Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '08

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
7832
 

İşte tarih; Sultan Vahideddin anlatıyor; 19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa Samsun’da! (Son)

İşte tarih; Sultan Vahideddin anlatıyor; 19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal Paşa Samsun’da! (Son)
 

Vahdettin der ki;“Mustafa Kemal benim paşamdır. Hiçbir Türk askerine hakaret edilmesine izin vermem.


Üzerinde çok tartışılan; “Sultan Vahideddin haindir- değildir” Ve Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a gidişi ile ilgili ayrıntıları, sadece taraflarının anlattıkları ile vereceğimizi ifade etmiş, Vizeyi veren İngiliz subay ile Mustafa Kemal Paşa’nın anılarını aktarmıştık. Bu son bölümle; Sultan Vahdettin’i (başyaveri ve kızı Sabiha sultanın) anlattıkları ile noktalayacağız. Yorum ve karar okuyanındır.


G) KAYNAK; Sultan Vahideddin, ( Nakleden; başyaver Avni Paşa); sahife 136
Alıntı yapılan kitap; (Murat bardakçı, “Şahbaba”)

“Ertesi gün 16 Mayıs’tı, günlerden cumaydı…

Hüzün her zerreye sinmişti. İzmir’in bir gün önce işgal edilmesinin hüznü…

Namazını bu elem havasını teneffüs ederek tamamladı Vahideddin.

Sonra camiin hükümdarlara ayrılan yerine, mahfil-i humayına geçti. Vedaya gelen bir yolcuya “uğurlar olsun” diyecekti.

Odada dört kişidiyler. Zat-ı Şahane, yani Vahideddin; Sadrazam Ferid Paşa, başyaver Avni Paşa ve Mirliva-Tuğgeneral-Mustafa Kemal Paşa.

Ortadaki ayakları altın varaklı mermer masanın üzerinde bir Kur’an-ı Kerim duruyordu.

Yazısı tezhibinden, tezhibi cildinden nefis elyazması bir Kur’an.

Sadrazam dışında herkes askeri üniformalarını giymişti… Zat-ı Şahane de… Bej bir üniforma vardı üzerinde… Masaya doğru birkaç adım attı Vahidedin…

Sadrazamla Avni Paşa da hükümdarı takip edip bir adım gerisinde durdular…

Herkes ayaktaydı…

Mustafa Kemal Paşa asker adımları ile ilerledi, masanın öteki tarafına, padişahın karşısına geçti. Askeri tavrına ruhani bir hava verip, sağ elini Kur’an’ın üzerine koydu ve öbür elindeki küçük kâğıdı okumaya başladı;

........

Sonra mırıltı halinde “Cenab-ı Allah muvaffak etsin” sözleri işitildi.

* * *

Vahideddin bu yemin merasimini seneler sonra San Remo’da kendisi ile birlikte sürgünde olan başyaveri Avni Paşa’ya hatırlatacak ve Paşa hatıralarına şöyle yazacaktı: (Kaynak kitap; Şahbaba, s. 135)

“…Zat-ı şahane elbise askeriyeleri labis olduğu halde ayakta bulunuyorlar.

Önlerinde masanın üzerinde dahi Kelam-ı Kadim duruyordu.

Sadrazam Paşa, Yaver Paşa, padişahın iki tarafında ve bir adım gerisinde idiler.

Mustafa Kemal Paşa’nın tavr-ı askeriyesine dini bir eda dahi vererek ilerledi ve sağ elini Kelam-ı Kadim üzerine koyarak şu yemini eyledi;

“Heyet-i vükelaca tanzim olunup irade-i seniyye-i hazret-i padişahiye iktiran eden 21 maddelik talimat-ı mahsusada musarrah salahiyet-i vasia mucibince Anadolu vilayat-ı şahaneleri bi’l-umum memurin-i mülkiye ve askeriyesi üzerinde icrasına memur bulunduğum teftişat ve tahkikatı rızay-i ali-i cenab-ı hilafetpenahi daire-i necat-ı bahiresinde medar-ı fahr ve mübahat-ı memlukanem olan sadakat-ı kamile ile bezl-i makderet eyleyeceğime vallahi billahi”

* * *

Bahriye nazırı Avni Paşa vapurun hazırlanmasını işini günler öncesinden halletmişti. Biraz sonra demir alındı, Karadeniz’e açılmalarından hemen önce bir devriye hücumbotuyla gelip

Bandırma’nın (geminin adı) güvertesine çıkan İngiliz denizcileri vizeleri kontrol ettiler ve “please proceed sir!” yani “Lütfen devam ediniz efendim” dediler. (Şahbaba, sahife, 137)

* * *

H) KAYNAK; Sultan Vahideddin’in kızı Sabiha Sultan; (Nakleden eski başbakanlardan Suad Hayri Ürgüplü) sahife 143


“Babamın padişah olmadan evvel ve veliahd iken en çok tanıdığı ve takdir ettiği Mustafa Kemal Paşa idi. Yaveri idi ve onunla Almanya seyahati de yapmıştı.

Mustafa Kemal Paşa’da ona çok bağlı ve hürmetkârdı. Memleketin en feci durumunda başa geçen babam mücadelenin ancak Anadolu’da devam edebileceğine inanmış ve Mustafa Kemal Paşa’yı bu işi tek başarabilecek insan saydığından Anadolu’ya kaçmaya teşvik etmiştir...

Bunu size söylediği gibi, bu kararlaştırılınca yanından çıkıp yaverler odasına giren başyaver Naci Paşa (Naci eldeniz) diğer yaverlere bunu gizlice tebşir etmiş (müjdelemiş) ve “hele şükür efendimiz Mustafa Kemal Paşa’yı Anadolu’ya geçmeye ikna etmişler!” demiştir.

Rahmetli Yümni Paşa’da bunu gayet iyi bilirdi.

Aralarında konuşup mutabık kaldıkları hususlar vardı;

-Evvela birbirini tanımıyor ve mutabık kalmamışlar, Ayrı ayrı iş göreceklermiş gibi hareket edilecek;

-İş yani hangi yönden selamete götürülürse sonra birleşecekler. Yegane gaye vatanın selameti kurtulması ve istiklali olacaktı.

-“Biz her şey olabiliriz. Cahil, tecrübesiz, hatalı bir siyasete kapılmış olabilir ve zararlar da verebiliriz amma Osmanoğulları olarak nasıl vatan haini olabiliriz?

Bizi en iyi tanıyan Mustafa Kemal Paşa bunu nasıl söyler!” der….

Ben kızı olarak ve ölümüne kadar başucunda olan en sevdiği bir insan olarak şunu bütün şerefimle temin ederek ve Osmanlı İmparatorluğu’nun bütün şan şeref dolu varlığını ortaya koyarak söylemek isterim ki;

Babam asla hain değildir. En koyu, sağlam bir vatanseverdi.

Öyle yaşamış, öyle ölmüştür.”


* * *

İşte tüm taraflar ve anlatılanlar.

Her zaman olduğu gibi karar sizlerin.

Resim:www.gaziantep.net'ten alıntıdır.

ütopik bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anadolu’nun kurtulabileceğini düşünen biri Mustafa Kemal’le aynı vapura binerdi.O kadar akıllı olan biri Anadolu kurtulduğunda kendisinin hain ilan edileceğinide düşünebilirdi.Koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahı olarak saltanatın anahtarlarını teslim etmektense halkıyla birlikte savaşarak tarih olmayı tercih eden padişahı yeğlerdik.Yazınızda tarafsız olduğunuzu söylüyorsunuz fakat hep Vahdettin’in haklı olduğu yönündeki kaynakları kullanmışsınız.Yani sizin görüşleriniz dışındaki kaynakları okumadınız mı,yoksa kulanmak mı istemediniz bilemiyorum.O zaman verilecek kararların zor olduğunu biliyorum fakat Vahdettin milletini değil kendi yaşamını seçmiştir.Ülkeden kaçarak yaptığı yanlışların farkında olduğunuda kanıtlamıştır.Bilgiler için teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum. .

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 04.11.2008 6:10
Cevap :
Değerli Murat Bey, Tartışılması için ifade etmek istiyorum. Gerçekte; -Vahdettin kaçtı mı? -Mecbur mu bırakıldı? -Yoksa şimdi karışıklık var, üç ay sonra dönersiniz mi denildi? Her zaman olduğu gibi karar elbette okuyanlarındır. İlginize ve emeğinize teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  04.11.2008 12:09
 

Suriye cephesi kumandanlığı sırasında fikir ayrılığına düştükleri Mustafa Kemal’i İstanbul’da tutmak istemeyen Vahdettin. Kendisine Samsun’a gönderme kararı almıştır.O zamanlarda Mustafa Kemal Osmanlı ordusunun en iyi komutanlarından biridir zaten.Vahdettin’in Mustafa Kemal’den isteği ,artan İngiliz baskısı sonucunda bölgedeki isyancıları temizlemek,bölgedeki asayişi sağlamaktır. Vahdettin’in kızı ve yaverinin söyledikleri ise taraf olacakları için doğru bir kaynak olarak kabul edilemez kanısındayım.Bir yerdede Vahdettin’in ülkesini düşündüğünü Bağdat gibi yağmalanmaktan kurtardığını,hazineye sahip çıktığından falan bahsediyorsunuz. Yok olmuş bir ülke ve milletin hazinesi korunsa ne olur korunmasa ne olur ? Mustafa Kemal Anadolu’ya çıktığında bu hazinenin ona yada millete bir faydası olacak mıdır ?Bilirsiniz ki biz Türkler kaçmak yada korkmaktan çok savaşmayı ve ölmeyi yeğleriz.Vahdettin’in teslim olma tutumu bizler için kabul edilemez bir durumdur.

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 04.11.2008 6:09
Cevap :
Değerli Murat Bey, Şimdi herhangi bir mahkemede bir dava görülse ve yargıç her iki tarafı ve olayın şahitlerini dikkate almadan, taraflardan birine ve tek taraflı anlatımlara göre bir karar verirse, bu karar ne adil olacaktır? Elbette Sultan Vahdettin, kızı ve yaveri taraftır. Ve doğal olarak kendilerine göre anlatacaklardır. Hazine konusuna gelince; Umarım bir gün, Osmanlıdan kalan hazinelerle ilgili bir kitap okuma şansı bulursunuz. Özellikle de (Ankara'da) saklanan ve güneş görmemiş olanları! Sağlıcakla kalınız.  04.11.2008 12:04
 

Değerli Mehmet Bey; Yazı dizinizin tamamını okudum.Arada bölüm bölüm kısıtlı yorum yapmadım ki yazdıklarınızı daha iyi algılayayım istedim.Fakat şahsi görüşüm maalesef sizin yazdıklarınızla aynı değil.Kaynaklarınızın taraflı yada tarafsız olup olmadığını bilmiyorum. Fakat Vahdettin’in Mustafa Kemal’e git bu vatanı kurtar gibi bir emir verdiği görüşüne katılmıyorum.Vahdettin’in Almanya’ya gitmesi gerektiğinde Atatürk’ü sevmeyen Enver Paşa ne düşündü ise Mustafa Kemal’i yanında yaver gitmesini teklif etmiştir.Mustafa Kemal’de geleceğin padişahı ile Almanya’ya gitmenin faydalı olacağını düşünerek gitmiştir.Fakat padişahlığı sırasında Tevfik Paşa’yı sadrazamlığa getirmesiyle iki kişinin arasına kara kedi girmiştir.Tevfik Paşa’dan sonrada beklide hayatının hatasını yaparak eniştesi Damat Ferit Paşa’yı hükümeti kurmakla görevlendirmiştir.Almanya’ya giderken Mustafa Kemal’in ona yaverlik yapması Mustafa Kemal’i güvenilirler listesine almıştır.

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 04.11.2008 6:08
Cevap :
Değerli Murat Bey, öncelikle ilginize teşekkür ediyorum. Yazılanlardan amaçlanan; konunun tartışılmasını, farklı bir pencereden bakılmasını sağlamaktır. Kaynaklar; 1)Askeri okulda uzun yıllar öğretmenlik yapan ve dönemin de şahidi olan değerli bir tarihçimiz. Diğeri; Hürriyet Gazetesinde de yazan Murat Bardakçı ve "Şahbaba" isimli eseri. 3) Olayın şahidi ve vizeyi veren İngiliz istihbarat subayı. 4) Eski başbakanlardan Suad Haysi Ürküplü. Ne Dr. Rıza'nın anıları var, Ne Kadir Mısırlıoğlu, ne de Mustafa Budak ve ne de Kazım Karabekir ve diğerleri. Konu birinci dereceden yaşayanların ağzından verilmiştir. Peki, bu durumda, yanlışı doğrudan nasıl ayırt edebiliriz. Lise yıllarından beri yaptığım ve çok faydasını gördüğüm uygulama şudur; Bir konuyu ve kişiyi; hem kendi gözünden, hem de karşı görüşlerle değerlendirmek. Elbette doğal olarak dilediğiniz şekilde düşünebilirsiniz. Sağlıcakla kalınız.  04.11.2008 11:52
 

Merhaba! İşgaller başladığında, başkent gibi Anadolu'nun da her yerinde kurtuluş ateşleri alevlendi, ama bir şey eksikti: LİDER... İzmir'in işgali, çareler arayan Osmanlı Komutanlarını, hızlı karar alabilecek ve bu konuda tartışılmaz gerçek lidere yöneltti. Karabekir de yazışmalar yoluyla ikna edenler arasında olabilir. Erzurum'da Hükûmetin tutuklanması emrini çiğneyip, Mustafa Kemal'in emrine girmesi bunun kanıtıdır. Sonrası ise herkesin hayalini aşmış, ama Gazi'yi tanıyanları şaşırtmamıştır. Yol ayrımına gelince, bütün ihtilâllerde geçerli olan şu kuralı unutmamalıyız: İHTİLÂL ÇOCUKLARINI YER! Esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 30.10.2008 10:58
Cevap :
Saygıdeğer Ayten Dirier, sizler de çok iyi bilirsiniz, tarih aynı zamanda bir ilmi kimlik taşımaktadır. Takdir edilecektir ki, ilim; tez ve antitezi ile anlamını bulmaktadır. Özellikle, 19'ncu ve 20'nci asırda Osmanlının her bireyi, büyük acılar yaşamış, çok büyük fedakarlıklar yapmıştır. Hepsine minnet ve şükran borçluyuz. Bununla beraber insanlar, zaafları, ihtirasları ve hataları ile tanınmaktadırlar. Bizler, sevdiğimizi çok seviyor, kırıldığımızda da, gözümüz bir şeyi görmüyor, yaptıklarını unutuyor ve adil olamıyoruz. Bu konuda tarafsız olarak söylenecek çok şey var. Ancak, siz, bu olayı mükemmel şekilde özetlemişiniz; "Yol ayrımına gelince" Olay, bu kadar güzel özetlenebilirdi. Herhalde bilgi ve deneyim (süzme oğul çiçek balı misali) bu olsa gerek. Bununla ilgili Yanılmıyorsam Kazım Karabekir Paşa'nın da bir Amerikan hikayesi bulunmaktadır. Kısmet olursa onu da yazmaya çalışırım. Emeğinize, yüreğinize sağlık. Teşekkür ediyorum Sağlıcakla kalınız.  30.10.2008 12:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 927
Toplam yorum
: 2493
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1586
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisinde öğrenciliğim sırasında bir kamu iktisadi kuruluşunda başladığım çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster