Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '08

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
9546
 

Kivi mucizesi

Kivi mucizesi
 

Yaklaşık dokuz aylık hamileyim ve maalesef korktuğum başıma geldi: Grip oldum. Bebeğe zararlı olabileceği endişesiyle kesin kararlıyım ki; ilaç kullanmayacağım. Tek çarem bol bol C vitamini almak. Hâlbuki virüsü kaparım endişesiyle grip olan ablamı iki hafta boyunca görmeyi reddetmiştim. Ancak kocam da grip olunca, bu baskıya boyun eğmekten başka çıkar yol kalmadı bana. Peki, ben ne yaptım? Bu ikisinin iki haftada zor atlattığı gribi sadece 2 günde alt ettim. Hem de doğal yollardan… Yaşasın “Kivi Mucizesi”

Portakaldaki C vitamini sanırım bu sefer beni toparlamaya yeterli gelmeyecek. Yakın bir zaman önce kivide portakalda olduğundan 2 kat fazla C vitamini olduğunu duymuştum. Eşime hemen siparişi verdim. Akşam altı gibi yanmaya başlayan boğazım, gece on gibi kivisine kavuştu. Hemen bir iki tane yiyorum ve çok geçmeden rahatlıyorum. Hamilelik dolayısıyla maalesef geceleri derin uyku uyumam mümkün değil. Boğazım da cabası. Gece yarısı kalkıyorum ve iki kivi daha atıyorum. Fena değilim. Sabahın beşi. Burnum, kulağım, boğazım yanıyor. Sen misin benimle uğraşan. Üşenmiyor ve iki kivi daha yiyorum. Nasıl rahatlatıyor beni anlatamam. Hayır, bu da psikolojik diyeceğim, hamilelikten dolayı gene saçmalıyorum diyeceğim olmayacak. Çünkü vücuduma güç geldiğini resmen hissediyorum.

Ertesi günü hem dinlenerek, hem de her sıkıştığımda kivi yiyerek geçirdim. İtiraf etmeliyim ki büyük tuvalete çıkma sorunu olanlar da Kivi’ye âşık olabilir. Bu arada Kivi satın alırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, çok sertlerini tercih etmemeniz gerektiği. Yoksa ekşiliğinden kolay kolay yiyemezsiniz. En güzelleri; elinize alıp hafifçe sıktığınızda tıpkı kavunun dibi gibi yumuşak olanlarıdır. Bir iki denemede eminim siz de bu muhteşem lezzeti düzgün seçmeyi öğrenmiş olacaksınız.

Bir Cuma akşamı başlayan grip maceram, Pazar akşamı son buldu. Tabi biraz da erken müdahale sayesinde. Ben de bu başarımı sizlerle paylaşmak ve kivinin faydalarını aktarmak istedim. Biraz araştırma yaptıktan sonra Kivi’nin faydalarının say say bitmeyeceği kanaatine vardım. İşte toparladığım bilgiler:

Kivi meyve bileşimimde en önemli ve dikkat çekici unsur C vitamini içeriği. Kivi meyvesinin 100 gramında değişmekle birlikte ortalama 100- 400 Mg C vitamini bulunuyor. (Bu arada bir kivi yaklaşık 100 gr. geliyor.) Meyvede bulunan C vitamini oranı cevre koşullarına gelişme ve olgunlaşma durumuna hatta meyvenin bitkide bulunduğu yere göre değişmekte. Kivi meyvesinin besin değeri yanında hekimlikte kullanımı da söz konusuymuş. Çin 'de yapılan analizlerde meyve suyunda bulunan bazı maddelerin kansere neden olan faktörleri önlediği ortaya çıkmış. Yine bazı tıbbi içeceklerle birlikte kullanıldığında astım, öksürük ve nefes açıcı olarak faydalanılmış.

Kivinin bir başka özelliği de sindiriminin çok kolay olması. Genelde yemekten hemen sonra yenen meyve mideyi şişirir ve yediklerimizin yağa dönüşmesini kolaylaştırır. Bu konuda istisna olan iki meyve varmış; biri çilek diğeri de kiviymiş. Ayrıca kivi, bir miktar B vitamini ve zengin minerallerle de dopdolu. Örneğin kalsiyum, magnezyum ve fosfor... Hanımlar, bu arada bunların tümü cildimize oldukça yararlı. O yüzden de cilt maskelerinde vb. kivi kullanılıyor. Meyve asitleri cildimizin yüzeyindeki ölü deri tabakasını hafifçe soyar yani "peeling" yaparmış. Böylece cildin rengi canlanıyor ve hafif lekeler, siyah noktalar azalıyor. Ölü deri atıldığı için cilt yenileniyor, içten dışa doğru dolgunluğu ve esnekliği artıyor. Meyve asitlerinde mikrop üremesi zor olduğundan tümünün anti bakteriyel özelliği varmış. Bu nedenle sivilcelere de çok iyi geliyormuş. İnceleyin; internetten daha neler bulacaksınız.

Size söyledim. Bu meyve bir mucize! Kivi ve C vitamininin vücuttaki işlevi hakkına daha fazlasını bilmek isteyenler için aşağıdaki tıbbi bilgileri okumalarını şiddetle tavsiye edeceğim.

TIBBİ DETAYLAR

C vitamini (askorbik asid), insanlar için zorunlu bir besindir. C vitamininin vücudun çoğu dokusuna sağlamlığını veren kolajenin üretiminden alyuvarların işlemesine kadar çok sayıda görevi vardır. Beslenme rejiminde askorbatın eksikliği iskorbüt* hastalığına yol açar. Bu hastalık, halsizlik, kolayca kanayan diş etleri, ciltte morluklara neden olan deri altında küçük kanamalar, saçların kıvrılması, hiperkeratosis, eklem ağrısı, nefes darlığı ve letarji (uyuşukluk) şeklinde kendini gösterir. C vitamini eksikliğinin önemli bir erken belirtisi de bitkinliktir.

Askorbik asidin vücutta birçok kimyasal tepkimenin normal olarak yürümesi için gerekli oluşu, dış etkenlerin bu vitaminin dokulardaki durumunu etkilemesi bireyin gereksinimini arttırmaktadır. Askorbik asidin dokularda doymuş düzeyde bulunması gebelik, emziklilik, zehirlenme, bakteri toksinleri veya enfeksiyonlara, soğuk, yaralanma, hırpalanmalar gibi streslere karşı konulması için önemlidir. Ayrıca sporcuların normalden daha fazla askorbik aside ihtiyaçları olduğu bildirilmiştir. Aynı şekilde yanık ve ameliyatlarda günlük gereksinimin arttırılması gerekir. Ağızdan doğum kontrol hapları alınması, hamilelik, sigara içilmesi gibi durumlarda da gereksinim artabilmektedir.

Bu durumda askorbik asit eksikliğine bağlı klinik belirtiler görülmeye başlamaktadır. Klinik belirtilerin hafif şekilleri yorgunluk, iştah azalması, yaraların iyileşmesindeki gecikme ve isteksizliktir. Yetersizlik arttıkça klinik belirtiler ağırlaşmakta ve sırası ile büyümede duraklama, anemi, enfeksiyonlara karşı direncin azalması, diş etlerinin şişmesi ve kanaması, diş kaybı, eklemlerde şişmeler, ateş, kanamalar ve kemiklerde kırılmalarla belirlenen skorbüt hastalığı görülmektedir. Bazı araştırmacılar askorbik asidin kanser ve kalp hastalığının önlenmesinde, sıradan soğuk algınlığının önlenmesi şeklinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde rol oynadığını belirtmektedirler. Askorbik asidin vücut çalışmasında birçok işlevi vardır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, askorbik asidin bağ dokularından olan kollojen sentezinde görev aldığını ortaya koymuştur. Askorbik asidin kan damarlarının kuvvetli olmasında da görev yaptığı sanılmaktadır. Vitamin yetersizliğinde kan damarları zayıflamakta ve ufak darbelerle kanamalar görülebilmektedir.

Askorbik asidin vücudu enfeksiyonlardan ve bakteri toksinlerinden koruduğu yolundaki gözlemler tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Ancak enfeksiyonlar vücut doku ve sıvılarındaki askorbik asit miktarını azaltmaktadır. Enfeksiyonlarda beyaz kan hücrelerinde askorbik asit düzeyi düştüğünden bağışıklığın zayıfladığı sanılmaktadır. Normal askorbik asit gereksiniminin karşılanması ile dokulardaki miktarın yeterli düzeyde tutulabildiği rapor edilmiştir. Bununla birlikte şiddetli enfeksiyon ve bakteri zehirlenmelerinde alınan askorbik asit miktarının arttırılması gerektiği görüşünde olanlar da vardır.

Askorbik asit diğer bazı besin öğelerinin vücutta kullnılması için de yardımcıdır. Askorbik asidin demir, kalsiyum, B vitaminlerinden tiamin, riboflavin, folik asit, pantotenik asit, A ve E vitaminlerinin vücutta daha elverişli olarak kullanılmalarında gerekli olduğu rapor edilmiştir. Askorbik asit bazı toksik öğelerin etkisini azaltmaktadır. Örneğin vücuda alınan nitritlerin kanser yapıcı nitrozoma dönüşümünü önlemektedir. Askorbik asidin hücre çalışmasında rolü olan birçok öğe ile ilişkisi olmasına karşın bu ilişkilerden birçoğunun gerçek mekanizması henüz yeterince açıklanamamıştır. Bununla birlikte askorbik asidin vücut çalışmasında çok yönlü ve önemli görevleri olduğu kesin olarak bilinmektedir.

On yaşından küçük çocuklara yaşları kadar gram askorbik asit verilmesi tavsiye edilir. Ağır hastalıklarda, özellikle viral enfeksiyonlarda ve kanserde hastalara damardan, günde 20 ila 300 mg sodyum askorbat verilmesi her zaman ağrıların, ateşin ve diğer semptomların hızla azalmasına, kanser dışında çoğu zaman hastanın iyileşmesine ve kanser durumda hastanın ömrünün önemli ölçüde uzamasına yol açmaktadır

Cins
Yaş
Günlük ihtiyaç (mg)

Bebek
1 yaşın altında
30

Bebek-Çocuk
1-3
35

Çocuk
4-6
50

Çocuk
7-9
60

Çocuk
10-12
75

Ergenlik çağındaki kız
13-20
80

Ergenlik çağındaki erkek
13-15
90

Ergenlik çağındaki erkek
16-20
100

Yetişkin erkek
20 yaş ve üstü
75

Kadın
Orta derecede aktif
70

Kadın
Hamile, ikinci dönem
100

Kadın
Laktasyon dönemi
150

Sonuç olarak hamile kadınlara günde 70 mg, emzikli kadınlara günde 95 mg ve sigara içenlere de günde 100 mg tavsiye edilmektedir.

*Skorbüt, C vitamini eksikliğinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Halk arasında diş eti çekilmesi olarak bilinir.Halsizlik, kolayca kanayan dişetleri, ciltte morluklar, eklemlerde ağrı ve yuvarlanan saçlar belirtileridir. C vitamini eksikliğinde yorgunluk, iştah azalması, yara iyileşmesinde gecikme, deride kuruluk ve çatlamalar, eklemlerde şişmeler olur. Vücut direncinin azalmasından dolayı grip ve nezleye yakalanma riski artar. Tarihte özellikle uzun süre denizde kalan denizcilerde görülen bir hastalıktır. Taze meyve sebze olmadan, kuru gıda ile uzun süre idare etmek durumunda olan denizcilerde C vitamini eksikliğinden dolayı skorbüte rastlanmaktaydı. Zamanın el verdiği teknoloji ile vitamin hapları yapılamadığından C vitamini bir şekilde taze sebze meyve dışındaki gıdalardan elde edilmeliydi. Rom, sirke, turşu ve ham misket limonu bu amaçla gemilerde erzak listesinde yer almaya başlamıştır.

Sigara içenlerin, alkol alanların ve stres içinde olanların C vitaminine olan ihtiyaçları artar. Çünkü bu 3 faktör vücut direncini azaltan etmenlerdir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 86
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 3092
Kayıt tarihi
: 09.10.06
 
 

Marmara İng. İşletme mezunuyum. Pazarlama bölümünde uzmanlaştım. Reklamcı olmak istiyordum. Olmad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster