Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mart '09

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
524
 

Bu yarışta var mısın yok musun? FB:1- KOC.:1

Bu yarışta var mısın yok musun? FB:1- KOC.:1
 

Gittiğin yerde mutlu ol!


Turkcell Süper Lig'in ikinci yarısında puan kaybetmesine rağmen, ligde yerini koruyarak, bizi şampiyonluk ve kupa yolunda umut veren bir takım Fenerbahçe. Bu yıl lige damgasını vuran ve dengeleri alt-üst eden tek takım olduğundan da hiç kimsenin şüphesi yok!

Şöyle ki, zor maçları kazanıp, küme düşecek gözüyle bakılan takımlara öşür dağıtır gibi puan dağıtması nedeniyle 24. haftaya gelinmesine rağmen lig henüz şekillenmedi. Bir bakıma Mustafa Denizli'nin 26. hafta öngörüsünün gerçekleşmemesini sağladı.

Tam düşecek denilen takımlar bizim maçtan sonra atağa geçiyor, yarışa katılıyor. Biz puan kaybettik yarıştan koptuk derken, "nasıl olsa bu hafta Fener de puan kaybetti, "diye rakipler gevşiyor, onlar da puan kaybediyor. Ne üst belli, ne alt? Zirvede 5 takım yarışıyor, aşağıda ise 9 takım düşme tehlikesinde. Geriye sadece 4 takım kalıyor tuzu kuru, onlar da seriye bağlayıp kaybetmezlerse.

Ligin böyle şekillenmesi, heyecanlı çekişmelere sahne olması bir bakıma iyi, yayıncı kuruluş ve İddiaa şirketleri bol bol nasipleniyor, ağızları sulanıyor her programda. Futbol meraklıları için de iyi sayılır, maçların kalitesi yükseliyor, kimin ne olacağı belli değil. Bu yıl şike, maç satma ya da benzeri dedikodular daha az olacak, çünkü herkes kendi derdine düşecek. Ruh sağlığı yerinde olan ise yarışı kazanacak! İşte bu kadar!

Tek dezavantajı ise, bencileyin takımla yatıp takımla kalkan garibim taraftarlara. Her maçtan sonra evin içi ya düğün evi gibi ya da cenaze evi gibi, artık beraberlikler de tat vermiyor.

Şimdi Acun Ilıcalı gibi sormak lazım:

- Bu yarışta var mısınız, yok musunuz be kardeşim?

Görevini canla başla yerine getiren taraftarlar olarak yerimizi bilelim, onun bunun ağzına düşmeyelim...

*****

24. hafta Cuma akşamı Fenerbahçe- Kocaelispor maçıyla başladı. Hemen herkes maçın zor geçeceğini bilmesine rağmen, Fenerbahçe'nin 3 puanı kolaylıkla alacağını iddia ediyordu, ama gerçek şu ki, hakem düdük çalmadan maç bitmiyor!

Fenerbahçe son 3 maçında iyi oynayarak kazanmıştı ve umut vermişti. Bu maça da iyi başladı. Daha 2. dakikada Roberto Carlos'un epeydir göremediğimiz serbest vuruş gollerinden birini izledik. İlk 11 aşağı-yukarı aynı, Deivid sakat, cezalı Emre ve Volkan yok. Golden sonra 5-10 dakika kadar yine iyi oynadılar, yine farklı bir skor olacak diye gevşedik ekran karşısında. Nerede?...85 dakika neredeyse yürüdüler sahada.

Dalga geçtiler resmen, hem oyuncular hem de Dede. Erken değişiklikler ve Josico ve Güiza'nın oyuna girmesi, Alex'in sakatlanması, Gökhan Gönül'ün yıldızının sönmesi, vesaire vesaire...Yine de Edu'nun, Alex'in ve Deniz'in attığı toplar kaleye girse bunları konuşmayacağız hiç. Rakip ikinci yarı gerçekten güzel oynadı, popüler golcü Taner atamasa da oyuna yeni giren J. Sezar affetmedi. Golden sonra bir hızlandı bizimkiler, paçalar tutuştu, taraftarlar coştu (aleyhte), son 6 dakikada 3 gol kaçırdılar. Kaleci Kılıçarslan kılıç gibi kesti yollarını.

Maçın yıldızı altın saçlı çocuk Lugano'ydu. Kafasından kan akarken bile aklı maçtaydı, hemen girdi oyuna. Gerçek Fenerli gibi oynayan tek oyuncuydu kuşkusuz. Zaten etkisiz oynadığı maç yok gibi. Hala sözleşmesini uzatmadı ve gitmek istiyor. Sanırım Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ne katılma olasılığı kesinleşsin, diye bekliyor. Olmayacaksa niye beklesin, elin oğlu. Daha iyi yerlerde oynamayı hak ediyor. Giderse çok üzülürüm, aynen Luciano, Hoojdonk ve Ümit Özat giderken üzüldüğüm gibi. Tuncay giderken üzülmedim, çünkü kendini geliştirdi ve geri dönüşümü fazlasıyla oldu. Auerlio para için gitti, menajerin aç gözlülüğüne kurban oldu, şimdi düşme tehlikesi yaşayan bir kulüpte oynuyor. Appiah da üçkağıt yaparak gitti, zaten onu hiç gözüm tutmamıştı. Anelka ve Kezman uyum sağlayamadı. Hepsinin az-çok izi var, ama Güiza gitse hemen herkes teneke çalacak arkasından.

Giden iki puan her iki takım için de altın değerinde, alınan tek puanlar da. İnşallah verdiğimiz bu altın bonuslar işe yarar, küme düşen takımlar onlar olmaz. Kocaelispor takım olarak iyi, parasız pulsuz, ama ruhsuz değiller. Stadı ve seyircisi güzel ve deplasman da sayılmaz İstanbul takımları için. O nedenle lige yakışıyor. Bozkırda, tarla gibi sahalarda, karda-kışta oynamaktan daha iyi kesinlikle.

Benim gönlümden geçen, düşecek 3 takımdan birisi Ankara'dan, birisi İstanbul'dan ve diğeri İçanadolu'dan olsun. Süper ligde Ege, Akdeniz, Güneydoğu, Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgelerini birer takım temsil ediyor, İçanadolu'da Ankara'dan 4 takım, Eskişehirspor, Konyaspor ve Kayserispor var. Marmara Bölgesinde ise malum 6 takım.

Belki yeni kriterler olmalı, saha zemini, seyirci sayısı, altyapı gibi. bazı maçlar sıfır seyirci ile oynanıyor, futbol gösteri sporu olunca böyle bir kriter de göz ardı edilemez, değil mi?

Bu hafta bu yıl ligde ve kupada yendiğimiz, hatta Arsenal'in acısını onlardan çıkardığımız Bursaspor var. Onlar da epeyce diş biliyorlardır bize. Gerçi bu hafta rakip savunmanın yardımıyla kazandılar, tehlikeli durumları da yok. Ertuğrul Hoca'nın da Fenerbahçe ile bir husumeti yok. (Hocaların evveliyatı da maç kazanmada etken oluyor, biliyorsunuz.) Cuma maçı olması aslında bir bakıma avantaj olmalı, işini bitir, son maçı bekle. Kim kazandı, kim kaybetti, bekleme.

Bakalım ne olacak?

Liderle aramızda 5 puan var, Beşiktaş ile 4. Beşiktaş en iyi döneminde, hak ederek şampiyon olurlarsa, Mustafa Denizli rekor kırdı, diye sevinirim. Kupa finali de büyük ihtimalle Fenerbahçe-Beşiktaş arasında oynanır. Bizim çocukların keyfi yerinde olursa eğer. Bu maç seçmelerin sebebi söylentilere göre, maç başına verilen primlermiş.

-Allah gözlerinizi doyursun! Ellerin futbolcuları aylarca maaş almadan oynuyorlar.

Doğruysa yuh olsun, size. Verdiğimiz değerlere, sevgiye, ilgiye yazık!

Geç de olsa güç de olsa yazımı hafta bitmeden yazabildim. İki yıldır kesintisiz yazdığım "Fenerbahçe Maçları" arşivim(!) tek maç bile olsa eksik kalmamalı! (Yıllar sonra okur okur anıları tazelerim.) Fakat şu bir gerçek ki, geçen yılki kadar zevkle ve şevkle yazmıyorum, nedeni malum, takıma tam güvenim yok. Yarı yolda bırakıyor beni.

"Turkcell Süper Lig, hiç bitmesinn!!!", diye slogan var hani, bu sezon hemen bitsin, çabuk geçsin istiyorum. Bir an önce gelecek yılın projeleri hazırlansın, transferler şekillensin, yönetim bize umut versin...

Desteklerimizi esirgemediğimiz Fenercell konuştursun, Fenerbahçe de sahada bizahmet koştursun!


Sevgiyle kalın!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 2957
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 2016
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster