Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '21

 
Kategori
Yolculuk
Okunma Sayısı
37
 

LOMBOK ADASINDA MAHSUR KALMAK

Yazan: Tugba Cosgun      

Pandemi döneminde Türkiye'ye dönmek yerine, Tayland'dan Endonezya'ya gidip, Lombok adasında mahsur kalmak kimin cesaret edebileceği bir şeydi ki?

 

28.10.20, Kuta, Lombok, Endonezya

Yaklaşık 7 aydır Endonezya’nın Lombok adasının güneyindeki Kuta şehrinde yaşıyorum. Tayland’dan buraya kaçarcasına geldiğim hikayemi daha sonra paylaşacağım. Fakat öncelikle buradaki hayattan bahsetmek istiyorum.

 

 

Lombok Adasından bir görünüş..

 

 

Tamamı müslümanlardan oluşan Kuta şehrinde kocaman bir Ramazan ayını yaşarken her akşam iftar saaatinden sonra havai fişek patlamaları, ardından gece yarılarına kadar devam eden halka sesleniş biçimindeki sesli kuran okumalarını, tüm insanların istisnasız oruç tutmasını, iftar saati yaklaşırken sokakların birden dolup heyecanla oradan oraya koşturmalarını, insanların daima güler yüzlü olmasını gözlemleme fırsatım oldu.. Müslümanların yanısıra Hindu, Budist, Hristiyan dinlerinden de bir çok yerli insan var, fakat yine de ülkede çoğunluk Müslümanlardan oluşuyor.

 

 

Tanjung Aan Beach

 

 

Tropikal olmasının yanısıra bir de volkanik bir ada olduğu için toprağı çok verimli. Her türlü meyve ve sebzeyi taptaze bulabilirsiniz. Adanın tam ortasında bulunan aktif yanardağdan, muson yağmurlarının birikimiyle oluşan okyanusa açılan nehirler tam bir yağlı boya tablosunu andırıyor. Bu nehirlerde yetişen su ıspanaklarını toplayıp, okyanustan balığın her türlüsünü yakalayıp, köyün her yerinde serbestçe dolaşan tavuklardan yumurta elde edip, ülkenin geçim kaynağı olan pirinç tarlalarından da pirinç ihtiyacını giderip; tüm hayatınızı bedavaya getirebilirsiniz. Her yerde ve her mevsimde yetişen hindistan cevizi ve muz ağaçlarını söylemiyorum bile.. Hal böyle olunca burada yaşayan insanların da yiyecek konusundaki sorunları neredeyse yok denecek kadar az kalıyor. Peki onlar bunun farkında mı? Bilinmez..

Ben buraya ilk geldiğimde tek dikkatimi çeken insanların sürekli güler yüzlü olmasıydı. Gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine herkes gülümsüyor. Ve hayatı öylesine umursamaz yaşıyorlar ki imrenmemek elde değil. Burada yaşarken tüm pandemi döneminde, bu küçücük yerleşim yerinde mahsur kalmanın verdiği şaşkınlık ile insanları inceleme fırsatım çok oldu. İlk başlarda korktuğum konular olmadı değil. Merkezin dışında hastaneye benzeyen ama içinde doktor olmayan küçük bir bina olan Kuta’da, eğer herhangi bir sağlık sorunuyla karşılaşırsam ne yapacağımı bilemememin verdiği endişe vardı. Gerçi bu endişe tüm dünyayı sardı, sarmaladı ve bu günlere kadar getirdi.

 

 

Tetebatu Waterfalls

 

 

Korona döneminde herkes evlerde mahdur kaldı; kimisi mutlu oldu bu durumdan, kimi çıldırdı. Ben ise sürekli korona haberlerini takip ettiğimde, farklı ülkelerde yaşayan insanlarla sürekli bu konuda konuştuğumuzda panik atak gibi hislerle büründüğümü, kendi kendime sürekli depresifleştiğimi fark ettim. Ardından her şeyi takip etmeyi bıraktım. Tek takip ettiğim hangi aylarda hangi meyvelere ulaşabildiğim, nasıl sağlıklı beslenebileceğim ve kendimi nasıl sağlıklı hale getirebileceğimdi. Böyle de yaptım. Bazı şeylerin bizim elimizde olmadığı gibi, bu durum da birilerinin isteği üzerine planlanan muazzam bir şeydi. Yani sen ne yaparsan yap işin içinden çıkamazsın, engel olamazsın, önüne geçemezsin.. Hal böyle olunca da elimdeki imkanlarla zamanımı en güzel ve verimli şekilde geçirmeye karar verdim.

‘Issız bir adaya düşerseniz yanınıza alacağınız 3 şey ne olurdu?’ sorusunu eminim hayatınızın bir döneminde en az birkaç defa duymuşsunuzdur. Ben bu soruya her yaşımda farklı cevaplar verdiğimi fark ediyorum. Ve kendimi bu adada mahsur kaldığımda sırtıma yüklendiğim ve yollara düştüğüm sırt çantam dışında hiçbir şey alma gereksinimi duymadığımı da biliyorum. Hatta muson yağmurları mevsimi ve güney yarım küre olması sebebiyle soğuk havaları nasıl olsa geride bırakıyorum diyerek kalın kıyafetlerimden Hİndistan’da ayrılarak, yükümü biraz daha hafiflettim. Bu yolculuğumun benim için her açıdan bir değişim olmasını istiyorum.

 

 

Günbatımlarından sadece biri..

 

 

Yanımda bitmesin diye yavaş yavaş okuduğum kalın bir kitabım, kirlendikçe değiştirebileceğim kadar sayılı tişört, 1 adet aslında rengi başlangıçta yeşil olan fakat şu günlerde güneşten solmuş şort, Hindistan’ın Jodhpur şehrindeki Sardar Market’te el arabası satıcısından 5TL’ ye aldığım parmak arası terlik ve hayallerim var. Motivasyonum, cesaretim, sağlığım, gücüm ve azmim ise soyut olarak ağır olmasına rağmen, somut olarak hiç yer kaplamıyor.

Bugün, bundan sonraki hayatımın ilk günü olduğu için yepyeni bir başlangıç ile yeniden büyük bir nefes alıyorum ve kendimi önümden kaldırıyorum. Şimdi sıra bende..

ETEM SEVİK, jale kasap bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 84
Kayıt tarihi
: 24.03.21
 
 

Fizikçi olarak başladığım hayatıma, sırt çantası ile dünyanın öbür ucunda minimal olarak kurduğum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster