Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
636
 

Olmaz, olamaz...

Olmaz, olamaz...
 

Görsel kaynak: alismayacagiz.blogspot.com.tr


Yanı başında bir yüz istersin: Tertemiz, berrak, masum ama erişkin. T üm ikiyüzlülüklere karşı rengâ  renk bir isyan bayrağı gibi  dalgalanan... Bilirsin o sadece bebeklerde vardır ama yine de istersin.

Olmaz, olamaz!  

Yanında bir yürek istersin: Her şeye rağmen, soransız seven, sımsıcak ve sevecen. Karşılaştığı her kalbe sırnaşıkça bulaşan tüm sahte, peltemsi yüreklere karşı...

Olmaz, olamaz!

Ya da çok uzaklardadır. Hep uzaklarda...

Hep yakınında bir dost istersin: Hayatını hesapsız, kitapsız, çıkarsızca paylaşan. Piyasa reflekslerinin ilişkilere de pervasızca sızan tüm alış-veriş formatlarını elinin tersiyle itercesine...

Olmaz, olamaz! 

 Ya da çok uzaklardadır. Hep uzaklarda... 

Az sanal, çokça gerçek, biraz kahraman ama gerektikçe de sade olmak istersin. Gündüzleri, gür salvolar atılan bir gemide, küresel emirler yağdıran fevrî egemenlere karşı bir Latin gerilla, geceleri, haksız kazançlar (ve hak edilmemiş sevişmeler) için parasal pusular kuranlara karşı çevik bir zabıta olmak istersin

Olmaz, olamaz! 
  
İnsancıl hedeflere kilitli birer ok,
Üzerinde sarp ve yalçın fikirler yazılı,
Mala, mülke, şan ve şöhrete
Paraya karnı tok
Dediği dedik, duruşu dik
Kırılmaz bir çelik levha olmak istersin (*)

Olmaz, olamaz! Paçavraya dönersin.  

Bari en azından bir tercüman olmak istersin: Haklı isyanlarının hırçın küfürlerini altın sırma işlemeli, ipeksi örtüler altında güzel ve naif sözlere tercüme eden iyi niyetli ve iyi halli bir çevirmen...

Olmaz, olamaz!  

Kifayetsiz sorumsuzların hep birlikte mevsimler boyu üfledikleri güçlü rüzgârlar altında örtüler uçar, ortada çırılçıplak kalan isyanların da onları -o dar dünyalarında- kahkahalara boğar. 

Çünkü artık hemen her şey satılık, en azından kiralık ve eğlence malzemesi! Üstelik de ikinci el.(**)

Ama alışmadık, alışamayacağız da! Çünkü böyle gelmiş ama böyle gidemez... Ve alışmamak gerçek insanlıktır. 

Asil ve kalıcı olan senin masum isteklerindir! Bugünler için olmayan, olamayan ama tümüyle insani olan isteklerin.

Belki Kaf belki Ağrı Dağı'nın ardında saklı olan

Ve bir gün mutlaka gerçekleşecek olan...

Belki, umulandan da yakınlarda bir gün.

İ. Ersin KABAOĞLU,

8 Eylül 2014, Ankara

(*)  Bu dörtlüğün esin kaynağı: "Dümdüz olsak ok gibi - Irağa atarlar bizi - Eğri olsak yay gibi - Elde tutarlar bizi" (Mevlânâ  ) 

(**)  Duygularda ve değerlerde de "ikinci el" olur mu demeyin. Çünkü onlar da gerçek ya da sanal ortamda defalarca kullanılmışlardır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ve bence gereğinden fazla haklılık içeren ve haklılığı dayatan yazılar da sorunlu...Size hak vermek zorunda kalıyoruz,bu iyi değil. Kendinizi,yazınızı kabul ettirme konusunda biraz bocalasaydınız keşke. O kadar haklısınız ki bu nedenle yazıyı beğenmedim!

Kerim Korkut 
 04.11.2014 19:42
Cevap :
Yorumunuz sanki yerdiği bir şeyi, bu kadarı da olmaz den(il)en bir yarayı, sapı zümrüt kaplı gümüş hançerle deşen bir incelik gibi... Başka ne diyebilirim ki :-))   05.11.2014 15:52
 

Bu yazıda olduğu gibi güzellikleri olması gerekenin (ya da olanın/mevcudun) ötesine çekmeye çalışmanın doğru bir davranış olup olmadığı tartışılır...

Kerim Korkut 
 04.11.2014 19:38
Cevap :
Yazmak öyle kuvvetli bir eylemdir ki onunla her şeyi yapmaya çalışabilirsiniz! Hem gerçek hayattaki gibi hem de değil gibi... Ama bu durum -ne kadar karmaşık ve abartılı olursa olsun- siyaset ve dinlerin yapmaya çalıştıklarıyla asla kıyaslanmaması gereken bir saflıktadır aslında...  05.11.2014 15:48
 

Yazma motivasyonumuz o kadar aynı ki ve birçok insanın da keza öyle. Bana sıkça soruyorlar niye kahramanın sen oluyorsun diye ve ben cevap veriyorum; başka örnek bulamıyorum! Bence şiir olmuş, hatta bir insanlık ağıtı! Elinize sağlık... saygılar

ERIC VAN BUYTEN 
 13.10.2014 7:13
Cevap :
Bahsettiğiniz 'motivasyondaki benzerlik' benim açımdan kıvanç verici. Bırakınız "kahramanın" yazan kişi olup olmamasını, yazarken birinci tekil şahıs diliyle mi ('Bir sabah uyandım ki...'), yoksa üçüncü tekil şahı diliyle mi ('Bir sabah uyandı ki...) yazılacağı meselesi edebiyat alanında tüm zamanların geniş bir tartışma konusudur. "Kendisi kahraman/ karakter" ve 'ben dilinin' daha çok anı-söyleşi-röportaj alanında geçerli olabileceği, diğer türlerde ise yazarın kişiselliğine dair izlerin hafiften hafife -'bir yemeğe baharat serper gibi'-verilmesi gerektiği yönünde ağırlıklı bir eğilim var. Keza "edebi metinlerde esas olan 'kurgu'dur ve kendini yazarsan bu 'kurgu' değildir!" denilmekte. Soran arkadaşlar da bu eğilimin farkındalığı içinde soruyor olabilirler. Yazımı önce şiir olarak düşünmüştüm. Sonra düzyazıya çevirdim. Bir de "bir eser gerçek şiirse düzyazıya çevrilemez" derler. Demek ki değilmiş:) Ruhunuza sağlık... Sevgi ve selamlar...  13.10.2014 10:49
 

"olmaz ve olamaz" olsa da, düşünce vazgeçmez hayalinden. Tabi bu sadece düşünenlere has bir inattır. Olmak ve oldurmak beş adımlık bir mesafedir. İstemek ilk adım; hayalini kurmak ikinci; düşünmeye başlamak üçüncü; düşüncenin tasarısını paylaşmak dördüncü ve nihayet yakındır artık son bir adımla insanlık yoluna çıkmaya. sevgilerle, M. Soyek

Muharrem Soyek 
 11.10.2014 11:30
Cevap :
Oldurma; bazen bir şeyi -o beş adımlık soğukkanlı yöntemle- oluşturma(k) bazen de yaratma(k)dır. Bu yaratım bazen yoktan var etme bazen de olanı dönüştürme şeklindedir. Bu durum, bir yandan yaşamı güzelleştirirken diğer taraftan özgüvenlerimizi de pekiştirir. Yeter ki ortam ve ilişkiler uygun olsun! Kararmasın! Bu tür denemelerimizdeki temel arayışımız da bu türden ortamların giderek kaybolması karşısındaki haklı serzenişlerimizdir. Bloğuma yönelik değerli katkınıza -ve önerileriniz arasında yer verişinize- içten teşekkürler, sevgi ve selamlar Muharrem Bey...  12.10.2014 13:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 335
Toplam yorum
: 3204
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2374
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster