Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
460
 

Doğmamış çocuğa don, kurulmamış derneğe eleştiri..

Doğmamış çocuğa don, kurulmamış derneğe eleştiri..
 

Eğitim hayatımda olsun, başka alanlarda olsun çok farklı organizasyonlarda yer aldım. Ancak bu çalışmalar ya fikir uyuşmazlığı ya da yanlış örgütlenme gibi sebeplerle kısa sürede mum alevi gibi bitiverdi. Onca emek, çaba da bir çırpıda silindi gitti. Olan-bitenin nedenlerini sorgularken akla yatkın en ideal çözüm gençlikti. Daha genciz, öğreneceğimiz çok şey var deyip geçerdik ama daha sonra Onpunto, Onpunto'nun kapanmasının ardından yaşananlar ve MB'deki bazı olaylar sorunun yeri, zamanı ve yaşı olmadığını gösterdi. *** Nedense eleştirmeyi çok seviyoruz. Hatta bilhassa pusuya yatmış olanlar var sanki. Hani, biri bir şey dese de hemen eleştiriyi yapıştırsam.. Elbette sunulan her fikre tekmili birden alkış tutulacak diye bir kural yok ama eleştirmeyi de yerinde yapmak gerekir. Biz, yapıcı değil yıkıcı eleştiriyi seviyoruz. Madalyonun sadece bir yüzüne odaklanıyoruz. Ardında kalanlarsa aklımıza gelmiyor pek. Evde anne baba, evlilikte eş, kayınvalide, görümce, elti, okulda öğretmen, müdür iş yerinde, patron, yönetici vs.. derken bir eleştiri furyasıdır gidiyor. Hatalı olana hatası söylenecek ama bunun yeri ve yordamı mevcuttur. İletişim bilimi ne için var? Padişahın rüyasını yorumlayan büyücülerden sadece birisinin gerçeği farklı söylediği için kelleyi kurtardığı meşhur hikayeyi hatırlarsınız sanırım. *** Son günlerde blogda bir dernek konusu gündemde. Mustafa Mumcu'nun önerisiyle başlayan bu dernek furyası bana göre de ülkemizde blogculuk adına önemli bir gelişme olacaktır. Gelişmiş ülkelerde etkisini iyice arttıran blogların Türkiye'de de hak ettiği yere gelmesi adına ben de destekliyorum. Ancak gel gelelim bu eleştiri severliğimiz yine kendini gösteriyor ve her yerden bir ses çıkmaya başlıyor. Ortada bir ürün yok, yapılmış bir şey yok ama ''Şöyle, böyle'' diyenler artıyor. Efendim, aceleniz nedir? Kovalayan mı var? Önce bir dernek kurulsun, çalışmalarına, faaliyetlerine başlasın zaten bir aksilik varsa sizlerden önce dernek içindekiler sesini çıkaracaktır. Yanlışı, hatayı söylemek sonuna kadar ama önce bir iş görelim. Dernek kuruldu mu? Yok. Herhangi bir faaliyeti var mıdır? Yok. Neyi eleştireceğiz? Tüzüğüdür, görüşüdür falan bunlar kuruluş aşamasında ortaya çıkacak şeyler. Bekleyip göreceğiz. ''Blogun da derneği mi olur?'' derseniz, absürd, garip şeylere dernek kuruluyor blog neden olmasın? *** İnsan düşünmeden edemiyor. Acaba bu seslerin ardında ''Adama bak ne güzel fikir bulmuş, keşke önce ben söyleseydim'' tarzı bir ego mu var? Olamaz mı? İnsanız, başarılı birisini gördüğümüzde ister istemez imreniriz. Hele bu kişi, gençse daha da artar bu hisler. Birisi güzel bir fikir buldu mu ona da imreniriz. Bu fikrin neden bizden çıkmadığını sorgularız. Bu duyguları yaşamayanımız var mıdır? Erken öten horozun kelle gidermiş, telaşa gerek yok. Önce bir çalışmalar hazırlansın. Görelim bir nedir, ne değildir? Ondan sonra söylenecek şeyleri bir bir söyleriz. Yeter ki bir şeyler yapmak isteyenlere engel olmayalım..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 309
Toplam mesaj
: 54
Ort. okunma sayısı
: 1340
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

Küçük bir kız çocuğu masumiyetidir yazmak, her satırı her cümleyi her kelimeyi tekrar tekrar gözden ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster