Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Kasım '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
723
 

Fakirliğin hikayesi yine aynı...

Fakirliğin hikayesi yine aynı...
 

Öylece duruyorduk kapısında. Geçtiğimiz yolardaki evleri, insanları izlemekten nasıl oraya geldiğimizi hatırlamıyorum ama varmıştık işte. Kapıyı açmasını bekliyorduk. Bir zamanlar mavimsi yeşile boyalı olduğu belli olan, boyası dökülmüş kapısını. Biraz şaşkın, biraz ürkek, buruk bakışlarla öylece kalakaldım.

Ev dediğimiz, benim boyum yüksekliğinde, çatısı birkaç kiremit ve birkaç paslanmış tenekeden ibaret bir barakaydı. Rüzgar girmesin diye etraftan ne bulunmuşsa yığılmıştı yıkılmaya yüz tutmuş duvarların dibine. Her yer kahverengi gözüktü gözüme. Çorak, bakımsız toprak. Her yer unutulmuşluğu, terkedilmişliği anlatıyordu sanki. Fakirlik kokuyordu.

İçeride biri olduğuna dair sesler vardı varmasına da birkaç kez seslenmemize rağmen kapıyı açan olmadı. Belli ki duymuyordu. Artık saydamlığını yitirmiş cama birkaç kez vurduk. Kapı güçlükle açılabildi.

... Ve işte karşımızdaydı. Bembeyaz saçları, siyah başörtüsünden kurtulmuş, dökülüvermişti yüzüne gelişigüzel. Yüzümüzü seçebilmek için yılların yorgunluğu altında ezilmiş gibi iki büklüm olmuş bedenini doğrultmaya çalıştı güçlükle. Kim olduğumuzu söylemeyi bitiremeden, o derin çizgilerle dolu yüzünde iki su damlası gibi duran gözleri büyüdü, büyüdü... Engel olamadı yaşlarına. Sarıldı, bir daha sarıldı bütün kuvvetince. İnanamıyordu... Ben de inanamıyordum. Benim için bir yabancıydı. Tanımıyordum ya da çoktan kaybolup gitmişti çocukluk anılarımın arasında. Ama o beni tanıyordu ve belki de elinde büyüyen annemin kızı olmamdan dolayı çok sevdiği heyecanından belli oluyordu.Herşeyi bir anda öğrenmek istermiş gibi soruları ardı ardına soruyordu. Bense bir insanı bu kadar sevindirmenin şaşkınlığı ve mutluluğu içersinde ne yapacağımı bilemez haldeydim.

Gördüğüm hayatların burukluğu ve hüznü içinde, bir yaşlı insanın herşeyden önce bir insanı sevindirmenin, hatırını sormanın mutluluğu içersinde eve dönüyordum. Kimsesi yok mu diye soracak oldum... Diyemedim...

...ve anladım ki biz hayatın akışında sürüklenip giderken, bize gözü gibi bakan büyüklerimizi kolayca unutuveriyoruz. Bize yıllarını vermiş insanlara biz birkaç dakikamızı ayıramıyoruz.

Oysa onları mutlu etmek ne kadar da kolaymış...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 4045
Kayıt tarihi
: 24.09.06
 
 

1979 doğumlu. İstanbul Üniversitesi Kimya Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Kimya Öğretmeniği Tezsi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster