Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '07

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
695
 

Daha ne diyelim, yetmez mi?

Daha ne diyelim, yetmez mi?
 

No Sör, düzeltiniz. İlk Osmanlı yaptı.

“Yıl 1976.

Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde deniz suyunu tatlı suya çeviren bir tesisin açılışı yapılmaktadır.

Türkiye’nin o tarihteki Suudi Arabistan Büyükelçisi Necdet Özmen de tesisin açılış törenine katılanlar arasındadır.

Türk Büyükelçisi Necdet Özmen konuşması sırasında; “Bu ilk tuzdan arıtma tesisi…” ifadesini kullanır kullanmaz, Fransız Büyükelçisi oturduğu yerden ayağa kalkarak seslenir.

— No sör, der. Bu ilk tuzdan su arıtma tesisi değildir.

—Öyle mi, der bizim büyükelçi. Hemen ardından da, ilki hangisidir diye sorar merakla…

— İlki Osmanlıların yaptığıdır, der Fransız elçi. Şaşırır Türk büyükelçisinin kendi ecdadının yaptığı işlerin farkında olmamasına.

Fransız Büyükelçi daha sonra Necdet Bey’e okusun aydınlansın diye bir kitap hediye eder. Kitabın adı “Bir Arap Kentinin Portresi: Cidde” başlığını taşımaktadır.

Kitapta Osmanlıların Cidde’de yaptığı ilk denizden tatlı su arıtma tesisine ait resim de yer almakta ve resmin altında şu satırlara yer verilmektedir:

“Modern deniz suyu arıtma tesislerinin öncüsü olan bu kondansatör Türkler tarafından yapılmış olup, onlarca yıl Cidde’ye mütevazı miktarda içme suyu sağlamıştır. Bu tesis 1940’lara kadar faaliyette kalmış, Fatıma vadisinden getirilen su Cidde’ye ulaştığında sökülerek kaldırılmıştır.”

Yukarıdaki satırları Prof Osman Özsoy’un bir yazısından aldım. Geçmişimize karşı ne kadar duyarsız ve ne kadar geçmiş cahiliyiz. Boş durmuyor batının adamları, araştırıyorlar. Utandım doğrusu, T.C. Devletinin büyükelçisinin tarih bilgisinden yoksunluğu karşısında.

Tarihimizde bunun gibi binlercesi var. İşte size bir tane daha;

Adı; Ebu’l İz El-Cezerî. Bundan 800 yıl kadar önce bu günkü Diyarbakır şehrinde doğmuş ve yaşamış (kimine göre 1136-1206, kimilerine göre 1206-1265) bir Artuklu Türkü. Bu bölgede kurulan Artuklu devletinin hükümdarlarından Ebu’l Feth Mahmut bin Mehmet bin Karaaslan, sarayında başmühendis olan El Cezerî’ye bir gün söyle diyor: “Ben abdest alırken ayaklarıma su döken hizmetkârlarımın bana hakları geçiyor. Bundan rahatsızlık duyuyorum. Bu işe bir çare bul.” Der

Mühendis bir süre sonra abdest suyu döken bir robot yaparak, hükümdara takdim eder. Robot elinde tuttuğu testiden, hükümdarın abdest alabileceği şekilde elini kolunu oynatarak su dökebilmektedir. O güne kadar görülmemiş bir mühendislik harikası olan bu nesneden etkilenen hükümdar hayretler içerisinde kalarak, çalışmalarını sürdürmesini, bu konuda kendisine her türlü yardımı yapacağını söyle ve onu yeni nesneler yapmaya teşvik eder.

Yaptığı çalışmalar sonunda Cezerî; kendi kendine öten tavus kuşları, robot filler, uzatılan bardaklara şerbetler döken, bardak dolduğu zamanda kendiliğinden duran kadın robotlar gibi 50 den fazla değişik buluş yapar ve hükümdarın desteğine fazlasıyla karşılık verir.

Hükümdar yaptığı bu çalışmaları çok beğenir ve bunları bir kitapta toplamasını ister. El Cezerî de KİTAB-ÜL HİYEL adını verdiği altı bölümden oluşan kitabını yazar ve bu kitapta yaptığı tüm mekanik çalışmaların resimlerini, şemalarını, kesitlerini ve düzeneklerini resimli bir şekilde gösterir.

1780 yılında James Watt tarafından icat edildiği söylenen “ısı etkisi ile haberleşerek denge kurmak” sisteminin ilk regülâtörü, Cezerînin kitabındaki düzeneğe, tıpıtıpına benzemektedir.

Ayrıca kitaptaki makine parçalarının bir kısmı Cezerî’den 250–350 yıl sonra yaşamış olan Glovanni de Dondi ve Leonardo da Vinci’nin de kullanıldığı anlaşılmıştır.

Kitab’ül Hiyel, 1974 yılında tamamı İngilizceye, bazı bölümleri Almancaya çevrilmiştir. Başka dillere de çevrilmiş olup, Türkçeye henüz çevrilmemiş olan kitaptaki makinelerin bazıları Almanlar ve Amerikalılar tarafından yapılarak çalıştırılmıştır.

Evet, önceki yazımda da belirtmiştim bir siyasimizin sözünü; telif haklarını dahi ödeyemezler. Ne kadar doğru. Daha bunun gibi yüzlercesi var. Geçmişimiz çok zengin ve değerli ama araştırmak ve öğrenmek koşuluyla. Bazıları gibi biz yapamayız, bilemeyiz gibi aşağılık karmaşıklığına kapılmadan. Batının tuzağına düşmeden. Çünkü batı yüzyıllardır bize bu karmaşayı aşılamaya çalışıyor. Hatta öyle ileri gidenler olmuş ki; “İslam dini ilerlemeye engeldir, Hristiyan olalım.” Demeye varacak kadar bu karmaşıklığı ileri götürmüşlerdir.

Geçmişten alacağımız o kadar dersler var ki… Müthiş bir kültür, müthiş bir gelişme, ama, maalesef elin yabancısı bizim yaptıklarımızla zirvede bugün. Bize bilgi satıyor, hem de çok pahalıya satıyor, bizim yanımızda duran, araştırma zahmetine girmediğimiz ya da giremediğimiz tarihimizden aldığı yahut ta çaldığı bilgileri.

Daha ne diyelim, yetmez mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 3133
Kayıt tarihi
: 23.04.07
 
 

Emekli öğretmenim. Kütahya ili Tavşanlı ilçesinde yaşıyorum. Hayatı ve insanları seviyorum. İnsanlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster