Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '09

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
3036
 

Neden blog, İzmir Mavilimce; günce yazıyorum?

Neden blog, İzmir Mavilimce; günce yazıyorum?
 

Aklıma koymuştum bu şehre gelmeyi ve düşündüğümden çok daha önce geldim. Yeni bir ev, yeni bir iş yeri ve bir evlatla çok da kolay olmadı yaşam. Kimseyi tanımayınca, komşuya çocuk bırakılan ahbaplıklar olmayınca, evladım da kendi üzerine düşeni yaşadı ve beş yaşından itibaren gerektiği zamanlarda evde tek başına kaldı. Yani o da ben de elimizden geleni ardımıza koymadık yaşamak adına.

Giderek, konu-komşuyla akşamüzeri çayları ya da akşam yemeklerine varan ahbaplıklar oluşunca “birini bulsana” cümlelerini duyar oldum. Sanki kaybetmiştim de! Neyse, kulak asmadım. Yani öyle sandım. Ama, sanki kulağımda kalmıştı bu cümleler, eh biraz da rahata erdim ya, hani ne derler rahat b..maya başladı. Olabilir miydi? İyi de bu yaşta genç kız gibi birileriyle kesişecek halim yoktu ya. Nasıl olacaktı peki? Bu arada msn; anlık iletiden konuşup tanışanları duymaya başladım ama emin olamıyorum; yüz yüze tanıştıklarımda yanılmışken… Üstelik değil anlık ileti, netle uğraşmayı bilmiyorum. Derken bir gün hiç istemeden katıldığım bir sohbette MB’da (Milliyet Blog) yazmaktan bahsedildi. Sadece yazmak değil çok “sosyal” bir platform olduğundan. Birden hızla çalıştı gri hücrelerim “İşte bu” dedi. İstemeden gitmiştim o gece ama sonrasında “Gelmemin bir nedeni varmış.” diye düşündüm. Bu tarz rastlantıları anlatan yığınla kitap okumuştum; bir işaret olmalıydı bu ve hemen MB’a üye oldum.

Ve böylece yazı hayatım başladı.

Böylesi bir platformda elbette kendini geliştirmiş insanlar olmalıydı. Üstelik ben istemezsem bana ulaşamazlardı ve böylece seçilmek yerine, seçme şansım olurdu. Beyaz atlı kralımı bulabilirdim! Ben de bu amaçla yazdıkça yazdım; yorum yazdım, mesaj yazdım, günce yazdım, günmemece yazdım. Yazdım da yazdım. İşte ben bunun için blog; günce yazdım ve yazıyorum. Ve sonunda itiraf ediyorum; kader ağlarını bir ters bir düz; haroşa ördü ve ben "Beyaz atlı kralımı" buldum. Boşuna itiraz etmeyin benim yaşımda bekâr prens kalmamış, yoksa ben de biliyorum beklenenin prens olduğunu. Aslında daha sonra yazacaktım güncesini ama madem mimlendim artık itiraf ediyorum; bu ayın yirmi dokuzunda kına gecemi yapıyoruz, otuzunda da düğünümü. Kına gecesine sadece kadınlar gelebilir ona göre. Haa, illa kına gecesini göreceğim deyip kadın kılığına giren olursa, ne diyebilirim ki?..

Not: Bunların hepsi bir İzmir Mavilim kurgusudur. Ben sadece ama sadece “yazmak” istediğim için yazıyorum. Seviyorum yazma eylemini. “Çirkinlikleri” istediğim gibi “güzelliklere” ve bütün renkleri allem edip kalem edip; “MAVİ” ye dönüştürebiliyorum. Benim kahramanlarım birbirine “Seni seviyorum” diyebiliyor; sevdikleri için ve ben de en çok işte bunu seviyorum. Yani sevgiyi yazmayı; çiçekten, böcükten, aydınlık şehrimden, insanlarımdan, memleketimden ama ille de “yürek”ten, ama ille de “mavi”den yansıyan sevgiyi yazmayı seviyorum. Daha ne kadar ve ne yazabilirim bilmiyorum ama bildiğim, hiçbir şey yazamasam “Seni seviyorum” yazarım. Bu da her şeye değer.

Ben sadece ve ille de Ahmet Balcı'yı sobeliyorum:)

Ahmet Balcı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ister kral olsun fark etmez adam gibi biri olsun da, o da gelir Mavili arkadaşım. Yazmak tanımı zor güzel bir eylem, eylemlerimiz devam etsin... Gönlünde maviliklerle dolu umutların gözlerinden de umutların eksik olmasın, sen yaz ben zevkle okurum

kevser şekercioğlu akın 
 08.02.2009 22:31
Cevap :
"Tanrım gönlümdeki muradı versin/ Sen yanımda ol da dert üst üste gelsin.." Bu nasıl sevmektir böyle değil mi? Ama sevdi mi böyle sevmeli insan.. Televizyonda zap yaparken, Bülent Ersoy'a rastladım da. Tesadüf işte, bu şarkı denk geldi:) Sağ olasın arkadaşım, sağ olasın!.. Hemcinslerim yok mu hemcinslerim, ille de onlar, nasıl da güzel okurlar yazdıklarımı.. Okuyan gözlerine, gören yüreğine sağlık. Sevgiler, ille de arkadaş yeşilinden yansıyan mavilerle.  08.02.2009 23:07
 

Kral bulmaya gidiyorum ya:) Hoşgeldin Nergiz Abla hoşgeldin.:)))

derinmavi.. 
 08.02.2009 21:54
 

Üç yıl beklerim o gün gelir. Pullu poşuyu örterim kafana. Yüksek yüksek tepelere diye hem höykürür, hem ağlatırım. Sen kraldan haber ver delişmen kadın. Sevgiler kocaman...

narçiçeği 
 08.02.2009 20:49
Cevap :
Kınanın rengi, kokusu... ille de ellerde, ayaklarda yakısı..:) Pullu poşu kırmızı olacak değil mi? Bana müsade ben bi kral bulup geliyorum:) Sevgiler, kına kokularından yansıyan mavilerle.  08.02.2009 21:53
 

Keşke beyaz atlı kral olsaydım:))) Düğünü şubatın olmayan tarihi 30'unda isteseniz de o yıl şubatın 30 çekmesini bile sağlardım:))) Şaka bir yana bu MİM meselesi pek çok kıymetli kalemi tanımama sebep oldu. Ahmet Balcı ballı bir usta olduğu için daha evvel benim tarafımdan mimlenmişti:))) Kaleminize ve kurgunuza sağlık:) Teşekkürler. Siz yazın biz okuyalım.

Emine Supçin 
 08.02.2009 13:34
Cevap :
Merhaba. Yorumunuzu okuyunca, "nınınınnnn" dedim. Bu yorumun üstüne herhalde isminizi Emine olarak okuyacak değildim değil mi:) Emin diye okudum:) Amanın Ahmet Balcı'yı siz daha önce mimlemiş miydiniz? Ben de "sobeledim diye niye bu kadar kızdı ki:") diyordum. Çok teşekkürler değerli yorumunzu için. Elimden geldiğince bir de yüreğimi katıp, yazmaya çalışıyorum işte. Not: Bir espriyle başlamışsınız ya hani yorumunuza, aslında öyle bir gerçeği vurgulamışsınız ki! Evet, bir kadın isterse, her şeyi yapabilir! Erkeklerin çekemediği :) de budur zaten, değil mi? Sevgiler, kadınlarımızın gücünden yansıyan mavilerle.  08.02.2009 16:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 208
Toplam yorum
: 2556
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 3230
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

Yazmak... Öyle güzel, öyle hoş ve öyle derin bir eylem ki!.. Olmazları bile oldurabiliyorsun. "Ke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster