Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '14

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
239
 

Gümüş kaşıklar (Bölüm 1)

Gümüş kaşıklar (Bölüm 1)
 

Yaşlı kadın o sabah her zamankinden erken uyandı. Sessizce yatağından kalktı, Eşini uyandırmaya korkarak odadan dışarı çıktı. Amacı eşi kalkmadan çayı koymak ona kahvaltı hazırlamaktı. Mutfağa girdi. Ev soğuktu. Son günlerde kaloriferi fazla yakamıyorlardı. Kısıtlı emekli aylığı ile hem yakıt, hem de diğer masrafları karşılamak zor oluyordu. Kombiyi gündüzleri fazla yakmayıp, geceleri bir kaç saat yakarak kışı çıkartmak niyetindeydiler.

Gerçi kızı, her telefon açtığında sıkı sıkı tembihliyordu, Kaloriferi devamlı yakmaları, kendilerini üşütmemeleri, yakıt giderlerinde maaşlarını aşacak kısmı kendisinin karşılayacağını söylüyordu sürekli. Ama yaşlı adam ve kadın, bugüne kadar kızlarından hiçbir para desteği almamışlardı, bundan sonra da almak istemiyorlardı.

Allah muhtaç etmesin diye söylenerek mutfağa girdi yaşlı kadın. Büyükler Allah sağ gözü, sol göze muhtaç etmesin diye söylerlerdi. Çocuğuna bile muhtaç olmak, ondan para istemek zor geliyordu insancıklara.

Yaşlı kadın çay suyunu ocağa koyduktan sonra kahvaltılıkları çıkartmak için buzdolabını açtı. Bir küçük tabakta 4,5 siyah zeytin, bir dilim de beyaz peynir vardı dolapta kahvaltılık olarak kalan. Bunları çıkartıp masanın üzerien koyarken bir zamanlar kahvaltı sofralarının ne kadar zengin olduğunu düşündü. Gerçi sağlıkları sebebiyle şimdi fazla yemek, onlar için zararlıydı ama bu kadarı da çok azdı.

Ekmek kutusundan iki dilim ekmeği çıkartıp kızartmak için makineye yerleştirdi. Bugün biraz kahvaltılık almak lazım diye düşündü. Sadece kahvaltılık mi, yiyecek de pek bir şey yoktu dolapta. Herşeyden önemlisi bugün elektrik parasının son ödeme günüydü. Elektrik borcunu ödemezsek kesilir  sonra diye hayıflandı.

Bu masraflar vardı ama bunları karşılayacak para yoktu cüzdanlarında. Aldıkları emekli aylığı ayın ortasında suyunu çekiyordu. Son senelerde hep aylığa yaptıkları takviyelerle bugünlere gelmişlerdi. Önceleri bankada birikmiş bir kaç kuruşları bu desteği sağlamıştı. Bankadaki paralar suyunu çekince  evdeki bir kaç parça mücevherata gelmişti sıra.

Yaşlı kadının son kalan bir kaç bileziği de böyle eriyince, sıra evde bir zamanlar şaşaalı günlerinde aldıkları gümüşlere gelmişti. Onlar da sırası ile bozdurulup yaşama destek olmuştu.

İyi ki zamanında onları almışız diye düşündü. Bakalım onlar da bitince ne olacaktı. Hayat hızla pahalılaşıyor, emekli aylıkları gittikçe değer kaybediyordu.

İşte bugün de böyle bir bozdurma işlemi yaşamak zorundaydıler. Kocası kalkmadan son kalan gümüşlere bakıp, ayarlaması gerekti.. Zira eşi çok üzülüyordu bu olaylara.

Yıllarca üst düzey yönetici olarak çalışan, bir zamanlar evi dolup boşalan, şaşaalı yaşamın içindeki adam yaşlılıkta bu yoksulluğa dayanamıyordu.

Yaşlı kadın, olsun sağlığımız yerinde ya diye düşündü. Salona geçip büfenin kapağını açıp gümüşleri koyduğu kutuyu çıkarttı.

Kutuyu açınca şaşırdı. Bir zamanlar yemek takımlarının, çay servislerinin olduğu büyük kutuda kala kala bir küçük mavi kutu kalmıştı sadece. Demek ki sata sata sadece bunlar kalmış diye düşündü.

Mavi kutuyu itina ile yerinden aldı ve açtı .İçinde 6 tane gümüş çay kaşığı vardı. Güzel, işlemeli çok şık çay kaşıklarıydı. Bir zamanlar görkemli konuklarına bu kaşıklarla yaptığı çay servisleri geldi aklına. Çeşitli kekler, pastalar, börekler olurdu o davetlerde. Ne sohbetlere ne mutluluklara şahit olmuştu o kaşıklar. Bugün onlardan ayrılma günüydü galiba.

Bu öykünün devamını bir sonraki blogumda yazacağım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İçerik hüzünlü ama anlatımınız çok güzel olunca biran o yaşlıların yerine kendimi koydum. Gerçekten gün geliyor bir zamanlar paha biçilmez değerlerin değersiz olduğuna tanık oluyoruz. Sevgili Gokoya emeğinize yüreğinize sağlık. sevgiyle ve mutlu kalın.

Hanife MERT 
 03.03.2014 21:38
 

Değerli yazraım öykülerinizi beğeni ile okuyorum ve bu öykünün devamını bekliyorum.Ne yazık ki emeklilerin durumu içler acısı aldıkları iki kuruş karınlarını dahi doyurmaya zor yetiyor.Acı gerçekler görülmezden geliniyor.Selam ve sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 02.03.2014 20:35
Cevap :
Sevgili Nahide Hanım, emeklilerin durumu içler acısı gerçekten. öykümün devamı epey acıklı. en acıklı tarafı ise sonundaki süpriz. Sevgi ve selamlarımla  02.03.2014 22:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 825
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1032
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster