Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mart '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1771
 

Kırmızı Başlıklı Kız [Full artı full Masallar]

Kırmızı Başlıklı Kız [Full artı full Masallar]
 

Kırmızı başlıklı kızın gerçek yüzü


Bu blog [Full artı full Masallar] serisinin bir parçasıdır. Serinin diğer masallarını okumak için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz:

Rapunzel

Hansel ve Gratel

Sindirella

Ali Baba ve Kırk Haramiler

Oz Büyücüsü

Bremen Mızıkacıları 1

Bremen Mızıkacıları 2

 

KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde ormanın derinliklerinde kırmızı başlıklı kız adında şirin mi şirin bir kız yaşarmış. Aslında ormandakiler onu yanlış tanıyorlarmış. O, geniş gardrobuyla modaya ayak uyduran bir kızmış. Gardrobunda her renk şapkası varmış. Neden bilinmez kırmızı olanı giyeceği tuttuğu gün onu görenlerin kendisine kırmızı başlıklı kız demesiyle adı böyle kalmış. Anlayacağınız adı çıkmış bir kere, el mahkum...

Neyse, yine gardrobundan hangi renk şapkamı giysem diye düşündüğü bir gün kırmızı olanı seçip, annesinin kendisine verdiği börek, çörek, kurabiye türünden çeşitli muhtelif gıdaları babaannesine götürmek üzere yola çıkmış.

Ancak bilmediği şey, ormanda bir çift kötü niyetli gözün kendisini izlediğiymiş. Kötü kalpli kurt kırmızı başlıklı kızı uzaktan izliyormuş. İçinden de:

"Ulan bugün turuncuyu giyseydi de öyle yeseydim keşke, kırmızıdan nefret ederim" diye geçiriyormuş ancak nafile, karnı acıkmış bir kere... Kurt uzaktan uzaktan kırmızı başlıklı kızı takip etmekten sıkılmış. İyisi mi bu yol nereye çıkıyor bi gidip bakayım demiş. Kırmızı başlıklı kızdan önce patika yolun sonuna koşup bakmış, babaannenin evini görmüş.

O an anlamış kırmızı başlıklı kızın babaannesine gitmekte olduğunu. Hemen planını yapmış ve kapıyı tıklatmış. İçeriden babaannenin sesi duyulmuş:

"Kim o?" Kurt sesini değiştirip cevap vermiş:

"Simitçi Memo"

"Allah belanı vermesin e mi senin şakacı kız... Gir bakalım içeri" demiş babaannesi. Kurt içeri girdiğinde bir de ne görsün babaannenin burnunda beyaz bir toz ve gözler kaymış durumda... Babaanne zar zor kafasını kaldırmış.

"Ne duruyorsun öyle, birinci sınıf mal var elimde, gel bi fırt da sen çek" demiş. Kurt önce şaşırmış. Evdeki uyuşturucu partisine dahil olmak istememiş. Evet kötü kalpliymiş ancak aynı zamanda sigara içki ve uyuşturucu gibi bağımlılık yaratıcı maddelere karşı kararlı bir duruşa sahipmiş. Koyu yeşilaycı olan kurt malı doğrudan almaktansa babaanneyi yiyerek dolaylı yoldan vücuduna almanın daha az zararlı olacağını düşünmüş ve oracıkta indirivermiş babaanneyi mideye.

Hemen babaannenin kıyafetlerini giymiş ve yatmış yatağa. Kısa süre sonra başı da dönmeye başlamış. İnceden çakır keyf olmuş bizim kurt. Mal sağlammış demek ki...

Kısa bir süre sonra kapı çalmış. Gelen kırmızı başlıklı kızmış. Kurt sesini yine değiştirmiş ve seslenmiş:

"Kim o?"

"Simitçi Memo",

O an bu kötü esprinin ormanda adeta bir lanet gibi yayıldığını düşünen kurt hemen kendini toplamış ve kırmızı başlıklı kızı içeri çağırmış.

Kız içeri girmiş, elindeki çörek sepetini kenara koymuş. Ancak o anda yatağın kenarına savrulmuş olan esrar poşetini ve yakınlarındaki kan lekelerini görmüş. Yatakta yatmakta olan kişi de pek babaannesine benzemiyormuş doğrusu. Hemen sepetinden levyesini çıkartmış. Arkasında saklayarak yaklaşmış kurda.

"Babaanne nasılsın?"

"İyiyim kızım Elhamdülillah. seni sormalı evladım"

"Ben de iyiyim babaannecim. Senin malları taşıyan kuryeyi gördüm az önce yolda, şişlemişler sanırım kuytuda. Neyse ki ben kaçtım da kurtuldum."

"Aaaa iyi yapmışsın evladım. O getirdiklerin ne kurabiye mi yoksa? Mis gibi koktular" demiş.

"Sana yeni mallar getirdim babaanne", demiş kırmızı başlıklı kız ve devam etmiş."Annem yeni malları kurabiyenin hamuruyla karıştırıp gönderdi. İki kurabiye yiyosun manyak kafa yapıyo" demiş.

Kurt o an nasıl kirli bir dünyaya bulaştığını düşünmüş. Hayallerindeki masal bu şekilde değilmiş. Sözde kendisi kötü kalpli kurtmuş ama kırmızı başlıklı kız da babaannesi de kendisinden geri kalmıyormuş. Hatta kurt onların yanında iyi kalpli kalmış. O en azından sadece karnını doyurmak için plan yapıyormuş. Gencecik zihinleri bulandırmak için hain planlar peşinde değilmiş.

Bu sırada kırmızı başlıklı kız, kurdun ayaklarına bakıyormuş dikkatlice. Düşünceli gözlerle iyice süzdükten sonra sormuş kurda:

"Babaanne senin ayakların neden bu kadar büyük?"

"Yavrum çarşıda indirim vardı. Ben de mağazaları dolaşayım derken ayaklar kösele gibi oldu ondandır" demiş kurt

"Babaanne senin ellerin de yaba gibi olmuş, neden bu kadar büyükler?"

"Yavrum yaşlılık işte bazı uzuvlar nedense uzuyor ondandır"

"Ama babaanne senin kulakların niye kocaman? Yelken gibi olmuş bunlar..."

"Seni daha iyi duyabilmek için yavrum. Biliyorsun, dolby digital surround sistem duyamazsam rahat edemem"

"Babaanne senin burnun da gemi direği gibi gibi, bu ne hal?" demiş.

"Yavrum malları burundan çeke çeke burun bu hale geldi"

"Babaanne, senin kafan da kocaman olmuş. Keletir kafalı olmuşsun sen"

"Yavrum ormandaki uyuşturucu trafiğini nasıl tekelime alırım diye düşünmekten kafam kocaman oldu"

"Babaanne senin gözlerin de boyoz gibi kocaman olmuş"

"Seni daha iyi süzebilmek için yavrum"

Kurt artık bu ardı arkası kesilmeyen sorulardan bunalmış. İnceden fenalık geçirmiş. Artık balataları sıyırmaya başlamış. Ancak kırmızı başlıklı kız ısrarla sormaya devam ediyormuş.

"Babaanne senin dişlerin niye bu kadar kocaman?"

"Seni daha iyi yiyebilmek için ulan" diyerek tam kızın üstüne atlayacakmış ki birden kapı kırılmış, Polat Alemdar ve adamları girmiş içeriye. Hemen susturuculu silahlarıyla kurdu yere sermişler.

"Yeter lan Kurtlar Vadisi'ne çevirdiniz burayı. Her masalda kurt çakal ne lan bu?" diyen Polat Alemdar şarjörünü değiştireceği sırada, kırmızı başlıklı kız hayranlık dolu bakışlarla Polat'ın boynuna sarılacakken süratle kızın üzerine yürüyen Memati kıza okkalı bir kafa atmış. Kanlar içinde yere serilen kıza bakan Polat şaşkınlıkla bakmış Memati'ye.

"Ya niye şimdi kafa attın kıza?"

"Usta" diye başlamış Memati. "Bu kız da örgütün içinde, ne yani uyuşturucu satana acıyacak mıyız?"

Polat sinirlenip derin bir nefes almış.

"Ya bi kere de bana sormadan bişey yapmayın kardeşim. Biz kızı kurtarmış gibi yapıp kızın patronu kim onu öğrenicektik. Kızı un çuvalı gibi yere serdin nasıl öğrenicez şimdi ?" demiş. Yere eğilip eliyle kızın boynunu yoklamış. Ancak çok artık çok geçmiş. Kızın şah damarı atmıyormuş. Polat sinirli bir bakışla ayağa kalkmış ve öyle bir evi süzmüş.

Kurda bakmış ve karnındaki şişlik dikkatini çekmiş. Paltosunun cebinden çıkardığı kasaturayla yarmış kurdun karnını. Bir de ne görsün? Uyuşturucu baronu "Babaanne" lakaplı "Maruyana Fatma". Derin bir nefes alıp oturmuş kanepenin üzerine Polat.

"Abdülhey, ara istihbaratı, babaanne öldü de." demiş. Polat ve adamları oradan ayrılırlarken arkalarından gelen olay yeri inceleme ve narkotik ekipleri olayı medyaya bir mafya hesaplaşması olarak aksettirmişler. Aksiyon dolu bir macera daha böylece bu şekilde son bulmuş.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 423
Toplam yorum
: 207
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 2199
Kayıt tarihi
: 05.06.10
 
 

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster