Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1139
 

Hayattan kaçış

Hayattan kaçış
 

Kaçıp gitmek istiyorum beni kısıtlayan ve hayatımı endişelerle dolu bir yarışa dönüştüren bu şehirden. Uzaklaşmak istiyorum uykumda bile beni esaretin pençesinde inim inim inleten yorucu düşüncelerden. Issız bir güney kasabasında uyanmak istiyorum sabahları doğa ile birlikte. Yataktan kalktığımda bir yerlere yetişmek zorunda olmanın telaşı olmasın istiyorum içimde. Şöyle rahat rahat, gerine gerine dolaşmak, uzun ve kaygısız bir biçimde deniz gören bir terasta kahvaltımı yapmak, sonra rahatsız edici bakışların ulaşamayacağı altın renkli bir kumsalda uzanıp, denizin sonsuz maviliğinde kayboluncaya kadar yüzmek istiyorum.

Bu aralar kendimi şarjlı piller gibi hissediyorum. Enerjisi sürekli azalan ve yeniden doldurulmadığı takdirde işleyişi duracak olan şarjlı bir pil gibiyim sanki. Durup soluklanmak ve azalan enerjimi yeniden kazanmak gerektiğini biliyorum ama o mecburi esaret yok mu, elimi kolumu bağlıyor hiç bir yere gidemiyorum. Dersim oluyor, yetişmem gereken bir işim oluyor, bunların hiçbiri olmadığı zamanda param olmuyor. Böyle bir kısır döngü içinde kelimenin tam manasıyla top gibi yuvarlanıp duruyorum.

Şimdi hayalim de denizin ve ormanın ele ele verip kucaklaştığı bir sahil kasabasında dalgaların sesini dinleye dinleye şiir yazmak var. Böyle dingin bir yaşama özlem duyacak kadar yaşını başını almış biri olmasam da şarjı biten pil benzetmesiyle tanımlanabilecek bir insan için son derece isabetli bir hayale sahip olduğumu düşünmeden edemiyorum. Aslında tek sorunum şarjı azalan pil misali hayat yorgunu olmak değil, sahte ve çıkar ilişkileriyle dolu
bir dünyanın ortasında kendine fener ışığı arayan bir fani olmak. Tıpkı yaşadığımız metropol gibi kirli, kalabalık ve yapış yapış bir kalabalığın ortasında, doğanın ve gerçekliğin uzağında uzaktan kumandalı robotlar gibi koşuşturup durmanın sıkıntısını her an daha fazla hissediyor olmak.

Binlerce yıl önce neolitik köylerde yaşamış olan atalarım gibi berrak bir nehir kıyısında tarım yaparak ve çömlek imal ederek yaşamak bile bana şu an çok cazip geliyor doğrusunu söylemek gerekirse. Uzaklaşmak ve kendimi doğanın orta yerinde buluvermek istiyorum. Etrafımda insanlarda olsun ben doğanın ortasındayken, ama insanlarda tıpkı doğa gibi temiz, katıksız ve kucaklayıcı olsun istiyorum. Bilmiyorum çok şey mi istiyorum ama bu aralar hayallerimde bunlar var.

Şimdi gözlerimi kapatıp çam ormanlarıyla çevrelenmiş berrak bir denizin kıyısında deniz kabuğu toplayacağım, sonra kumsala uzanıp huzur içinde kendimi uykunun kollarına bırakacağım. Derken akşam olacak, tıpkı doğa gibi temiz, katıksız ve gerçek dostlarımla birlikte sahil kıyısında gitar çalıp şarkı söyleyerek iç dünyamın derinliklerinde bir yolculuğa çıkacağım. En kısa zamanda bu hayalimi gerçeğe dönüştürmeyi dileyerek, şarkılar söyleyip duracağım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

aynen bende bazen öyle hissediyorum...

Aco Levi 
 10.09.2009 17:25
 

Bu aralar hepimizde var galiba böyle bir durum.Ben de şöyle alıp başımı gitmek daha doğrusu hayatımın bazı bölümlerinde değişiklik yapmak istiyorum. Hem de fena halde...:)))))))

sessiz-çığlık 
 05.06.2007 21:15
Cevap :
Bende alıp başımı gitmek istiyorum sessiz çığlık. Ah o başımı alıp bir gidebilsem yapmak istediğim o kadar çok şey var ki:)) Sevgiler...  06.06.2007 1:12
 

Yaşamının önemli bir bölümünü kırsalda geçirip 14 yıldır, kent yaşamının yapaylıklarına alışmaya çalışan birisi olarak sizi iyi anladım. Özlemlerinizi de... Ben en çok insan ilişkilerinden yakınanlardanım. Bir 'merhaba'nın, bir günaydın'ın, bir iyi akşamlar'ın içtenlikle sarfedildiği doğallığı yakalayamamanın sıkıntısını çekmekteyim. Doğallıklar açısından balktığınızda bir cennette yaşamaktayım oysa. Ama her olumsuzluk benim açımdan insan ilşkilerindeki negatif tabloya bağlanıyor. Öyle çelişkiler içindeki yaşadığım kent; modern köy adeta. Uygarlaşabilme çabalarımızdaki orantısızlık belki de, beni en çok rahatsız eden. Ben en çok herkese merhaba diyebileceğim, herkesin bana merhaba diyebileceği ilçemi özledim. H.Hüseyin Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 03.06.2007 13:24
Cevap :
Özlemlerimiz aynı Hüseyin Bey, Bende içten bir gülümsemenin, merhabanın, selamlaşmanın eksikliğini hissediyorum. Ne yazık ki yaşadığımız kentler büyüdükçe ve geliştikçe insan ilişkileri yozlaşıyor, doğallığını kaybediyor. İnsanların ve doğanın kendini muhafaza etmeyi başardığı yerlere doğru yolculuğa çıkasım var. Keşke mümkün olsa... Saygılar...  04.06.2007 4:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 273
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 5034
Kayıt tarihi
: 08.08.06
 
 

Ege Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi bölümü mezunuyum. Şu anda Marmara Üniversitesi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster