Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '11

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
4516
 

Fransız Devrim ideolojisi, Aydınlar üzerinden İnsanlığa atılan en büyük kazıktır! (1)

Fransız Devrim ideolojisi, Aydınlar üzerinden İnsanlığa atılan en büyük kazıktır! (1)
 

Osmanlı ile ilgili konuşmadan evvel ilgili dönemde Asya-Avrupa ve Afrika haritalarına birlikte bakılmalıdır.


Fransız devrimini bir cümle ile tanımlamak gerekirse bu herhalde, insanların kendilerinin Din değil, Hukuk kuralları’na göre yönetilmelerini istemeleridir. Bu elbette gerçek değil resmi tanımıdır. Devrimin vitrini olan Fransızlar, devletleri önceden parçalayarak sömürdüler. Şimdi de, BOP ve AB örneğinde görüldüğü gibi birleştirerek sömürmenin peşindeler.

Aramızda kaç kişi Fransız devrimlerini ve devrimleri getirdikleri sonuçları ile sorgulamıştır?

“Aydınlanma Çağı’nın sloganı, sorgulamak değil midir?

Öyle ise, sorgulanmayan bir düşünce ve eylemin doğru olduğunu nasıl anlarsınız?

'Kavun gibi dibini koklayarak' mı?

Biz, Newton, Rousseau, Voltaire gibi ustaları, öğütlerini yerine getirerek sorgulayalım...

...

-“İlk defa 18. yüzyıl sonlarına doğru Fransız Devrimi (1789) kilise karşıtlığı ile birlikte ulusalcı ideolojilerin ortaya çıkmasını sağladı.

-“Fransız Devrimi’ni körükleyen kilise karşıtı aydınlanmacı ideoloji, insanı evrenin merkezine yerleştirerek aklı yüceltti. Kilisenin, dinin kaderciliğine başkaldırdı...

-“Dinlerden bağımsız oluşan ideolojilerin ve laik düşüncenin yavaş yavaş gelişmesiyle en azından bir takım kişiler, kendilerinin bu dünyadaTanrının çizdiği kader çizgisi içinde yönetilmediklerini bunun yerine iktidarı eline geçiren güçlülerin adil olmayan bir şekilde yönettiği piyonlar olduklarını görmeye başlayacaklardı...”

...

-“Maximilien Robespierre liderliğindeki bu kişiler, karşı devrimlerin ancak devletin zor rolünü gerçekleştirmesiyle ortadan kaldırılabileceğini savunmaktadır.

-Amaçları bir dönemlik dikta yönetimi sonrası "Aydınlanma Çağı" felsefecilerinin öngördükleri doğal düzene ulaşmaktır.

...

“Jakobenizm, ideolojisini genel kitle ideolojisinden daha yeğ gören ve dikte yolu ile bu ideolojiyi kabullendirmeyi amaçlayan politik akım... Jakobenizm bir ideoloji değil yöntemdir.

-“İdeolojisini topluma benimsetmek isteyen herkes jakoben olabilir. Fransız Jakobenler ideolojilerini benimsetmek için devrimi tercih ettiklerinden karşıtları tarafından dayatmacılıkla suçlanmışlardır.

Fransız Jakobenlerin ideolojisi aristokrasi yerine cumhuriyettir.

...

“M.Kemal Atatürk, Türk Devrimi için altı okun üçünü Fransız İhtilalinden almıştır. Nedir onlar?

-Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik  (Ulusçuluk) ve Laiktir. Diğer üçü de Bolşevik devriminden alınmıştır. Onlar da;

-Halkçılık, ekonomide Devletçilik ve İnkılapçılık; yani Devrimcilik'tir.”

...

-“Hatırlatırım, dünya çapında şöhret salmış Harvard Üniversitesi’nde bir iktisat profesörü söylemişti: “

-Otuz yılımı yatırım, istihsal ve iktisadi gelişme meselelerine verdim ama sonunda şunu anladım ki bütün bu meseleler bir toplumun sosyal yapısı ile orada çarpışan fikirlere, karşılıklı menfaatlerle karşı karşıya gelince hiçbir sonuç vermez.

Bizim ekonomik dediğimiz meseleler aslında sosyal ve kültüreldir. (1)

...

Fransız devrim anlayışından beslenerek boy veren aşağıdaki akımlar hakkında da bilgi verilmektedir.

-“ Çağdaşlarının çoğu gibi Çar da, Paris’te Avrupa’daki bütün devrimci hareketlere esin kaynağı olan ve devrimci hareketleri kontrol eden merkezî bir örgüt olduğuna inanıyordu.” Sbornik Imperatorskogo Russkogo Istoricheskogo Obshchestva, III, 269. (2a)

-“Panslavizm, (Rusya'nın, özellikle Çarlık döneminde uyguladığı, Slav ırkından olanları kendi hakimiyeti altında toplama siyasetidir.) sözcüğünün ilk olarak Rusya’da değil, Slovak bilim adamı Jan Herkel’in 1862’de basılan, lingustik üzerine bir eserinde kullanılması da anlamlıdır. (2b)

-“Pantürkizm, (Turancılık, dünya üzerindeki tüm Türkleri tek millet olarak kabul edip tek bayrak altında birleştirme ülküsü.) Bu düşünce akımı,  Rusya'da 1905 Devrimi'nden önceki günlerde Azeri ve Tatar aydınları tarafından ortaya atılmıştır.

Bu akımın öncülerinden olan ve “Üç Tarzı Siyaset” adlı makalesi Türkçülük akımının manifestosu kabul edilen Yusuf Akçura, Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına karşıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün çalışma arkadaşı olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürel yapısının oluşmasında katkıları olmuştur.

Akçura’nın, Paris’te devam ettiği Siyasal Bilgiler Okulu'nda Türkçülük fikirleri olgunlaşır. Okulda, Albert Sorel gibi ulus öğretisinin üzerinde ısrarla duran profesörlerden ders almıştır.

1925 yılında Ankara Hukuk Mektebi’nde siyasi tarih dersleri vermeye başlayan Yusuf Akçura, Mustafa Kemal’in kültür ve politika danışmanı olarak çalışmaktaydı. (3)

Akçura,  “Kemalizmin İdeoloğu” olarakta anılmaktadır.

...

“Fransız Devriminin ardından hızla yayılmaya başlayan Ulusçuluk fikri Osmanlı'nın sonunu getirir.

Ulusçuluk akımı sanki,  Çok dilli, çok dinli, çok kültürlü ve çok uluslu Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak için yazılmış  özel bir senaryodur.

Yakın tarihe meraklı olanlar hatırlayacaktır. Rusların ve Avusturya’nın kışkırtmasının yanında Fransız devrimi ile körüklenen milliyetçilik akımları, Balkanlar’da önce Sırplarla başlar, Yunanlı ve Bulgarlarla devam eder...(4)

Osmanlı bir tarafta Balkanlardaki halkların isyanları, diğer taraftan da Rusların açtıkları nedensiz savaşlarla uğraşır... Rusların o dönem sıkı dostları olan Fransızlarda boş durmaz,  onlarda Mısır valisi, Mehmet Ali Paşa’yı silah, para  ve subayları ile destekleyerek Osmanlıları meşgul ederler.(a.g.e)

Özetle, Avusturyalılar Sırpları, İngilizler Yunanlıları, Ruslar Bulgarları, Fransızlar Mısırlıları Osmanlıya karşı büyük desteklerle kışkırtırlar...

Gerçeğinde bir savaş, maliyet ve getirdiği yıkımlar nedeniyle bir devleti birkaç yıl geriye götürmektedir.

Osmanlının aşırı borçlanmasının, kalkınamamasının altında bunları da aramak gerekmektedir.

Tüm bunlara, içeride de uzun yıllardır kalkınma hamlelerine  "İstemezük" diyen Yeniçeriler ile yerleşik düzenden beslenenleri de eklemek gerekir.

Bu nedenlerle söylenmiş olsa gerek, "biz içeriden siz dışarıdan, şu Osmanlıyı üçyüz yıldır yıkamadık!

Bunlar Osmanlıyı sona götüren yola döşenen taşlardır.

Acaba, Fransız ihtilalinin başkaca yıkımına, parçalanmasına neden olduğu bir devlet  var mıdır?

Çok ilginçtir, ancak yok gibidir.

Sanki Anası Fransız ihtilalini Osmanlılar için doğurmuştur!

...

-“8 Ocak 1918 Tarihinde ABD Başkanı Wilson, Mecliste konuşmaktadır. “Her halk kendini yönetmelidir.”

Biz burada mızıkçılık yaparak, ABD’ye sizin; İran, Afganistan, Irak, Şili, Arjantin, Vietnam, Afrika Ülkeleri, Birmanya ve Türkiye gibi özellikle gelişmekte olan ülkelerde ne işiniz vardı, darbelerle neleri hedeflemiştiniz? Demeyelim...

...

Oyunun adı, bazen Devrim, bazen  özgürlük, hürriyet, bazen de kimilerini diktatörlerinden kurtarmaktır...
Yazılanların ışığı altında, "Arap baharı"nı değerlendirebilirsiniz.

Devrimler bugün çiçek açmış, sahte baharların müjdesini vermektedir!

Devam edecek...

www.canmehmet.com

Resim; mediapart.fr'dan alıntıdır.

(1)“Osmanlı’dan günümüze kimlik ve ideoloji”, Prof. Dr. Kemal H. Karpat

(2)“Doğu Sorunu, Uluslararası İlişkiler Üzerine Bir İnceleme”, Prof. Matthew Smith Anderson

(3) http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=1196

(4) “Büyük oyun”, Prof. Niyazi Karaca. "Doğu Sorunu", Prof. Matthew Smith Anderson,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

değerli yazınız için teşekkürler öncelikle fransız devrimi bu kadar güzel anlatılır türkiyede gelişen gece hayatı montaj sanayisi özgürlük diye adlandırılaniörtülü körlükle birlikte cahillik ve esrattir.demokrasi devrim vs güçlüyü acımsızı yukarı standar insanları aşağı çeker katliamları hukuk denen şeyle makul ve olabilir kılar.osmanlı sütten çıkan akkaşık değildi ama yıkılması gerekmezdi devrimlerin bir kısmı yapılabilirdi yeilenebilirdi....sizin gibi hem gerçek aydın hemde çağdaş abilerimizin (hitaben) olması beni çok sevindiriyor saygılar

kaan güder 
 01.01.2012 16:16
Cevap :
Değerli Kaan Güder, İlmin ilerlemesi sadece makinelerin geliştirilmesine yansımamıştır. Genel tanımı ile, "Toplum mühendisliği" gibi yeni bilim kolları üretilmiştir. Bu bilgiler yaklaşık iki yüz yıldır milletleri dizayn çalışmalarında kullanılmaktadır. Burada yapılan, milletlerin kimlikleri, anlayışlarının değiştirilmesi; genetiği bozulmuş sebze misali, renksiz, kokusuz! Hale dönüştürülmesidir. Osmanlı konusuna gelince, Yaklaşık yüzelli yıl boyunca, dönemin tüm büyük devletleri, Osmanlıyı planlı olarak, O savaştan, bu savaşa sürüklemiş, kalkınması için nefes almasına fırsat vermemişlerdir. Cumhuriyetin kazanımları olarak sunulan birçok yenilik açık olarak Osmanlının eseridir. Gerçeğinde Kurtuluş savaşı da, Osmanlı paşaları ve imkanları ile yapılmıştır. Dünün hatalarını, eksikleri öğrenerek, çok okumalı ve araştırmalıyız. Yükselmemiz, bilgi ve teknoloji üretmemize bağlıdır. Nazik ifadeleriniz için teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  01.01.2012 19:14
 

"Fransız devrim ideolojisi,aydınlar üzerinden insanlığa atılan en büyük kazıktır" deyince fransız devrimini kötülemiş olmuyor musunuz? Fransız devriminin Osmanlıyla bir alakası yoktu. O devrim monarşiye karşı yapılmış bir karşı ihtilaldi ve sonuçta da kral gitti, cumhuriyet geldi. Cumhuriyetlerin kurulmaya başlaması elbette ki bir ilerleme idi. Sorun şu cumhuriyet le kral gitti onun yerine siyasetçiler geldi ve şimdi siyasetçiler toplumları sömürüyor. Ama inşallah bir gün siyasetçilerin de en az krallar kadar çıplak oldukları anlaşılacaktır. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 23.12.2011 8:57
Cevap :
Değerli Mustafa bey, bilirsiniz, yakın zaman kadar meseleler sorgulanmaz; ailede baba, yönetimde ise, adına devlet dediğimiz, emrimizde olması gerekirken, emrinde olduğumuz kurum adımıza karar verir, bize de, (tembelliğimizden olmalı) verilenlere rıza göstermek kalırdı. Aslında sorgulanması gereken önemli konulardan birisi de budur. Ve Fransız Devrimi aslında İngilizlerin taklit versiyonudur. Her ikisinde de, sonuçları itibariyle, paylaşanlar değişir. Gelişmiş batı siyasetinin pişirildiği derin mahfillerde, cumhuriyet bizdeki gibi kutsanmaz. Çünkü kendi içerisinde zafiyeti vardır. Bu nedenle gelişmişlerin; çoğu monarşi, ABD başkanlık, Fransa yarı başkanlıktır. Yönetim sistemlerine çok yukarıdan veya çok derinlere inilerek bakıldığında, sanki bazı değerler sistemli olarak vitrinlerde farklı pazarlanmakta, "zehir altın kupada sunulmaktadır." Siyasetçiler, (çoğunlukla) başkasının izinden giden ve iz sahibine hizmet edenlerdir. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.  23.12.2011 10:56
 

Yani şunu anladık bu yazdığınız Arapça yazıdan. Sakarya Savaşı boşuna yapıldı, ordan bu memleketi vicdani hür, irfani hür nesiller yetiştirerek, bilime, sanata ve kültüre ulaştırıp, CERN'deki deneyleri yapanların Türkler olmasını isteyen büyük Kurtarıcı yanlış yapmıştır...Doğruyu Vahdettin yapmış ve hatta Abdülhamit yapmış, bir Ingiliz zırhlısı ile kaçarak büyük bir devlet adamlıgı göstermiştir...Fransız Devrimi, bu devrimi benimseyenler için aydınlamadır..Bu devrime sizin gibi karşı çıkanlar için ise aydınlıktan korkan zavallı karanlığınıza tutulmuş çıradır... Tarih sahnesine fetihten başka değer katamayan Osmanlı hanedanının şimdilerde Neo Osmanli hükümet sayesinde süt dişlerini dökup, sizin gibi köpek dişlerini gösterenlere dönüşmelerini ibretle izliyoruz...Bugün Osmanlıyı övenlerin sonu da Osmanlı gibi olacak...Tarih tekerrürden ibarettir...

Gökhan Gür 
 20.12.2011 11:54
Cevap :
Değerli Dr. Gökhan Gür, Konuya ilginize ve görüşlerinize teşekkür ediyorum. Yazılardan amaçlanan. meselelerin tartışılmasını sağlamaktır. Sizde katkı sağlamış bulunuyorsunuz. Yakın tarihimiz, çok açık olarak memurlara yazdırıldığı için bilinenler tekrar edilmeyecektir. Size ilgili konuları değerlendirirken, bir ışık, rehber olabilmesi için şu konuyu araştırmanızı öneriyoruz. 1798'den itibaren, başta Fransız ve İngilizlerin Mısır'daki uygulamalarına bakınız ve bu uygulamaları lütfen, Osmanlı'da aynı dönemde bizde yaşananlarla karşılaştırınız. Yaşananlardaki benzerlikleri öğrendikten sonra dilerseniz tekrar görüşlerinizi aktarabilirsiniz. Sağlıcakla kalınız.  21.12.2011 11:11
 

Mehmet bey, Fransız devrimiyle gelen ideoloji, iki dünya savaşı ve milyonlarca insanın akıttığı kanla taçlanmıştır. Irkçılık gibi daima bölünmeye parçalanmayı ve çekişmeyi getiren bir saplantı bizi de Arap dünyasını da etkilemiştir geçmişte..Bunun bedelini Osmanlı gibi bir cihan devletini kaybederek ödemiş olduk...Bugün Türkiyedeki gelişmeler de, Arap baharı denen gelişmeler de, yeniden o eski ve doğru olanı yapmaya yöneliktir. Biz dersimizi almıştık, Araplar da aldılar sanırım...Selamlarımla

ali açıköz 
 20.12.2011 0:06
Cevap :
Değerli Ali Bey, İnsanlığın yakın tarihinde (Krala karşı) ilk devrim, İngiliz devrimidir. Fransız devrimi aslında takipçi devrimdir. Gerçeğinde Sanayi devriminde de böyle olmuştur. Fransızlar burada da İngilizlerin takipçisidir. İlginç bir şekilde bizim tarihimizde İngiliz devrimine rastlanmaz. Fransızların yaptığı ise göklere çıkarılır. Bunun elbette bir sebebi vardır. İngilizler dünyanın bilinen en iyi demokrasisine sahip ülkesidir. Hatta bunun başlangıcı 13'üncü asra kadar gitmektedir. İngiltere de hala bir Kral-Kraliçe vardır. Biz cumhuriyeti ilan edeceğimizde de, bunu öneren İngilizleri değil, Dini yok eden Fransızları örnek almışız. Bunun nedeni de zannedersem bu, sorgulama döneminin açılması ile birlikte kısa bir müddet sonra bu da anlaşılacaktır. Ve zannediyorum, "Arap baharı"nı anlamak için 1798'deki Fransızların Mısır işgaline ve politikalarına bakmak gerekir. Sağlıcakla kalınız.  20.12.2011 12:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1098
Toplam yorum
: 2702
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1724
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster