Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
623
 

Fırtına öncesi sessizlik

Fırtına öncesi sessizlik
 

Sahaya maçtan saatlerce önce giren seyirciler, daha ortada hiçbir şey yokken bağırırlar, çağırırlar, kendi takımlarına tezahürat yaparlar, rakiplerin moralini bozmaya yönelik şeyler söylerler, sonra bomboş sahayı gördükçe canları daha da sıkılıp seslerini bir perde daha yükseltirler, ortalığı çınlatırlar...

Bakarlar ki içlerindeki ateşi söndürmeye bu da yetmiyor, hep birlikte bağırınca insan kendi sesini iyi duyamıyor, bu sefer karşı trübünle atışmaya, hangi taraftan daha çok, daha gür ses çıkıyor diye yarışmaya başlarlar. Bir taraf kırmızııııııııııı dedikçe, öbür taraf dah çok beyazzzzzzzzzzzzzzzz demek için bir yerlerini yırtar da yırtar.

Derken maç saati gelir, takımlar sahaya çıkar, trübünlerde çıt yok. Herkes yorgun, herkes bitkin, ses telleri çoktan ayvayı yemiş, yanındaki arkadaşına bile söylediğini anlatamayan bir konuşma şekli ortaya çıkmış... Amigolar tabi şaşkın, hadi arkadaşlar, hep beraber, hep beraber filan dedikçe, saman alevi gibi stadın bir orasından bir burasından yükselen, ama ne söylendiği pek anlaşılmayan, hatta cümlenin yarısına doğru kesilen ve sonu getirilemeyen bir tezahüratçık.....

Bizim durumumuz azıcık ona benzedi gibi geldi bana... Her gün dört bir yandan blogçular toplanalım, falan edelim fişman yapalım derken, toplantı günü yaklatıkça enerjimiz bitmiş gibi bir sessizliğe büründük.

Dün bir arkadaşımız haklı olarak "Yarın toplantı yok mu?" diye sormak zorunda kaldı ve bir anlamda benim gibi düşünenlere tercüman oldu.

Ayrıca Celal arkadaşımız sanki beyinlerimizden geçenleri okurcasına bir tahlil yapıp toplantıya en iyisi sadece kendi kimliğimizle gelmemizi tavsiye etti.

Böyle önemli zamanlarda mutlaka bir aksilik çıkar ya, ben de kaç gündür nezleyle mücadele ediyorum. Öyle kolay kolay hasta olmam ama, işte Can'ın sanırım okuldan transfer ettiği bir mikropla kendisini hasta edip 3 gün okula gidememesi, evde miktopları bize satmasına sebep oldu ve annesi de ben de etkilendik.

Öncelikle toplantıya katılabilecek gücü kendimde bulabileyim, sonra da sesimin nezleli versiyonuyla insanları rahatsız etmeyeyim diye kaç gündür kendime göre tedavi yöntemleri uyguluyor, ilaç kürleri yapıyorum.

Biraz önce heyecanla ve merakla Blog'u açıp son haberleri alayım dedim. Melda'nın cıvıl cıvıl sesiyle bizi uyandırmaya çalışması, bana sahadaki amigonun "hadi arkadaşlar, hep beraber" diye kısılmış sesleriyle seyirciyi tezahürata çağırmasını hatırlattı ve oturup bu yazıyı yazmaya başladım.

Gerçi bizim seyirciyle pek özdeşleşen bir yanımız yok. Bağırıp çağıracak da değiliz. Sesimiz de kısık değil. Ama ne bileyim, bir heyecan var galiba işte tam anlayamadığım ve anlatamadığım...

Üç beş saat sonra hepsi geçmiş olacak ve bir günde pek çok insan tanımanın mutluluğunu yaşayacağız.

Sanırım çoğu arkadaşımız orada kendisine söz düşerse ne söyleyeceğinin, neleri tenkit edeceğinin, Blog'tan ne gibi isteklerde bulunacağının planlarını yapıyor. Gençlik heyecanıyla olur böyle şeyler.

Ben sadece Milliyet Blog'a teşekkür etmek istiyorum, bu heyecanı bizlere yaşattıkları, Türkiye'nin her yerinden bu kadar seçkin insanla bizleri tanıştırdıkları için...

Şu andan sonra olağanüstü bir durum olmazsa gelmeye ve arkadaşları görmeye tanımaya kararlıyım.

Görüşmek üzere..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 958
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster