Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '10

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
351
 

Bir rüşvetin anlaşılmaz hikayesi

Bir rüşvetin anlaşılmaz hikayesi
 

Odadan içeri girerken, her zaman ki gibi, açık kapıya sertçe vurdum. Ama kapı ne yazık ki bir menteşesiyle tutturulmuştu. Benim sertliğime dayanamayıp yaşlı bir ağaç gibi büyük bir gürültüyle devrildi. İçeridekiler sohbet halindeydi. Ama bu kapı faciasından sonra hepsi susup kaldı. Ani çözümler üretme de üzerime yoktur. Ama bu defa öyle olmadı ne yazık ki. Kapıyı kaldırıp eskisi gibi durmasını sağlamam lazımdı. Nitekim aynen düşündüğüm gibi yaptım. Kapıyı kaldırdım. Nasıl duruyorsa aklımda kalan son görüntüler üzerinden o şekilde durmasını sağladım. Daha sonra tebessüm halinde dönüp beni delip geçen bakışlara :

-Kusura bakmayın kapıyı fark etmedim dedim. Malum tek şeyle tutturulmuş tahmin edemedim.

En yaşlı olanı söze girdi.

-Menteşeyle dedi. Sesindeki sertlik beni korkutmadı desem yalan olurdu.

-Pardon neyle anlamadım dedim.

-Menteşe ya, menteşe. Hiç duymadınız galiba. Dedi.

Sinirlenme de üzerime yoktur. Aniden sinirlenir, kendimi kaybederim. Bazen o derece ileriye gider ki sinirlenmelerim, kendimi birileri beni tutarken, karşımdakine söverken bulurum. Pek ciddiye almasam da bir gün bu hastalığım yüzünden başıma çok ciddi belalar geleceğini düşünüyorum.

-Ne bu dedim. Devlet burada vatandaşa laf sokmanız için mi size maaş veriyor dedim. Yok öyle ise maaşınızı sonuna kadar hak ediyorsunuz. Bozuk bir kapı, insanı uyarmıyorsunuz. O kapı üzerime düşse ne olacaktı merak ediyorum. Dedim. Daha söyleyecek cümlelerim vardı ama, nefes nefese kalmıştım.

Birkaç saniye süren sessizlikten sonra yaşlı adam söze girdi.

-Kusura bakmayın Ramazan ayı böyle oluyor. Bünyemiz kaldırmıyor işte. Kapı mevzusu ise devlet dairesinde bir kapı yaptırmanın ne kadar zor olduğunu tahmin bile edemezsiniz dedi. Ardından bir kaş göz işareti yaptı diğer masadakilere. Onlar da bu işareti bekliyormuş gibi, bir anda kalktılar. Odada ikimiz kalmıştık.

Çantamdan imza için getirdiği belgeleri çıkardım. Sesimi çıkarmadan uzattım. Yaşlı adam belgeleri aldı. İnceledi.

-Evet işleriniz hallolmuş gibi gözüküyor ama dedi. Bir eliyle masanın çekmecelerinden birini açtı. Kafasıyla da o yöne doğru bir işaret verdi. Sanki ona doğru güzel bir orta yapmıştım. O da kafasıyla çekmeceye doğru güzel bir gol atmıştı.

Bir gözümü kırptım. Ne ayak anlamıyorum manasında.

O kafasıyla tekrar topa vurdu. “Çekmece oğlum, çekmece açık. Anlasana.”

İki elimi kaldırıp havaya kaldırdım. “Ya bey amca anlamıyorum, çekmeceyi mi kapatayım.”

Kafasını sola doğru çevirdi. Dudaklarını büzüştürdü. “ Hıyarın tekine rastladık yine.”

Bende kafamı soldan sağa doğru salladım. “Anlamıyorum ulan işte.”

Adam ceketinin cebinden cüzdanı çıkardı. İçinden elli liralık bir banknot çıkardı. Daha sonra onu çekmeceye koydu. Sonra bana bakıp, kafasıyla yine çekmeceye doğru tek yön işareti yaptı.

Ben de elimle “yuh ulan sana” anlamında ona doğru bir işaret yaptım. Adam rüşvet istiyordu. Ayan beyan bir şekilde. Ama işaret dili konusunda üstün zekam beni yine yarı yolda bırakmıştı. Hemen elimi cebime attım. Bir elli lira elime geldiğinde onu çıkarıp çekmeceye doğru attım. Para atış hızımın etkisiyle yükseldi, çekmecenin üzerinden bir sorti yapıp yere doğru düştü. Adam sinirle bana baktı. Dudaklarıyla alaycı bir gülüşle kağıtlarımı imzaladı. Elime tutuşturdu. Bu arada eğilip parayı alacağını zannediyordum ama almadı. Gururlu adammış be dedim kendi kendime, helal olsun. Çıkarken kapıyı çekmek istedim, ama kapı yine büyük bir gürültüyle kendini yere attı.

-Yuh be nasıl bir adamsınız dedi adam ayağa kalkıp.

Hafiften sinirlenir gibi oldum. Ama yok kendimi kaybetmeyecektim. Adama şöyle bir baktım.

-Yerdeki paranın bir kısmıyla kapıyı yaptırın, üzerine de adımı yazmanıza gerek yok dedim.

Adam cevap vermedi. Verse de ne olacaktı ki. Benim memurum işini bilir modunda yaşayıp gidiyordu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 507
Kayıt tarihi
: 05.02.09
 
 

"Yaşadığım kentleri sevmem. Daha doğrusu yaşamak zorunda olduğum kentleri. Onlar da beni sevmez. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster