Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
809
 

İlk hediye

İlk hediye
 

Hediye almak da vermek de insanı mutlu eder. Hediyenin büyüğü küçüğü olmaz denilir, düşünülmesi yeterlidir. Birisine hediye almak oldukça incelikli bir iştir. Hem bir anlam ifade etsin hem de o kişi aldığımız şeyi beğensin isteriz. Bunun için de o kişiyi iyi tanımak ve neleri sevip sevmeyeceğini tahmin etmek gerekir. Hediye verilen şeyin maddi değerinden çok manevi değerini göz önüne alırız. Şimdilerde öyle değil maddi değeri daha önemli denilse de ben buna inanmıyorum.

Bir başka açıdan, ailemizin dışındaki birisinden aldığımız ilk hediye belki de bize hayat yolumuzu anlatıyordur. Bu fikre nereden kapıldım. Almış olduğum ilk hediyeyi hatırladım. İlkokul 2.sınıfa gidiyorken yazları da Kuran kursuna gidiyordum. Dini bilgileri ilk öğrendiğimiz yer olan mahalle camisine. Bir çok insan da ilk dini bilgileri bu şekilde öğrendi sanırım. Arapça kuran okumayı, duaları, 32 farzı öğrenirdik. Allah'ın cezalandırıcı yanı en ince ayrıntısına kadar anlatılırdı. Kurstan çıktığımızda içimizde büyük bir korku olur nasıl yanacağımızı düşünürdük. Namaz kılmayanlara kızgın sacların üzerinde namaz kıldıracaklardı ve bir dudağı yerde bir dudağı gökte zebaniler cehennem ateşine atacaklardı. O zamanlar gözümde Allah; sürekli kullarını gözleyip hatalarını bulan sonra da onları en akıl almaz biçimlerde cezalandıracak çok korkunç bir şeydi. Gökyüzünde yaşıyordu ve herşeyi biliyordu. Herşeye kızıyordu. Sürekli namaz kılıp, kuran okuyup, dua etmemizi istiyordu. Peki Allah bizi hiç sevmiyor muydu? Niye hep kusurlarımızı görüp, bizi cezalandırmak için bekliyordu?

8 yaşında bir çocuk olarak Allah ile tanışmam bu şekilde olmuştu. Yine o yaz, alt kat komşumuz bir hocaydı ve her akşam beni çağırıp kitap okuturdu. Şimdi ne okuduğumu hatırlmıyorum ama dini kitaplar okurdum. Onlar yemek yerken ben kitap okur sonra da evimize giderdim. O komşumuz beni çok severdi ve yaz bitiminde bana bir hediye verdi. Verdiği hediye bir Kuran'dı. Çok sevinmiştim, hoca bana Kuran hediye ettiğine göre, ben iyi bir çocuktum Allah da beni severdi.

Sonra oradan taşındık aradan yıllar geçti. Ortaokul bire giderken yılbaşı çekilişi yapılmıştı sınıfta. Bütün isimler yazılıp bir torbaya konuluyor herkes bir isim çekiyordu. Son güne kadar kime çıktığımızı ve ne hediye alacağımızı merak edip durduk. Nihayet çekiliş günü geldi, ismim okundu. Adını hatırlamadığım bir çocuk bana bir kitap verdi. Çok sevindim kitap okumayı çok seviyordum zaten. Kağıdını açtım, kitabın kapağında "Huccet ül islam" yazıyordu. O zaman çok bozulmuştum, niye bana bir roman değil de bu kitabı verdi diye kızmıştım. Zaten oldukça ağır bir dili vardı ben onu nasıl okuyacaktım. Hem o da, şunu yapın bunu yapmayın diye anlatıyordu. Allah'ın korkutucu yüzü yine karşıma çıkmıştı. O kızgınlıkla kitabı alıp bir yerlere attım.

Seneler geçti bir çok hediye aldım verdim ama aklımda en çok yer eden bu iki kitap oldu, ta ki bir arkadaşım bana bir kitap hediye edene kadar.. Çok bunaldığım ve yine Allah ile kavga ettiğim bir zamandı. O kadar öfke doluydum ki bana bunları nasıl yapar, ben o kadar kötü bir insan mıyım ki hep beni cezalandırıyor, artık gerçekten kötü olacağım o zaman cezayı hakedeyim bari diye isyan halinde iken bir arkadaşım bana bir kitap verdi. Kitabın üzerinde Mesnevi yazıyordu. Uzun süre elime almadım, ben Allah'a küsmüştüm onunla ilgili hiçbirşey okumayacaktım. Bir müddet evde bekledikten sonra bir gün can sıkıntısından elime aldım bakayım yine neler anlatıyorlardı. Elime aldım ve bir daha bırakamadım. İlk defa Allahın sevgi yanıyla karşılaşmıştım. O kadar güzel anlatıyordu ki öfke dolu yüreğim yatışmaya, yumuşamaya başladı. Sonunda anladım ki beni Allah'a yaklaştıran şey korku değil sevgi olmalıydı.

Hediye almak da vermek de çok önemlidir. Doğru zamanda verilen doğru bir hediye, insanın tüm hayata bakış açısını değiştirebiliyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Düşünüyorum, düşünüyorum ama hayatımda aldığım ilk hediyeyi hatırlayamıyorum bir türlü :) Üzerimde bugüne kadar en çok tesir bırakan hediye hangisiydi, ona da karar veremiyorum.. Tek bildiğim, hediyenin maddi değerinden çok, manevi değerinin her şeyin üzerinde olduğu. Ve hediye dediğimiz şey ille de somut bir şey olması gerekmez benim için.. İçten bir sevgi sözcüğü, bir öpücük, bazen de sevgi dolu bir bakış da benim için bütün hediyelere bedeldir.. Sevgilerimle Nazmiye, İyi Bayramlar.. :)

Mor Okyanus 
 21.09.2009 11:54
Cevap :
Benimkiler unutulacak gibi değildi:)) Hele orta bir de aldığım Huccet ul islam ı unutmam mümkün değil.Çok kızmıştım:)) Ama şimdi geçmişe dönüp baktığımda taşlar yerine oturuyor gibi.Belki de Allah bana bişey anlatmak istiyordu ama ben anlamayacak kadar küçüktüm o zamanlar:)) Sana da iyi bayramlar canım Sevgiler..  21.09.2009 23:56
 

sevgili nazmiye, bayram gunu bizlere boyle bir yazi hediye ettigin icin tesekkurler. evet hepimizin Allah'la tanismasi kismen boyle olmustur. bu mesnevi kitabi sanirim gunumuz turkcesine cevrilmistir, cevirisi kime ait, ben bu yaz mesnevi kitabi buldum fakat cevirisine guvenemedigim icin almadim, yardimci olursan sevinirim, tesekkurler

RÜYA Meleği 
 20.09.2009 19:35
Cevap :
Teşekkür ederim. Bana ilk verilen Mesnevi Milli Eğitim Bakanlığının çevirisi idi. Oldukça ağır bir dili vardı. Şuanda elimdeki Mesnevi ise Prof. Dr.Adnan Karaismailoğlu çevirisi. İlkine göre oldukça sade bir çeviri olmuş, ben beğendim..Sevgiler..  21.09.2009 12:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 2402
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1970 Tokat doğumluyum. İstanbul Tıp Fakültesi Sağlık Meslek Yüksekokulu Tıbbi Laboratuvar bölümü mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster