Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '19

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
47
 

Irak Konusundaki Yanlışlarımız

KİM BİLİR, BELKİ DE DOĞRULARIMIZDIR...

Bunlardan biri, Körfez Savaşı öncesinde, zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, Irak'ın Kuzeyinden ikinci bir cephe açarak, ABD'nin de Güneyden açacağı bir cephe ile birlikte Irak'a girmek istemesidir... 

Aslında, Turgut Özal'ın bu isteği kabul edilseydi, belki de, on yıl sonra, ABD'nin Türkiye'ye yaptığı benzer bir teklifine gerek kalmazdı...

*

Bugün, Güney sınırlarımıza hemen bitişik bölgede-- yani, M. Kemal Atatürk'ün, sınırlarımız içine katamamaktan büyük üzüntü duyduğu Misak-ı Milli (Ulusal Ant) bölgesinde-- yaşanan ve bizim de dahil olduğumuz siyasi ve askeri hareketliliğin nedeni, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın bu isteğine, ülkemizin askeri kanadı ve de sivil muhalefeti tarafından karşı çıkılmasıdır...

Eğer, bu reddedişlerin haklı nedenleri yoksa, bugüne kadar, Suriye ve Irak'ta verdiğimiz "şehitlerin, döktüğümüz kanların"; vebalini kime yazacağız; kimden hesap soracağız?

*

ABD Başkanı Bush'un yapmadığı; ama Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, yapmış gibi davranması... Kim bilir; belki de yapmıştır...

Zamanın, ABD Başkanı George Bush ile zamanın Türkiye Cumhurbaşkanı Turgut Özal arasında bir yakınlık olduğu, "1990 Eylül ayında, Körfez Savaşı öncesinde ve sırasında Turgut Özal ile Bush'un ilginç konuşmalar yaptığı", Fransız VSD dergisinde yayınlanmıştır. Bunlardan biri de, "Özal'ın, Bush'la Irak konusunda sürekli konuştuğu ve konuşmalarda, 'Musul-Kerkük' meselesini ısrarla Bush'un önüne koyduğudur. Bu arada, "Bush'un, Özal'ın düşüncelerine çok değer veren bir başkan olduğunu(1) söylemek gerekir.

Vendredi-Samedi-Dimanche(Cumartesi, Pazar, Pazartesi) adlı Fransız dergisinin Eylül 1992'in ilk hafta sayısındaki makale özetle şöyleydi(2):

"ABD Başkanı George Bush, ABD Başkanlık seçimlerinde önce Saddam Hüseyin'i devirecek ve Irak'ı üçe bölecek bir planı CIA eliyle uygulamaya koyacaktır. İlk aşamada, Saddam devrilmese bile, Irak'ın güneyi, Şiilerde kalacak; Kuzey, Irak Kürtleri ile Türkiye arasında bölüşülecektir. (Kuşkusuz, Musul-Kerkük Türklerin eline geçecekti.) Daha sonra yapılacak yeni ve küçük çapta bir askeri harekat Saddam'ın işini bitirecektir.

*

BİR SORU: 

"Eğer, Cumhurbaşkanı Turgut Özal, ABD Başkanı Bush ile "anlaşmamış" ya da bu konuda birbirlerine "göz kırpmamış" olsalardı, Irak'ın kuzeyinden bir cephe açarak Irak'a  girmeye kalkar mıydı?

Bence kalkmazdı.

Ama, Turgut Özal'ın kararlılığı o kadar belliydi ki, savaşa girmek istemeyen Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı istifa etmişti... Kenan Evren ve NATO'cu askeri grup da onlara destek çıktılar... Demirel ve Erdal İnönü, meydanlarda kıyameti kopardılar ve İnönü ile Ecevit Saddam'a gittiler.

Özal ile hükümet arasında, dış politika konusunda görüş farklılıkları vardı. Hükümet, klasik, "Yurtta sulh cihanda sulh" politikasının dışına çıkamıyordu. Bu politika, "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" şeklinde özetlenebilirdi. Bu, aynı zamanda "komşularla iyi geçinmek" anlamına da geliyordu.

Yukarıda da bir nebze değindiğim gibi, savaş öncesinde ve sırasında, Özal, 'anti-Saddam' bir politika izlemiş; zamanın muhalefeti, Süleyman Demirel, Erdal İnönü ve ille de Bülent Ecevit ise, adeta Saddam'ı kırmamak için uğraşmışlardır.

Savaş başlayınca, Turgut Özal'ın, yapacağı fazla bir şey kalmamıştı... Kim bilir, belki de, savaşa girmek için, Irak'tan Türkiye'ye bir "füze" atılmasını bekliyordu..

*

Türkiye savaşa girseydi ne olurdu?

- Türkiye'nin Irak sınırının daha güneye inmesi mümkün olabilirdi.

- Zayıflayan Irak sayesinde Türkiye, bölgede ekonomik ve kültürel araçları kullanabilirdi. 

- Bölge (Musul) petrolünden payımıza düşeni alırdık.

- Irak'ta ulaştığımız sınırlarımız, Fırat'ın doğusu geçebilir ve İskenderun güneyine kadar ulaşabilir; yani, "Misak-i Milli" gerçekleşebilirdi.

- Bölgede, Türkiye'nin ağırlığı hissedilir; "ilgi" ve "etki "sahası genişleyebilirdi.

- PKK, daha fazla palazlanmadan biterdi

Bunlar olmadı... Ama olan bir şey vardı. O da, "PKK'nın daha da GÜÇLENMESİYDİ".

*

S O N U Ç...

Mustafa Kemal'in, "Harp zorunlu ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeyle karşı karşıya kalmadıkça savaş bir cinayettir" sözü, yine Mustafa Kemal'in "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesinin çıkış noktası olmuştur. Türkiye'nin dış politikasına yön veren bu ilke, "Türkiye'nin hiçbir ülkenin bir karış toprağında gözü yok; ama hiçbir ülkeye de bir karış toprak vermeyiz" sözlerine temel olmuştur.

Ancak, bu ilke ve söylemler her ne pahasına olursa olsun, "barış" anlamına gelen "durağan" bir politika olarak kabul edilmemelidir. En azından, düşmanın yaptığı stratejik ve taktik yanlışlardan yararlanılmalı ve hak edilen kazanımlar elde edilmelidir.

Belki, bunun içindir ki, M. Kemal Atatürk, 1933 yılında, Ankara'da görüştüğü Amerikalı General Mc. Arthur'a, aynen şöyle demiştir(3):

"Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve adaları geri alacağım. Selanik de dahil batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım".

- İşte, 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal da, M. Kemal Atatürk'ün, bu özleminin bir kısmını gerçekleştirmek için, ABD'nin Irak'a yönelik askeri harekatını fırsat bilip, Musul ve Kerkük'ü hudutlarımız içine almak istemiştir...

- Turgut Özal da, küçülmek değil: büyümek istemiştir.

- Sonraki bir zamanda(2016), şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da, Misak-ı Milli'ye vurgu yaparak, "Eğer Misak-ı Milli'yi kavrarsak, anlarsak Suriye ve Irak'taki sorumluluğumuzun ne olduğunu da anlarız"(4) demiştir.

*

S O N  S Ö Z Ü M...

Tarihi süreçte, dünya üzerinde, hiçbir ülkenin sınırları uzun süre aynı kalmamıştır...Kaçınılmaz olan bu tarihi ve siyasi olgu hala devam etmektedir...Ülkeler, büyümek ya da küçülmek durumu ile karşı karşıyadırlar...

Bir de, unutmayalım ki, "BÜYÜMEK İSTEMEYENİ KÜÇÜLTÜRLER"...

 

cdenizkent

Sonraki bloğumda, Irak konusunda yapılan bir diğer "yanlış"; kim bilir, belki de "doğru" irdelenecektir.

 

 

  • -------------------------- :
  • (1) Yavuz Gökmen, Turgut Özal Yaşasaydı, Ankara: 1994, ss. 99-100(Şimdi, aramızda olmayan yazar ile, bu konularda birkaç mektup teatisi yapmış ve kaynak olarak kullandığı bu kitabının bir adedini imzalayarak bana göndermişti. Kendisini rahmetle anıyorum).
  • (2) A. g. y. s.97
  • (3) Ahmet Kabaklı, Temellerin Duruşması, 4.b. İstanbul: 1990, ss. 52-53'den İlker Alp, "Misak-ı Milli", Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, 1988, ss. 216-217
  • (4) HABERLER.COM> 18 Ekim 2016

 

Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Büyümek istemeyeni küçültürler" İlginç bir söz.

Kerim Korkut 
 27.10.2019 9:27
Cevap :
Merhaba Kerim Bey...Günlük yaşamımızda da benzer şeyler görürüz. Ekonomide de, siyasette de bu böyle. Ağlamayana ekmek vermezler. Hayatta sus-pus olmamak gerekir. Yoksa üzerinize çullanırlar...Teşekkürler ve selamlar.   28.10.2019 8:04
 

Yazınıza büyük ölçüde katılıyorum ve ek olarak Saddam Hüseyin'in son yıllarında sık sık Türkiye'yi tehdit etmeye ve Türkiye için ciddi bir tehlike olmaya başladığının altını çizmek gerektiğini söyleyebilirim. O yıllarda Irak'ın haddi bildirilseydi Kürt sorunu böylesine büyük bir sorun olmazdı. Atatürk'ün her sözünü de Kurandan ayetmiş gibi kabul etmemek gerekir. Yurtta sulh cihanda sulh söylemini de bu bağlamda irdelemek gerekir. Hem Musul-Kerkük'ü almak isteyeceksin hem de yurtta sulh cihanda sulh diyeceksin. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demezler mi adama? Demesine derler ama ezberci Atatürkçüler söylemlerdeki çelişkileri anlayamadıkları için kuru Atatürkçülük yapıyorlar. Ben Turgut Özal'ın cumhuriyet tarihinin en akıllı ve gerçekçi siyasetçisi olduğunu düşünüyorum ama ne var ezberci aydınlara laf anlatmak kolay olmadığı için çoğu imkan heba edilmiştir. Maalesef!!! Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 09.07.2019 23:26
Cevap :
Merhaba Matilla...Yorumunuzu dikkatle okudum, okudum ki, yorumunuza dolu dulu bir cevap yazayım. Ama olmadı:) Bu nedenle, yaptığınız yorumu, bir kelime bile ilave etmeden, bloğumun tamamlayıcı bir parçası olarak kabul ediyorum. Bu arada, "ezberci Atatürkçüler" nitelemesini de tuttum. Şu anda Türkiye'de, bu tür "sözde Atatürkçülerden" geçilmiyor...Teşekkürler ve selamlar.  10.07.2019 7:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 916
Toplam yorum
: 2414
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1319
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster