Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '10

 
Kategori
Günübirlik Turlar
Okunma Sayısı
707
 

İzlenimlerim:2

İzlenimlerim:2
 

Pasaportsuz, valilik Makamının özel izni ile arkadaşlarımla beraber bir günlük bir Suriye gezisine katıldım. Baştaki tahminlerimizin dışında, izin belgemizde yazılı olan ve ziyaretine izin verilen şehrin haricinde bir yere gitmemize müsaade edilmemesi üzerine, resmi yazıda yazılı olan şehrin dışında, başkaca her hangi bir yere de gitmedik. Akçakale kapısından otomobille iki saat içerde yer alan orta büyüklükte bir vilayet ile daha küçük bir kasabada da bazı incelemelerde bulunduk. Büyük bir kasaba görünümlü bahse konu kente doğru giderken, Harran ovasının benzeri iklim özellikleri taşıyan ve aynı tarımsal etkinliklerin yürütüldüğü bölgelerden geçtik. İki saatlik yolculuğumuzun sonunda, vardığımız şehirde, karşılaştığımız manzara beni ve arkadaşlarımı pek mutlu etmedi, çevre kirliliği olarak bildiğimiz, ülkemizde ve Dünya’da çok iyi bilinen doğada geri dönüşümü uzun zaman alan materyallerin oluşturduğu göz kirliliğini burada da görünce üzüldük. İyi ve güzel şeyleri görüp, iyi örnekler ve iyi intibalar edinerek, geri dönüşümüzde, bu örnekleri anlatma ve uygulama şansına sahiptik, maalesef bu zevkten mahrum kaldık. Şehircilik, belediyecilik nasıl olur? Her kim bunu başarabilmişse, başarıyı alkışlamak ve tebrik etmenin büyük bir erdem olduğuna kanaat getirdim. Tarımsal yönlendirmenin kamu adına her türlü destekle teşvik edildiğini bilmekteyiz. Bu yönlendirmenin gerek bizim ülkemiz, gerekse komşumuz olan ülke yönetimince de yapıldığı öngörüsü içindeyim, hal böyle olunca, toprak kültürü üzerinde yapılan çalışmalar, sulu tarımın yaygınlaştırılması, toprak erozyonu ile mücadele gibi daha birçok hususta yapılan deneylerin sonuçlarını okuyup-öğrenmek geçti içimden. Yer altı suları ile tarım yapılabildiğine göre, ağaç dikip, ağaçlardan orman oluşturulamaz mıydı? Dikilen ağaç hububat verimini etkiler mi? bu sorular gün boyu zihnimi kurcalayıp durdu! Kişi başına milli gelirin düşük olduğu bir ülkede olduğumuzun farkındaydık, Planlı dönemden kalma, biraz Fransız, biraz birazda İtalyan şehircilik mimari tarzını yansıtan küçük ve ahşap ve panjurlu pencereleri olan eskimiş binaların fazlalığı şehrin eski ve yorgun yüzünü hatırlatıyordu. Hava sıcaktı, gezindik, yorulduk, karnımız acıkınca öğle yemeği için Üsküdar’da gezinirken girip yemek yiyebileceğimiz gibi bir restoran aradık ve bulamadık. Şehirde restoran yoktu. Dünya’da tekstilde iddialı bazı ülkelerin ürünleri ithal edilerek milli mala dönüştürülüyordu. Şehirdeki onlarca manifatura mağazasında gururla sergileniyorken, kendilerinin iftiharla övünebilecekleri ürünleri gözlerim boşuna aradı. Ağaçsız binlerce km karelik alanlarda ekim yapılırken, oluşan iklimde meydana gelen toprak fırtınaları ile yaşamayı insanlar kanıksamıştı gibi geldi bana. Bir de insanlar, fakır yaşamaya alıştırılmıştı sanki. Ülkeler arası kur farkı, bazı temel gıda ürünleri ile akaryakıt ve petrol türevlerinde yapılan düşük fiyat uygulaması ile ürün fiyatlarının, ülkemize nazaran çok ucuz olduğunu gördük, Bizimde düşük fiyat olarak müşahede ettiğimiz bazı ürünleri satın alıp, % 100 karla kendi ülkemizde elden çıkardığımızı farz ederek, yine de piyasanın çok altında bir satış gerçekleştire bileceğimizi tespit ettik. Vizelerin karşılıklı olarak kalkmasıyla, vizesiz ve günübirlik komşu ülkeye gidip, oradan aldığı üç beş eşyanın satılarak gelir elde edilmesi olayının, hudut kasabalarında yaşayan insanlarının işsizliğine bir nebze olsun çare olduğunu söylemek pekâlâ mümkündür.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1291
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster