Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '17

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
439
 

Okuma, Konuşma, Yazma!

Okuma, Konuşma, Yazma!
 

Özgürce yazalım!


İnsanoğlunun zihinsel birikimi üç sütun üzerinde yükselir, okuma, konuşma ve yazma!

Okumak için zevkli, keyifli bir alışkanlık şeklinde tanımlanmış olan kitap sevgisi gereklidir.  Okumanın ön koşullarında biri de dil sevgisidir. Okuma, sürekli okuduklarını doğru ve hızlı anlama, anlamlandırma yeteneği ile de ilişkilidir. Kelime hazinesi zengin olanların sevdiği bir eylem türü olan okumayı ayrıca bilgi edinmenin yollarından biri olarak ta biliyoruz. Hitap etmenin, konuşmanın ana datası, veri tabanı okumanın diğer bir yönü de insanın duygusal yönünü geliştiren bir faaliyet olmasıdır. Farkında olmasak ta günü birlik işlerde hem iletişim kurmada hem de kendimizi ifade etmede okumanın sonsuz olanaklarından yararlanırız.

Sözlü anlatım olarak ta ifade edilen konuşma ise dinleyenleri ilgilendiren konuları seçmek ile nitelik kazanır. Konuşanın kendisi de dinleyeni de konuya ilgi duymalıdır. Kullanılan sözler, anlaşılır şekilde ifade edilmeli, cümle ve kelimeler doğru seçilmelidir. Ses tonu, konuya uygun olmalı, gereği şekilde alçaltıp yükseltilmelidir. Konuşan, mutlaka göz teması olmalı, dinleyenin yüzüne bakmalı, ifade ettiklerini jest ve mimiklerle güçlendirmelidir.

Özetle konuşma, bir haberi, düşünce ya da duyguyu dinleyen de ilgi uyandıracak şekilde, işitilir ve tatlı bir sesle, konuya uygun bir ton vererek, kelime ve cümleleri doğru söyleyerek, dinleyenlere bakarak, dik durarak, sözleri güçlendirmek için jest ve mimiklerle desteklenen bir eylemdir.

Yazı ile anlatım bir başka ifade ile yazmak, düşünce ve duyguları yazı ile ifade etmektir. Duyguların, düşüncelerin yazıya dökülerek özgürleştirilmesidir. Tabii ki her konuşulan yazılmaz, yazılanda da anlamlı düşünce bulunmalıdır. Cümleler ve konu içerisinde anlam korelâsyonu ve yazılanın sağlam bir paradoksu olmalıdır. Yazı, çocukların hikaye yazımındaki; Olay nedir?, Hikayedeki kahramanlar kimlerdir?, olay nerede geçmektedir?, olayın sonucunda ne olmuştur? basit kurgularını içermelidir.

Günlük yaşamında yazma işi ile en çok uğraşanlardan biri olan Mahmut Yesari; “Beyaz kağıttan korkarım” demişti. Gerçekten de duygu ve düşüncelerini yazması istenen insanın ilk duygusu çekingenlik ya da korkudur. İlkyazı işine başladığımda birçok köşe yazarına mail atarak düşüncelerini sormuştum; aldığım yanıtlardan biri olan Necati Doğru’nun “Yazmayı asla bırakmayın yazdıkça gelişecek ve okurunuz artacaktır.” sözünü hiç unutmam. UNESCO tarafından ilan edilen her yıl 8 Eylül’de “Dünya Okuma Yazma Günü” nün kutlanılmasına, İnsan geliştikçe toplum gelişir gerçeğine rağmen ne yazık ki 21.yüzyılda Ülkemizde halen 7 milyon kişi okuma yazma bilmiyor.

Son tahlilde; yazmanın kaygısını ve korkusunu yenmenin tek çaresi ise öncelikli okumak, kendini iyi ifade etmek (konuşmak) ve sürekli yazmaktır. Yazmak, canlılığın emaresidir aynı zamanda. “Söyleyecek sözün varsa yazmak kolaylaşır.” demiş Sholem Asch. Francis Bacon’da “Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır.” sözünü söylemiştir.

Erasmus’un “Yazma cesareti, yazdıkça artar.” Sözünü hatırlatarak on binlerce Milliyet Blog’un cesur yazarına selamlarımı iletiyorum.

Nizamettin BİBER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba sayın Biber Türkçeyi İlkokulda öğrendim. İlk öğrencilik yıllarımda büyüklerimizden bize miras gibi bırakılan ikinci, üçüncü hatta dördüncü el ders kitapları ile okudum. Okuyacak roman, kitap bulmak hak getire. Rüzgârın savurduğu gazeteleri yakalayıp okuduğum çok olmuştur. Günlük gazetelerin bir hafta sonra ilçeye gelen bayiden alınarak okunduğu bir dönemin insanıyım. Tesadüfen elimize geçen bir kitabı buğday çuvalının içine saklayarak biri görüp yakarsa diyerek gaz lambalarının islerinin killi duvar badanasını islediği gecelerde okudum. Okumak o kadar güzel bir keyif ki çok arkadaştan daha değerli. Geldiğim bu yaşımda kendimce karalıyorum. Bazıları okuyarak düşünüyor, bazıları düşünerek konuşuyor, bazıları düşünmeden konuşuyor. Ben de yazarak düşündüğümü sanıyorum. Çok doğru yazarak devamlı gelişiyor insan. Tespitleriniz çok doğru tamamen katılıyorum. Saygı ve hürmetlerimle selamlar.

Adil Bozkurt 
 25.12.2017 12:17
Cevap :
Merhaba Adil bey, bende çocukluğumda sizinle çok benzer şeyler yaşamışız yazdıklarınızda kendimi buldum, benim şansım ise akrabam olan bir amcamızın okul kütüphanesinden daha büyük bir kütüphanesinin var olması idi ve oradan kontrollü bir şekilde faydalanmamdı. Bir başka şansımda ortaokuldan sonra İstanbula gelmiş olmam. Okumanın keyfini almış biri yaşamanın da keyfini almıştır. "Yazarak düşünmek" yazmayı tanımlayan çok güzel vecize niteliğinde bir söz. Benim düşüncelerime, tespitlerime katılmış olmanıza sevindim, dimağınıza sağlık, ilginize teşekkür ederim sayfama hoş geldiniz. selamlar, saygılar.  25.12.2017 20:21
 

Merhaba, Mehmet Emin beyin yorumu dikkatimi çekti. Kitap okumak kolay değil. Okuduğum kitaplardan 10 adet seçtim.Memlekette 2 arkadaşıma verdim.Her gittiğimde soruyorum,kitapları okudunuz mu diye.Mazeretlerivakit bulamamak iki emekliişte. Aydınlatıcı yazınız için teşekkür ederim.

Gılgamış Kavasoğlu 
 12.12.2017 13:14
Cevap :
İsmail bey tekrar olacak ama benzer şekilde Mehmet beyin deneyimini ben siz yaşamışsınız, kültürel olarak bir alışkanlık hale getirilmemiş davranış ne yapsanız olmuyor, doğru bir örnekmidir bilmiyorum ama örneğin opera, dans bizde gelişmemiştir, kültürümüzde yoktur, kişisel olarak çaba gösterilmeden olumlu bir sonuç beklenilmez, kültürel olarak okuma alışkanlığı edinmişseniz kitap okumamanın mazereti olamaz bence, teşekkür ederim, selamlar.  12.12.2017 17:32
 

..."konuş ki seni görebileyim" der Bilge...Aristoteles diye kallmış aklımda...Sokrates de olabilir...:))

nedim üstün 
 12.12.2017 9:21
Cevap :
Yoksa Platon olmasın, şaka bir yana olası sözü söyleyen de söz de dile getiren de sağlam adamlar:) eyvallah Üstad selam ile.  12.12.2017 13:29
 

Çok beğendim... yüreğinize sağlık.. okuma, yazma ve konuşma zihinsel birikim süreci olsa da, bu birikimleri iyi kullanabilmek, özgürce konuşabilmek ve yazabilmekte sanıyorum önemli bir kişilik gelişim sürecidir. Sevgi ile kalın...

Didem Moralıoğlu 
 12.12.2017 7:32
Cevap :
Sayfama hoş geldiniz, çok önemli nüveler taşıyan, yazıma katkı sunan yorumunuz için teşekkür ederim Didem hanım, evet yazarak veya ifade yöntemlerini kullanmanın özgür ve bağımsız bir kişiliğe ihtiyaç duyduğu gerçekliği ortada. Siz de sevgi ile sağlıcakla kalın.  12.12.2017 13:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 881
Toplam yorum
: 3742
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2550
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster