Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '15

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
343
 

Blogculuğu, "Kıymetli blog yazarlarımız" bitiriyor!

Blogculuğu, "Kıymetli blog yazarlarımız"  bitiriyor!
 

Tecrübeli MB'cileren biri on yıllık geçmişi özetleyen bir yazı kaleme aldı. Geçmişin o tatlı "blog nostaljisi" nden esintiler eşliğinde...

Arkadaşımızın adını vermeyeceğim; hani farklı "mahalle"lerdeniz diye belki istemez ancak o yazıyı okuyan herkes bilecektir...

Ondan esinle bir değerlendirme de ben yapmak istedim; On yıllık Blog geçmişinden sonra, geldiğimiz noktanın hiç de iç açıcı olmadığı kesin.

Nasıl oldu da, blog yazarlığı bu hallere düştü... Tamam, dış nedenler bu düşüşte etkili ama biraz da iğneyi kendimize batırmalı değil miyiz?

Zaman insanı değiştirmeli, geliştirmeli ve hatta dönüştürebilmeli... Hele bu insan, okuyarak /yazarak bir şekilde fikirlerin harman olduğu (olması gerektiği) bir ortamda bulunuyorsa....

Blog alanı, gazete köşelerinden daha özgür olması gereken bir alan olduğu halde, nerdeyse tam tersi oluyorsa ve bu hal, daha ziyade insanların kendilerini- ya da birbirlerini- önyargılarla bağlamalarından kaynaklanıyorsa, bu ortam nasıl kendini yenileyecek, gelişecek ve gündem tutacak??

(Burada Milliyet Blog'un sansür konusundaki aşırı "hassasiyeti"ne şimdilik değinmiyorum)

Gündem yazan bir insan "arkadaş hatırı" güdüyorsa, onun gündemi hiç değişmeyecektir elbette... Oysa, hem Türkiyenin, hem dünyanın gündemi hiç durmuyor, sürekli değişiyor.

Siyaset yazan biri, kendini belli bir ideolojiye kilitlemişse, ondan tarafsız yorumlar, yansız yargılar bekleyebilir misiniz? Zaten, yapmak istese mahalllelisinin tepkisinden korkuyor...

Felsefe yazan biri, tüm felsefesinin sınırlarını örneğin "Kemalizm" le sınırlamışsa, bu yazardan dünya çapında ses getirecek felsefi yaklaşımlar beklenebilir mi?

Yani, şunu yazacağım ama arkadaşlarım ne der, gibi bir psikolojisinin zerresinin bulunduğu bir ortama ne gazete, ne blog ne de fikir dercedelin her hangi bir yer gözüyle bakılabilir mi!

Ama yazdığınız konu, yemek tarifi veya her çağda okuru bulunan cinsellik gibi konularsa, siz her zaman taze, her daim güncel ve her daim tarafsızsınızdır!!

Blogların okunma oranına bakınca zaten bu gerçek açık seçik görünmektedir.  Ya, eş-dost hatırı tıklamalar, ya da güncelliğini hiç yitirmeyen konulardaki tıklanmalar...Gerisi tepe takla gidiyor.

Kendimi de işin içine katmak üzere diyorum ki, eğer blog yazarlığı giderek süngüsünü düşürüyorsa, bu blog yazarlarının değişememesindendir. Siz, bu çağda hala "süngü" kullanıyorsanız, cayır cayır mermi tüketen zamana karşı ne söyleyebilirsiniz ki...

Fikriyatınız yüz yıl öncede kalmış, siyasetinizi Batı medyası yönlendiriyor, felsefeniz ideolojinizin sınırlarını aşamıyorsa sizin bu Türkiye halkına söyleyeceğiniz yeni bir şey olabilir mi?

Zaten yüz yıldır söylenen şeyleri temcit plavı gibi sürekli sofraya getirirseniz, sonunda insanlar bu sofradan öğürerek kalkar.

Dünya yeniden kuruluyor, dengeler değişiyor; belki de önümüzdeki yüz yılları belirleyecek ittifaklar ve ihtilafları yeniden gündeme geliyor ama siz yüz yıl öncesinden ne bir adım ileri, ne bir adım geri gidebiliyorsunuz!

Twiter gibi her daim online olan bir kanal, canavar gibi gençlerin elinde gündemi 140 karaktere sığdırarak cep telefonlarına bile girmişken, sizin tarih öncesi bloglarınızı kim okuyacak?

Kim okuyacak? Elbette, giderek daha çok kahve falı bakılan cafe'ler benzeyen MB'deki  "Blog Arkadaşlarınız" okuyacak... Hatta, daha doğrusu okumadan tıklayacak ya da yorumlayacak!!!

Burada bir birimize "Sayın Yazarım", "Kıymetli Blogtaşım" gibi son derece "nahif" ifadelerle yorumlar yazmamız bir tür terapi olabilir ama asla ciddi yazarlık olmaz.

Diyebilirsiniz ki, çoğu orta yaşı çoktan geçmiş insanlar olarak bu bize yetiyor, şurada kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz, ne sakıncası var?...

Tamam, ben de olmasın demiyorum... Ancak, hiç değilse, yine çoğumuz öte dünyaya daha yaklaşmış insanlar olarak, yazdıklarımızın manevi vebalini düşünelim..

Muhalifi olduğumuz siyasi harekete ya da insan kesimlerine vursun da bel üstü bel altı farketmez kafasıyla yazılan yazılar, gün gelir insanın kendi kafasını yarar.

Yazdıklarınızın yanlışını ortaya koyan yorumları yayınlayamayacak kadar zarif bir "Yazar" sanız, başkalarına kafa göz dalmayacaksınız. Ya da her yazar gibi, çatır çatır tartışmayı bileceksiniz. ..

Bugün Türkiye'nin en önemli gazeteleri bile yazarlarını okurlarıyla birebir buluşturma yoluna girmişken, bu işlerin ilk başladığı yer olan Blog'ların "yorumlayıp yorma beni" havasına girmesi çağ dışına itecektir, başka ne olacak!

Ama, tekrar ediyorum, bizim işimiz, kahvelerden fallar açıp kalemimizle ceviz kırmanın keyfini çıkarmak diyorsanız, o zaman da "Yazarlık" iddiasında bulunmayacaksınız.

Zaten böyle gidersek, yakında Blog platformları yemek tarifleri veya cinsel fantazilerin paylaşılma merkezi haline gelecek!!

Sağlık ve afiyetle!

Abdülkadir Güler, cdenizkent bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MB çok kategorili, geniş yelpazeli bir ortam olmasından ötürü MB ortak paydası olmadığından BLOG YAZMA prensipleri olamıyor ama yine de 'Başlığı ve fotoğrafı fark edilir içeriği etkin bloglar' okunmasına rağmen MB de aşınma olduğu gözleniyor. Selamlar.

Kadri KANPAK 
 19.01.2015 9:03
Cevap :
Ama biraz prensip olsa iyiydi Kadri bey..Örneğin, belli sayıda blog yazmış ve istikrarlı bir şekilde yazmayı sürdüren blogcular için,sabit bir "Yazar" kategorisi oluşturulsaydı hem belli sayı ve kalitede yazı garanti edilmiş olurdu, hem geriden gelenlere teşvik olurdu hem de dışardan okuyucular bir kere yazısını okuyup da beğendikleri insanları daha kolay bulmuş olurdu...Bunlar zor şeyler değil, ben daha önce de yazdım...Ne var ki, MB yönetimi burayı daha özelleşmiş alan haline getirmek istemiyor..Böyle olunca da "yol geçen hanı" gibi, çoğu kişi şöyle bir uğrayıp geçiyor...Yazılar yine belli "emektarlar" tarafından yazılıyor..Böyle olunca da aşınma kaçınılmaz oluyor...Bizler, elimiz tuttuğu, dilimiz döndüğünce yazarız da sonra ne olur bilemem..Selamlarımla.  19.01.2015 12:37
 

Değerli Ali Bey, sizlerde bilirsiniz, bir konu ile araştırmalar, içerisinde çok küçük bilgi kırıntıları taşısalar dahi, web ortamında ilgi ve okuyucu bulmalarının yanında, "Vikipedi, Ekşisözlük" benzeri sitelerce kaynak olarakta gösterilmekte; Ulusal düzeyde yayın yapan (popüler sağ-sol anlayıştaki) gazete-yazarlarınca (haber sitelerinde) yayınlamaktadır. Sayılanlarla birlikte, ilginçtir, iki makalemiz; Avrupa Birliği'ne mensup akademisyen ve gazetecilerin kurduğu ve yayınladığı, "AB Haber-Brüksel" sitesinde yayınlanmıştır. Yazılarımızı yayınlayan birçok saygın haber siteleri gibi. Bunlarla birlikte; (Web sitemizde) birçok makale, 5000-10000 arasındaki okuyucu tarafından okunabilmektedir. Bu yazınızı vesile kılarak, özellikle sayın cdenizkent ve diğer araştırmacı-yazarlara, (burada yayınlanan yazıları) kişisel web sitesi oluşturarak onun üzerinden de yayınlanmalarını öneririz. Bu şekilde emekleri daha fazla karşılık bulacaktır. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 15.01.2015 13:18
Cevap :
Teşekkür ederim Mehmet Bey, umarım Sayın denizkent ve bu işe emek veren tüm öteki arkadaşlarımız şu yorumunuzu okur...Herhalde düşünülmesi gereken bir yol...Günümüz teknoloji imkanlarının sınır tanımadağı bir zamandır ve bunu kullanmayı bilmek gerekiyor...Selamlarımla  16.01.2015 14:48
 

Çok objektif ve gerçekçi bir blog. Her cümlenize katılıyorum. Bence sizin gibi yazmış olmak için yazan veya hatır için okuyan, beğenen değil soran sorgulayan yazarlar oldukça Blog dünyasının bir geleceği de mutlaka olacak ve okunacaktır. Elinize sağlık Ali bey. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 15.01.2015 12:09
Cevap :
Yaptığımız işin, verdiğimiz emeğin ülkeye, ülkenin geleceğine bir katkısı olmayacaksa bırakalım bu işleri facebook'ta fotoğraf paylaşmakla yetinelim...Blog yazmak günümüz internet teknolojisinin getirdiği büyük bir imkan...Ama kullanmasını bilene...Değerli görüşleriniz için teşekkür ederim Mustafa Bey...Selamlarımla  15.01.2015 12:58
 

Merhaba Ali Bey...Bloğunuzun altına bir imza da benden...250-300 defa tıklanan, bir "dizi film" anlatımı ile 450 kez tıklanan "bir ilişki-cinsellik" bloğu arasında kalan, uğraşı vererek yazdığım, "siyasi,sosyal,tarihi" içerikli bir bloğumun 20-25 kez tıklanması beni utandırıyor...Ben de yaklaşık 7-8 yıldır buradayım; ama son zamanlarda, bu duruma çok canım sıkılıyor. Blog yönetimi buna bir çare bulamazsa sonuç, bana göre hiç de iyi olmayacak...Selamlar.

cdenizkent 
 14.01.2015 15:35
Cevap :
Biliyorum Sayın denizkent...Onca emekle yazılmış ve gerçekten öğretici o bloglar kaynayıp gidiyor...Eskiden Milliyet Com.tr sayfasına falan koyuyorlardı, galiba şimdi onlar da olmuyor. Bence de burada bir çok ciddi emek zayi oluyor. MB bünyesinde yazılar başlığa yada konuya göre değil, isme göre tıklandığından çarenin dışarıda aranması gerekecek...Böyle serzenişlere pek kulak asan olmuyor ama biz bir kere daha söylemiş olalım...Selamlarımla  14.01.2015 18:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1564
Toplam yorum
: 4118
Toplam mesaj
: 223
Ort. okunma sayısı
: 743
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster