Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
3975
 

Hatalarım...

Hatalarım...
 

“Sen de benim hatalarımdan birisin/ Sen en büyük günahların bedelisin/ Senin için harcanan zamana yazık/ Sen en güzel duyguların katilisin” Sezen Aksu’nun bu dizeleriyle kim bilir kaçımız içimizi acıtan, yüreğimizi dağlayan “hata”larımızı güzelleştirip teselli bulmuşuzdur. Tıpkı bir başka şarkısında; “Bir melodiden, bir filmden geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor” dediği gibi.

Hata yapmak… İnsanca, insana özgü ama… Ama anlatması, paylaşılması, hele kabul edilmesi daha da zor. Yine de hatalarımı sizinle paylaşmaya karar verdim. Bunun için yaz tatilimden beri uğraşıyorum ama bir türlü uygun bir zaman bulup yazamadım ki benim için en uygun zaman hafta sonu oğlumun evde olmadığı saatler. Ama hafta sonları Ankara’da sevgilimle buluşunca… birkaç hafta geçiverdi. Amanın gene ne yaptım ben, kendimi öyküme kaptırıverdim. Sevgilisiyle; Çınar’ıyla buluşan ben değilim ki; Sevda. En son “Maviye sevdalı çınar” öykümü tekrar okuyunca böyle oldu, ne yapayım.:)

Az değil, doksan dokuz adet günce yazmışım bugüne kadar ve hepsini yeni baştan okuyup hatalarımı düzeltmeye karar verdiğimde, mevsimlerden yaz, aylardan hazirandı. Şimdi sonbahar. Yetmeyen vakitlerimde, yeniden güncelerimi okumaya ayırabildiğim zamanlar beni bugüne kadar oyaladı ama sonunda bitirdim. İşte şimdi sizinle, yüzüncü güncemde, yazılarımda görebildiğim ve düzelttiğim hatalarımı paylaşmak istiyorum. Evet, romantik bir paylaşım değil ama hata hatadır. En azından yazı hatalarını tuşa basarak düzeltebiliyorsunuz.

Yazım hatalarım:

— En çok bileşik kelimeleri yazarken hata yapmışım; ayırıvermişim: akşamüzeri (akşam üzeri), akşamüstü (akşam üstü), birçok (bir çok) gibi.

— Bileşik olmayan kelimeleri de birleştirivermişim; yanı sıra (yanısıra), kim bilir (kimbilir) fark etmek (farketmek), zapt ettik (Zaptettik)… gibi.

Fethiyeliyim demek yerine Fethiyeli’yim demişim.

Tırnak içine yazdıklarımı ayrı birer cümle gibi değerlendirip ona göre noktalama işaretlerini koymam gerekirken, bazen bunu uygulamış, bazen cümleye büyük harfle başlamış ama sonra noktalamamışım.

— Bazı özel isimleri; özellikle Hıristiyan kelimesinde olduğu gibi özellikle din belirten isimleri cins isim gibi küçük harfle yazmışım.

—“Yok” kelimesinden sonra virgül koymayı unutmuşum ya da “ama” kelimesinden sonra gereksiz yere virgül koymuşum. (Bazen gereksiz virgül koymuşum bazen de virgül koymayı unutmuşum.)

—Kelime hatalarım olmuş; ç yerine c; çiçekçi/ çiçekci yazmak gibi.

Özel isim kısaltmalarından sonra nokta koymuşum; Milliyet Blog: MB yerine, MB. Yazmışım.

—Bazı kelimeleri yanlış yazmışım; aferin yerine aferim gibi. Bunu özellikle Türkçe olmayan kelimelerde yapmışım ki bir kez daha Türkçemize sahip çıkmanın önemini anladım.

— Ve itiraf ediyorum, dahi anlamına gelen “de” ve “da”yı, ayrı yazmasına ayrı yazmışım ama maalesef sert ünlü uyumuna uydurup “te” ve “ta” yapmışım. Üstelik bunu, yazılarımı düzeltmeye başladıktan sonra yazdığım güncelerimde de yapmışım ki inanamadım! Bu o kadar iyi bildiğim bir kural ki! Demek ki, “sert ünlü uyumu” beni daha çok etkilemiş:)

Güncelerimi emek verip okuyan sevgili arkadaşlarım, dostlarım, sevgili okurlar, ben yazılarımı onlarca okuyarak yayına almama rağmen yine de hatalarım “yok” denecek kadar az değildi. Yeniden düzelttim ama biliyorum ki yazıyı yazan tekrar okusa da hatalarını görmeyebilir çünkü “doğru” okur. Bu yüzden eğer yazılarımda dilbilgisi hatalarıma rastlarsanız, lütfen yazın; seve seve düzeltirim. Şimdiden sonsuz teşekkürler.

Sevgiler aydınlık şehrimden yansıyan mavilerle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tabii ki dilimizi, yazım kurallarına uyarak yazmalı ve mümkün mertebe de hatasız olmasına dikkat etmeliyiz. Ancak ben hata olayına başka açıdan bakmayı istedim. Ben de yazarken bir dolu hata yapıyorum, düzeltiyorum yine yapıyorum. Çok mütevazi davranmış ve kendi hatalarını göz önüne sunmuşsun arkadaşım.Hata ne yazmak da, ne imla da.Esas mesele; Hata yapmamak gerek hayatta.Ancak insanız, ne mümkün? Hatalarımızla varız. Hem de yaptığımız hatalardan ders almak da ve bize karşı yapılanları da affedebilmek de. İşte olumlama yaptım gene.;))))))Derinmavilerine pespembe, al kırmızı, bembeyaz çiçeklerimin selamı var. Öpüyorum sevgilerimle Gülüm. Ayşen Kura

Ay Şen 
 12.05.2011 17:10
Cevap :
Sevgili arkadaşım, yorumunu yanıtlamadan önce, yazımı tekrar okudum. Hani bir kazak örersin de bitirdiğinde ya da sonra tekrar giydiğinde sevgiyle, beğeniyle bakarsın ya... Güncemi okurken de aynı şeyi hissettim; sevgiyle okudum yazdıklarımı, beğendim, gülümsedim. Seviyorum yazmayı ben :) Ve gerçekten ulus olmak anlamında Türkçemize sahip çıkmak ve düzgün kullanmak gerekiyor diye düşünüyorum; bütün titizliğim bundan. Evlatlarımıza bırakacağımız en güzel miras bence. Ve hata... olurrrr, yapabiliriz. :) Pespembe, al, kırmızı, bembeyaz çiçeklerin kokusuyla başlıyorum güne ve aynısından sana da yolluyorum; sevgilerimle.  13.05.2011 9:27
 

Öncelikle içimden "offffffff! aman Allah'ım, 101 tane yorum !" diye geçirdim :) Sonra fark ettim ki MB da yaptığınız dil bilgisi hatalarından bahsetmişsiniz tüm açık yürekliliğinizle. Ve diğer duyarlı arkadaşlar da yorumlarıyla fikirlerini belirtmişler. Ben de o kadar titizlenmeme rağmen, o kadar basit hatalar yapıyorum ki Derin mavi, fark ettikçe de üzülüyorum, tekrar başa dönüp değiştiriyorum, sonra başka hatalar fark ediyorum, yine başa dönüp değiştiriyorum. Son halini verdiğimde bile, arkadaşlarımın uyarılarıyla, yine ufak tefek hatalar olduğunu görüyorum.. Olsun, önemli olan hatalarımızı fark edebilmek ve daha güzeli için emek vermek. MB da çıtayı ancak bu şekilde yükseltebiliriz diye düşünüyorum. Güzel paylaşımın için teşekkürler, sevgilerimle.

Mor Okyanus 
 25.12.2010 12:48
Cevap :
Bu yazımı okuduğun için çok teşekkürler:)Türkçe; ulus olmanın gereği. Bu nedenle "önemli değil, word düzeltiyor" diyenlere katılmıyorum. Yazım dilini öğrenmek ve doğru kullanmak, hele de Türkçe kelimeleri kullanmayı önemsiyorum ve az önce kullandığım "word" ün bile olmaması gerektiğini düşünüyorum ama programın adı bu. "Hata"larım. Farkına vardığın gibi magazinsel bir girişi var; çok okunsun istediğim :) Zaman zaman yazılardaki hataları düzelten arkadaşların tepkiyle karşılaştığını görünce böyle bir yazı hazırlama gereği duydum. Genel olarak yapılan hataları "ben" diliyle yazınca olumsuz bir tepki almadım tabi ki. Ve keşke benim dil bilgisi hatalarımı söyleyen; ama bilerek söyleyenler olsa, seve seve dikkate alırım. Dediğin gibi önemli olan "daha güzeli için emek vermek" Ve bilgi olmadan da olmuyor; İmla Klavuzunu baştan sona iki kez okudum yine de takıldığım oluyor, gri hücreler nankörlük ediyor. Sevgiler, aydınlık şehrimden masmavilerle.Not: Farklı bir göz hataları daha iyi görüyor.  25.12.2010 13:34
 

Böyle bir yazıya yorum yazmak hiç de kolay değil. İnsan ya hatalı yazarsam diye endişeleniyor. Yazdıktan sonra var mı bir hata diye bir daha gözden geçirmek gerek. :) Ben böyle bir blog kaleme alsam listem çok daha uzun olurdu kesin. Hatanın mavisi hiç de göze batmıyor, bilmeni isterim. İyi varsın ve iyi ki yazıyorsun...

A y s a n c a 
 23.01.2009 19:16
Cevap :
Hele ben, zaten dikkat ederdim, bu azımdan sonra şamşırıyorum üstelik, ay şaşırıyorum:) "Hatanın mavisi hiç göze batmıyor.." Sağ ol, sevgili Yusuf, sağ ol:)(:Sana ve ailene ama ille de bebişlere, kucak dolusu sevgiler, sevgiler.... en parlak mavilerle; iyi ki varsınız:))))  24.01.2009 11:20
 

Sayın yazarımız. Bir hata daha yaptınız bence.. Resimler nerde resimleeeeerrrr....

Birkan Can 
 07.12.2008 13:02
Cevap :
Ne resimleri :)) Ben "yazarım"..yazıyorum. Resimlemiyorum ki.. Sevgiler, yüreğimden.  07.12.2008 14:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 206
Toplam yorum
: 2554
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3253
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster