Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '17

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
946
 

Dönüşüm

Dönüşüm
 

https://www.youtube.com/watch?v=HU2ts1IUByA&list=RDHU2ts1IUByA

 

     Saat gecenin ikisiydi. Bilgisayarın ölgün ışığında e-postalarına göz atan Alice, Prof. Gabriel’in ‘’ Eve gidip uyu artık Alice. Rahat bırak A.T.E.Gi. ‘’  iletisini okuyunca vaktin oldukça ilerlediğini fark etti.

     Üç gün önce yıllardır üzerinde çalıştıkları özgün mikroorganizmalar konulu deneyin sonuçlandığını telefonda öğrenip, heyecanla evden laboratuvara gitmek için çıkmış, o günden bu yana hiç uyumamıştı.  Hâlâ heyecanlıydı. Petri kabında sığır jölesinden hazırlanmış besi yerinde oluşan bu yeni türün başından bir an olsun ayrılmamıştı. Onun her anına tanık olmak istiyordu. O ise Alice’e göre; üzerine çevrilen elektron mikroskobunun farkındaymış gibi temkinli hareket edip, çekingen davranıyordu.

       Sabah bu ifadelerle Prof. Gabriel’le yeni tür hakkında konuşunca, Prof. Gabriel; ‘’ Alice beni şaşırtıyorsun. Bu ifadeler bilimsel değil. Biz burada bilim yapıyoruz. Bir  sanat dergisi çıkarmıyoruz? Neden bu kadar duygusal ya da her neyse şiirsel yaklaşıyorsun. Bir bilim insanı buz gibi ifadeler kullanır. Bilim kesindir, belirsiz değil. Soğuktur, sıcak ya da ılımlı değil. Çekingen davranıyor değil Alice, tepkisiz demelisin. Temkinli olmak insana özgü bir davranıştır. Bunu hiç kullanmamalısın.  Belki biraz dinlenmeye ihtiyacın var. Bu gece eve gitmelisin.’’ Demiş, çantasını alıp çıkmıştı.

        Alice bilgisayarın enter tuşuna basıp ölgün ışığı canlandırdı. Yeni türün dosyasını tıklayıp yazılanları okudu.

         Bu gece burada yazılanlara eklenecek bir gelişme gözlenmemişti.

         Eldeki verileri gözden geçirdi;

         Şimdilik araştırma ekibindeki 4 kişi arasındaki bir sırdı veriler. Başlangıç olarak ekibin isimlerinin baş harflerinden oluşuyordu adı:

A; Alice

T; Tina

E;Elton

G; Gabriel

A.T.E.G

 

       Ekip 5 yılı aşkın bir süredir bu deney için çalışıyordu. Besi yerini değişik sıcaklık ve sürelerde bazı koşulları aynı tutarak hazırlayınca hiç beklenmeyen bir zamanda bu tür oluşmuştu.

        Bir soru işareti görünümündeydi. Hareketini sağlayan titrek yan çıkıntılara sahipti. Biri üstte öteki altta olmak üzere iki üreme organı vardı. Organlardan biri dişil öteki eril özellikteydi. ‘’Kıvrılıp tek başına sex yapabilir diye düşündü Alice gülerek. Ama çok uslu’’.  Şeffaf tüyleri dışında mavi renkteydi. Gökyüzü gibi umut veren bir mavilik.  Alice ise onu tüylü kalemsi bir şeye benzetiyordu.

 ‘’Adın Kalemdaş olsun yeni dostum ‘’dedi.

         Bilim insanlarının buluşlar karşısında yaptıkları ilk şey eğer bulunan bir canlıysa onu hemen sınıflandırmak, tanımladıktan sonra etiketlemekti.

         Fakat A.T.E.G’i sınıflandırmak mümkün olmuyordu. Ne zaman bir sınıfa dâhil olduğu düşünülse varılan hipotezi hemen çürütüyor, bir başka sınıfa dâhilmiş gibi davranıyordu.

         Alice eline steril bir pipet alıp petri kabındaki yeni canlıya dokunup bir tepki bekledi. Gözü mikroskopta titrek tüylere kılını kıpırdatmadan baktı. Ufacık bir hareket göremedi. ‘’Hadi ama A.T.E.G,’’ Dedi. ‘’Güven bana, bırak kendini. Kimsin sen? Bu dünyaya geliş amacın ne? Senin dünyan bu petri kabı. Ama şimdilik. Eğer işe yarar olduğun düşünülürse oradan çıkıp bizim yaşadığımız dünyaya gelmen sağlanabilir. Bazı insanların ne kadar işe yaradığı tartışılırken senin mutlaka işe yaraman gerekir. O yüzden tepki ver. Ne tür özellikte bir canlısın, seni çözmeme izin ver. ‘’

 ‘’ Belki de  birinin sana ihtiyacı var. Bir hastalığın antikoru olabilirsin. Bir kanser hücresinin çılgınca üremesine engel olacak gücün olabilir. Bu kadar sessiz durma, izole edildiğinde ölmeyi bırak, seni tek başına da üretebilmemiz gerekli.’’

          Onu dürtmeyi bırakıp umutsuzca elindeki pipeti steril solüsyon bulunan şişeye geri bıraktı Alice.

   ‘’ Herkesin dili bir gün çözülür diye düşündü. Senin bile! İnsanlar bunu en çok güvendiklerinde ve sevdiklerinde yaparlar. Sen nasıl anlarsın sevildiğini A.T.E.G?’’ dedi.

            Prof. Gabriel’in sabah ki konuşmasını hatırlayıp gülümsedi; ‘’Bilimsel ol Alice!’’  Dedi yüksek sesle.

            Gri, kurşun kaplı çıkış kapısına doğru ilerledi. Üzerindeki tuşlara şifreyi girip kapıyı açtı. Kapının önündeki tıbbi atık kutusuna, maskesini, eldivenlerini attı.(Eldivenlerini çıkarırken birinin yırtık olduğunu fark etti. Onları ellerine takarken her zaman yaptığı gibi kontrol etmemişti-  Telaşla elini inceledi. Tırnak yeme alışkanlığı olduğu için tırnaklarından birini derince koparmıştı. Hafif kanamıştı tırnağının dibi.’’Lanet olası.’’ Dedi.  Bonesini, galoşunu da çıkarıp attı. Lavaboya gidip defalarca ellerini yıkadı. Birkaç dirsek darbesiyle akan dezenfektanı bolca ellerine boşaltı. Ellerini bu sıvıyla iyice temizledi. Odasına gidip bir kahve hazırlamak istedi. Bu gece de uyumak istemiyordu.

            Kapıları kapalı odalarla dolu koridora bakınca uzun bir yalnızlık geçidinden yavaşça geçmeyi göze alamadığından en baştaki odasına koşarak gitti. Odasının anahtarını laboratuvarda bıraktığını anlayınca; ‘’fuct’’, dedi. 

            Odasının önüne oturup sırtını kapıya dayadı. Ayakkabılarını çıkardı. Elleriyle tabanı sızlayan ayaklarını ovalamaya başladı. O sırada işaret parmağının mavileşmeye başladığını fark etti. Mavilik hızlıca bütün eline yayılıyordu. Korkuyla ne yapacağını düşünmeye çalıştıkça zihniyle bağlantısı kesildi. Bilincini yitiriyordu.  Mavilik bir çarşaf gibi sardı bedenini.  Görüşü bulanıklaştığında titrek tüyleriyle, kalemsi yeni bir canlı türüne dönüşmüştü.

             Dakikalar içinde; İçinden dışına doğru titreyen tüyler o Alice’den A.T.E.G’e dönüşürken hızlıca eski bedenini sindirip oluşan yaralarını bir sıvıyla onarmıştı. Geriye mavi bir ruh oluşmuştu ama orada olan tam olarak bu değildi.

             Sıra dört odacıklı kalbi sindirmeye gelince A.T.E.G önce tereddüt etmiş vazgeçmesi mümkünken kalbinde Alice’in geçmişine ait hiçbir mutluluk bulamayınca bunu zevkle yapmıştı.

             Alice A.T.E.G’e dönüşmeyi bütün kalbiyle kendi istemişti.

         

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne kadar ilgi çekici bir yazı bilim kurguya merakım vardır bir film gibi gözümde canlandı yazdıklarınız yüreğinize sağlık devamını merak ettim şimdi:)

Mavianne 
 11.01.2018 10:11
Cevap :
Çok naziksiniz, teşekkür ederim. Devamı yazabilirim evet, ara ara beni de kendine çeken bir öykü. Sevgilerimle...  11.01.2018 18:56
 

A.T.E.G. iniz bana Martı Livington'u hatırlattı. Selamlar

Matilla 
 19.11.2017 17:13
Cevap :
Onur duyarım, Sir Matilla :) Sevgiler, selamlar...  20.11.2017 9:37
 

Gregor forever diyesim geldi. :) Elinize sağlık... Selamlar...

Retor 
 03.11.2017 10:02
Cevap :
:) Güzel gönlünüzün teveccühü, amatörce karalıyoruz işte. Sevgiler, selamlar...  04.11.2017 13:58
 

Çok akıcı,ilgi çekici ve ustalıkla yazılmış bir öykü.Mutsuzlukla dolu ruhlar,başka bir duruma, çaresizce evrilmek ister:Ölüme... Bunca yıllık hekimlik hayatımda,bununla ilgili pek çok deneyim yaşadım.Öyküdeki soru işareti imgesiyle hem evrilmek isteyen, hem de bu bilinmezlikten ürken ruhları ne güzel betimlemişsiniz.Ürkerler ama gitmekten de geri durmazlar.Gidecekleri yer soru işaretleriyle dolu olsa bile...Saygı ve sevgilerimle, sevgili Caroline.

fisun gökduman kökcü 
 03.11.2017 1:19
Cevap :
Beğenmeniz onur verdi, teşekkür ederim. Ne güzel anlatmışsınız, ürkerek gitmekten vazgeçmemek. Mesleki hayatınızda bunları deneyimlemek sizin duyarlılığınızı arttırıyordur şüphesiz. Yazılarınıza, yanık sesinize, sazınızın içli tellerine dökülenlerden birazı bunlar olsa gerek. En içten sevgilerimle...  04.11.2017 14:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 427
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 951
Kayıt tarihi
: 26.05.14
 
 

'' Ben de canlıyım dedi,diş. İnce bir sinirin canlılığı değil bu. Göz gibi, kalp gibi yeri doldur..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster