Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '10

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
893
 

Kooperatiflerin sosyal yüzü ve engelliler

Kooperatiflerin sosyal yüzü ve engelliler
 

Kooperatifler ve engelliler dediğimizde bu iki kavramı belki birbirine çok uzak bulacaksınız. Çünkü çoğumuza göre ülkemizdeki kooperatiflerin sosyal tarafından çok ekonomik tarafı aklımıza gelir. Kooperatifleri ekonomik bir dayanışma platformu olarak görürüz. Aslında hepimizin hayatında yaşadığımız yöreye, çalıştığımız sektöre bağlı olarak kooperatiflerle temasımız olmuştur.

Kimimiz ürünlerimizi kooperatifler aracılığı ile satar,

Kimimiz kooperatiflerden kredi kullanır,

Kimimiz ihtiyaçlarımızı kooperatiflerden alır,

Kimimiz kooperatifler aracılığı ile ev veya arsa sahibi olur,

Kimimiz ulaşım veya taşımacılıkta kooperatiflerden yararlanırız.

Bu kooperatiflerden yararlanırken ilk olarak daha fazla ekonomik fayda sağlamaya odaklı olarak düşünürüz.

Nedir bu faydalar;

Ürünümüzü daha iyi bir fiyata satmak,

Daha ucuz kredi kullanmak,

Daha ucuza ev ve arsa sahibi olmak,

Daha ucuza ürün almak,

Dayanışma içinde daha az maliyetli ulaşım ve taşımacılık hizmeti vermek ve almaktır.

Kooperatifler yürüttükleri hizmetleri kooperatifçilik ilkelerine göre yerine getirirler. Halkın bir araya gelerek oluşturduğu bu örgütsel yapılar, sosyal hedeflere yönelik çalışmak yanında ekonomik faaliyet yürütürler. Yapıları ne bir derneğe ne de bir şirkete benzer. Bu noktada dermeklerde, şirketlerde bazen kooperatiflerin yapılarını yadırgarlar. Şirketler tarafından kooperatiflerin ekonomik etkinleri nedeniyle haksız rekabet yarattıkları öne sürülür. Ülkemizde olduğu gibi dernek benzeri bir yapıya sahip olan üretici birlikleri doğrudan ticaret yapmak isterler.

Şirketlerde kâr en önemli hedef iken kooperatiflerde sosyal amaç ön plandadır. Şirket ortaklarına kar dağıtırken, kooperatifler ortaklarına yaptıkları alışveriş oranında risturn öder. Şirketlerde ortakların sınırsız hissesi olmakla birlikte hisseler sınırlı sayıda kişinin eline geçebilir ve yönetime tek başına hâkim olma imkânı vardır. Kooperatiflerde ise sınırlı ortaklık vardır. Şirket yönetiminde ortağın sahip olduğu sermayeye göre oy hakkı varken, kooperatiflerde her ortak ortaklık payları ne olursa olsun bir oya sahiptir.

Kooperatifler hayatımızın her alanında kurulma avantajına sahip sosyal amaçlı ekonomik örgütlenmelerdir. AB ülkelerindeki kooperatifleri incelediğimizde tarım ve balıkçılık, emek, bankacılık, sigortacılık, turizm, sağlık, tüketim, enerji, eğitim, sanat, medya, taşımacılık, restorasyon, gençlik, denizcilik, danışmanlık ve engelli kooperatifleri olarak hizmetler verildiğini görmekteyiz. Bu örnekleri daha da artırmak mümkündür. Uluslararası Kooperatifler Alyansının web sayfasında ülkelerdeki üye örgütleri incelediğinizde çok daha fazla kooperatif çeşidi göreceksiniz.

(http://www.ica.coop/members/index.html, http://www.uk.coop/, http://www.plunkett.co.uk/, (http://www.apex.coop/members/members.html)


Ülkemizde ise yaygın olarak görülen kooperatif çeşitleri, başta tarım (orman köyleri, tarım kredi, tarım satış ve su ürünleri kooperatifleri de dahil) olmak üzere yapı, taşımacılık, eczacılık, tüketim kooperatifleri, eğitim, kültür ve sanat kooperatifleridir.

Ülkemizde son yıllarda kurulan kooperatiflerimizden biri de Eğitim, Kültür, Dayanışma ve İşletme Kooperatifi olarak kurulan engelliler kooperatifleridir. Bu kooperatifleri diğerlerinden ayıran sosyal amacının daha ağırlıklı olmasıdır. Engelli ailelerinin ve de özellikle annelerinin kurdukları kooperatif yürütülen faaliyetleri itibariyle çok özeldir. Çünkü engellilere hizmet etmek amacıyla kurulmuştur.


Bugün engellilik; ekonomik düzeyi ne olursa olsun, toplumun tüm kesimlerini etkileyen bir toplumsal bir sorundur. Dünyada her dört aileden birinin engelli bir yakını bulunmaktadır. Bugün ülke nüfusunun % 12.29’ unu engelliler oluşturmakta, 9 milyona yakın engelli insanımız bulunmaktadır.

Engelliler sorunları nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlayamayan insanlarımızdır. Bedensel Engellilerin zamanında fizik tedavi, teknik cihaz ve malzeme desteği ve iyi bir şehir ve işyerlerindeki düzenlemelerle normal yaşama katılma imkânları vardır. Zihinsel engellilerin engel seviyelerine bağlı olarak eğitim desteği ile toplumsal yaşama kazandırılmaları ve kendi güçleri ile yaşama katılmaları mümkündür.

Ülkemizde başta Anayasa’mız olmak üzere 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun ile ülkemizin de imza koyduğu uluslararası sözleşmelere göre tüm yurttaşlarımızın eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkı güvence altına alınmıştır.

Bu yasalar çerçevesinde engellilere yönelik politikalar izlenmekte ve uygulamalar yapılmaktadır. Devletçe de engellilere eğitimleri ve bakımları için maddi destek sağlanmaktadır. Engellilerin sorunlarının sadece devletin yapacağı desteklerle çözümlenmesi pek tabii mümkün değildir. Engelli ailelerinin de eğitimde katkıları büyüktür. Aileler bir eğitimci gibi donanımlı olmak ve çocuklarının geleceğini hazırlamak zorundadırlar.

Özellikle içinde bulunduğumuz yüzyılda şehirlerin her geçen gün büyüdüğünü, gerek ekonomik gerekse kültürel etkiler sonucu aile bağlarının her geçen gün daha da zayıfladığı dikkate alınırsa engelli çocukların ve büyüklerin gerek eğitimi gerekse korunması daha da önemli hale gelmiştir. Ailelerin geleceğe yönelik daha etkin çözümler aramalarını zorunlu hale getirmiştir.

İşte bu noktada engelli ailelerinin sadece bir dernek ve vakıf adı altında toplanması çözüm olmamakta, gelişmiş ülkelerde uygulandığı şekilde kooperatiflerin çatısı altında toplanmaları ve faaliyet yürütmeleri, engellilerin de kendi durumlarına göre üretime katılmaları gerek engelli aileleri gerekse devlet için büyük önem taşımaktadır.

Ülkemizde bu gerçeği gören engelli aileleri elele vererek İzmir'de Ege Tüm Engelliler Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi (EGETEKO), İstanbul'da Tomurcuk Eğitim, Kültür, Dayanışma ve İşletme Kooperatifi çatısı altına toplanmışlardır. Engelli olan kendi çocuklarına ve diğer engellilere hizmet etmek amacıyla kendi özgür iradeleri ile kooperatiflerini kurmuşlardır. (www.egeteko.org) (www.tomurcukkoop.com)

Kimse onlara siz kooperatif kurunda para verelim dememiştir. Hepside bu konuya gönül vermiş, canları olan çocuklarına gelecek kurmak amacıyla yola çıkmışlardır. Ülkemizdeki bürokrasinin ve çevrenin olumsuzluklarına rağmen bunu başarmışlardır.

Bu kooperatifin ortağı olan anneler “Bizler ve eğitimciler, çocuklarımıza ne verirsek verelim, onlar ancak belli bir kısmını alıp, hayata geçirebiliyorlar. Ve hepimiz biliyoruz ki bizim çocuklarımız ve gençlerimiz gibi olan bireyler, hiçbir zaman sağlıklı insanlar gibi çalışma hayatına ve sosyal yaşama rahatlıkla uyum sağlayamayacaklar. Bizlerin maddi düzeyleri ne olursa olsun, onlar o olanakları kullanamayacaklar. Çünkü onların bedensel ya da zihinsel yetersizliği var. “ diyerek düşünmüşler, bir ölçüde devlet kurumlarında ve özel kuruluşlarda yaşanan olumsuzlukları da dikkate alarak, çocuklarına çeşitli iş olanakları oluşturmak, sosyal hayat içinde onlara da bir yer açabilmek amacıyla, Özel Eğitim ve Mesleki Rehabilitasyon Merkezi’ni açmışlar, sosyal etkinliklere ve eğitimlere ağırlık vermişlerdir. Engellileri hayata kazandırmışlardır.

Adı gibi ülkemiz için kendileri de tek ve tomurcuk olan kooperatifler faaliyet konusu olarak ülkemizde yeni bir uygulamadır. Kooperatifin ana sözleşmesine konulan bir madde ile yasalara göre bir kısım gelirin risturn olarak ortaklara dağıtımı yerine tümüyle kooperatif için kullanılması kararlaştırılmış, yönetiminde hiçbir ücret almadan görev yapması öngörülmüştür. Elde edilecek tüm gelirin zaman içinde kurulacak bedensel ve zihinsel engelli bireylerin rehabilitasyon tesisleri ve yaşam köyü kurulması amacıyla değerlendirilmesi planlanmıştır.

Onların bu yolculuklarında yaşadıklarını hepiniz az çok tahmin edebilirsiniz. Çünkü örgütlenme ile uğraşan iyi niyetli olan birçok insan bu tür engellerle karşılaşmaktadır. Öncelikle bu işten ne çıkarınız düşüncesi ile bakılır, siz ne diye bu işle uğraşıyorsunuz denir, aman canım bu örgütlenmeden sonuçta bir şey çıkmaz diye söylenir, ülkemizde bazı kooperatiflerin yaşadıkları olumsuzluklar ve kamuoyuna pompalanan kötü propaganda ile belki resmi görevliler bile kolaylık tanımayabilir, hatta şüphe ile bakarlar, çünkü onlarda ve de bazı insanlarımız böylesi sosyal bir amaç için yola çıkıldığını anlamakta güçlük çekerler. Ortaya çıkan eser bugüne kadar toplumun karşılaşmadığı bir düşünce ile oluşmuş bir yapıdır. Her şeyi ile insani duygular ile dolu olan bu kooperatifin her tuğlasında o annelerin yürekleri ve gözyaşları vardır. Kooperatif de onların çocukları gibidir.

Engellilerin eğitimi çok özeldir. Engellilerin eğitimi sabır ister, fedakârlık ister, ilgi ister ve aile ile dayanışma ister. Bu konuda açılan eğitim merkezlerinin çalışmalarına sadece gelir ilişkisi olarak bakmaları doğru değildir. Nitekim sektörün tümüyle özel sektöre açılması doğru değildir. Özel sektör haklı olarak kar amacıyla çalışmak ve karını yükseltmek zorundadır. Tabii devletin de sınırlı imkânları içinde bu hizmeti tek başına üstlenmesi kolay bir hizmet değildir.

Zaten bu konudaki sorunlar zaman zaman medyaya da yansımakta, gerek özel sektörde gerekse devlet kuruluşlarında ortaya çıkan yolsuzluklar ve vasıfsız işgücü nedeniyle meydana gelen olaylar, başta engelli aileleri olmak üzere tüm insanları üzmektedir. Yaşanan sorunlar yine bir ölçüde engelli ailelerine yansıtılmakta, engellilere verilen imkânların daraltılması veya hizmetlerin kısılması yönünde uygulamalar yapılmakta, aileler sıkıntılar ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

Kooperatifler bu noktada devletin işini kolaylaştırma rolü oynayabilecek bir modeldir. Ayrıca ülkemizin sınırlı kaynakları içinde engellilere ayrılan kaynakların gereği gibi kullanılması ve özel sektöründe piyasanın sadece kendilerine kaldığı mantığından kurtulması için kooperatiflere ihtiyaç vardır. Kooperatiflerin sorumluluklarından biri de ortakları yanında kamunun menfaatlerine de uygun davranmaktır.

Bir ülkenin gelişmişlik ölçülerinden biri de engellilere verilen hizmetleridir. Gelişmiş ülkeler bu hizmetlerini sadece devlet olarak değil, kurulan kooperatiflerin desteği ile de gerçekleştirmektedirler. Ülkemizde de devlet sınırlı ekonomik imkânlar arasında kaynak yaratıp görevini yerine getirmeye çalışmaktadır. Kaynakların verimli kullanılması ve kullanımının gözlenmesi ve bir ölçüde denetlenmesi tüm engelli ailelerinde sorumluluğundadır. Bu görev doğrudan verilen bir görev olmayıp bir vicdani görevdir. Bu kapsamda ülkemizde yeni tomurcuklara ihtiyaç vardır. Aileler bir araya gelmeli ve yeni kooperatifler kurmalıdırlar.

Bu konuda devletin ilgili kurumlarının da yapması gereken özürlü kooperatiflerini diğer kooperatifler gibi görmemesi, ana sözleşmesindeki kamu yararına olan maddelerin dikkate alınması ve maddi bir katkıdan çok bürokratik kolaylıklar sağlanmasıdır. Sonuçta aileler kendi iradeleri ile bir araya gelmekte ve ihtiyaçları için kooperatifler kurmakta, adeta bir kamu görevini yerine getirmektedirler.

Bugün için EGETEKO ve Tomurcuk sadece küçük bir ışıktır. Bu ışığa ülkemizdeki engellilerin ve ailelerinin ihtiyacı vardır. Arzumuz bu ışığın ülkemizi aydınlatması ve kooperatifçiliğin insani yüzünü ve duygularını başta engelli ailelerine olmak üzere tüm ülkeye yaymasıdır.

Bu kooperatiflerimizi büyüten ve bugünlere getiren bütün annelerin, babaların ve destek veren resmi ve özel kuruluşların önlerinde saygı ile eğilirim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 416
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 780
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster