Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
718
 

Kelebek avcısı

Kelebek avcısı
 

Gerçekten ' Sonbahar vurgunu ' diye bir şey var mı, bilemem ama, son günlerdeki ruh halim var olduğuna inandırıyor beni. Ne yazmak istiyor canım, ne okumak. Sanki görünmemiş bir el beni yoyo gibi oradan oraya savuruyormuş gibi bir duygu işte.

Mâlum fıkradır; Adamın biri psikiyatra gitmiş. ' Doktor ' demiş ' Ne yesem kabak tadı alıyorum. Hiçbir şey beni neşelendirmiyor, kahkaha bile atmayı unuttum ' . Doktor da hemen bir öneride bulunmuş adama. ' Şu yeni kurulan sirke gidin bu akşam. Orada harika bir palyaço var, atacağınız kahkahalara kendiniz de inanamayacaksınız '. Adamın yüzü daha bir hüzünlenmiş. ' O palyaço benim doktor ' diyebilmiş ağlamaklı bir sesle.

Yok, tam olarak bu palyaçoya benzetmiyorum tabii kendimi. Daha farklı bir şey hissettiğim. Hani bazen dışarı yemeğe çıkarsınız da, bir türlü karar veremezsiniz ya ne yiyeceğinize? İşte ona benzer bir duygu bu. Seçenek çoktur ama, seçmeye gelince içinizde hiç heyecan duymazsınız. Zihnimde uçuşan sayısız anı ve dize, öksüz çocuklar gibi boyunları bükük kendilerini yazmamı bekliyorlar sanki. Oysa bilmiyorlar ki, sürekli uçuştukları için bir hizaya sokamıyorum kendilerini. Kelebek avcıları gibi elimde bir ucu tüllü bir sopa zihnimin içinde bilinçsizce bir oraya bir buraya koşup duruyorum. Maksadım yarı uyanık olduğum anlarda akıl defterime yazdıklarımı gerçekle buluşturmak. Ama ne gezer! Gerçek yaşamla selâmlaştığım anda büyü bozuluyor, kelebekler bize göre bir günlük ömürlerini doldurup ölmüş oluyorlar. Bekle artık yeni bir koza, yeni bir tırtıl, yeni bir tül kanatlı kelebek bulmayı...

Hem geçenlerde - uzun bir aradan sonra ilk kez - aklıma geliveren dizeleri altalta yazdığımda ortaya ne çıkmıştı?

kuvars tanelerinden
billûr gibi tesbihti
sakladığım gözyaşlarım
ipi yüreğime bağlı

ipini kopardı
acımasız bir el
saçıldı kuvars taneleri
gülmeyi seven yüzüme


Gerçekten sonbahar vurgunu olmalı bu. Yoksa ben değil miydim; şu sirkteki palyaço gibi herkesi neşelendirmeye çalışan, olumlu davranmayı öğretmek için çabalayan, yıkılmadım ayaktayım gibisinden arabesk sözlere bile taş çıkartan yaşama bağlılığımla en hasta günümde bile yüzünü asmayan?

Biliyorum; şöyle inceden başlayıp, sonra da Kuş ağaçlarını yıkayan, şimşeklerle, gökgürültüleriyle süslü, gri-kara bulutlardan iri damlalarla düşen bir yağmur başlasa ruhum bir anda kanatlanır. Hele ardından bir de yarım yamalak güneş çıkarsa; şımarık bir çocuğun, yaptığı yaramazlığın ayırdında olup, kapı aralığından annesine baktığı gibi bakıverirse bulutların arasından yeryüzüne...

O zaman ne vurgun kalır bende, ne hüzün, ne de kuvars tesbih. Zihnimin gizli bahçesinde şen çocuklar gibi koşarım mavi Adonis kelebeklerinin ardından. Hoş geldin hüzün. Ama ne olur dozunda tortu bırak ruhumda.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben biliyorum neden böyle olduğunu; o kadar çok yere koşuyorsunuz ki, kendinize zaman kalmıyor, kelebek avcısı olsanız da, kendi kelebeğinizi yakalayamıyorsunuz:( Ben geriden takip ediyorum bu ara blogları şunu belirtmeliyim ki, şimdi siz de bahar var, bu blog kesin sonbahardan:))))

mea culpa 
 15.11.2010 21:54
Cevap :
Kelebeğin ömrü zaten bir gün, o günü de kaçırınca bir türlü yakalayamıyorum:) Aslında bende hem bahar, hem de hazan var, barış içinde geçinip gidiyorlar:)  17.11.2010 22:16
 

Samipaşazâde Sezaî'nin "Pandomima" adlı hikayesini hatırladım. Bir palyaçonun dünyasını ne kadar da güzel anlatır yazar. Okursunuz düşüncesiyle linki de yazayım: www.aruz.com/hikayeantolojisi/h_spassezai_pandomima.htm Saygılarımla.

Kongar Tekin 
 24.10.2010 22:01
 

Ne güzel anlatmışsın içindeki sonbahar hüznünü... İnanıyorum ki bu yazıdan sonra ışıl ışıl olmuştur zihnindeki kelimelerin. Tortu mu, o da ne? Sen o keyifli anılarını dökerken satırlara, tortu mu kalır hiç? Çok güzeldi yazın. Sevgilerimle arkadaşım

Nilgün Akad 
 18.10.2010 1:43
Cevap :
Sevgili Nilgün, hani Avrupa Yakası'nda Hümeyra derdi ya hep ' Soldan soldan geliyorlar ' diye:) Benimki de o hesap, arada soldan soldan geliyorlar:) Ah bir zihnimdekileri yazıya dökebilsem zaman bulup da, tortu kalmaz biliyorum:) Sevgilerimle...  19.10.2010 14:52
 

Zaman zaman başımıza gelir. Elimiz ayağımız çekilir, bir şey yapmak istemeyiz. Tatlı bir uyuşukluk başlar. Ama geçer, okuyan yazan biri için bunlar geçicidir. Olmasa öyle güzel şiirler döktürülür mü hiç? Selamlar, saygılar. ÜŞD

Ünal Şöhret Dirlik 
 17.10.2010 23:18
Cevap :
Ünal ağabey, söylediğiniz çok doğru. Mevsim geçişlerinde daha sık yaşanıyor bu hissettiklerim çünkü. Hüzün olmasaydı şiirler eksik kalırdı tabii. Saygı ve selamlarımla...  19.10.2010 14:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2129
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster