Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2213
 

Doğu Roma İmparatorluğundan özür diliyorum

Doğu Roma İmparatorluğundan özür diliyorum
 

2. Mehmet Konstantinopolis önünde


29 Mayıs 1453 tarihinde, Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis'in güzelim surlarını toplarla yıkarak, kendini savunan o toprakların yerlileri olan masum Bizanslıları ise aldatmak amacıyla gemileri karadan yürütüp, son  imparatorları  XI. Konstantinos Palailogos'u da öldürerek, sözde Orta Çağı kapatıp Yeni Çağı açan 2. Mehmed (Nam-ı diğer Fatih Sultan Mehmet Han) adına, tüm Doğu Roma İmparatorluğu halkı ve bugünlere kadar varsa gelebilen soylarından, soplarından cümle alemin önünde özür diliyorum.

Yıllarca bize tarih kitaplarında, ''Bizanslılar, melekler dişi mi yoksa erkek mi diye tartışan tıynetsiz kafirlerdir'' diye anlatıldı. O yüzden de 80 bin kişilik ordusu ile gelip, 8 bin kişilik Doğu Roma ordusunu 'orantısız güç' kullanarak yenen 2. Mehmed'i, surlara illaki de ''bayrağı ilk önce ben dikeceğim'' diye bir çok Bizanslının canını alan Ulubatlı Hasan'ı hep kahraman olarak bildik, savunduk.

Ne zaman ki 'tarihimizle yüzleşmek' zamanı geldi, işte o vakit anladık ki aslında, ''Söğüt civarında kurulan bir beyliğin koskoca Konstantinopolis'in kapısında ne işi var?'' sorusunu kendimize sormamız gerekirmiş. Hadi Söğüt neyse ama oraya da Orta Asya'dan kavga, döğüş gelen bu huzursuz ve kavgacı, uyumsuz insanların çevreye ne kadar zarar verdiklerini, işte ancak tarihin üstündeki o gizli, karanlık güçler ellerini çekince anlayabildik.

Halbuki bize hep masal tadında anlatmışlardı, tarih derslerinde hocalarımız. Atalarımızın kuraklık olduğu için Orta Asya'daki yurtlarını terketmek zorunda kaldıklarını ve işte bu yüzden de Anadolu'ya göç ettiklerini ne zaman anlatmaya başlasalar, neredeyse sınıfça ağlardır bu zorunlu sürgünlüğümüze ama işte Allah bir taraftan alırken bir taraftan da veriyordu ki karşılarında, 'dokunsan yıkılacak' bir Doğu Roma bulmuşlardı.

Ortodoks Kilisesi'nin de merkezi olan Konstantinopolis'e gelebilecek yardımların ulaşmasını tamamen engelleyebilmek için, Boğaz'ın doğal silüetini bozacak şekilde Rumeli Hisarı'nı da yaptıran 2. Mehmed, Konstantinopolis'in o güzelim surlarını yıktırmak için de Macar Urban'a toplar döktürmüştü. Doğal olarak şimdilerde olduğu gibi demokrasi henüz ileri seviyeye gelmediği için de 'yıkıcı' olmak yerine 'yapıcı' olmanın lazım geldiği ve sorunların 'masaya oturularak' halledilmesi gerektiği daha henüz bilinmiyordu.

Bir de doğa katliamı var ki, Hisar'ın yapımında kullanılmak üzere İznik ve Karadeniz Ereğlisi'nden getirilen keresteler için kesilen ormanlar, o zamanlar çevre bilinci henüz gelişmediği ve Allahtan çevreciler de olmadığından ciddi bir kamuoyu tepkisi ile karşılaşmamıştı yoksa mazallah fetih falan, hayal olurdu.

Kuşatma sırasında 2. Mehmed'in Konstantinopolis surları karşısında, ordusu için 50 bin kişilik çadır kurduğunu bildiğimizden, Van depremi ile kıyaslayarak 550 yıl önce bu topraklarda 'çadır kurulumu'nun daha organize ve ehil kişilerin ellerinde olduğunu da anlayabiliyoruz.

Son olarak da kuşatma sırasında yeterince kan akıtıldığını ve Bizanslıların her istenen vergiyi ödemeye razı oldukları için şehri yağmalayıp halka zarar vermeye gerek olmadığını söyleyen, 2. Mehmed'in veziri Çandarlı Halil'in de, Zağanos Paşa'nın dolduruşuna gelinip idamı dolayısıyla itibarı mutlaka iade edilmelidir.

Özetlersek, o zamanlar Bizans yurdu olan Konstantinopolis, kanlı bir şekilde zorla alınmasaydı belki de bugün bu topraklarda bu kadar kaçak yapılaşma, depreme dayanıksız bina, silüeti bozan 18 katlı otoparklar, sanki ilk depremde ölmek için koşa koşa buralara gelmiş milyonlarca insan evladı yerine, binalarda bir Paris, bir Viyana estetiği,  sokaklarında klarnet sesleri yerine piyano tuşlarının ahenkli melodileri ve en önemlisi de modern giyimli insanları ile  bir dünya başkenti olabilecekti.

Bu yüzden ben gerekirse de devletim adına Doğu Bizans İmparatorluğu'ndan, başta Rahmetli Konstantin Palailogos olmak üzere özür diliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

6. Filoya defol dedikleri için DARAĞACINDA asılanları bile gözyaşlarına boğularak mecliste ananlar, şimdi de DERSİM diye nağme tutturmuş görünüyorlar. Mecazi bir benzetmeyle kaleme aldığınız yazıya göre, bu gün TERÖRLE MÜCADELE EDENLER( eğer mahpushaneden çıkabilirlerse ölmeden)çok geçmeden YARGILANACAK ve onlar adına birileri TERÖRDEN özür dileyecekler. Ama aziz Türk Milleti böyle düşünmüyor ve bunun sinyalleri de yakında alınır. AB ve ABD dayatması ile yürüyen tren fazla yol alamaz diye düşünüyorum.

Yalnıztürk 
 02.12.2011 20:52
Cevap :
Sayın Özdil bugün yine 'belgeli bir bilgelikle', gerçekleri yüzlerine çarpmış yüzsüzlerin. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19381910.  03.12.2011 6:50
 

Ancak tarihi yeniden yazarsak bugünkü yanlışları doğru kabul edebileceğiz zaten.O zaman bu gün özürdilemesi gerekenler "geçmişimiz neydi ki bizden ne bekliyorsunuz" diyebilsinler.O koca onurlu tezat, öyle batıyorki bir taraflarına, üşenmiyorlar yüz yıllar öncesinden kazıyorlar aklımızdan onurumuzu,gururumuzu.Kaleminize sağlık.

SERAP DÜZGÖREN ARI 
 29.11.2011 10:52
Cevap :
İlk iki cümleniz her şeyi ne kadar da güzel özetliyor. Sizi gerçekten tebrik ederim.  29.11.2011 20:41
 

Çok güzel bir yazı... Kutlarım...

Vildan Sevil 
 28.11.2011 12:12
Cevap :
Çok teşekkür ederim.  28.11.2011 21:55
 

Merhaba, Çok haklısınız. Aslında sakallı sakalsız liboşlarımız oturup bir güzel özür dilenecekler listesi hazırlamalılar. Yöneticilerimiz de her sıkıştıklarında birinden çzür dilemeliler. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 27.11.2011 20:18
Cevap :
Geçmişi bırakıp, daha dün deprem sonrası açlık ve soğuktan ölmesini engelleyemedikleri Öznur'un ailesinden özür dilemeyi deneseler keşke.  28.11.2011 21:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 344
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1012
Kayıt tarihi
: 22.07.09
 
 

Okur yazarım. Okur yazarlıktan kastım, okuduklarımı yazmamdır ki, bu yazılarımı genellikle 'kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster