Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1256
 

İsrail saldırısı ve kabile devleti Türkiye

İsrail saldırısı ve kabile devleti Türkiye
 

Wu Jianjun Çin


İsrail'e karşı gösterilen gördüğüm tepkilerden en güzeli İranlı Ahmedinejad'dan geldi: 'İsrail gücünü değil, zaafını göstermiştir.'

Peki bizim başbakan ne demiştir?

"Türkiye yeni yetme, köksüz bir devlet değildir. Bir kabile devleti hiç değildir. Kimse Türkiye ile aşık atmaya, sabrını test etmeye kalkmamalıdır"

Türkiye'nin kabile devleti olup olmadığını soran mı var? Bunun konuyla ne ilgisi var? Bu söylem, hiç de köklü bir devlet imgesi yaratıyor mu? Aslında bu bir kompleks dışavurumudur. Örneğin böyle bir söylemi hiç Batılı bir ülke yöneticisinden duyabilir misiniz? Bu da bizim kendi zaafımızı dışavurumumuzdur. Kendine güveni olmayan, eylemi, dildeki abartmayla gösterir, uygulamayla değil

Benim anlayamadığım bu söylem, hiç diplomatik, edebi ya da zeki bir dil olmamasına rağmen, tersine laf alabalığı, anlamsız ve kompleksli bir konuşma olmasına rağmen gazetecilerin çoğundan övgü almasıdır. Herhalde bu ulusal dayanışma gereği böyledir.

Başbakan'ın aynı cümlesine tekrar baktığımızda başka bir şey dikkat çekiyor. Diyor ki, "..sabrımızı test etmeye kalkmasınlar."

Allah allah, sabrın daha nasıl test edilebilir? 10 civarında insanın ölmüş, onlarcası yaralanmış, bir gemin ya da gemilerin ele geçirilmiş, hadi bunları geçelim, ONLARCA İNSANIN BİR ÜLKE TARAFINDAN KORSAN BİR ŞEKİLDE ALIKONMUŞ.

Bunun daha ötesi, sınırı var mı?

Adam senin halkını gayri hukuki ve suç olacak şekilde 'esir' almış. Sen diyorsun ki, "Sabrımızı test etmesinler." Boş laf! İşin bir başka ilginç yönü, basında bunu kimse öne çıkarmadı. İsrail ne hakla Türk vatandaşlarını esir alabilir diye kimse sormadı bile. Oysa, bunun doğrusu, bir ÜLTİMATOM (Kayıtsız şartsız bir isteğin yerine getirilmesi emri, yerine getirilmez ise çatışma olacağını anlatan bir kelime) vererek, ideal bir zamanda Türk vatandaşlarının serbest bırakılmasını istemekti.

Ancak o zaman, başta bir hata yapmış olsa bile, kabile devleti olmadığını ve sabrın test edilemeyeceğini gösterirdi Türkiye. Burada şunu görmek gerekir. İsrail görünüşte bile olsa bir hukuksal durum içinde insanları alıkoymuş değildir. Öyle olsa idi, İsrail'in bu tutumu hukuk açısından meşru görülebilir ve diplomatik yollarla, örneğin ABD ile bir saat konuşarak, yalvararak, bir sonuç elde edilmeye çalışılabilirdi.

İsrail şimdi alıkoyduğu insanları serbest bırakıyormuş. Sanki bırakmama hakkı vardı da, alah razı olsun bırakıyormuş. Buna ilişkin bazı haberler gördüm; bu, Erdoğan'ın başarısıymış.

Bakalım bu sahte gerçeği pazarlama stratejisi ne kadar tutacak?

&&

Olaya bir başka açıdan, operasyon açısından bakılırsa İsrail'in içine düştüğü durum açısından bir başarı vardır. Öncelikle, oraya giden gemilerin amacı salt yardım değildir, bir operasyon için gitmişlerdir. Siyasidir. İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ambargoyu delmek için yapılan bir girişimdir. 'Üç-beş' kişinin ölmesinin bir önemi yoktur bu açıdan. İsrail, büyük bir hata yapmıştır. Uluslararası su'da bu baskını gerçekleştirerek, hiçbir savunulacak zemin bırakmamıştır kendine. Bu uluslararası kamoyunda, antipati, ve prestij kaybı yaratmıştır. İleri süreçlerde İsrail'in aleyhine sonuçlar yaratacaktır bu olay. Türkiye hükümeti, eğer bu operasyonu perde arkasından yönetiyorsa ve bu sonucu almak istedi ise başarılıdır. Çünkü 'Siyonist' İsrail zor duruma düşmüştür. Ancak, perde önü açısından olaylar karşısında bir kabile devleti gibi davranmıştır. İsrail tehdidine rağmen insanlarını korumasız ve güvencesiz yola çıkarmıştır. İnsanlar öldürülmüş, yaralanmış, şiddete uğramış ve esir alınmıştır. Türkiye bu kabile devleti anlayışı ile, mağdur durumda olsa bile ve insani yardım yapmaya çalışan konumda olsa bile, zayıf bir duruma düşmüştür. Resmi olmasa da, elbette perde arkasından Türkiye'nin bu operasyonu desteklediği ve yönettiği aşikardır. Ancak, Türkiye bu operasyonu ve çıkan olayları yönetimi fiyaskodur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ciddi bir adam oturtacağız o koltuğa merak ediyorum. Yakışıyor mu bu ülkeye bu adamlar açık konuşalım..Diplomasi bilmezler, demokrasi bilmezler, hukuk debleti bilmezler. Biz bunlara layık mıyız allahaşkına? Sinirim bozuluyor kusura bakma. Sevgiyle kal

Ayhan ÖZTÜRK 
 06.06.2010 3:21
Cevap :
Gerçekten de söylediğniz noktalarda muvazeneli devlet adamlığına açlık gittikçe arttı, son dönemde. Selamlar.  06.06.2010 11:51
 

Duygular güvenilir değildir. Bizi yanıltabilirler. Keşke biraz bekleseydiniz ya da daha serinkanlı bir değerlendirme yapsaydınız. Görüşünüzün aksine, Başbakan'ın tavrı sonuç getirmiştir. Bütün yolcular serbest bırakılmıştır. Ahmedinejad'ın "İsrail gücünü değil zaafını göstermiştir" sözü ile Başbakan'ın, "Türkiye, yeni yetme köksüz bir devlet değildir" sözü arasında retorik, uslup ve vurgulanmak istenen açısından hiç bir fark yoktur. Bizi yanılgıya düşüren hissiyatımızdır. Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 03.06.2010 23:59
Cevap :
Somut olarak hangi düşüncemi neden eleştirdiğinizi anlamadım. Bir ülke yüzlerce insanınızı esir almışsa, onları bırakması için o ülkeyi ikna etmeye çalışmak küçüklüktür. Bizim ülke bunu yaptı. İsrail'e geri adım attırdı diye övülüyor başbakan, bu da basının küçüklüğüdür. Korsanca bir şekilde kitlesel olarak insanını alıkoyamaz bir ülke, koyarsa, ültimatomu verirsiniz, savaş uçağınızı hazırlarsınız. Gerisi fasa fisodur.  04.06.2010 12:26
 

"Türkiye kabile devleti değildir" lafını duyduğumda inanın bende kalakaldım ve şu laf döküldü ağzımdan, "evet, bu lafa kadar kabile devleti değildi"...yandaşlar bu konuşmayı övgülere boğsa da, ağlak bakanlar yine gözyaşlarına boğulsa da, güneş balçıkla sıvanmıyor, elinize sağlık, saygılarımla.

ünalca 
 02.06.2010 15:32
Cevap :
Evet, ülkemiz henüz kurumsallaşamamış.. çünkü sivil toplum olamamış, o nedenle kişisel etkilere çok açık. Ülke kurulalı 90 sene olmuş, halen o günkü olaylar ve rejimi tartışılıyor. Freudçuluk açısından her kelimenin bilinçaltı referansları vardır, bu açıdan bakarsak, Erdoğan'ın ülkemizi kabile devleti olarak gördüğünü bile söyleyebliriz. Neden böyle düşündüğünü düşünürsek, herhalde, kimbilir belki perde arkasında ne gayri hukuki olayların döndüğünü doğrudan görüyor olabilir.  03.06.2010 15:57
 

Evet eleştiriniz usul açısından ve olayları doğru bir mantık sistematiğiyle değerlendirmişsiniz fakat ne yazıkki Tarih in yazılışı bu retorik üzerinden değil.Daha çok algılamalar ve bu algının yönetilmesi ile yazılmaktadır.Örneğin Tarihin ilk yazılı anlaşması olan Kadeş savaşını kazanamadığı yaptığı anlaşmadan belli olan II.ramses ülkesinde dönüp bunu bir zafer gibi halkına anlatmış ve hatta tapınaklara zaferin tasvirini kazıttırmıştır.Bunun bir zafer olmadığı binlerce yıl sonra hitit belgeleri arasından çıkan antlaşma metninden anlaşılmıştır.

murat yener 
 02.06.2010 14:36
Cevap :
Doğru algılamalar ve yansıtmalar çok belirleyici. Bu nedenle özgür düşünce ve soruşturma her çağda çok önemli. Bir diğer nokta ise, bir tarihsel olguyu gerçekte ya da algılamada olsun, izleyen olgular anlamlı kılıyor. Yani, hiçbir olgu tek başına anlam taşımaz, zincirdeki yerine göre anlam alır. Bakalım bu zincir nasıl şekillenecek.  03.06.2010 15:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 975
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster