Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
4018
 

Jane Austen'de bahtsızmış

Jane Austen'de bahtsızmış
 

Farkındamısınız bilmiyorum ama hayatımız boyunca herşey toz pembe olamıyor ne yazık ki. Hayat, zıtlıklardan oluşan bir mozaiktir bana kalırsa. Ayrıca kimi zaman acı çekmekten hoşlanan insanların mazoşist olduklarını düşünürüz, fakat ruhumuzun derinliklerinde her birimiz acı çekmekten hoşlanıyoruz.

Çoğu genç kızın severek okuduğu "Gurur ve Önyargı"kitabını hem ana dilinde hem de dilimizde sayısız kez okumuşumdur. Bu kitabı sevmemin en büyük nedeni Darcy karakteri olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum? Biliyorum ki aranızda bu satırları okuyan erkekler varsa, kızların duygusal olmaları konusunda dalga geçeceklerdir, hayatın yalnızca gerçeklerden ve mantıklardan oluştuğunu dile getireceklerdir. Zaten bu davranışları her zaman sergilememişlermidir?
Jane Austen'in hayatını ve Tom Lefroy'le yaşadığı düşünülen aşkı anlatan filmi bu akşam seyredebildim. Jane Austen'in kitaplarını okurken hissettiğim o heyecan dalgasını film boyunca da hissetmek tarifi zor olan bir duygudur. Satırlarımı yazdığım şu anlarda, amacım, filmin gerçeklik payını tartışmak değil, üzerimde kalan etkileri unutmamak üzere kaydetmektir.

Filmde anlatıldığına göre Jane, mantık ve duyguları arasında tercihini yapmış, ve sevgilisini bırakıp ailesinin yanına dönmeye karar vermiş... Düşünebiliyormusunuz, çok kısa bir zaman aralığında bizlere altı muhteşem aşk romanını hediye eden bu kadın, aşkı değil, mantığı seçerek hayatını sonsuza dek bekar kalmayı tercih ediyor. Filmde anlatılan hayatı gerçek olduğunu varsayacak olursak, romanlarında bizlere mutlu aşkı tattıran bu kadın, kısacık ömründe aşkı doya doya yaşayamadı. Austen'i okuyanlar çok iyi bilirler ki kendisinin romanlarında karakterleri hep mutlu sona ulaşıyorlar. Mutlu sona ulaşan hayatları okumak ise, biz okuyuculara daima zevk verir.

Peki hiç düşündünüz mü ömrü boyunca aşk acısı çekerek yaşayan bir kadının hep romanlarındaki aşklarını mutlu etmesi ne kadar zordur? Dikkat edecek olursanız, acı çeken sanatçılar, acılarından aldıkları ilhamla sanat eserlerini yaratıyorlar, ama genellikle bu sanat eserleri acıyı yansıtmaktadır. Aşk acısı çeken bu kadına hayran olmamak mümkün mü?

Peki, romanlarını zırvalık olarak kabul eden, aşkı da kaale almayan beyler, acaba onlar aşkı bu kadar güzel anlatan bir kadının mantıksal seçimi karşısında ne diyecekler çok merak ediyorum.

Merak ettiğim diğer bir konuysa, aşık olduğumuz zaman ayaklarımızı yerden kesen o duygular, yaşadığımız heycanlar; onları hepimiz seviyoruz, aşk acısı çektiğimiz zaman da aynı şekilde üzülüyoruz. Peki durum böyleyken neden yüzyıllardır aşk hafife alınıyor, aşkı anlatan yazarlar da yazar olarak değerlendirilirken yargılanıyor?

Jane ve Tom hakkında son bir şey daha... Mantıksal davranıp, Tom'un ailesini zor durumda bırakmamak için aşkından vazgeçen Jane 41 yaşında, bekar bir kadın olarak hayata gözlerini yumarken, Tom, 6 veya 7 çocuğu olan evli barklı bir adam olarak 93 yaşında kadar yaşamıştır. Bizlere kalan ise aşkına sadık kalan bir kadın ve ilk aşkının izlerini belkide ilk kızının isiminde yaşatmaya çalışan bir adam....
Sizce hangisi daha vefalıymış?

Satırlarıma son vermeden önce, sanırım neden Jane Austen'in de Bahtsız olduğunu anlamışsınızdır. Hayatta hepimizin bahtsız olduğu noktalar varmış, ama önemli olan bu Bahtsızlıklarımızın üztünü başarılarla örtmek ve gittikten sonra bu Dünya'ya bir şeyler bırakmaktır.

Bahtsız Juliet olarak yapmaya çalıştığım da tam anlamıyla bu işte...

Acaba başarabilecek miyim?

Peki ya siz?

Bahtsızlıklarınızı başarıyla örtmek için ne yapıyorsunuz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sen güzel juliet,
Jane'in neden genç denecek yaşta hayata veda ettiğini ve de Tom'un çocuklarıyla uzun bir hayat yaşadığını anlayacak kadar zekisin. Aşk bizden bahtımızı alırken hayatımıza da el atıyor ve biraz çabadan sonra onu da alıyor.Duygusallığımızla alay edenler de geriye bi kitap bile bırakamadan çok uzun yıllar yaşamayı becerebiliyorlar... Aman beyler kızmasın.Feminist duygularımı ateşlemeye devam edersen olacaklardan mesul değilim.

Ama sen değişme,bu elbise çok yakışmış sana :)))
Bahtın açık olsun.

Sevgimle,

septes 
 25.09.2007 0:33
Cevap :
değişme diyen ilk kişisin nasıl sevindim bilemezsin:) seninde yazılarının devamını bekliyoruz, sakın ha tembellik yapma...sevgiler..Herkese Baht Getiren Bahtsız Juliet:)  25.09.2007 13:17
 

Ruhum için: Allah'ıma bana çokça sabır ver diye, dua ediyorum..
Bedenim için:Sakin ol. N'olur diye yalvarıyorum benliğime.:(
Sağol Güzel JÜLİ.

Sabiha Rana Melekler Yüreğinizden Öpsün 
 22.09.2007 16:23
Cevap :
Kalp kalbe karşı galiba, sayfanızda gezinip duruyorum işi gücü bırakıp:) juliet diliyle: bayıldımmmmm yazılarınıza  22.09.2007 16:49
 

ya hiç aşk acısı çekmeseydi jane?mutlu sonla bitseydi onların hikayesi acaba bizim yüreğimize işleyebilir miydi romanlarındaki sihir?

ligeia88 
 22.09.2007 0:43
Cevap :
o ayrı bir konu tabiiki de, ayrıca aynı ilgi alanlarını paylaşıyormuşuz yazılarını beğendim....sevgiler  22.09.2007 12:36
 

Ben bu gibi durumlarda oturup kırbalar dolusu rakı içiyorum. "Öf ülen öffff!" diyorum masaya vurarak. Daha sonra " Merdivenden tıngır mıngır inerken" türküsünü söylüyorum. İyi geliyo valla!

Ümit Culduz  
 22.09.2007 0:19
Cevap :
ama ben rakı içemiyorummmm:)  22.09.2007 12:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 313
Toplam mesaj
: 76
Ort. okunma sayısı
: 1791
Kayıt tarihi
: 24.05.07
 
 

Bir gün elle tutulabilen, mürekkep kokusu içine çekilebilen GERÇEK bir gazetede köşe yazıları yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster