Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '06

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
1123
 

Hayata tutunmak

Hayata tutunmak
 

Geçtiğimiz yıl sonbaharda bir pazar akşamı acı acı çaldı telefon. Arayan bir arkadaşımızdı.

-‘’Barış trafik kazası geçirmiş, şu an yoğun bakımda!’’ dedi. Hepimiz donduk kaldık.

Barış, daha 20’li yaşların ortasında, eğitimini tamamlamış, yurt dışında yabancı dilini geliştirmiş, çalışkan, sorumluluk sahibi pırıl pırıl bir genç. Yağışlı bir havada kaygan yolda yaptığı ani fren ve o an emniyet kemerinin takılı olmaması sonucu yaşamla ölüm arasında bekliyor...

Kaza iş seyahatinde gerçekleştiği için başka bir şehirde hastanede olduğunu söylüyorlar…

Beyin travması geçirmiş ve tüm fonksiyonları durmuş, uyutuluyor…

Bize anlatılanlar ne kadar ümitsiz olsa da, ‘’o hırslıdır, bunu aşar, o serum hortumlarından da olsa hayata tutunur ‘’diyoruz.

Ancak hemen yanına ulaşan arkadaşlarımızın gönderdiği görüntülerle ümitsizliğe kapılmaya başlıyoruz. Yatakta öylece yatan bir beden, ama bu bizim tanıdığımız insana bile benzemiyor.

Haftalarca uyutulma sırasında doktorlar hiçbir ümit vermiyor. Yaşasa bile tekrar konuşurmu, yürürmü, hafızası yerine gelirmi? Bu soruların hiçbirinin cevabını veremiyorlar…

Aylar sonra şehrimizdeki hastaneye geliyor. Bir cesaret gidiyorum yanına. Gördüğüm yatakta yatan arkadaşımız ama, yüzünde ifade yok. Bir yabancı yüzü var. Biz de ona yabancıyız, tanımıyor hiç kimseyi… Kolları hala yatağa bağlı, çünkü hareketlerini bile kontrol edemiyor.Yemyeşil gözleri sadece karşısındaki duvara bakıyor, sanki etrafında kimse yokmuşcasına umarsız. Bağlı olan elini tutuyoruz; sıkıyor,sıkıyor, canımız yanıyor ama ona bir enerji vermek ister gibi bırakmıyoruz… Odadan çıkınca, sendeliyorum, gözyaşlarımı artık kontrol edemiyorum, akıp gidiyorlar. Umutsuzluğum gittikçe artıyor.

O kadar çok seveni var ki…Herkes seferber olmuş onu tekrar hayata döndürmek için…

Maddi, manevi dayanışmanın doruğunda herkes Barış için bir şeyler yapmaya çalışıyor. O zaman anlıyorum ki herkse şunu biliyor.’’O ne olursa olsun pes etmeyecek, bir yerinden tutunacak hayata’’…

Aylar geçiyor ve ben inanılmaz bir gayrete şahit oluyorum aşama aşama. Doktorları bile hayrete düşüren bir azimle, konuşmaya başlıyor yarım yamalak. Sinirleniyor bize anlamıyoruz diye daha da hıslanıyor ve çalışıyor,çalışıyor…

Neredeyse bir yıl oldu ve Barış çok çalıştı yattığı yerde… Ama şimdi yürüyor, hatırlıyor, konuşuyor…

Serbest dalış blog’um da anlattığım dalgıçlardan biri o. En çok o yüzden çalıştım diyor, tekrar dalabilmek en büyük hırsımdı. Doktorlar daha bir yıl dalmasına izin vermiyorlar, şimdi kenarda oturup dalan arkadaşlarını bekliyor. Onlar da avladıkları en güzel balıkları ona getiriyorlar. Bence Barış birkaç ay sonra dalmaya başlar bu azimle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Barış arkadaşınıza geçmiş olsun...Dayanışmanıza gıpta etmemek elde değil...Barışın azmi ne güzel...Sizin yazılarınızı okurken hayata umudum biraz daha artıyor.Saygılarımla

Yücel EVRENN 
 22.09.2006 15:52
Cevap :
Teşekkürler Yücel Evren. Tüm karamsarlık ve umutsuzluk içerisinde dahi eğer bakmayı biliyorsakhayata tutunmak için minicik dalları bulabiliriz diye düşünüyorum. Barış'ın durumda bile olsak...Saygılar  24.09.2006 17:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1379
Toplam mesaj
: 381
Ort. okunma sayısı
: 1591
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Zamandan şikayet ederken, ne kadar hızlı aktığını fark edemeden geçmiş yıllar. Kırklı yıllar, kır..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster