Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '10

 
Kategori
Dünya Şehirleri
Okunma Sayısı
3897
 

Chennai, Yeni Delhi ve Lucknow'dan insan manzaraları.

Chennai, Yeni Delhi ve Lucknow'dan insan manzaraları.
 

Özgür ve kutsal !


 

Bir ay içinde Hindistan'a yaptığım ikinci seyahatim de 6 gün sürdü. Bu süre içinde 7 uçuş yaptım ve Chennai (Madras), Yeni Delhi ve Lucknow'u ziyaret ettim. Daha önce Delhi ve Hindistan'la ilgili detaylı bilgiler içeren blog'umu okumuştunuz. Bu sefer de üç şehirdeki izlenimlerimi paragraflar halinde paylaşacağım sizlerle.

Tamil Nadu eyaletinin başkenti Chennai -eski adıyla Madras- 4.65 milyon nüfusuyla Hindistan'ın 4. büyük şehridir. İngiliz egemenliğindeyken Madras olan ismi 1996 yılında Chennai olarak değiştirilmiştir. Benim bulunduğum günlerde gün içi hava sıcaklığı 26 dereceydi. Chennai, Hindistan Otomotiv Endüstrisinin %35'ine ev sahipliği etmektedir. 2 Oscar ve 2 Grammy ödüllü Slumdug Millionaire filmi Chennai film endüstrisi Kollywood ürünüdür. Hayır yanlış yazmadım, daha çok bilinen Bollywood da Mumbai'dedir.

Uttar Pradesh eyaletinin başkenti Lucknow, 2.75 milyon nüfusuyla Hindistan'ın 12. büyük şehridir. Muhteşem bahçeleri, Ambedkar Memorial Park ve yöresel yemekleri ile ünlenmiştir. Envai çeşit kebaplar, pirinç, et ve sebzeden yapılan Biryani, Naan denilen incecik ekmeği ve köfteler Uttar Pradesh mutfağında önemli yer tutmaktadır. İnanması size güç gelebilir; ama Asya'nın ilk DNA Bankası da Lucknow'dadır. TATA otobüs fabrikasının da eyalet ekonomisine katkısı büyüktür.

Türkiye-Hindistan arası uçuşlarımı yine Emirates'in Boeing 777-36N/ER ve 777-21H uçaklarıyla yaptım. Geçen dönüşümde Sabiha Gökçen Havalimanı'na acil iniş yaptığımız için bu sefer de hafif bir tedirginlik vardı üzerimde. Kocaeli üzerinde alçalmaya başladık ve Anadolu Kavağı üzerinden boğaz girişini geçip de 18/36 pistine kuzeyden inebilmek için sola keskin dönüş yapmayıp tam tersine sağa, Karadeniz'e dönünce, "Tamam, yine başlıyoruz!" dedim. Kesinlikle Atatürk Havalimanı artık bu trafiği kaldırmıyor. Uçaklar havada dakikalarca tur atıyor. Bir Boeing 737 saatte 5 ton yakıt tüketiyor. Benim uçtuğum Boeing 777 gibi devasa uçakların yakıt sarfiyatı ise inanılmaz boyutlarda. Bu kez yemek servisinde hatalar vardı. Delhi-Dubai arasında şarap içmek istedim. Kabin memuru servis arabasında kalmadığını ve az sonra getireceğini söyledi; ama gelen-giden olmadı. Bu uçuşlarımda da La Traviata, Cabaret, Carmen ve Phantom of the Opera'yı bir kez daha dinledim. Yine güleceksiniz biliyorum; ama Kayıp Balık Nemo'yu tekrar ve Aladdin'i, Batman ve Melekler ve Şeytanlar izledim.

Hindistan iç uçuşlarımı Jet Airways ve Jetlite Airways ile yaptım. Hindistan koskoca bir ülke. Chennai-Delhi arası 2 saat 40 dakika. Delhi-Lucknow arası ise 50 dakika. Uçakta sadece su bedava. Onun dışında yiyecek ve içeceğe para ödüyorsunuz. Bu uçuşlarımı B737-700 ve B737-800 ile yaptım. Kabin içi koltuklar ve baş üstü dolapları oldukça eskimişti. Telefon kapatmak gibi bir adet de yok. Uçak pistte koşarken ve inerken telefonla konuşanları duymak mümkün. Ekip de bundan rahatsız olmuyor! Ne kaderci zihniyet! Uçuş anında fotoğraf çekmek yasak; ama yine de ben bir tane çektim. Pilotlar uçuş esnasında uçuş bilgisi anonsu yapmıyorlar. "Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete." misali uçuyorsunuz. Yılda yarım milyon mil uçan biri olarak şunu söyleyebilirim ki Hindu pilotların iniş anlayışları da diğer pilotlardan farklı. Piste yaklaşıyorlar ve uçak pistin üzerinde herhalde 1 mt yüksekteyken birden uçağı piste bırakıyorlar. Sert çarpma gürültüsüne ve sarsıntıya inanamazsınız. Bağlı olmasanız koltuktan fırlarsınız ve hamile kadınlar kesinlikle çocuklarını düşürürler!

Oteller istek halinde misafirlerini havaalanında karşılıyorlar. Chennai'ye indiğimde çok komik bir şey oldu. Kalacağım otel beni almaya 2 araba göndermişti! Daha da komiği, yan yana duran iki şoför de ellerinde benim adım yazan tabelalar taşıyordu ve garipliği idrak edemiyorlardı. Bu hatanın nasıl olduğunu otel yönetimi de anlayamadı.

Chennai'de Park Plaza, Delhi'de yine Claridges ve Lucknow'da da Taj Residency otellerinde kaldım. Oteller adeta hapisane gibi korunuyor. Hindistan'da ne zaman nerede bomba patlayacağını kimse bilmiyor. İki sene önce Mumbai'deki otel baskınlarını herhalde hatırlıyorsunuzdur. Bahçe kapısının önünde başlayan kontroller otelin giriş kapısında da devam ediyor. 24 saat otel içinde de polisler var.

Benzincilerde "Kontrol et ve doldur." yazan devasa tabelalar var. Verilmek istenen mesaj üç maddede toplanmış. İsteyen araba sahipleri benzin istasyonu deposunun filtre kağıdını, yakıt yoğunluğunu ve 5 lt miktar testini yapabiliyor.

Hani bizde "Lütfen aşırı hız yapmayın, dönüşte sinyal verin." gibi trafik uyarıları vardır ya, Hindistan'da da tüm araçların arkasında "Please horn." yazıyor, yani "Lütfen korna çalın." O inanılmaz şehir trafiğindeki gürültü kirliliğini düşünebiliyor musunuz! Sizin anlayacağınız, Hindistan'da korna çalmak yasal bir trafik kuralı.

Delhi'de gördüğüm bir şey beni çok şaşırttı. Benzini bittiği ya da bozulduğu için bir araba yolun ortasında kalmıyor. Arkasındaki araba tamponuna dayanıp onu itiyor. Dönmesi gerekiyorsa da görevi bir arkadaki arabaya devrediyor. Ne güzel yardımlaşma, değil mi:)

35 yıllık ehliyete sahibim. Bugüne dek sebep olduğum bir kaza olmadı. Trafik kurallarına uyan usta bir şoför olduğumu düşünüyorum; ama inanın Hindu şoförlerin direksiyon becerisine şapka çıkardım. Arabalar seyir halinde birbirlerine değecek kadar yaklaşıyorlar. Trafik kuralı filan hak getire; ama tek bir kaza bile görmedim.

Hindistan'da saatler oldukça yavaş ilerliyor. Randevu saatlerine rahatlıkla 1 saat ekleyebilirsiniz.

Sokak ortasında berberler, yorgancılar ve dört ayak üzerinde duran minik dükkanlar görebilirsiniz.

Sokak ortasında büyük-küçük tuvaletinizi yapmanız serbest. Kimse dönüp bakmıyor bile! Zaten inekler de serbestçe yapıyor.

Yol kenarlarında -etrafı genellikle açık- üzeri tenteyle kaplı alanlar var. Çoluk çocuk açık havada yaşıyorlar. Ne üzerlerine giyecek giysileri ne de ayaklarına giyecek ayakkabıları var. İnanılmaz bir sefalet içindeler. Acımasız yaşamın içinde sahip olabildikleri tek şey, aldıkları nefes.

Maymunlar da etrafta inekler gibi özgürce dolaşıyorlar.

Chennai'in ara sokaklarında gördüğüm bir duvar yazısı daha önceki "Yeni Delhi'den insan manzaraları." adlı blog'umu da destekler görünümdeydi. Başlık şöyleydi. "1-2-3 demek kadar kolay." ve maddeleri tercüme edeyim sizlere.

1. Uyurken ışıklarınız kapalı olsun.
2. Dişlerinizi fırçalamaktan keyif alın; ama suyun akıp gitmesine izin vermeyin.
3. Oyuncaklarınızı atmayın, diğer çocuklara verin.

Arkasında iki kadın taşıyan 3 tekerlekli bir bisiklet görünce resmini çektim. Kadınlardan biri resimlerini çektiğimi fark etti. Bana bakışını görmeliydiniz! Resmini çektiğim için kızgınlık mı yoksa farklı bir yaşama özlem dolu merak mı, anlayamadım!

Açık alanlarda müthiş düğünler yapıyorlar. Yüksek volümlü müzikle çılgınlar gibi eğleniyorlar ve gökyüzü havai fişeklerle rengârenk oluyor. Hindistan'ın elbette ki fakiri olduğu kadar zengini de var. Hintli gelinler inanılmaz güzel ve altın takılara boğulmuş oluyorlar.

Ekim ayında Delhi'de düzenlenecek olan XIX İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları nedeniyle bütün şehir şantiye halinde. Indira Gandhi Havalimanı'nda yeni terminal inşaatı hızla devam ediyor. Delhi Metrosu'nda da hat uzatmaları yapılıyor. Tamamlandığında 420 km'lik hat boyu onu New York Metrosu'ndan sonra dünyanın ikinci en uzun metro hattı yapacak.

Delhi'den Lucknow'a uçmak için havaalanında beklerken yine içimi acıtan bir görüntü oldu. Birkaç metre kadar önümde Hintli bir aile oturuyordu. Genç karı koca -herhalde üç dört yaşlarında olan- çocuklarıyla şakalaşıyorlardı. Sonra kadın kalkıp bir yere gitti, 5 dk sonra döndü. O kapkara yüzde en belirgin olan kömür karası gözlerdi. Bir eliyle kocasının kolunu tutuyor, gözleri de adeta ricada bulunuyordu. Dediklerini duyuyordum; ama ne istediğini anlamam mümkün değildi. Sonra adam cebinden iki tane 10 rupee banknot çıkarıp kadına verdi. Yani, bizim paramızla 65 kuruş. Kadının gözlerindeki mutluluğa inanamazsınız. Başını minnetle adamın omzuna yasladı. Elleri de adamın ellerini avuçlamıştı. Sonra yine kalkıp gitti. Az sonra döndü. Saçına toka almıştı. Kocasına gösterdi. Yüz ifadesinden adamın da beğendiği anlaşılıyordu. Kadın birden benim onlara baktığımı fark etti. Kara gözler ışıl ışıldı. Bana tebessümü gamzelerini ortaya çıkardı. Bir insanı mutlu etmek işte bu kadar kolay ve ucuzdu.

http://blog.milliyet.com.tr/Yeni_Delhi_den_insan_manzaralari_/Blog/?BlogNo=223191

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Final çok duygulu...

Kerim Korkut 
 21.04.2016 8:36
Cevap :
Hindistan'ın tamamı öyle:( İçlerinde yaşayınca derinliklerinde kayboluyorsunuz.  21.04.2016 17:21
 

Eski adı(Madras) daha iyiymiş, niye değiştirdiler ki, Bombay'ın adı değişmiş.

Kerim Korkut 
 21.04.2016 8:26
Cevap :
Evet, söylemesi daha kolay:) Başka Hint şehirlerinin de ismi değişti. Amaç, İngiliz izlerini silip Tamil kültürünü yerleştirmek. Bombay'ın yeni adı da Mumbai.  21.04.2016 17:17
 

Fotoğrafı çekilirken dönüp bakan o kadının yüzündeki ifadede "Allah Allah, niye çekiyor ki, ilginç olan ne acaba, aracımızla işimize gidiyoruz, bundan doğal ne olabilir ki?" bakışı var. Bence yani :)) Sevgilerimle.

Nilgün Akad 
 08.03.2010 13:02
Cevap :
Öyle mi diyorsunuz ? Belki ! Teşekkürler Nilgün Hn, sevgiler..  08.03.2010 14:29
 

Hindistan’a dair yine ilginç gözlem ve yorumlarınızla keyifli bir belgesel izledim Ata bey, Delhi de ki benzini biten ya da bozulan araba konusunda ki yardımlaşma, sokak ortasında tuvalet olayı gerçekten ilginç manzaralar… İneklerin kutsal sayıldıkları için ortalarda özgürce dolaşmalarını kanıksamıştık da maymunları duymamıştım:) Bir de açık alanlarda düğünler, abartılı eğlence seremonileri, Düşündüm de! bizim kırsal kesimlerde ki kültürümüze pek de yabancı değil. Hatta! yanı sıra,silah atarak eğlence faslımız yanında zaman zaman ölümle sonuçlanan hazin durumlarda olabiliyor bazen…. Vee yine yazınızın sonunu duygusal anlar yaşatan insan manzaraları ile noktalamışsınız. Sevgiyle kalın…

Naile ASLAN 
 23.02.2010 16:21
Cevap :
Hani bir söz vardır. "Nerde çokluk, orda mokluk." Hayatı olanca yavaşlığıyla yaşamaya alışmışlar. Silah atıldığını duymadım ama gece oldu mu havai fişek patırtısından durulmuyor. Açık hava düğünleri genellikle daha dar gelirlilerin rağbet ettiği bir kutlama şekli. Zenginler 5 yıldız otel düğünlerini tercih ediyor. Benim kaldığım otelde de vardı. O ihtişamı görmeliydiniz, hele ki gelini ! Hindistan'ın %20'si müslüman. Yaşama bakışlarımızda çok ortak yan var. Evet, o Hintli aile pek şekerdi. 65 kuruşluk tokayla mutluluğun zirvesine ulaşan genç kadını görünce, Nispetiye Caddesinde bir çantaya Eur 4.000 veren kadınlarımız geldi aklıma. Sevgili Ece Temelkuran bir röportajında şöyle demişti. "Hayatımda ilk kez bir arkadaşımın zoruyla İstinye Park'a gittim. Bir servet ödediği elbiseye ışıldayan gözlerle bakan kadınları görünce benim oraya ait olmadığımı anladım." İnsan olmak böyle bir şey işte.. Teşekkürler Naile Hn, sevgiler..  23.02.2010 16:52
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8314
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1122
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster