Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1921
 

Çocukluğum ve kızılcık ağacı

Çocukluğum ve kızılcık ağacı
 

Kızılcık sever misiniz? İsminin sonunda aldıgı -cık- takısından da anladığınız gibi ufacık, minicik, küçücük bir meyve..

Ekşimsi, buruk bir tat var meyvesinde. Kızılcığa ait ne varsa, meyvesinden neler yapılırsa yapılsın çok severim. Hele ki marmelatını.

Annem de çok güzel yapardı kızılcık marmelatını hani..

Öğleden sonraları karnımız acıktıgında elimize tutuşturduğu yumuşacık bir ekmegin üzerine sürülmüş sanayağı ve onun üzerine de gezdirilen kızılcık marmelatının oluşturdugu tata hayrandım.

Ne kadar iştahsız olsamda büyük bir iştahla yerdim.

Çocuklugumu geçirdiğim evin koskocaman iki bahçesi vardı -bana öyle geliyordu- Taze baklalarımız.. domateslerimiz.. Yan bahçemizde de kısa, bodur, bir kızılcık ağacımız vardı. O kızılcık agacı, bizim evin üç küçük kızının ve mahalle kızlarının nelerine şahit, ortak olmadı ki?

Dipdiri bir sabahın, yorgun düşmüş akşamına kadar orada vakit geçirirdik.

Altımıza da küçük bir kilim sererdik. Üzerine oturup, boyu bir karışı bile geçmeyen mikadan yapılmış bebeklerimizle oynardık. Önümüzde ise, ufak-tefek kumaş parçaları.. makas.. iğne iplik.. bütün günü geçirmemize yetip artardı.

Ara-sıra da başımıza kızılcıklar düşerdi pıt.. pıt..

Düşenleri hemen ağzımıza atardık gülümseyerek..Buruk bir tat oluştururdu ağzımızda. Yüzümüzü buruştururduk yerken ama, gene de yemeden duramazdık.

Vakit öğle oldu mu, kızılcık dallarının arasından sızan güneş çıplak omuzlarımızı, yüzümüzü, burnumuzu yakardı. Yandığımızı anlamazdık. Bütün günümüzü dışarıda geçirmekten ise yüzümüzü, kollarımızı çil basmıştı. Üç kız kardeş, üçümüz de birbirimizin modeli olmuştuk. Çilli..

Birbirimize birbirimizin yüzünü göstererek kahkahalara boğulurduk.

En sinir oldugum şey, yan komşumuz Süreyya teyzenin oglu Erol'un beni;

''Çilli bibi, çamaşır ipi, bindi bacaya, kaçtı kocaya'' diyerek kızdırmasıydı.Elime ne geçerse fırlatırdım, canını yakmak isterdim.

Çillerimi sevmezdim o zaman, aynaya ters düşerdim Onu oyunlarımıza dahil etmediğimiz için bize kızıyordu ya.. aklı sıra bizden intikam alıyordu.

Evlerimizin arasında uzun tahtalardan yapılmış bir avlu vardı. Tahtaların arasından bizim oyunlarımıza gizli gizli bakardı, ben de kızdırırdım onu ''Kızların içinde kızılcık bebeek'' diye seslenirdim. Anında toz olurdu..

Yıllar sonra doğduğum kasabaya gittiğimde gördüm ki, çocuklugumu geçirdiğim ev ile, hatırladığım o ev arasında uzaktan yakından alaka yok.. küçük bir ev ve.. iki küçük bahçe.. Altında oynadıgımız bodur kızılcık ağacı ise hala duruyor yerli yerinde.

Bir süre seyrettim.. Çilli üç küçük kız gördüm ben o kızılcık ağacının altında.. kızılcık tadından yüzleri buruş buruş olmuş... Elleri kızılcığa boyanmış, dillerini gösteriyorlar.. kızılcıktan kıpkırmızı.. avlunun arka tarafında komşu oğlu Erol'u gördüm bize gizli gizli bakıyor ve beni kızdırıyor yine saklandığı yerden ''Çilli bibi, çamaşır ipi, bindi bacaya, kaçtı kocayaa..''

Gülümsedim kendi kendime.

Çocukluğum.. çocuk oyunlarım.. mahalle arkadaşlarım hepsini tek, tek gördüm.

Altında oyunlar oynadıgımız sokak lambalarının altında dikilip kaldım bir süre.

Hatırladım...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anıları öyle bir nostaljik hislerle yazıyorsunuz ki, o günlerin kokusunu ben de alıyorum. azerbaycanda kzılcık çok yaygındır ve reçeli çok ta meşhurdur. kızılcığın azerbaycanda ismi "zoğaldır". zoğal mürebbesi(reçeli) gripin bir numaralı dermanıdır. kışın sabah kahvaltısında veya üşüttüğümüzde anam ondan yazın yaptığı reçeli sıcak, limonlu çayla bize içirer ve 2 gün geçmeden sapasağlam olurduk. çok ta etirli ve hoş tadı var. yazınızdan etkilendim.

Vusale Taşhan 
 22.02.2008 17:53
Cevap :
"zoğal mürebbesi":)) çok güzel.. ben çok severim kızılcık marmeladını.. yazın yaptıgımız MB'un İzmir toplantısında 4-5 kavanoz yapıp kızılcık seven arkadaşlara hediye olarak götürmüştüm.. ayrıca binibir çeşit hastalığa iyi geldiğini de biliyorum:))) eski yazılarımı okuyup paylaşıyorsunuz.. çok teşekkür ederim. Kucak dolusu sevgilerimle...  22.02.2008 19:45
 

Sema ablacğııım, Ben hiç görmediğim memleketime gittiğimde her ağaca,ota, çiçeğe, meyveye saldırırdım ki en son hiç görmediğim o şirin görünümlü kızılcık'a kadar...hala adını duyduğumda ağzımda o tat, yüzümde buruşuk bir ifade (yazını bitirene dek de öyleydim:)...ama kızılcık marmelatına hayır diyemem...Yaa Sema abla çok güzel bir tekerlemeymiş bu çilli bibi:)) Sevgilerimle:)

Düş 
 17.06.2007 17:48
Cevap :
Yaw.. herkes çok beğendi bu ''Çilli bibi'' tekerlemesini:)) ama ben sevmemiştim o zamanlar. Kızılcığın tadını özledim,çıksa da yesem vallaa. Pirmeteye de marmelatını borçluyum zati:)) Yapacam bol bol.. bloga dağıtacam. sevgilerimle.  17.06.2007 18:36
 

Oraya asıl Erol'u görmeye gittin değil mi? :))) Şaka tabii. İsteyebilirsin hepimiz gibi. Ne sakıncası var ki. Ben en çok böğürtlenleri ve dikenleri çok canımı yakmasına rağmen freg incirini severdim. Geçen yıl Taşağıl'a gitmiştim, freg incirlerini görünce eski bir dostu görmüş gibi gittim boynuna sarıldım ve gereğinden fazla yedim galiba. Ondan sonra da iki gün malum yerden çıkamadım. Niye herkes çocukluğunu özlemekle geçirir bütün hayatını Sema. Sen biliyor musun? Ciddi niye. Bir bilen varsa anlatsın bana. Öpüldün kırmızı başlıklım.

Ayrıntıda gezinmek 
 15.06.2007 19:26
Cevap :
Çocukluğumuzu niçin özlüyoruz biliyor musun Aynur?? çünkü çok çabuk büyüyoruz ve o zamanlar her şey gerçekten çok başka idi. Mutlaka senin için de aynı şey geçerlidir. Yıllar geçtikçe her sunileşti. Dostluklar, arkadaşlıklar.. aşklar..sevgiler. Yani istisnalar var tabii ki. herşey bir yana, freg inciri diye ilk kez senden duyuyorum bak. Valla merak ettim:) sevgilerimle,teşekkürler.  15.06.2007 20:11
 

Neşe Hanım'ın babasını anlattığı sayfalarından, babamın limon kokan dünyasına geçtim. Oradan Haşim Bey'in çocukluğunda ekmeğimize mis gibi sanayağları sürdük. Sonra bir anda yaz akşamlarında saklambaç oynayan çocukların sesini duydum sizin mahallede. Bu gün sayenizde çocukluğumu yaşadım. Çay kokulu kahvaltılar ve annelerimizin yaptığı kurabiyeler. Hakikaten yağmur zamanı ben sizin mahallede oturuyor olmayayım çocukluğumda. Ne güzel anlatmışsın. Ağzına sağlık. Sevgilerimle

Metin Özkaya 
 15.06.2007 15:07
Cevap :
Teşekkür ederim sevgili Metin.. yoksa sen; oyunlarımıza dahil olmak isteyen ama,çoğunlukla dahil olamayan ve sürekli beni kızdıran arkadaşım Erol muydun:)))) sevgiler.  15.06.2007 16:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 319
Toplam yorum
: 4719
Toplam mesaj
: 557
Ort. okunma sayısı
: 1366
Kayıt tarihi
: 29.10.06
 
 

"Ben; hiç yalnız kalmadım... Kalabalık bi ailede yere atılan yataklarda Yan yana, baş başa, el el..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster