Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
532
 

Hayatın geçiş mevsimleri...

Hayatın geçiş mevsimleri...
 

Geçiş mevsimlerini sevmiyorum. Sanki tüm kararsızlıklar, "ne yapacağını bilememe" hallerini taşıyor yazın parlak mavi göğünün yerini almış olan bulutlar. Kısa kollu tişörtler ve hırkalara bakakalıyorsun her sabah. Ürperen kollarına dikiliyor bakışların, aklına gün ilerledikçe yükselecek güneş geliyor. Bir elinde yaz bir elinde kış öylece duruyorsun sabah mahmurluğunun içinde.

Ve hayatın geçiş mevsimleri geliyor aklına. Bir elinde geçmiş diğer elinde gelecek öyle duruyorsun hayat mahmurluğunun içinde. Geçmişin tozlu ama sıcak günlerini özlerken, geleceğin ürperten bilinmezliğini taşıyorsun damarlarında. Alıp giyiyorsun geleceğin yünlü sıcak hırkası içini ısıtıyor o başlangıç serinliğinde ve yeni bir başlangıç umuduyla gülümsüyorsun güne ama biliyorsun ki geçmişin güneşi, gün ortasında yükselecek de terletecek seni. O an, geleceğin o sıcacık hırkasını atıvereceksin üzerinden ve dalıp, aldanıp gideceksin geçmişin o gel-geç güneşine. İçten içe bileceksin geleceğe hazırlanman gerektiğini, o sırtından çıkarıp da sandalyenin arkasına atıverdiğin hırkanın hep yanında olması gerektiğini. İçten içe bileceksin...

Hangisini tercih ediyor olduğunu düşüneceksin tüm bunlar arasında. Geçmişin o sıcak güneşinde hafif giysilerinle azıcık hüzünle dolaşmayı mı yoksa geleceğin yüzüne çarpan ayazında sarınıverdiğin umut battaniyesinin sıcaklığını mı? Sonra, geçmişin mahmur halinden sıyrılıp, yaşanan ve bitenler, ardında kalanların geleceğin soğuk da olsa, sis ardında da olsa belirsizliğe asla yeğlenemeyeceğini... O belirsizlikten çıkmak, geleceği parlak kılmak için nelere sahip olduğunu düşüneceksin bir de. Mesela o soğuk havalarda seni ısıtacak umutlara sahip olduğunu, yolunu görmeni sağlayacak sana ışık verecek güçlü, cesur bir kalbe sahip olduğunu, soğuktan donduğunda bir fincan sıcak kahve uzatacak ellerin hep yanı başında olduğunu, geceleri patlayan gökyüzünden korktuğunda sesine ses verecek insanlarla aynı evde nefes alıyor olduğunu düşüneceksin. İşte o zaman yönünü bileceksin. Ve bacaklarına bakacaksın. Onların geriye değil de ileri adımlar atmak üzere programlandığını görüp gülümseyeceksin.

Ve az önce sandalyenin arkasına gelişi güzel attığın hırkanı alacaksın eline. Ve korkmayacaksın geleceğin sisli soğuk havasından. Ayağa kalkıp giyeceksin hırkanı, atacaksın ilk adımını. İleriye ve geleceğe doğru tepedeki aldatan güneşe aldırmadan sırtında hırkanla yürüyeceksin sokaklarda...

Fotoğraf: http://www.deviantart.com/print/206131/
Ahmet YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geçiş mevsimleriyle,geçmiş ve geleceği ne güzel betimlemişsin..Benim aklım hep geçmiş te ama ne gariptir ki elim de sürekli sandalyenin arkasına attığım hırkada...Çatışarak yaşıyoruz işte..Ama o adımları ne kadar geriye alsan da, haklısın onlar geleceğe programlanmış...Teşekkürler Canım Fulya.Yine çok güzel yazı...Sevgilerimle...

guguk kuşu 
 21.10.2007 0:31
Cevap :
Canım Hatice'm, Aslında denge kurmak çok önemli belki de geçmiş ve gelecek arasında. O hırka hep sırtında ama o tatlı güneşe de aldanmadan ve gülümseyerek yürümeli yollarda. Çok çok sevgiler... Sımsıkı kucaklıyorum seni...  21.10.2007 11:32
 

Ben bir umut battaniyesi rica etsem. Çok güzeldi yine. Sevgilerimle

Feryal Lale Aslan 
 20.10.2007 12:34
Cevap :
Sevgili Feryal Hanım, Çok teşekkür ederim. Umut battaniyelerimiz bizi her zaman ısıtmak üzere aklımızın sandıklarında duruyor :) Sevgimle...  20.10.2007 13:00
 

Bundan sonra bacakalrıma baktığımda ileriye doğru gitmek için programlanmış olduğunu hep hatırlayacağım:)))))

Esra İdil 
 19.10.2007 17:36
Cevap :
;) Anımsa hep anımsa...Sevgimle...  19.10.2007 19:01
 

Fulya Hanım, sıcak mevsimden soğuk mevsime geçişte ısrarla kısa kollu ve ince giyinirim. Ta ki soğuktan tir tir titreyene kadar. Soğuk mevsimden sıcak mevsime geçişte de ısrarla kalın giyinirim. Ta ki terden sırılsıklam olana kadar. İnsanoğlu ya da en azından ben, çoğunlukla bu tarz travmalar geçirmeden koşullara uyum sağlayamıyoruz galiba.

Hakan Şahin 
 19.10.2007 10:45
Cevap :
:) Bu çok hoş. Zamana direnç mi demeli? Bir hocam vardı. Ankara'nın o soğuk kışında tek bir tişörtle dolaşırdı. Bana onu anımsattınız :) Belki de dediğiniz gibi bu tarz travmalar geçirmeden koşullara uyum sağlayamıyoruz. Sevgimle saygımla...  19.10.2007 11:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1049
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster