Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '17

 
Kategori
Opera / Bale
Okunma Sayısı
230
 

Leyla Altuna Anlatıyor

Leyla Altuna Anlatıyor
 

Sadi Altuna, Leyla Altuna, İsmail Hakkı Aksu Süreyya Operası salonunda


Benim ailemde polifonik müzik her zaman vardı. Ben bu ortamda yetiştiğim için, bu müziğe hiç yabancı değildim. Bu müzikle yetiştim. Kız kardeşim, sonradan Devlet Sanatçısı olan Verda Erman, biliyorsunuz onu kaybettik, benden 14 yaş küçüktü. Ben evde egzersiz yaparken, o daha 3 yaşında idi ve beni taklit ederdi.

Onu alıp Konservatuvara hocama götürdüm. Dinledi, onu kabul etti.  O piyanoya başlayınca, ben de piyano öğrenmek istedim. Konservatuara kayıt olmak için gittim, o zaman hoca olarak orada Ferdi Statzer vardı. Sınava girdim, piyano taburesine oturdum, ne çalacaksınız dediler, ben de Beyer dedim. Olmaz, sizin bu yaşınızda en az 5. Sınıfta olmanız gerekiyor, olmaz, deyince, başladım ağlamaya. Durun, durun, ağlamayın, belki sesiniz vardır, dedi Ferdi Statzer. Başladılar sesimi dinlemeye, arpej yapıyorlar, çıkıyor, çıkıyor mi bemol, fa, sol… Tamam, tamam deyip beni durdurdular.

Madam Gelenbevi ile diğer hocalar beni almak için aralarında kavga etmeye başladılar. Neyse okula girdim, başarımdan dolayı beni sınıf atlattılar, 1959’da son sınıf mezuniyet konserinde eşimle tanıştım. O gece 3 tane rolüm vardı, Butterfly- Suzuki düeti İnci Başarır’la yaptım. Sonra Carmen kentette Mercedes’i ve Faust’ta  Marguritte’yi söyledim. Ara oldu, kuliste bir gazetecinin benimle görüşmek istediğini bildirdiler. Ben de hava olsun diye hiç vaktim yok diyorum. İşte gazeteci eşimle o zaman tanıştım ve hemen evlenmeye karar verdik. Hocam bu kararıma çok kızdı ve 1 yıl bana diploma vermedi, geciktirdi. Ama ben kararımdan vazgeçmedim. Kardeşim Verda, benim evlenmemi hiç istemiyordu. Zaten küçüktü. O kadar çok ağladı ki, evde bir kedimiz vardı, onu kucağına alıp ağladı, gözyaşlarından kedinin tüyleri ıslanmıştı. Ama ben kararımdan vazgeçmedim. O sırada kardeşim Verda da Devlet Bursu ile eğitim için yurt dışına gidiyordu. Ben evleneceğim için onunla birlikte gidemedim.

Evlendikten sonra eşim ataşe olarak Bonn, Frakfurt, Viyana gibi şehirlerde görev yaparken, beni Almanca bilmediğim için operalara almadılar. Üstelik, bende eşimden dolayı diplomatik pasaport vardı, bu pasaportla kesinlikle olmaz dediler. Ancak, sefaretlerde ve radyolarda konserler verdim. Sonra merkeze çağrıldık, bu arada 1977 hükümet değişti, Ecevit başa gelmişti ve bizi geri çektiler. Buna çok üzülen eşim kalp krizi geçirerek 1978’de vefat etti. İki çocuğumla ortada kalınca önce Ankara Operası’na koro sanatçısı olarak girdim. Zaten, formasyonum uygun olmasına rağmen üzüntüden solistlik yapamazdım, çok sevdiğim operada koro sanatçısı olmayı uygun buldum. Aydın bey beni çok severdi, özellikle Turandot’ta beni ön sıralara alırdı. Sonradan İstanbul Operası’na geldim. Burada da Gürçil Çeliktaş’ın sahneye koyduğu Romeo ve Juliet operasında Juliet’in annesi rolünü rolünü Suat Arıkan ile birlikte oynadım. Bir de Aydın Gün’ün sahneye koyduğu Maça Kızı operasında Çariçe oynadım. Bunun dışında La Boheme operası 2. Perdede sessiz rol olan çorbacıyı oynadım. Ayrıca Ankara ve İstanbul’da radyo konserlerim oldu. Okulda birçok operayı komple çalıştım ama operada oynamadım. 1997 yılında yaş haddinden emekli oldum.

Bu arada, istemeden, kardeşim Verda ile aramız biraz açılmıştı. Uzun süren bu soğukluk, onun son zamanlarında düzeldi ve tekrar biri birimizle kaynaştık. Maalesef kardeşler arasında bazen böyle şeyler olabilmektedir. Onu şimdi çok özlüyorum. Huzur içinde uyusun.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 138
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

Ressam, dekoratör, araştımacı yazar. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster