Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
22332
 

Deniz Gezmiş, arkadaşları ve 5-6 Mayıs'ın sırrı ne ?

Deniz Gezmiş, arkadaşları ve 5-6 Mayıs'ın sırrı ne ?
 

~~ Bir dönem genç kızların sevgilisi olan Deniz Gezmiş~~



Bugün Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilişinin 36. yılı.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları 1972 yılında asılmışlardı.

Ölmeden önce, idam sehpasında son sözleri, ‘yaşasın marksizm-leninizmin yüce ideolojisi’ olmuştu.

İzlemem mümkün değil, ancak çevremdeki birçok kişi ile yaptığım görüşmede, hâlen gösterimde olan Hatırla Sevgili adlı televizyon dizisinde bu konunun da işlendiğini öğrendim.

Maruz bırakıldıkları apolitizasyon sürecinin bile ne anlama geldiğini bilemeyen gençliğimizin önemli bir kısmının, bir televizyon dizisi aracılığı ile de olsa, bir döneme damgasını vuran tarihsel bir olay hakkında bilgi sahibi olması önemlidir.

Bir diğer önemli husus, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ideolojilerini savunmak ya da eylemlerini onaylamaktan öte, bir dönem, sol ya da sağ fark etmez, memlekette neler yaşandığının, eskiye oranla artık nispeten daha fazla biliniyor olmasıdır.

Kabataş Erkek Lisesi’nden sınıf arkadaşım Çavlan Erdoğan’ın da babası olan, bir dönemlerin meşhur avukatı Mükerrem Erdoğan’da Deniz Gezmiş ile arkadaşlarının avukatıydı o dönem.

Hatta Soner Yalçın’a ait Bay Pipo adlı kitapta avukat Mükerrem Erdoğan’dan da bahsedilir.

Akşam bunları düşünürken, çok uzun yıllar önce okuduğum, yazar Erdal Öz’e ait ‘Gülünün Solduğu Akşam’ adlı kitap geldi aklıma.

Erdal Öz o kitabında, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının dar ağacına gidiş sürecini, hukuki metinlerle değil, şiirsel bir dille, duygusal bir iklimde ve hikâye lezzetinde anlatmıştı. Ne de olsa, 12 Mart 1971 muhtırasıyla birlikte tutuklanmış, Deniz Gezmiş ve devrimci arkadaşları ile cezaevinde tanışmıştı.

Ve Erdal Öz, 2006 yılında akciğer kanserinden öldü...

Son olarak bir isim daha Karl Marx.

Karl Marx, 1818 yılında Almanya’ da doğuyor.

Kendisi, daha sonraları komünizm ya da marxizm-leninizm olarak adlandırılacak ideolojilerin fikir babası, kurucusu.

Marxizm; yani taraftarlarına göre ezilenlerin şölen yapacağı bir ideoloji, karşıtlarına göre ise vatan hainliği...

Elbette bu kadar sıraladığıma göre, anılan isimleri ortak bir noktada buluşturacağım. Aslında ben buluşturmayacağım, çünkü onlar zaten buluşmuşlar.

Her ne kadar pozitif bilimlerle bir ilgisi olmasa da, sayılarla olaylar arasında zorlama ilişkiler kurup, sosyal hayata ilişkin açıklamalar yapma gayretinin insanoğlunda her zaman var olduğunu daha önceki bir yazımda belirtmiştim.

Ancak birazdan göreceksiniz ki, zorlama bir ilişki kurma gayreti yok. Bilimsel olmasa da ilginç tesadüfler var. Dikkatle takip edelim.

Marxizm-leninizme sıkı sıkıya bağlı Deniz Gezmiş ve arkadaşları 1972 ‘ de asıldılar.

5 Mayıs 1972 gecesi dar ağacına giden geri dönüşü olmayan yol başladı ve 6 Mayıs 1972 sabah güneş doğmadan asıldılar.

İdeolojisi uğruna can verdikleri adam olan Alman Karl Marx ise 1818’ de doğmuş.

Hem de 5 Mayıs 1818’de…

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının başına gelenleri duygusal bir platformda anlatan ve bu konuda yazılmış en önemli kitaplardan biri olan ‘Gülünün Solduğu Akşam’ adlı kitabın yazarı, aynı zamanda da Can Yayınları’nın kurucusu, romancı, öykücü ve edebiyat adamı yazar Erdal Öz ise uzun süre tedavi gördüğü hastanede, Mayıs 2006’da hayatını kaybediyor.

6 Mayıs 2006’ da…

Bense Deniz Gezmiş’in avukatı Mükerrem Erdoğan’ın, Kabataş Erkek Lisesi’nden arkadaşım olan, oğlu Çavlan Erdoğan’a ne tesadüftür ki, seneler sonra ulaşıyorum.

Ve şu an Moskova’ da olan Çavlan’a ulaşıp haber bıraktığım tarih 5 Mayıs 2008.

Benle Çavlan mı ?

Çok şükür şimdilik hâlâ yaşıyoruz…

Sabrın sonu ile



1.fotoğraf: Çavlan Erdoğan (2008)

2.fotoğraf : 14 Eylül 1992-Pazartesi
Yer : Kabataş Erkek Lisesi Sahili-Ortakoy-Istanbul
Soldan Sağa : Selçuk Mustafa Çavuş >> Hakan Metin >> Ben >> Çavlan Erdogan >> Emre Parlakisik

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Erdal Öz'ün gülünün solduğu akşam kitabını okuduğumda lise son sınıfa gidiyordum, o şiirsel anlatımı hiç unutmuyorum, yazarın öldüğünnü de senden öğrendim şimdi. Ama bu 14 eylül resmine takıldım, ne kadar da küçüksünüz, ayrıca benim doğum günümde çekilmiş bir resim:) o gün hep aklımdadır! sevgiler

nuran basaran 
 26.06.2008 8:22
Cevap :
Vaay olaya bakar mısın Nurancığım:) Neyse böyle hoş tesadüflere sevindiğimi söylemeliyim. İstanbul seni bekliyorr ona göre:)  26.06.2008 11:03
 

1970 1980 yılları arasında yaşayanlar bilir neler yaşandı neler. hele tam gençlik çağında o siyasi kaosu yaşayanlar daha iyi bilir. kimler geldi kimler gitti deniz gibi çekilenler,sıkıntilar. derin devletcilerin yaptıkları insan değil hayvana,bitkiye yapılmayacak eziyetler falan filan falan YAŞAYANLAR BİLİR.????????????????

MEHMET YURTSEVER 
 10.05.2008 12:10
Cevap :
Mehmet Abi hoşgeldin yaaa.. Buraya ilk kez uğradığını biliyorum. Sağolasın. Senin eski mevzular konusunda söyleyecek detaylara sahip olduğunu biliyorum. İyi ki de var diyorum. Ziyaretin için teşekkürler. Not: Şu bilgisayar işini iyi ki geç çözdün. Demek ki çıktığı zaman ilgilenmeye başlasaydın kimbilir neler olurdu?? Tebrikler abi  10.05.2008 13:19
 

yaşandı herşey. İçime sinmiyor çocuklardan korktu kocaman adamlar.... Can Yücel'in şiirini yazmak istiyorum izninle:En uzun koşuysa elbet Türkiyede de Devrim, O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak... En hızlısıydı hepimizin, En önce göğüsledi ipi... Acıyorsam sana anam avradım olsun, Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun! Sevgiler arkadaşım

september1(özlem ) 
 07.05.2008 14:36
Cevap :
Hem de bir de Can Yücel'in kendi sesinden olunca, çok ama çok etkileyici oluyor bu şiir. Belli ki seni de çok etkilemiş. Benim ise öğrencilik yıllarımı hatırlatıyor, işin duygusal tarafındayız anlayacağın. Hatıralar, çocuksu özlemler, gençlik hezeyanları. *Denizlerin asılmasına nasıl karşıysam, 27 Mayısçıların astığı, Menderesler'e de aynı şekilde üzülürüm***Mare Nostrum Özlem, mare nostrum  07.05.2008 15:07
 

Hayat gorusum idamlarin her ne sekilde veya her ne sebeple olusa olsun haksiz ve olumsuz oldugu uzerinedir.O tarihte sistemden dolayi bu gencleri asanlar bir zaman sonra beyenilmez oldu ki o tarihte genel olumlu karsilamisti.Bir zaman sonra ihtilal ve asayis.Sonra herkez cuntaci der oldu ki o tarihte cogunluk onaylamisti.Simdilerde cogunluk onayladigi bir duzen bakalim sonu nasil olur ve dusunceler olumlumu olumsuzmu olur.Tarihsel surec ulkenin hicbir kitaba uymaz ve uydurulamaz kendine ozgu bir milletiz vesselam.Isin ozu kolay aslinda turk olma ozelligini kaybetme diline vatanina sahip cik batinin demokrasi ve bilimsel degerlerine sahip cik. Saglik ve saygiyla

Newyorker sade vatandas 
 07.05.2008 5:35
Cevap :
Degerli Newyorker, o tarihte ben henüz dünyaya bile gelmemiştim. Bu açıdan bakıldığında, idamların sosyal bünyede yarattığı tahribatı ( ya da rahatlamayı) siz daha iyi tahlil edebilmişsinizdir muhakkak. Hülâsa; son cümlenizde de dediğiniz gibi, aslolan vatana sahip çıkmak, birbirimizi sevmektir. Hangi etnik kökenden olursak olalım. Saygılarımla  07.05.2008 10:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 332
Toplam yorum
: 1267
Toplam mesaj
: 193
Ort. okunma sayısı
: 1477
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

Haziran 1975 doğumlu. Blog yazarı değildir. Yani yazdıkları blog değildir. Köşe yazısıdır, ma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster