Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
793
 

Musul'un işgaline yaklaşılan durumlar-3

MUSUL KONUSU, TARİHE, RESMİ YA DA DEVLET TARİHİ ANLAYIŞI İLE DEĞİL; TARAFSIZ TARİH ANLAYIŞI İLE AKTARILMALIDIR.


Bu bloğumda da, resmi tarih ya da devlet tarihi öğretisi içinde, çeşitli nedenlerle değinilmeyen ve okul kitaplarında objektif bir biçimde yer verilmeyen bazı konulara değinmek istiyorum. Çünkü, tek yanlı bilgilenmenin, düşüncelerin gelişimini ve düşünce üretimini engellediğini ve olayların değerlendirilmesinde yetersiz kaldığını düşünüyorum.

Bloğumu -ve bu konudaki diğer bloglarımı- okuyan tarihe meraklı arkadaşlarımın ve varsa tarih öğretmeni okuyucularımın yararlarına sunuyorum.

x x x

Lozan Konferansı'nda görüşülen ve tartışılan konular, önce, resmi oturumlar öncesi yapılan ikili ve çoklu görüşmelerde konuşulur sonra da resmi oturumlarda tekrarlanırdı. Bu herket tarzı, delegelerin resmi görüşmelerde daha rahat davranmalarına yardımcı olurdu.

Bazan resmi oturum öncesindeki bu toplantılarda, bazı sorunlar çözüme bile ukaştırılırdı. Aynı hareket tarzı, bugün bile iç ve dış resmi toplantılarda başvurulan bir yöntemdir.

Bu nedenle, Lozan Konferansı'nı - bugün de bazı iç ve dış resmi toplantıları- izleyen gazeteciler, Konferans'ın resmi oturumlarından çok, bu özel görüşmelere göre yorum yaparlar ve konferansın gidişatını bu özel görüşmelere dayanarak izlerler ve gazeteleri için haber yaparlardı. Bugün de öyle olmuyor mu? Bakanlar Kurulu'nun basına kapalı toplantı gündemini bile, toplantı öncesinde gazetelerden okumuyor muyuz?

x x x

Lozan Konferansı'na ikinci delege olarak katılan Dr.Rıza Nur(*), hatıralarında şöyle diyor(1):

"Bir gün, İngilizler geldiler ve yeni tekliflerde bulundular. Hududu çizmişlerdi. Hudut, Musul'un hemen kuzeyinden geçiyor ve SÜLEYMANİYE SANCAĞI TAMAMEN BİZE BIRAKILIYORDU. Bu küçük bir şeydi. Demek ki, MUSULU ALMAK İÇİN ÜMİT VARDI. Bizim askeri Müşavir Tevfik(Bıyıklıoğlu) : 'Süleymaniye'den ne çıkar? Buraları dağlıktır. Musul olmayınca oralara gidilmez bile, başa bela olur' dedi. Ben oraları bilmem, asker de değilim. Görüyorum, İsmet de(paşa) bunları ondan soruyor...Tevfik, 'Süleymaniye'den ne çıkar' sözü ile beni de kandırdı. Böyle olsaydı da bari Süleymaniye'yi alsaydık. İki yıl sonra bunu da alamadık. İsmet, büsbütün Musul'u ter etti"

Lozan görüşmelerine gazeteci olarak katılan Ali Naci Karacan da, "Lozan" adlı kitabında, İngilizlerin, Kerkük, Süleymaniye sancakları ile Musul Vilayeti'nin kuzeyini geri vermeye hazır olduklarını, yalnız Musul şehrini muhafaza edeceklerini yazarak(2) bir anlamda Dr.Rıza Nur'u doğrulamaktadır.

Ancak Türk Heyeti, Süleymaniye ve Kerkük'ün Musul'dan ayrılamayacak kadar bir bütün oluşturduğunu, bu nedenle Musul'un da Türkiye'ye verilmesini isteyerek İngilizler(Lord Curzon'un) bu teklifini reddetmiştir.

Dr.Rıza Nur, devam eden anıllarında İngilizlerin(özellikle Lord Curzon'un), Türkiye'nin gözünü Musul'dan uzaklaştırmak için, Türklerin Suriye'ye girmesine yeşil ışık yaktığını söyler. Bunu şu şekilde aktarır(3):

"
Nihayet pek gülerek yanıma geldi ve yavaş bir sesle; Musul, Musul...Ne yapacaksınız? Burnunuzun dibinde Suriye var. Onu alın! bir darbe kafidir"

Lozan'a ikinci delege olarak katılan Dr.Rıza Nur'un anılarının güvenirliliği tartışılabilir; ancak, gerek Ali Naci Karacan'ın "Lozan Konferansı ve İsmat Paşa" ve gerek Dr.Selahi R.Sonyel'in "Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika-II" adlı kitabında, Dr.Rıza Nur'un ve İsmat Paşa'nın, ayrı ayrı ve özel olarak Musul konusunda, Lord Curzon ile konuştukları yazılmıştır.
(4)

Ali Fuat Cebesoy da, anılarında Musul Vilayeti'nin kuzeyinde ve Suriye hudu üzerinde bazı arazinin alınması ve Musul petrollerinden önemli hisselere sahip olma imkanı varken, sonradan bunun kaybolduğunu yazmaktadır.(5)

SONUÇ :

Buraya kadar yapılan kaynak araştırmalarından elde edilen bilgilere dayanarak, "eğer, Türkiye, Lozan Konferansı sırasında Musul'un tamamı üzerinde ısrar etmemiş olsaydı, harita üzerinde yapılacak bazı değişikliklerle hiç olmazsa, Musul'un bir kısmı ve dolayısıyla Musul'un içinde bulunduğu Kuzey Irak'ın önemli bir parçası Misak-ı Milli hudutları içine alınma şansına sahip olabilirdi" diye düşünülebilir miydi, acaba?

Ben düşünüyorum; siz ne dersiniz?


cdenizkent


________________ :

(*) Dr.Rıza Nur :
(Sinop 1878-İstanbul 1942) Askeri Tıbbiye'yi bitirdi;Gülhane Askeri Hastanesi'nde çalıştı; Tıbbiye'de ders verdi.İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra siyasete atıldı.İttihatçılar ile anlaşamadı.Bu dönemde hareketli bir siyasi yaşamı oldu. 1920'de milletvekili seçildi.İstanbul'un işgali üzerine Anadolu'ya geçti ve TBMM'ye katıldı.Sonra Milli Eğitim Bakanı oldu.Rusya ile yapılam Moskova Antlaşması'na delege olarak katıldı.1921'de Sağlık Bakanı oldu.Lozan Konferansı'na İsmet Paşa'nın yanında ikinci delege olark seçildi.1926'dan sonra siyasetten çekildi ve yurtdışına gitti.Atatürk ve İsmet Paşa ile fikir ayrılıkları olduğu görüşü yaygındır.Atatürk'ün ölümünden sonra yurda döndü. Anıları ölümümden sonra, "Hayat ve Anılarım" adıyla 4 cilt halinde yayımlandı(1967-1968).
Not: 1000 sayfayı geçen anılarını satır satır okudum.Anılarında tarihe ışık tutacak çok bilgi var; ancak Atatürk'e ve devrimlerine karşı olan tutumunu da açıkça belirtmektedir. Daha da ilginci, zaman zaman yazdıkları içinde Attatürk'e ağır hakeretleri içeren sayfalar da bulunmaktadır.Bu bakımdan, anılarını biraz kuşkuyla karşılamak ve güvenirliliği üzerinde biraz düşünmek gerekir. Anılarının ölümünden sonra yayımlanmasının nedeni de bu olabilir. Ancak 1000 sayfayı aşan anılarının hepsinin uydurma olduğunu düşünmek de, sanırım bir araştırmacı için doğru bir yaklaşım olmaz. Bunun için de, bloğumda yer verdiğim anılarını, başka kaynaklardan doğrulamaya özen gösterdim.

(1) Dr.Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım, ss.1030-1031

(2) Ali Naci Karacan, Lozan, 2.b. Milliyet Yayınları, 1971, s.241

(3) Dr.Rıza Nur, A.g.y., s.1034

(4) Ali Naci Karacan, Lozan Konferansı ve İsmet Paşa, s.90

(5) Ali Fuat Cebesoy, Ali Fuat Cebesoy'un Siyasi Hatıraları, ss.125-132

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Düşünmek... Olaylara başka açılardan bakmak ve o anı yakalamak. Emperyalizmin temelinde 1. derecede ekonomik çıkarlar yatar. İngilizler bu konuda usta oyuncu olarak Dünyanın iliğini emdiler. İsmet Paşa ve çevresindekilerin dar ufukları ve yılgın tavırları(II.D.S. adalar için de öyle yaptılar), Gazi'nin orduyu iki ateş arasında bırakmak istemeyişi (-ki, haklıydı, bir yıl sonra Şeyh Sait İsyanı çıktı) Musul konusunda baskın davranılmasını önledi. Başarılar...

Ayten Dirier 
 30.10.2008 11:18
Cevap :
Merhaba...Aynen öyle. İlginiz ve katkınız için teşekkür ederim. Selamlar.  30.10.2008 12:27
 

Değerli cdenizkent, Avrupa (19. asır sonunda) otomobilde seri üretime geçer. Ancak (ABD gibi) petrolü yoktur. Petrol Osmanlı'dadır. Ve İngiltere, 19. Asrın sonunda gücünü de kaybetmektedir. (Nöbet ABD'de) Musevilere Ortadoğu'da İngilizlerin önderliğinde yer verilmesinin altında, Musevilerden yapılan savaşlara kaynak alınması yatar. Musul, cumhuriyet ve Osmanlı'nın dağılmasını iyi anlamak; hem siyonizmi, hem de petrolü (bir damla kan'dan değerli olduğu) anlamaktan geçer. İngilizlerin başından beri nerede ise tek hedefi Musul bölgesidir. (bu konuda İngiliz ve Fransız arşivlerine bakılabilir) hatta ingilizler ilginçtir! bizde 1918'de itibaren Cumhuriyetin kurulmasını seslendirirler. Eğer, 2.Abdülhamidin anlayışı devam etseydi, tarihimiz başka bir türlü de yazılabilirdi. Fransızlar, baştan beri İngiliz ve İtalyanların Osmanlı topraklarının işgaline karşıdırlar. Çok şey var. benden bu kadar. Ötesini siz zaten çeşitli kaynaklardan araştırıyorsunuz. Musul işi karışıktır! Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 24.10.2008 15:46
Cevap :
Merhaba...Bir aydan beri yazdığım bu konuda, petrol konusuna pek değinmedim.İlerde "Lozan-Musul-Petrol" adlı birkaç blogluk bir dizi yazmayı da düşünüyorum. Burada da, resmi tarihimize düşmemiş ya da düşürülmesi istenmemiş ilginç bazı olaylara değineceğim.Aslında, Lozan'da, bizim için de petrol konusu, toprak konusundan daha önemli idi. Bunu ortaya çaıkarmaya çalışacağım. Size, şimdilik 12-03-2008 tarihli "Amerika için...Varsa yoksa petrol" adlı bloğumu önerebilirim. Boş zamanınızda bir göz atmanızı isterim.Bu arada katkınız için de teşekkür ederim. Selamlar.  25.10.2008 12:07
 

ısrar edilse idi kesin bizde kalacağına şüphem yok ama yaralı bir ceylan gibi ürkek olduğumuz o günlerde bu da bir başarısızlık sayılmamalı....ilgi ile bir kez daha okudum yazını alıntılar ve yorumun çok isabetli umarım tarihi ve gerçekleri seven arkadaşlar da okur...sevgiler yurttaş

Zadig 
 24.10.2008 12:31
Cevap :
Merhaba...Teşekkür ederim. Size bu yanıtı yazmamın arkasından bir blog daha yayına vereceğim. Tekrar teşekkür ve selamlar.  24.10.2008 14:58
 

Dr.Rıza Nur'un anılarına da yer vererek bir tabuyu yıkmış oldunuz. Lozan da ne olup bittiğini hala tam olarak bilemiyoruz. Ancak İstiklal Savaşından zaferle çıkmış bir devlet olarak karşılığını alamadığımız kesin..Nitekim, Yunanlıların savaş tazminatı ödemesini de İnönünün, "ne yapalım paraları yok.." gibi bir gerekçeyle bağışladığı yine Lozan üyesi olan Rıza Nur tarafından zikredilir. Önemli olan tarihi yargılamak değildir amma tarihten yararlanarak bugünün ve geleceğin politikalarını doğru üretmek gerekir..Teşekkürler,selamlar..

ali açıköz 
 22.10.2008 17:21
Cevap :
Merhaba Ali Bey...Sanırım, birkaç blog daha yazacağım. Sonra da genel bir değerlendirme yaparak güncele döneceğim. Katkınız için teşekkür ederim. Selamlar.  23.10.2008 10:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 973
Toplam yorum
: 2471
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1384
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster