum

Hakan Kildokum 
 06.12.2007 10:41
Cevap :
Sn.Kildokum yerinde ve sağlam saptamalar içeren yorumlarınızın bu Mülkiyelilikten hareketle serbest vezinli ve içli değinmelerime daha realist bir boyut ve derinlik kattığınızı düşünüyorum.Ayrıca yine bu eleştirinizden aldığım cesaretle idealleri kalafata alma olgusunu ertelemenin gerekliliğini de kabul ediyorum.  06.12.2007 11:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 351
Toplam yorum
: 3309
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2368
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster