Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
597
 

Evlilikler nereye doğru gidiyor...

Evlilikler nereye doğru gidiyor...
 

Son dönemlerde, okudugum kitaplar, izlediğim filmler, köşe yazıları ve tv dizilerinde nedense bir ihanet ve çok eşlilik propagandası yapılıyor sanki.. İnternet aşkları, yasak ilişkiler, yıkılan yuvalar, mutsuz aileler.. Tüm bunların sonucunda evlilikler nereye gidiyor sorusunu sormaya ve sorgulamaya başladım..

Her iki cinste , "Heyecan bitti". "Aşk bitti", "O'na birşey hissetmiyorum" serzenişi içerisinde.. Peki neden bitti? Siz değil miydiniz kör kütük aşık olduğunuz için evlenen? Siz değil miydiniz sesini duyacam diye telefon başında bekleyen? Siz değil miydiniz o'nu herkezden kıskanan? Ne oldu öyleyse?

Çağdaşlık, modernlik adı altında Toplumsal değerlerimizin temeline dinamit kondu. Kadın, işten yorgun argın gelen kocasına güler yüzle kapıyı açarken , birden bire bende akşama kadar çalışıp yoruldum neden hep ben? demeye başladı. Çocukların okulu, aile bütçesi, ev işleri hep bende, peki o ne yapıyor? Akşam yarının işlerini organize edip, çocukların dersleriyle ilgilenip onları uyuttuktan sonra salona gittiğimde o horluyor oluyor. Kalkıp yerine yat dediğimde "bırak "yada "tamam geliyorum" diyip uyumaya devam ediyor. Çaresiz ve öfkeli gidip uyuyorum. Tam dalmışken beni kendine çeken bir el , kadınlık görevimi hatırlatıyor. Böyle hayat mı olur ? diye yakınıyor kadınlar..

Erkek, sabahtan akşama kadar çalışıyorum. Akşam eve geliyorum sofra hazır değil. Çocuklar sürekli soru soruyor. Haber izlemek istiyorum patırtı gürültü. İki çift laf edemez olduk. Sofrada başlıyor dırdıra , benim falanca kanalda dizim var seyredecem açsana. Yaa sen dizi izleyeceksen bende spor programı izleyecem. En çok sofrayı toplarken rahat ediyorum. Kumanda bende. Ayaklarımı uzatıp dinlenebileceğim. Maalesef sonrada sızıyor erkekler..

Acı olan, hergeçen gün hoşgörü ve sabrımızın biraz daha azalması. Bencillik katsayımızın artması. Ekonomik koşullar ağırlaştıkça zihinsel ve bedensel yorgunluklarımızda arttı. Sorumluluklar arttıkça karı-koca birbirinden uzaklaşır oldu. Ve sorumluluk paylaşılmayan, sorun olmadığı için heyecan duyulan ilişkilere kucak açtı evlilikler..

Halbuki hatırlasanıza, eşinizle flört ederken de , şu an bir yabancıya hissettiğiniz heyecanı duymuyor muydunuz? Duyuyordunuz. Çünkü sorumluluk paylaşılmıyordu da ondan.. Çünkü kaybetme duygusu vardı da ondan..Çünkü her iki tarafta buluşmaya giderken en güzel kokuları sürüp, bakımlı , itinalı gidiyordu. Şu an olduğu gibi erkek parmak aralarını kaşırken, kadında doğumdan sonra kalan kilolu haliyle hala tv karşısında birşeyler atıştırmıyordu.

Mutluluk, biz istediğimiz sürece en yakınımızda.. Üstelik Vicdan azabı duymayacağımız kadar da etik. Kocamız yada karımızla yaşanacak olan bir ilişki bu.. Eleştirmekten korkmayalım eşimizi.. Çekinmeyelim.. Çünkü ortak şikayetler , karşımdaki kırılmasın diye içimizde biriktiğinde mutlaka sevgimiz zarar görüyor.. Akılcı bir yaklaşım ve kibar bir üslupla ne istediğimizi konuşalım lütfen..

Eşlerimize yeniden aşık olmayı deneyelim.. Tüm çabalara rağmen olmuyorsa ihanet etmek yerine boşanmayı denemeli. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras saygı ve sevgi içinde yaşama bilinci, aile kutsallığı, gururlu ve onurlu bir geçmiş. Evliyken başkaları ile yaşayan çiftlerin kendilerine saygısı kalmadığı inancındayım..

Mutlu olmak hepimizin hakkı.. Dünyaya gelen her canlı mutlu olmayı hak ediyor.. Kendi mutluluğumuz için başkalarını mutsuz etmeyelim..

Sevgiyle kalın..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Sırça Köşkler, güzel bir şekilde tasvir etmişiniz; bir evlilik nasıl tekdüze hale gelir ve geldiğinde nasıl bir hal alır. Demeyeyim ki; "Hekim bilmez çeken bilir!" Evlilik, aslında bir ortaklıktır. Biliriz ki; Ortaklıklarda sorumluluklar ve haklar vardır. Payı yüksek olan karın çoğunu ve işin (angaryanın) azını alır. Şimdi bunu evliliğe indirgersek haksızlık olur. Neden? Şirketlerde insani değerler değil maddi değerler geçerlidir. Evlilikte ise (önceleri) sevgi. (heves) zamanla yerini diğer bir duyguya (Saygıya) bırakmalıdır. İnsani boyut, duygu ile, duygu (vicdan-ahlak) ile mümkündür. Günümüzde insanın maddi ayağının yanında eksik olan bu ahlaki ayaktır. Bu ayak olmayınca ilişki topallamaktadır. Aynen sizin tasvir ettiğiniz biçimde. Özetle; İnsanı inandıkları ve beklentileri harekete geçirir. Bunlardan biri kalmadığı (kul hakkı, insana saygı) zaman, durum; tarafları, şirketten kar beklentisi kalmayan ortak gibi sıkıcı hale getirmektedir. Elinize sağlık. Saygılarımla.

Canmehmet 
 10.01.2008 21:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 348
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1317
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster