Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '14

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
697
 

Çocukluğumun Vefa Bozası...

Çocukluğumun Vefa Bozası...
 

Geçtiğimiz günlerden bir gün ünlü bir dondurmacıya girdim. Amacım bir kahve içmek ve biraz soluklanmaktı. Oturacağım yere doğru yürürken bir stanta dizilmiş şişeler gördüm. Dikkatle bakınca üzerlerinde boza yazdığını fark ettim. Birden yıllar önce içtiğimiz Vefa Bozasının tadı damağımda canlandı .Büyük bir özlemle bir şişe de ben alıp eve geldim.

İşte bugünkü blog yazımın konusunu da Bozaya ayırdım. Biz çocukken kışları Laleli'de otururduk. Soğuk kış gecelerı tabii o zamanlar televizyon falan yok, en büyük eğlencemiz sıkı sıkı giyinip tüm aile Bulvardaki Vefa Bozacısına gitmekti. Dışarda lapa lapa kar yağarken, karla kaplı, tek tük otomobillerin geçtiği tenha caddelerde yürüyerek bozacıya gitmek ve üzerine tarçın serpilmiş  bu harika içeceği sarı leblebi eşliğinde içmek bizim için keyiflerin en büyüğü olurdu o günlerde.

Eğer bozacıya gidemeyecek durumda isek akşam elinde güğümü ile Bozacı diye davudi sesi ile bağırıp sokaklarda gezen bozacının yolunu gözler ve bozacıyı duyar duymaz cama koşardık.

Kış gecelerimizin vazgeçilmez içeceği Boza bilinen en eski Türk içeceği imiş.Genelde kış aylarında tüketilen Boza, darı irmiği, su ve şekerden imal edilen bir içecek. Uygun şartlarda korunursa bozanın içilebilecek kıvamını 6 veya 7 gün koruduğu söylenir. Oysa 2000  lı yılların başından bu yana ambalaj sanayiindeki gelişmeler sonucu +8 derecede 25 gün dayanan bozalar şişelenmiş olarak marketlerde satılıyor.

Türkiye'de genelde darıdan yapılan Boza başka ülkelerde mısır, çavdar, yulaf, arnavut darısı gibi tahıllardan da yapılabiliyor. Boza Akdenizli tüccar gemiciler vasıtasıyle geniş bir coğrafyaya yayılmış tarih süresince. İbni Battuta isimli bir Arap gezgini 14.y.y. da yazdığı seyahatnamesinde Türklerin içtiği bu içeceği anlatmaktadır. Gene çok ünlü bir Türk gezgini olan Evliya Çelebi 17.y.y da İstanbul'da 300 den fazla Boza evi ve buralarda çalışan 1100 bozacı olduğunu yazıyor.

İstanbul'da Vefa, Pazaryerinde Soyden, Eskişehir'de Karakedi dededen toruna geçen ünlü bozacılar olarak tanınıyorlar.

Benim de Boza ile ilgili biraz ıstıraplı bir anım var. 1970 lı yıllarda Konya'nın Seydişehir kazasında Alüminyum Tesislerinde görevli idik. Ben bir kış günü ki oraların kışını bilenler bilir, epey sert geçer, bozayı ne kadar özlediğimi anımsadım. Canım birden boza istedi. Nerde bulacağım bozayı. Ansiklopediyi açtım. Bozanın tarifini okudum ve ertesi gün işten dönerken bakkala uğrayıp buğday, şeker aldım. Bir de fırından ekmek mayası alınca tüm malzemem tamam oldu. Alışverişimi bitirdikten sonra koşa koşa eve geldim ve ansiklopedideki tarifi uygulamaya başladım. İk olarak buğdayları düdüklü tencereye koydum ve pişmeye bıraktım. Tarife göre haşlanan buğdayları şeker ile kaynattıktan sonra ekmek mayası ilavesi ile cam kavanoza koyup, sarıp sarmalayıp sıcak bir yerde 15 gün muhafaza edecektim. Bu süre sonunda ise tarçın ve sarı leblebi ile yiyecektim.

Düdüklü tenceredeki buğdayların haşlanma süresi bitince tencereyi soğuk suyun altına koyup içindeki buharın çıkmasını sağladım ve kapağını açmaya teşebbüs ettim. Birden düdüklü tencere büyük bir şiddetle açıldı ve içinde birikmiş sıcak su buharı benim sağ kolumu feci şekilde haşladı. Meğer buğday taneleri tencerenin buhar çıkış deliklerini tıkamış ve soğuk suyun altına koymama rağmen içindeki buhar tam boşalmamış. Ben de kapağı açmaya çalışınca buhar beni haşlamıştı.

O gece ve bir kaç gece sabaha kadar ağlayarak, kolum buzun içinde korkunç anlar geçirdim. Ama Bozayı yapmaktan vazgeçmedim. 15 gün sonra kolum geçmiş ve ben bozamı içerken bu ıstıraplı anımı gülerek arkadaşlarıma anlatıyordum.

Oysa ki şimdi ne kadar rahat.Gidip Marketten bir şişe Boza alıyorsun ve eve gelip şişeyi açıp bardaklara boşaltıyorsun.Üsüne tarçını da döktün mü oldu işte Boza.

Acaba bir şeyleri bu kadar kolay elde etmek iyi mi dersiniz?  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 811
Toplam yorum
: 1052
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1007
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster