Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '18

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
337
 

El Sanatı Halı, Kilim, Örgüler Yok mu Oluyor?

El Sanatı Halı, Kilim, Örgüler Yok mu Oluyor?
 

Aksaray Taşpınar el dokuması halı


Ne dersiniz, artık el sanatı halılar, kilimler kullanılmıyor mu? Günümüz insanı, evlerinde kolay kullanışlı, kendilerini yormayan ev eşyalarını yeğliyorlar. Belli bir süre kullanılıp atılanlar rağbette. El dokuması halı ve kilimlerin yerini, makine halıları aldı. Reklamlar da makine halılarının satışını kolaylaştırıyor. Bir de nano teknolojilerine uygun halılar piyasaya çıktı. Neymiş efendim! Lekeyi kendi kendine yok ediyormuş! Bunlarda renk yok ki leke olsun. Eşim isteyince bunlardan bir tane de biz aldık. Ne yünlü ne pamuklu, sentetik. Bir arkadaşım, bu halıyı yıkadınız mı dedi; ama yıkanmamıştı. Arkadaşım, soluk gördüğü için böyle demişti.
 
Bünyan, Kula, Eğin, Milas, Isparta, Simav halılarımızı toplayıp kaldırdık. Satmak isteseniz, alan yok. Oysa500TL öğretmen maaşımdan zar zor biriktirdiğim parayla 1965’te Bünyan’a 2000 TL vermiştim. O yıllarda, neler alınmazdı, bu paraya. Başka sergimiz de yoktu, ev eşyamızda. El dokuması halılara merakımdan almıştık.  
 
El dokuması halılar, kilimler çok canlı renga renk motiflerle bezelidir. Anadolu çiçeklerinin renkleri, canlılığı yok bu halılarda. El dokuması Hereke, Lâdik, Bünyan, Kula, Isparta, Milas, Aksaray, Eğin… halıları vardı. Hemen hemen her evde Isparta salonları, odaları süslerdi; ama Hereke, Lâdik, Bünyan, Kula, Eğin her evde bulunmazdı. Bunlar, özel ve kıymetli halılardı. Kullanılan boya, iplik, yün kalitesi, düğüm sayısı halının kıymetini artırırdı. Kimi halılarda bitkilerden elde edilen kök boya kullanılırdı. Bu halıların renkleri yıllarca özelliğini yitirmez. Çok az insan bu halılara ilgi duyuyor. Pahalı olduklarından mı dersiniz? Yoksa endüstrinin, teknolojinin gelişmesi, el sanatlarının yok mu ediyor? 
 
Yoksa bakımı zor olduğu için mi? Bu halıları, güveden korumak için yazın sarıp kaldırmak gerekir.
 
Halı alamayanlar, kilim, palaz ya da keçe sererlerdi, evlerine. Ne var ki günümüzde halıdan daha kıymetli Doğu Anadolu’nun beldelerinde, köylerinde el dokuması göz ve gönül alıcı kilimler var. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun sözünü ettiği bu kilimler midir? Ne dersiniz?
 
Evlerin en esaslı eşyasını ve biricik ziynetini teşkil eden emektar kilimlere hiçbir zaman ona layık oldukları değer verilmemiştir. Yeryüzündeki nakışların en harikuladeleri ve renklerin en coşkunlarıyla yüklü olmalarına rağmen kilim, ayakaltında kalmaktan kurtulamamıştır. Ayakaltında ezilmek, nalçalı topuklar altında paramparça yırtılmak, kilimin alnının kara yazısıydı. (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
 
 
Kadınlarımızın, kızlarımızın yaptıkları nakışlarda, yaşantılarını simgeleyen motifler vardır. 
 
Anadolu kadını, el sanatlarını öğrenmeye altı yedi yaşlarında başlar. Çeşitli el sanatlarını çevresindeki kadınlardan öğrenir. Bütün Anadolu kadınlarının yaşantılarında bu böyle süregelmiştir. Çünkü her genç kız, kendi çeyizini kendi eliyle hazırlar. Gelin olunca da yarattığı çeşitli el sanatı eserlerini evinde sergiler. Bu sergi, bir ay süreyle tüm çevre kadınlarına açık tutulur. Her isteyen gidip sergiyi görebilir, oradan, gözle, birçok, örnek alabilir. (Sabiha Tansuğ)
 
Yazar Sabiha Tansuğ, bir İsveçli tarihçiyle bir çeyizi gezerler. Gezi sonunda İsveçli tarihçi şöyle der:
 
Türkler resim yapmazlar, resimli eşya kullanmazlar diye önyargımız vardır. Oysa şimdi görüyorum, yastıklarda, duvar süslerinde, birçok örtüde, perdelerde, minderlerde çeşitli resimler var. Kuşlar, çiçekler, dallar, atlar, geyikler, çadırlar… Çok şaşırdım. Bir köy evinde böyle bir şey görebileceğimi hiç düşünmezdim.”
 
Yazar Sabiha Tansuğ - Siz bunlara resim diyorsunuz,demek ki Anadolu’da milyonlarca kadın ressam var.
 
Anadolu’daki el sanatlarına izlenimci bir gözle bakıldığında birbirinden farklı çizgiler, figürler, simgeler, resimler meydana çıkıyor. Nakışlarda, el örgüsü halılarda, kilimlerde; Anadolu kadınının kızının duyguları, düşünceleri, sevgileri, aşkları; umutları el izleri, göz nurları, kültürleri var. Yaşantılarını sembolize eden motifler: Eli belinde, koçboynuzu,  bereket, insan, saç bağı, küpe, bukağı, suyolu, pıtrak, el, parmak, tarak, muska, göz, ejder, hayat ağacı, kurtağzı, kurt izi, canavar mandagözü, kazayağı,  merdiven, yılan, balta sapı, koçboynuzu, kuş simgeleridir
 
 
Eli belinde motifi:
Dişiliğin simgesidir. Sadece analık ve doğurganlığı değil, ayni zamanda uğur, bereket, kısmet, mutluluk ve neşeyi de sembolize eder. Bugünkü dokumalarda kullanılan, Ana Tanrıça kültünün devamı niteliğindeki eli belinde motifi, Ana Tanrıça ile ilgili inancın kültürel miras olarak günümüze geldiği gerçeğinin kanıtıdır.
   
Koçboynuzu motifi
Bereket, kahramanlık, güç, erkeklik sembolü olan koçboynuzu motifi, Anadolu kültüründe Ana Tanrıça'dan sonra,  ya da onunla birlikte kullanılan bir motiftir.  Boynuz sembolü insanlık tarihinde her zaman güç kuvvet simgesi olan erkekle özdeşleştirilmiştir.
Güç ve kuvvet, erkeklik simgesi olan koçboynuzu motifi, erkek tanrı simgesi olarak karşımıza çıkar. Anadolu’da koçboynuzu motifli halı ve kilimler günümüzde de yaygındır. Bu motif, dokumaların genellikle göbek ve bordür kısımlarında kullanılır.
 
Bereket motifi
Dut, karpuz, kavun, nar, incir, üzüm, bitki ve  yılan, ejder, koç, boğa, geyik; ağaç, çiçek, yaprak, kayalar, sular, dağlar ve bazı doğa motiflerinden oluşur.  Kelebek, balık gibi, hayvanlardan oluşan formda bereket motifleri sonsuz mutluluğu ifade eder. 
 
İnsan motifi
Anadolu'da ölüm-doğum döngülü törenlerin ruhun beden değiştirmesi gibi inançların Şaman kültürünün bir devamı olduğu bilinmektedir.  Anadolu motiflerinde sık sık rastlanan insan figürü daha çok erkek ve kız çocuğu olarak betimlenmiştir.  
 
Bu figürler dokuyan kişinin erkek çocuk beklentisini veya gurbetteki sevgiliyi anlatır.  Bu motifler çalışmanın ve yaratıcı aklın simgesi
 
Saç bağı motifi
Evlilik isteği göstergesidir. Doğum ve çoğalmayı sembolize eder.  Evlenmek isteyen genç kızlar zülüf keserler, tek örgü yaparlar. Yeni evli genç kadınlar saçlarını çift örerler. Uçlarını renkli ipliklerle süslerler.
 
Küpe motifi
Cinselliği sembolize eder. Çatalhöyük'te bulunan örneklerde genç kızın evlilik isteğini belirtmek amacıyla takıldığı saptanmıştır. Erkekler de küpe takmışlar. Ahiler (tüccarlar) sağ kulağa mesleklerinin zirvesinde olduklarını sembolize eden küpe takmışlar. Padişah, dervişler, zenneler küpe takmışlar.
 
Bukağı motifi:
Atların ön iki ayağına takılan otlaktan uzaklaşmalarını engelleyen   zincirin adı. Ailenin devamını simgeler. Aşk ve birleşimi sembolize eder. Nişan yüzüklerinin kırmızı kurdeleyle bağlanması da bu sembollerden biridir
 
Suyolu motifi: 
Su, yeniden doğuşun, bedensel ve ruhsal yenilenmenin, yaşamın sürekliliğinin, bereket, soyluluk, bilgelik, saflık ve erdemin sembolüdür. En etkin arınma sembolüdür. O hem yasamın hem de ölümün kaynağıdır. Anadolu'da su yaşamın kendisidir. Anadolu kadının bütün gün iç içe yasadığı su, dokumalara motif olmuştur. 
 
Pıtrak motifi 
Pıtrak, tarlalarda bulunan, dikenleriyle insanlara ve hayvanlara yapışan bir bitkidir. Pıtrağın üzerindeki dikenlerin kötü gözü uzaklaştırdığına inanan Anadolu  insanı onu nazarlık motifi olarak kullanmıştır. "Pıtrak gibi" deyimi ağaçlardaki meyve bolluğunu ifade etmektedir, bu yüzden de un çuvallarında, tandır örtülerinde pişmiş toprak kapların üzerinde kullanılmıştır. 
 
El motifi
Anadolu'da "el motifi"  dokumalarda hem gerçekçi, bir üslupla hem de stilize edilerek beş çubuk ve beş nokta şeklinde yorumlanmıştır.  Parmak ve ona benzeyen tarak motifleri, geometrik olarak üçlü, beşli, yedili sayılar kullanılarak dokunur. Bir gövdeye bağlanan çeşitli çubuk formlarından oluşur ve duruma göre el, parmak, ya da tarak isimlerini alır.
 
Muska ve nazarlık motifi
Rengi ve biçimi gözü andıran her nesne, ya olduğu gibi ya da bazı ek öğelerle birlikte nazarı uzaklaştırıcı muska olarak  kullanılmıştır.
 
Geometrik üçgen motifi, en basite  indirgenmiş stilize edilmiş göz biçimidir.  Anadolu dokumalarında göz motifleri üçgenin yanında kare, eşkenar dörtgen,  dikdörtgen, haç, yıldız şekillerinin  geometrik uygulamalarıdır.
 
Göz motifi
Halk arasında, gözün simgesel anlamlarını vurgulayan işitme gözü, gönül gözü gibi deyimler çok yaygındır. Nazar önlemlerinden birisi olan göz motifi, dokumalarda özelikle koçboynuzu, eli belinde ve bereket motiflerinin etrafında ya da içinde görülmektedir.
 
Yılan motifi
Yılan çeşitli sanat eserlerinde kuvveti, ölümsüzlüğü ve dünyanın yaradılışını sembolize eden önemli bir motif olarak görülür. Anadolu dokumalarında yılan motifi zigzag (meander), bulut ve ejder şeklinde yorumlanmıştır.
 
Yılan ilk çağlardan beri Anadolu'da kutsal bir varlık sayılır; ona karşı korku ile karışık bir saygı beslenir. Hekimliğin sembolü olan çift başlı yılan zehir/panzehir birliğini tanımlar.  Alevi toplumlarda kutsal sayılan sopa, yılanla özdeştir.
 
Ejder  motifi  
Genelde aslanpençeli, kuyruğu yılanı anımsatan kanatlı bir hayvan olarak stilize edilen ve büyük bir yılan olarak kabul edilen ejder, hazinelerin ve gizli şeylerin bekçisidir.  Ejder hava ve suların hâkimidir.  Ejder ile Zümrüt -ü Anka'nın kavgası bereketli yağmurlar getirir. 
Ejder Anadolu uygarlıklarında bulut olarak resmedilir. Selçuklu kervansarayları ve çeşmelerinde ejder ebedi hayat, sonsuzluk ve mutluluk sembolü olmuştur.  
 
Hayat ağacı motifi
Hayat ağacı motiflerinde en çok kullanılan servi devamlı yeşil renk, uzun ömürlülük, dayanıklılık, güzel şekil ve boyluluk gibi nitelikler serviyi iyilik ve güzellik sembolü haline getirmiştir.
.
Hayat ağacı formu, çeşitli stilize motiflerle taş, tahta, çömlek, çini işleme, dokuma, cam, tezhip, minyatür, edebiyat ve müzikte yer almıştır.  
 
Akrep motifi
Anadolu insanı evlerinde akrebin yürümesinin zor olduğu dokuma kilimler kullanır. Nasıl kendisini nazardan korumak için göz işaretli nazarlıklar kullanıyorsa, zararlı mahlûkata karşı da kilimlerinde, dokumalarında akrep motifini kullanmaktadır.  Akrep motifi  zeminde ve dış bordür sistemlerinde kullanılmaktadır
 
Kurtağzı, kurtizi, canavarayağı motifi
Bu motif stilize edilmiş kurtayağı ve kurtağzı şeklindedir. İyimserliğin ve korunmanın simgesi olan kurt karanlıkta görebilme yeteneğine sahip olduğu için ışığı ve güneşi sembolize etmektedir. Hititlere göre kurt tanrıların yoldaşı ayaktaşıdır. . 
Anadolu dokumalarında kurtizi, kurtağzı, canavarayağı koruma amaçlı motiflerdir. . Kilim seccadelerde tarak,  parmak, canavar ayağı motifleri mihrap kısmını çevreleyen bordürlerde görülür.  Bordürle zemin arasına yerleştirilen bu motifler, zeminler arası renk farklılıklarında dekoratif ve estetik bir nitelik kazandırır.
 
Damga im
Türkler tarih boyunca aile, oba, oymak, boy, devlet gibi kavramları ifade etmek için belirli figürleri, damga=im kullanmışlardır.  İm/damgalar o kişinin, o toplunun varoluşunun simgesidir. İm motifi de hayat ağacı motifi gibi ölümsüzlük ve neslin sürdürülmesi ile ilgili motifler arasında yerini almaktadır. Hatta üretilen her dokumanın, her araç gerecin hangi toplumun kültürü olduğunun gelecek kuşaklar tarafından bilinmesini sağlamıştır. 
 
Kuş motifi
Anadolu insanı kuş ile hasbıhalini, bazen ejderle kavgasını halıya koyarak, bazen çift kafalı kuş yapıp tapınağın girişine yerleştirerek, bazen kafasına tüy takarak her vesile ile sergilemiştir.  Kuş bazen sevgi,  sevgili bazen ölen kişinin ruhudur.  Kuş kadın ile özdeşleşmiştir.  Kutsaldır.  Özlemdir.  Haber beklentisidir.  Kuvvet ve kudreti temsil eder.
Örneğin kartal Anadolu'da kurulmuş uygarlıklarının pek çoğunun sembolü olmuştur.  Gökyüzünü temsil eden, gelecekten haber veren, ruhları öbür dünyaya götüren kutsal bir hayvan olarak kabul edilir. 
 
Osmanlı kadifelerinde, kumaşlarında, çinilerinde, mezar taşlarında stilize edilmiş tavuk kuşu, hayat ağacı etrafında çift kuş, horoz, bülbül, kaz gibi hayvanların işlendiği görülmektedir.  Mendil, uçkur, peşkir, yatak örtüsü, minder örtüsü, namaz örtüsü olarak kullanılan çeyizlik örnekler günümüze kadar gelen eşsiz örneklerdir. 
Elazığ yöresi iğne oyalarında kuş motifi vardır.  Ege halk oyunlarından zeybek'te baş efe kollarını havaya kaldırıp ellerini pençe gibi yapar ve pelerinini kanat gibi yanlarına açarak dans eder.  Doğu Anadolu'da "Kartalı yakalama" oyunu vardır.  Bunlar Orta Asya Şaman kültürünün devamı niteliğindedir. 
 
El dokuması halı,kilim,örgüler,danteller; Anadolu kadının,kızın el emeği,göz nuru ürünü sanat eserleridir. 
 
Kaynak: http://www.dipnotkitap.net/deneme/Anadolu_Motifleri.htm 
 Mine Erbek -Dösim Yayınları
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocam çok güzel bir yazı olmuş. Bu konuda kaygılıyım ben de. Yitip gitmemeli. Keşke ilişkili bir galeri de ekleyebilseniz. Motifleri tek tek görebilsek. Saygılar, selamlar...

Retor 
 15.02.2018 17:56
Cevap :
Değerli Meslektaşım,yazımın sonunda yararlandığım kaynağı verdim.Kaynak adresinde,motifleri görebilirsiniz.Milliyet Blog' umda resim galerisi oluşturmadım.Sağ olun.Mutlu kalın.  16.02.2018 0:01
 

Halı,kilim ve çeşitli yaygılarda kiullanılan motifler Anandolu halkının sesi ve şiisel türküleridir. Gençlerimizin çözülmeyen aşkıdır. Yıllardır bunlar Halı ve kilimlerimizde bu motifler kulanıyordu. Azalmasına uzuldum. Dilineze sağlık Sayın Başdoğan.

Abdülkadir Güler 
 12.02.2018 7:56
Cevap :
Sayın Abdülkadir,halı ve kilimlerdeki motifler için "bu motifler Anadolu'nun sesi,şiirinin türküleridir"diyerek anlatımıma katkıda bulunmuşsun,sağ ol.  12.02.2018 18:20
 

Kadınlarımız konuşamasa da duygularını halılara anlatıyordu ilmek ilmek. Ne kadar değerli eserler ortaya koyuluyordu şu anda kıymeti pek bilinmese de. Eskiden halı eve bir görkem katarken şimdiki anlayışta dekorasyonun bir parçası. Artık bütüne bakıldığından sanırım o eski canlı, konuşan halılar unutuldu. Şimdi ise renksiz, ruhsuz halılar yer alıyor odalarımızda. Belki buna biraz da daha ucuz olmaları etken oluyordur diye düşünüyorum. Selamlar, mutlu kalın.

Ayşegül HAYVAR 
 04.02.2018 14:26
Cevap :
Ayşegül Hanım,belirtiğiniz gibi Anadolu kadını konuşmasa da duygu,düşünce,izlenimlerini ilmik ilmik el dokuması halılara aktarmışlardır.İlginize teşekkür ederim.Sağ olun.Mutlu kalın.  04.02.2018 22:06
 

Hiç unutmam ben de o el emeği ve göz nuru dokumaları.Çocukken bizleri de götürürlerdi ve göllerin içinden kamış toplarlardı ve günlerce hasır örerlerdi.Bir de keçe vardı koyun yünden yaparlardı ve çok güzel renklerden motiflerle süslerlerdi bir ressam gibi köşelerini ve ortasını.Ama ne o köyler kaldı ne de eski el sanatları.Mâkinalar sömürdü durdu o heyecanı ve o yaratıcı ruhu...Ne kadar değişik,ama önemli konuları güncelliyorsunuz Hüseyin bey.Anlamlı bu çalışmanız için de kutluyorum sizi.Sağolun.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 04.02.2018 13:55
Cevap :
Abbas Bey,yakın geçmişte kamışlardan hasır,yünden değişik,ilginç motifler içeren keçeler üretilmiştir.Makineleşme,her türlü el sanatını ötelemiş;tek düze sergiler salonlarda,odalarda yerini almıştır. Katkıların için teşekkür ederim.Sağ ol.Selam ve saygılarımla.   04.02.2018 22:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 322
Toplam yorum
: 1168
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1776
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster