Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '09

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
804
 

Kızımdan yakınmalar

Kızımdan yakınmalar
 

Zamane çocukları bir başka oluyor.
E tabi kızım da öyle.
Nedeni belli aslında ama ben yine de “neden böyleler acep diye?” söylenmekten de kendimi alamıyorum.

Dün akşam eve gittiğimde kızım, “Baba seninle konuşmak istiyorum” diye beni kolumdan çekip, odasına götürdü ve “Salonda konuşsaydık İdil” dedim ama maalesef prenses salonda konuşmak istemiyormuş, çünkü annesi ile tartışmış.
Odasına geçip başladık konuşmaya.

Kızım nefes almaya dahi ara vermeden kelimeleri yağdırmaya başladı.

“Bak baba, annem bütün işler bana yaptırıyor. İdil yemeği pişir, İdil kalemlerini topla, İdil kâğıtlarını topla, İdil elbiselerini çıkar, İdil etrafı dağıtma, İdil yemeğini ye, İdil masaya çatal-bıçak götür, İdil peçete götürmeyi unutma, İdil masayı topla, İdil ders çalış, İdil İdil İdil. Bende insanım ama neden annem bütün işleri hep bana yaptıryor? Anneme bir şey söyle.”

Ben tık nefes kızımı dinliyorum ve gülmemek için kendimi zor tutuyorum.
O ise sürekli söyleniyor.

“Zaten okula gidiyorum sabahın köründe, birde sınıf başkanı olmuşum, öğretmenim de okulda bütün işleri bana yaptırıyor. İdil yazılı kâğıtlarını topla, İdil kitapları topla, İdil fotokopi çektir, İdil arkadaşlarından yemeğini yemeyen var mı? Bana ne yemeğini yemeyen arkadaşımdan, anlamıyorum baba. Öğretmenin onu da bana söylüyor, ben takip edecekmişim”.

“İdil sen başkanlıktan istifa etmedin mi?”
“Yok etmedim. Aslında etmiştim ama yine beni seçtiler. Zaten istemiyorum başkan olmayı, illaki beni seçiyorlar.”
“Sen istemedikten sonra yapmak zorunda değilsin.”
“Öyle ama öğretmenim de benim başkan olmamı istiyor.”
“Müzeyyen öğretmenle aran nasıl.”
“Hiç sevmiyorum onu.”
“Neden?”
“Sevmiyorum işte.”
“Ama Müzeyyen öğretmen çok iyi bir eğitimci. Böyle bir öğretmene sahip olduğun için şanslısın.”
“Olsun. Ben yine de sevmiyorum. Sürekli benim kulağımı çekiyor. Müzeyyen cadısı işte.”
“Neden senin kulağını çekiyor.”
“Ne bileyim? Arkadaşım konuşuyor ve beni rahatsız ediyor ama Müzeyyen cadısı benim de kulağımı çekiyor. Ben bir şey yapmıyorum ki.”
“Öğretmenin için neden o tabiri kullanıyorsun?”.
“Hangi tabiri?”
“Cadı.”
“Herkes öyle söylüyor ama.”
“Sen söyleme.”
“Bana ne söylerim işte, o da benim kulağımı çekmesin.”
“Öğrencilerin hiçbirisi mi sevmiyor Müzeyyen öğretmeni?”
“Hiç kimse sevmiyor.”
“Demek ki iyi bir öğretmenmiş Müzeyyen Öğretmen.”
“Neden ki? Kimsenin sevmediği bir öğretmen nasıl iyi olabilir ki?”
“Olur olur. Hem de çok iyi öğretmen olur.”
“Saçma.”
“Hadi yemek yedikten sonra doğru ders yapmaya.”
“Of ya of ya. Bıktım ders yapmaktan ya. Baba ders yapmasam olmaz mı?”
“Olmaz.”
“Ne olursun baba bu gün ödevim yok ama.”
“Ödevin olmasa da okuma yapmaya ve matematik çözmeye aynen devam.”
“Ya baba bıktım ders yapmaktan.”
“Bıkmak yok. Ders çalışmak da eğlencelidir.”
“Of ya of ya. Hiç de eğlenceli değil ders çalışmak. Keşke aşağıya inip oynasam.”
“Hadi İdil yemeğe ve sonra derse.”

Akşam bir hayli ders çalıştık prensesle. Bir hayli yoruldu kerata ve sonrasında uyumak için yatağına geçti.

Zor iş çocuk büyütmek, hem de çok zor iş.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1105
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster