Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '12

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
656
 

Evlilik esaret, yatıp kalkma bir yere kadar; güzel bir arkadaşlık gibisi yok

Evlilik esaret, yatıp kalkma bir yere kadar; güzel bir arkadaşlık gibisi yok
 

Zorluk şurada: Eşiniz ya da sevgiliniz arkadaşınız olamıyor. Ve sanki bu durum üçlü bir ilişkiyi zorunlu kılıyor. Sanki bir insanın eşi, sevgilisi ve arkadaşı olması gerekiyor. Bunun üzerinde çok durmak lazım; çünkü kabul edelim etmeyelim sanki hayatın formatı bu. Ve zaten görüyorsunuz, sadık ilişkileri bir yana bırakırsak yollar hep bu üçlüye çıkıyor. Kadın olsun, erkek olsun bir kısım insanlar eşlerini aldatıyorlar, yani sevgilileri var ve ayrıca arkadaşları. Ya sadık olacaksınız ya da bu durum tamamlanacak. Ayrıca insanların sadece merhabalaştığı, yaşam gereği konuştuğu, yan yana olduğu bir çevresi var.

Eşiniz sevgiliniz olabilir ki zaten böyle olması gerekir. Bu durumda sevgili aradan çıkar, eşinizle mutlu bir hayat yaşarsınız. Bir şartla; hayatınızda sadece eşiniz olmayacak. Çünkü eşiniz size yetmez. Çünkü hayat sadece sevgi ve cinsellik değildir. Eşinizle arkadaş gibi olamazsınız. Aradaki karı koca durumu buna engeldir. Etrafınızdaki merhabalık insanlarla da selamdan öteye gidemezsiniz.

Eşiyle mutlu harika evliliği olan dürüst kimselerin sadece konuşmak için başkalarını aradığı biliniyor. Bu, formatın (eş-sevgili-arkadaş) tamamlanması gerektiği için böyledir. Ama gizli kapaklı bir şeyler olsa da insanların %90’ı bu formatı yapamazlar. Eşinizi ne kadar severseniz sevin uzun evlilik yılları boyunca başkalarıyla da konuşmaya ihtiyacınız vardır.

Burada sorun olan şey mutlu bir evliliği olan, eşini seven, evine çocuklarına bağlı karı ya da kocanın dürüst bir şekilde hiçbir art niyet taşımadan, kocasına büyük sadakat duyarak diğer insanlarla da karşılıklı saygıya dayanan seviyeli arkadaşlıklar kurmasının zorluğudur. Bu yapılamamış, insanlar sözlerini tutmamışlar ya da toplum tarafından daima yanlış anlaşılmıştır.

Bazıları sadece birlikte gezeceği, arkadaşlık yapacağı, konuşup muhabbet edeceği, yiyip içeceği insanlar isterler. Ama bu iki nedenle gerçekleşmiyor. İlki bu amaçla bir araya gelen insanlar maalesef bu amaçta kalmıyorlar. İkincisi namuslu bir arkadaşlık da olsa toplum izin vermiyor. Arada bir şey geçmese bile arkadaş olunması bile namussuzluk diyenler var. Önce böyle başlar diyen ateş barut savunucuları söyle yanılmaktadırlar: Dostluk köprüsünde azdırıp aganigi yapanlar zaten bu işi her durumda yapacak olanlardır. Siz karınızı cebinize soksanız bile bu olur. Böyle seviyesizliklerin hiç yaşanmadığı yetişkin medeni insanlarla arkadaşlıklar vardır.

İşte çıkış yolu buradadır. Kadın/erkek sadece yatıp kalkılan bir nesne değil, insandır ve insanlarla gezilir, konuşulur, bir arada olunur. Baskı altında tutulan ve topluma girmeyen kadınların daha fazla aldattıkları bilinmektedir. Yani siz namus ve ahlak noktasında işte karınızı/kocanızı baskı altında tutup tanıdıklarıyla çay içmesine bile izin vermiyorsanız sizin karınızın sizi aldatma ihtimali her gün arkadaşlarıyla gezen Taksim sultanı Rezzan hanımdan daha yüksektir.

Toplumun paranoyalarını ve yanlış anlayışlarını kırmak gerekir. Erkeklerin bir kısmı gerçekten kadınların da birileriyle konuşmaya ihtiyacı olduğunu anlamayacak kadar odun kafalı, cahil ve psikopattır; ama işte iyi niyetli bazıları da “Senin karını şunlarla gördüm, bir erkekle oturuyordu, birlikte çok samimiydiler, yolda konuşuyorlardı…” gibi çevredeki bir takım geri zekâlının tepkisinden çekinmektedirler.  Bu sözleri edenleri dövmek sevaptır. Zaten çoğu akraba, tanıdık, arkadaştır. Elin adamı hiç sana karışmaz.

Burada özellikle kocalara (baba, anne, oğul ve diğer akraba da tabi) büyük iş düşmektedir. Kadınların çoğu kocalarına sadıktır. Eşini sever. Evine çocuklarına bağlıdır. Ama neticede o da insandır. Birileriyle konuşmak, tanışmak muhabbet etmek ister. Bunu yasaklayamazsınız. İnsanlık dışı bir şeydir bu. Ve şunu bilin ki bu şekilde yasakladığınız kadınlar daha çok sizi aldatır. Her yıl namus nedeniyle öldürülen yüzlerce kadın sokağa çıkmasına bile izin verilmeyen kadınlardır.

Burada şöyle bir şey de var maalesef, adam diyor ki aldatırsa ben de onu öldürürüm. Ya da diyor ki gizlice yapıyorsa zaten kimse bilmez. Burada sadece parkta kafede birileriyle oturmak her gün birileriyle ama kimse bilmeden gizlice yatıp kalkmaktan daha kötü olarak görülüyor; çünkü parkta kafede oturduğunuz zaman birileri görüyor. Yani bir kere yolda bir erkekle konuşan kadının durumu gizlice on kere yatmış kadından daha kötü. Burada ne yaptığınız, kocanıza ihanet edip etmediğiniz önemli değil, birlikte yan yana görülmeniz önemli.

Bu saçmalıkları aşmış eşiyle ve eviyle mutlu ve sosyal hayatını insanlarla gezerek, konuşarak, muhabbet ederek dolu dolu yaşayan modern kadınlar örnek alınmalı. Ha burada da kaçak göçek işler olabilir. Ama ben iddia ediyorum buradan bir ihanet çıkarsa namuslu denilen baskıcı ortamlardan on ihanet çıkar.

Gerçekten ahlaksız kimselerden uzak durmak şartıyla evinize birileri gelsin, siz gidin, eşinizle birlikte yahut siz ya da eşiniz tek başına arkadaşlıklar kursun. Bunlara izin verin. Ortak arkadaşlarınız ya da sizin kadın eşinizin de erkek arkadaşları olsun. Bu konuda birbirinizi serbest bırakın. Siz işe gidiyorsunuz. Eşiniz akşama kadar yalnız evde sıkılıyordur. O da insan,50 yıl berabersiniz. 50 yıl kadın evde yalnız mı otursun? Güvenilir, sizin de tanıdığınız (gizli arkadaşlık olmaz, eşler birbirlerinin konuştuğu kimseleri bilecekler) kimselerle kadın olsun erkek olsun medenice gerek telefonla gerekse yüz yüze konuşup muhabbet etmelerine, bir yerlere sizinle birlikte ya da tek başına arkadaşı ya arkadaşlarıyla gitmelerine, gezip eğlenmelerine izin verin hatta teşvik edin. Karınız sizi seviyorsa her gün 100 kişiyle gezse bile ihanet etmeyecektir.

İnsan her konuştuğu ile yatmaz. Özellikle kadınlar birileriyle yatmak peşinde değillerdir. Çoluk çocuğa karışmış, kocasını seviyor, evinde mutlu gerçek bir hanımefendi insanları ve dünyayı tanımak, dost ve arkadaşlarla çevre edinmek, günlük hayat, kültür ve sanat konularında diğer insanlarla iletişim kurmak sosyal hayatı medenice yaşamak isterler. Böyle olmayan kadınlar köledir ve kocaları da çobandır.

Sen şunu yapamazsın, bunu yapamazsın diye hayatı eşinize yasaklıyorsanız bilin ki sizi aldatacaktır. Bir de kocalar böyle açıkça yasaklamazlar ama serbestlik konusunda kadın, bazen erkek bazen de her ikisi birlikte çekingen davranırlar. Koca sosyal hayatı konusunda serbest hareket etmek için eşini teşvik etmeli. Kadın eşine tanıştırmak şartıyla güvenilir kimseleri telefonuna ekleyebilir, onlarla eşinin yanında ya da yalnız telefonda konuşabilir. Tabii ki aynı şeyleri kadın kocasının da yapmasına izin vermelidir. Kadın sadık, çekingen ve namusludur. Çevreden çok korkar. Ama aynı zamanda mutsuzdur. Kocasıyla, eviyle, çocuklarıyla sorunu yoktur aslında. Ama işte sosyal hayatı olmadığı için mutsuzdur. Balık denizde yaşar; insanların denizi de insanlardır.

Artık kadınlar eskisi gibi kör-cahil değiller. Okuyor, tahsil yapıyorlar. Bilgi ve kültürleri artıyor. Hayatı öğreniyor, dünyayı tanıyorlar. Madam Bovari okuyan kadına sen evden dışarı çıkmayacaksın diyorsun. Kusura bakma ama bu kadın ilk fırsatını bulduğu anda Madam Bovari olacaktır. Sen ahıra inek bağlamıyorsun; okumuş kültürlü kadına yasak koyuyorsun. Hiç şüphen olmasın ki bu davranışın karşılıksız kalmayacak eşin seni aldatacaktır. Yobaz erkekler kadar sapık erkekler de bu süreci baltalıyor. Bir kadın kendine selam verip gülümsese otel odasında yatak hayalleri kuruyorlar. Her selam vereni manita sanıyorlar. Ayrıca akraba ve tanıdıklarla zorunlu tanışıklık ve beraberlikler arkadaşlık değildir. Hatta en büyük gizli kapaklı işler bu akraba tanıdık insanlarda olmaktadır. Akraba tanıdık denilen bu insanlardan ziyade sizin ve eşinizin doğru dürüst arkadaşları olsun. Hatta mümkün ise bu akraba tanıdık denilen kişilerden uzak durun; çünkü mutsuzluğunuzun ana nedeni onlardır. Çünkü hayatınıza karışırlar.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bence erkeğin de kadının da aldatma hakkı var. burada sorun aldatma ihtimali ve/veya filli meydana geldiği halde ayrılmayıp evlilikte inat etmek. bu inat yüzünden cinayete varan şiddet olayları meydana geliyor. eşin senin aldattığı an aranızdaki ilişki(eğer gerçek bir ilişkiyse) zaten bitmiş demektir.

baki kılınç 
 27.05.2013 13:18
Cevap :
bence erkeğin de kadının da aldatma hakkı var" çok iddialı cesur bir söz. Bu sözü Türkiye'de kaç kişi söyleyebilir. Ve biliyor musunuz haklısınız.  28.05.2013 18:46
 

Diyelimki kadın bu özgürlüğe sahip peki bu arkadaşlık bir yerde bitip aşka dönüşürse ki şeytanın hiç işi yok bu % 80(çünkü biz türküz ve türk erkeğinin bu konuda nekadar eğitimsiz olduğunu ve böyle durumları fırsata çevirme isteğinin % 80 o lduğunuda biliyoruz. kadın arkadaşlık duygularıyla yaklaşsa bile) bu yönde gelişecek.buna müsamaha gösteren eğitimli anlayışlı modern görüşlü erkeğin durumu ne olacak.sizce toplum olarak böyle şeylere hazırmıyız.

Ahmet Nuri Özer 
 01.12.2012 13:23
Cevap :
Hep bu endişe var ve maalesef haklısınız.  01.12.2012 21:36
 

Başlık çok güzel ama arkadaşlığın başka şeye dönüşme ihtimalleri? selamlar...

Kadri KANPAK 
 16.11.2012 6:42
Cevap :
İşte insanlık diyorlar ya, buradan sonra başlasın.  16.11.2012 18:29
 

Merhaba, biraz haksızlık yapıyormuşsunuz gibi geliyor bana... Selamlar...

Mesut KARİP 
 15.11.2012 11:02
Cevap :
Yorum için teşekkürler.  15.11.2012 18:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 5324
Toplam yorum
: 13755
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 658
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster