Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '14

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
47635
 

Hamidiye Kruvazörü 1925 Yılında Rize’yi hangi sebeplerle bombaladı?

Hamidiye Kruvazörü 1925 Yılında Rize’yi hangi sebeplerle bombaladı?
 

Fransız Felsefe Profesörü Oliver Roy, Fransızların, bizdeki (katı) laiklik uygulamalarını kıskandıklarını yazmaktadır.


İçerikte ayrıca ilginç bir tespite de yer verilmektedir. Siz buna, “Bir tesadüf!” diyebilirsiniz. Gerçek araştırmacı gazetecilerin görevi, bunları araştırarak kamuoyuna sunmak olmamalı mıdır? Veya bu tespitler yapılıyor da, “gizli bir el!” tarafından, 21’nci asır bilgi-iletişim çağında dahi çeşitli baskı unsurları ile engellemekte midir?

Başlamadan Rize’nin Güneysu ilçesinin; Hamidiye Kruvazörü’nün bu ilçeyi bombalaması ile Sayın Cumhurbaşkanımızın Güneysu'da yaşamış olmasındaki ortak noktayı açıklamış olalım.

...

(Evvelki) Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Cumhuriyet gazetesi (1) tarafından verilen geçmişi;

...Aslen Rizeli olan Recep Tayip Erdoğan 26 Şubat 1954 yılında, Kasımpaşa’da ailesinin üçüncü çocuğu olarak doğdu. Babası Ahmet Erdoğan, annesi ise Tenzile Erdoğan'dır. Babası, deniz yollarında kıyı kaptanı olarak çalışırdı. Babası Ahmet Erdoğan ailesiyle birlikte 13 yaşında Rize’nin Güneysu ilçesinden İstanbul’a göç ettiğinde Kasımpaşa semtine yerleşmişlerdir.

İmam Hatip Okulu’ndan 1973 yılında mezun oldu. Fark dersleri sınavını vererek Eyüp Lisesi'nden de diploma aldı. Ardından 1973 -1974 sezonunda Vatan Caddesi ile Aksaray Caddesi’nin kesiştiği Gürani Sokak’ta bulunan ve 12 Mart 1971’deki askeri darbeden sonra 25 Ağustos 1971 tarihinde yasayla özelleştirilen aslında adı “İstanbul Tuna İktisadi ve Ticari Bilimler Yüksek Okulu” olan Aksaray İktisat ve Ticaret Yüksek Okuluna kaydını yaptırarak girdi. Recep Tayyip Erdoğan’ın okul numarası 2443 olmasına rağmen Marmara Üniversitesi’nden verilen diplomasında ise öğrenci numarası, 8345 olarak görülmektedir. Okulun devam mecburiyeti olmayan gece bölümünde okudu ve gündüzleri başka işlerde çalıştı...”

...

Rize'nin Güneysu ilçesi'nin

Şapka Kanunu ve Rize’nin bombalanması olayı ile olan ilgisi 1)

“...Bu vesileyle düzeltilmesi gereken hususlardan biri de Şapka Kanunu’dur. Bu kanuna göre her Türk vatandaşı şapka giymeye mecburdur. Yani açık baş gezmek hususundaki alışkanlık bile SUÇ teşkil etmektedir.

Filhakika hem harf inkılâbı ve hem de şapka hakkındaki kanun müeyyidesizdiler. Yani bu kanunları ihlâl edenlere karşı yapılabilecek olan şey inzibatî tedbirlerden ibaret kalmaktaydı. Bu sebebledir ki; TCK’nin valilerin vazife ve selâhiyetlerine dâir mahsus maddesine bir ilâve yapılarak her iki kanun da “’müeyyidelendirilmiştir.

Müeyyidesizliklerine rağmen bilhassa Şapka Kanunu’na muhalif hareketler devlete isyan suretinde gösterilerek binlerce insanın asıldığı Hamidiye Kruvazörü’nün gönderilmesiyleRize Vilâyeti’mizin topa tutulmuş olduğu mâlumdur.

Bugünse tatbikatta şapka fiilen ortadan kalkmış ve bu kanun — âdeta — kadük olmuştur. Tıpkı “26 Teşrinisani 1934 tarihli ve 2590 sayılı efendi, bey, paşa gibi lâkab ve unvanların kaldırıldığına dair kanun” gibi...” (2)

...

Bir başka kaynaktan

Şapka Kanunu ve Rize’nin bombalanması olayı (2)

“...25 Kasım 1925 tarihinde çıkarılan Şapka Kanunu'nun ardından bu kanun çeşitli illerde protesto edilmiş, Rize'deki olayları bastırmak için ise Hamidiye Zırhlısı Rize'yi top atışlarına tutmuştur. 12 Aralık'ta istiklal mahkemelerince yargılanan 143 kişinin 8'i hakkında 13 Aralık'ta idam kararı alınmış, 14 Aralık'ta ise idam edilmişlerdir.(3)

Atatürk, 23 – 31 Ağustos 1925 tarihleri arasında Kastamonu ziyareti yapar…Panama Şapkası’nı ilk kez bu ziyareti esnasında giyer…Ve “bu serpuşun adına şapka denir” sözü 27 Ağustos 1925 tarihinde İnebolu Türk Ocağı binasındaki hitabetinde söylenir…

...Bu kanuna göre; bütün TBMM üyeleri, meclis üyeleri ve memurlar Şapka giymek mecburiyetinde olduğu gibi, sivil vatandaşın da Şapka dışındaki bir kisveye yönelmesini hükümet men eder!

...Şapka Kanunu halk tarafından kolaylıkla kabullenilmedi. Ülkenin değişik yörelerinde “Şapka giymek istemiyoruz!” protestoları (isyan demiyorum, protesto diyorum!) baş gösterdi…Rize’de Hamidiye zırhlısı şehri topa tuttu…Erzurum’da erkeklerin giymek zorunda oldukları şapkaya muhalefetten bir kadın(!) idam edildi…Şapka İktisası Hakkındaki Kanun’a muhalefetten binlerce vatandaş ağır hapse mahkum edilirken resmi tarihe göre 80’ e yakın, gayri resmi tarihe göre binlerce insan idam edildi. Kanunen Şapka İktisası Kanununa aykırı hareketin cezası üç ay ile bir yıl arası hapis cezasıydı! Ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun halen yürürlükte olan bir kanundur!

RİZE'DEKİ PROTESTOLAR GÜNEYSU'DA BAŞLADI

Rizeli, sekiz alim ve Müslüman şapka giymedikleri, dindarlara zulmü kınayıp, hükümete ”Sarığımıza, sakalımıza ve cübbemize dokunulmasın şapka giyenler giysin, ama giymeyenler hapse atılmasın” diyerek, jandarma karakoluna yürümüşler ve halk da onlara katılmıştır. Bu olay büyüyünce Rize isyanı kabul edilmiş ve Hamidiye zırhlısı Rize’yi top atışlarıyla tehdit etmiştir.

Bundan dolayı Rizeliler “ATMA HAMİDİYE DİN KARDEŞİYİZ.”demişlerdir.

Güneysu (eski adıyla Potomya/ Başbakan Tayyip Erdoğan’ın memleketi) Rize’den 13 kilometre uzakta bulunan bir nahiye. 1925 yılında Güneysu’da başlayan isyanın haberini alan zamanın Rize Valisi Mehmet Hurşit Bey derhal durumu telgrafla Ankara’ya bildirir.Valinin çektiği telgrafın ardından, Hamidiye kruvazörü Rize açıklarına gelip dağları topa tutar. Bazı anlatımlara göre şehir de bombalanır ve ağır zayiat görür. Olayın ilginç yanı ise Hamidiye kruvazörü dağları topa tuttuğu zaman, Rize’de devam etmekte olan bir isyan yoktur. Güneysu’dan şehir merkezine yürüyen insanların da çoğu kendi teslim olur. Teslim olanlar hiç vakit kaybedilmeden İstiklal Mahkemeleri’ne çıkartılır ve Takrir-i Sükun Kanunu doğrultusunca yargılanır. Yargılama sonucunda sekiz idam kararı çıkar, suçsuz onlarca insan da Sinop ve Adana’daki cezaevlerine gönderilir. 

30 Aralık 1925 tarihli cumhuriyet gazetesi idam edilen 8 kişinin resimleri ile birlikte haberi şu şekilde yayınlar: “Rize’den matbaamıza yazılıyor: Köy İmamlarının ve bazı mürtecilerin teşviki ile 25-26 teşrinisinde başlayan isyan, Cumhuriyetin azm ve savleti neticesinde süratle bastırıldı.”

PEKİ GERÇEKTEN OLAYLAR NASIL BAŞLADI

15 Aralık 1925 günü “Biz zorla şapka giymek istemiyoruz, sarığımız bize yeter!” diyerek Ulu Cami önünde toplanan halkın üzerine jandarmalar ateş açıyorlar. Uyarıya rağmen dağılmayan kalabalığın üzerine gelişi güzel ateş sonucu 17 kişi ölüyor. Bağıran-inleyen yaralılara kimse dokunamıyor. 143 kişi tutuklanıyor.

Olaylar üzerine düşman üzerine sefere çıkarcasına dönemin en büyük harp gemisi olan Hamidiye Kruvazörü Rize sahillerine gelip demir attı. Birinci Dünya savaşında İngilizlerin dövemediği Karadeniz sahillerini, millete zorla şapka giydirmek için Hamidiye zırhlısı gümbür gümbür bombalamaya başladı. Hamidiye zırhlısı, sivil halkın ve yerleşim alanlarının çok olduğu ve Ulu Caminin bulunduğu Bataniye yamaçlarını dövüyordu. Halk korkutulup sindirilmek isteniyordu.

İSTİKLAL MAHKEMESİ HEMEN ASIYORDU

Rize Ulu Cami imamı Şaban Hoca, namazdan sonra etrafında toplanan kalabalığa ;“Biz hükümetten akaid-i diniyye’ye hizmetkarlık ve bağlılık isteriz. İnanmayan inanmasın, fakat insanlara zulüm edilmesin. Tek isteğimiz sarığımıza, sakalımıza ve cübbemize dokunulmasın. Şapkayı giyenler giysin ama giymeyenler hapse atılmasın!”
Bu heyecanlı konuşmadan sonra coşan kalabalık köylülerle birlikte hükümet konağına doğru yürüyüşe geçmişler.
Yarı resmi Hakimiyet-i Milliye gazetesi bir gün sonra yazıyor; “Rizenin Bataniye bölgesinde Ulu Cami imamı Şaban Hoca halka karşı konuşurken; “Hükümette din düşmanlığı baş göstermiştir. Memlekette herkes şapka giymeye zorlanıyor. Giymeyenler hapisten idama kadar cezalara çarpılıyor. Buna karşı duyarsız kalmak dinimizde günahtır. Ayaklanma vacip olmuştur!
Biz herkes dinimize girsin demiyoruz. Biz hükümetten sadece dinimize saygı ve bağlılık istiyoruz. Müslümanlara ve İslam’a zulmedilmesine müsaade etmeyeceğiz!” Deyince halk toplu yürüyüşe geçiyor.

Hakimiyet-i Milliye gazetesinin yazdıklarına göre, isyancılar Hükümet Konağını ele geçiriyorlar. Ankara hükümeti Rize üzerine büyük bir askeri kuvvet gönderiyor. Rivayete göre üç gün süren halk ile asker arasındaki çatışmalarda yüzlerce köylü hayatını kaybediyor. Bölgenin imdadına hemen gezici-seyyar istiklal mahkemesi yetişiyor.

Yargılama göstermeliktir ve son tiyatro sahnesidir. Bir gün süren tek celsede, hakim koltuğunda oturan ve hiçbiri hukuk adamı olmayan milletvekilleri tarafından temyizi, itirazı ve avukatı olmayan mahkeme değiştirilemez kararını veriyor. Karara göre ”Bu isyancılar İslam Devleti istiyorlar. Hilafet istiyorlar ve kendi şer düşüncelerine halkı da alet ediyorlar.

Sadece bir gün içinde bu 143 kişinin yargılama işlemi bitirildi. On dört kişi 15’er yıla, yirmi iki kişi onar yıla, on dokuz kişi de beşer yıl kalebend denilen ağır hapis cezasına çarptırıldı. Geriye kalanlar ise dayak ve para ödeme gibi hafif ceza alıyorlar.İstiklal Mahkemesinin hızla verdiği kararla sekiz kişi hemen Ulu cami önünde kurulan darağacında idam edildi.


Asılan sekiz kişi Ulu Cami imamı Hafız Şaban Efendi, Muhtar Yakup Çavuş, İslahiye imamı Hasan Efendi, Belediye bekçisi Kadir Ağa. Rize asliye mahkemesi Başkatibi Hafız Osman Efendi ve kardeşi avukat Hulusi beyler, merkez cami imamı Hafız Kamil, Peçelioğullarından Mehmet ve Ahmet Çavuş kardeşler, Kamburoğlu Hafız Mehmet ve Nakşi Şeyhlerinden Numan Sabit Efendi’dir...” (4)

...

Cezalı şehirlerimiz

“...Konya, Bursa, Yozgat, Bilecik, Kütahya, Kırşehir, Maraş, Rize, Tunceli, Düzce, Zile, Menemen gibi şehirlerin ismi bu meyanda anılır. Fransa ihtilâlinden sonra, kralcılara destek veren Vendée gibi şehirler, kara listeye alınmıştı. Bundan ilham alan bizimkilerin de, cezalı şehirler listesi hazırladığı kanaati halk arasında hâkimdir..”

Dileyenler yazının tamamını,  Değerli ilim insanı Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci’ nin kaleminden aşağıda verilen linkten okuyabilirler.

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/prof-dr-ekrem-bugra-ekinci/582223.aspx

 

www.canmehmet.com

Resim;http://www.habervaktim.com/haber/385772/iste-turkiyenin-cezali-sehirleri.html

Kaynaklar;

(1) Yazının tamamı için bakınız;  “Rize’nin Güneysu ilçesinden “ ifadelerinin vurgulanması ve altının çizilmesi “canmehmet” tarafından düzenlenmiştir. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/89123/12._Cumhurbaskani_Recep_Tayyip_Erdogan_kimdir_.html

(2) Daha fazlası için bakınız; “İSLÂM YAZISINA DÂİR” Derleyen KADİR MISIROĞLU (CÜNEYD EMİROĞLU) BİRİNCİ BASIM – 1993, Sahife; 23

(3) Daha fazlası için bakınız; TİMETÜRK / Nevzat Çiçekhttp://www.timeturk.com/tr/2012/12/12/sapka-yuzunden-rize-bugun-bombaladi.html#.VDfVXhbVh2k   12 Aralık 2012 Çarşamba - 21:40

(4) Daha fazlası için bakınız; TİMETÜRK / Nevzat Çiçek  http://www.timeturk.com/tr/2012/12/12/sapka-yuzunden-rize-bugun-bombaladi.html#.VDfVXhbVh2k  12 Aralık 2012 Çarşamba - 21:40

ali adnan inal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 917
Toplam yorum
: 2486
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1581
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisinde öğrenciliğim sırasında bir kamu iktisadi kuruluşunda başladığım çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster