Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
707
 

Gönül insanı

Gönül insanı
 

benden


"Gönül Kabeden üstündür... Çünkü Gönül Yüce Rabbin tecelligâhıdır..."

Bence de üstündür; çünkü Kâbe’nin gönülleri misafir edip hoş etmek gibi bir işlevi yoktur. Hayat bunu Kâbe’den değil insandan beklemektedir.

İnsan gönül bağlarını başkalarıyla paylaşmak için olgun ve bakımlı tutabiliyorsa Kâbe de o insanın bastığı yerdedir zaten. Böyle gezici Kâbe olabilmek için gerçeğin her iki ucuna dokunmak yetmez; küresel sonsuzluğun her noktasına dokunabilmek gerekir ki bunu da insan tam gönül açıklığıyla yapabilmektedir. Akıl ve düşünce ne kadar engin olursa olsun bir damla gönül açma muhabbetinin kucağı kadar bile olamaz.

Bilgi sonsuzdur; sonsuzluk da Allah’ın imzasıdır… Ancak bilirim ki bu imza benim özel kimliğime (bireysel varoluşuma) hiçbir sözverimde bulunmamıştır. Ben varoluşun tümlüğünden oluşmuş canlı bilgiyim; benim varlığımın kendini var tutma çabası da aslında varoluşun tümlüğünü sürdürmesi için yürüyen bir yoldan başka nedir ki? Ayrı yollarda yürüyor olsak da, çok da farkımız yok birbirimizden; çünkü varlığın sonsuzluğuna uzayan bütün yollar ölümün kucağından çıkarlar ve gene yokluğun sonsuzluğuna ölümün eşiğinden düşerler. Bu yüzden de bizim asıl işlevimiz son sandığımız doğrularımızla birbirimizi tepelemek değil, doğrularımızın bilgisini kullanarak hayatı insana güzel edip sunabilecek gönül bağları yeşertmek olmalıdır.

Kimse kendinin son doğru bilgi olduğunu sanmasın; hepimiz birer hayat bilgisi gerçekliğinin zaman içre tutuklu görünümünden ibaretiz. Bu yüzden de ne kadar düşünen beyin varsa bilgiye o kadar da farklı anlam yüklenmesi olasıdır. Ancak aklın yolu bir olduğu için düşünce doğru sanıyla eyleme geçmeyi yeğlemektedir. Doğru sanı için de vazgeçilmez ilke önce bir uca sonra diğer ters uca dokunabilmektir. Ve daha sonra da eylemsel somutluğun ihtiyacı doğrultusunda gerektikçe diğer açılara bakan uçlara dokunabilmeli. Bu yüzden ne gerideki gericidir, ne ilerideki ilerici sayılabilir… Biz hepimiz birbirimizin ebesiyiz aslında… Gün yüzüne daha engin doğmak isteyen her kimse karanlığın bilgisini de edinmek zorundadır. Kendini son doğru sanarak kendine benzemeyenleri yanlış ve tehlikeli sayanlar fena halde gönülleri kapanmış akıllardır aslında.

Yahya Kemal Beyatlı’nın da dediği gibi,

“Girdiğin aynada, geçmiş gibi diğer küreye,
Sorma bir saniye, şüpheyle sakın, yol nereye?
Ayılıp neş’enin yükseltici sarhoşluğundan
Yılma korkunç uçurum zannedilen boşluktan!
Duy tabiatta biraz sen de ilah olduğunu,
Ruh erer varlığının zevkine duymakla bunu”

Pascal'in deyişi de şöyle:
İnsan büyüklüğünü bir uca giderek değil,
Her iki uca dokunarak gösterir.

Erdemli bilgeliğimizin sınav sonucu, düşünce ve davranışlarımızın beğenilmediği yerde takındığımız gönül tavrının kendisidir. (Muharrem Soyek)

"Topraktan biten güller solar gider, gönülden biten güller daimidir" (Mevlana)

Muharrem Soyek

Ahmet Balcı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Pascal'ın ve sizin sözleriniz yazınıza damgasını vurmuş. Hep gönül gözümüzle bakalım. Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 23.09.2010 18:25
Cevap :
Gönül gözünden bakmamış aklın hep eksik bir yanı olacaktır.  25.09.2010 15:20
 

Çok anlamlı bir yazıydı Muharrem Bey. Yazının sonunda paylaştığınız akıl yüklü sözler ve blog resmi de çok güzel. Hepimiz gün gelecek o bilinmez sonsuzluğa uzanacağız. Ve herbirimizin bir diğerinden öğreneceği o kadar çok şey var ki. Yeter ki hem akıl, hem de gönül gözümüzü açık tutmayı becerebilelim. Tebrikler, sevgilerimle.

Mor Okyanus 
 23.09.2010 13:09
Cevap :
Teşekkürler. Gönlümüz aklımızın var edici merhameti olsun.  25.09.2010 15:27
 

terimi açıklar belki bir çok şeyi...bilmek ve eylemek,tutum ve davranış örtüşmez çoğu zaman...her gün sabah aç karnına içilen 5-6 biranın veya akşamları 4-5 duble rakının zararlı olduğunu bilmeyen var mıdır ki...paket paket içilen sigaranın zararlı olduğunu bilmeyen var mıdır ki...ama bilgiye uygun eylem her zaman gerçekleşmez çünkü insandır söz konusu olan...yalnızlığı,hüznü,hırsları ve kıskançlıklarıyla insan...''gönül insanı olmak'' ve/veya ''dost olmak'' iyidir,güzeldir,yahşidir yahşi ama kolay mıdır...yazıldığı veya konuşulduğu gibi...kim gönül kırmamıştır ki-hele de bu ''Bilog'' denilen Weblicamlı alemde-kim dostunu yok yere üzmemiştir ki...neyseee...şöyle yazıyordu bir küçük tabelada rakı içilen küçük bir vadide Salihli taraflarında ''LAFIN TAMAMI DELİYE SÖYLENİR''...aklınıza ve yüreğinize saygılar...teşekkürler MUHARREM BEY...EYVALLAH...

Nedim ÜSTÜN 
 22.09.2010 10:29
Cevap :
Teşekkürler, doyurucu ve gerçeği uyarıcı bir yorum olmuş. En iyinin ne olduğunu tam da bilmeyiz gene de en iyi olmayı hedefleriz. Ancak bilmeliyiz ki en iyi olamamak iyinin bir parçası olmaya engel değildir. Bu bakımdan bilişsel çelişkiyi somut olarak yaşayanlar da gönül insanlarının arasına katılabilirler.  22.09.2010 13:12
 

ne yahya, ne Mevana... En güzelini sen demişsin dost... Eline aklına sağlık... SAygımla

UFUK KESİCİ 
 21.09.2010 22:07
Cevap :
Teşekkürler gönlü ve aklı aydınlık dostluk insanı.  22.09.2010 13:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 442
Toplam yorum
: 1723
Toplam mesaj
: 231
Ort. okunma sayısı
: 731
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster