Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '06

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
708
 

Önce mutluluk

Önce mutluluk
 

Kızım 16 yaşında, önümüzdeki yıl üniversite sınavlarına girecek. Bu yıl dersaneye de başladı. Hafta içi okul, hafta sonları dersane, gelecekteki yaşamını örmeye çalışıyor. Arada bir arkadaşlarıyla buluşuyor, televizyonda sevdiği programları izliyor, kitap okuyor, tüm sosyal yaşamı bu kadar. Müzik onun için vazgeçilmez bir unsur ama ne piyanosuyla, ne de gitarıyla uğraşacak zaman bulamıyor. Gelecek kaygıları şimdiden içine işledi. Meslek seçmeye çalışıyor. Gönlünde arkeoloji yatıyor ama ülkemizde arkeologların mesleğini tam anlamıyla yapamadığının bilincinde olduğu için tereddütler yaşıyor. Kariyer yapacağı, üniversiteden mezun olduğu zaman iş bulma kaygısı yaşamayacağı iş alanlarının sınırlı olduğunun ayrımında. Diğer yandan, çok istemese de ilerde iş sıkıntısı yaşamamak için gönlünde olmayan bir meslek seçmek zorunda kalmak da istemiyor. Onun bu sıkıntılı ve çelişkilerle dolu durumu biz anne ve babasını hayli üzüyor doğrusu.

Kızımın içinde bulunduğu durum, tüm gençlerin ortak sorunu aslında. Bir yandan sevdikleri işi yapabilme arzuları, diğer yandan seçtikleri mesleğin yaşamla buluşmama tehlikesi, çocuklarımızı bugünden mutsuzluğa sürüklüyor. Geçenlerde dersanedeki rehber öğretmeniyle görüştüğümde, çocuğumun öncelikle mutlu olacağı bir meslek seçmesini istediğimi söyledim. "Benim için çok para kazanması, kariyer yapması, yaşamının işe odaklı geçmesi önemli değil, onun mutluluğu önemli." dedim. Rehber öğretmen hem şaşırdı, hem de kızımın çok şanslı olduğunu söyledi. Çünkü birçok aile çocuklarının toplumda iyi bir yer edinmesini, para kazanmasını istiyorlarmış. Bugünden çocuklarının mesleğini aileler belirliyorlarmış. Bence eğer mutlu olacaksa bu seçenekleri de değerlendirebilir, ama kesinlikle öncelikle yaptığı işi sevmeli. Üretken ve yaratıcı olabilmenin birinci koşulu, mesleğini sevmesidir. Akşam işinden evine döndüğünde, o günün hesabını kendine verebilmeli. Yorgun da olsa, yorgunluğuna değecek bir gün geçirmenin hazzını yaşayabilmeli ki, çevresindekilere de mutluluğunu verebilsin.

Ben ortaokul ikinci sınıftayken gazeteci olmayı kafama koymuştum. Bu amaçla çalıştım, üniversite sınavlarında ilk tercihimdi. Ailem doktor, eczacı ya da öğretmen olmamı istiyordu ama yine de bana engel olmadılar. Hedefime ulaştım, heme okulunda okudum hem de 17 yıl mesleğimi yapabildim. Ben bu anlamda çok şanslıydım. Benim gibi istediğini elde edebilenlerin sayısı çok azdır eminim. Bugünkü gençlik ise, daha da zor durumda. İş alanları sınırlı, okulu bitirmek yetmiyor. Acımasız bir yarış bekliyor onları. Bunları bildikleri için de henüz 15-16 yaşlarındaki çocuklar bile geleceğe umutla bakamıyorlar. Binlerce pırıl pırıl genç, bu açmaz nedeniyle yaşamlarının başında yitip gidiyor, gelecekteki değerlerimiz şimdiden yok oluyor. Ve bu sorun öyle kısa vadede kolay kolay çözüleceğe benzemiyor. Kısacası, parası olan azınlık hedefine ulaşıyor, parası olan sağlık, eğitim, adalet gibi temel haklardan yararlanıyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nuray'cigim, ben ütü yaparken blog üretiyorum, sen de gördügüm kadariyla hasta olunca. Komik geldi bana haftalarca süren suskunlugundan sonra. Özet: Hasta olma, gerekirse blog da üretmeyiverirsin. Yorumlarin bile güzel oluyor... Konuya gelince: Dogrusu odur. Ben de babamin meslegini secmedim ÜSS ciktiginda(Istiyordu!). Iyi ettigimi gördüm. Ve ogluma (24) hic karismadim. Dogru yolda gittigini görüyordum cünkü. Yolunu secti. Cok mutlu bir ögrenci oldugunu, ögrenmeye doyamadigini görüyorum. Dogru yolu secen genc, "ekmeksiz brans"larda bile ac kalmaz. Kizina sevgilerimi ve basari dileklerimi ilet lütfen. Sevgiler.

pirmete 
 04.12.2006 19:26
Cevap :
Canım arkadaşım, biz doğru yolda olduğumuzu biliyoruz. Çocuklarımızın da bize benzemesinden son derece mutluyuz. (Mevzileri boş bırakmamak lazım, arkamızdan, 'gitti de kurtulduk' diyebileceklere, daha da katmerlisini, çocuklarımızı yetiştirtik). Şaka bir yana, biz birbirimizi anlıyoruz ve bir camın ardında bile bulabiliyoruz kendimize benzeyeni. Dilerim, daha da çoğalırız, o zaman eminim dünya daha güzel olur. Sevgiler...  05.12.2006 22:25
 

Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Yalnız, çocukların kariyer için seçim yaparken, seçenekler oluşturmalarını ve bu seçenekleri hakkında yeterli enformasyonu kazanmaları gerekir diye düşünüyorum. Seçim sonra gelmeli. Sadece kendini bir şeye koşullamanın çok doğru bir yöntem olduğuna katılmıyorum. Kişinin yaptığı işi sevmesi, potansiyellerini kullanabilmesiyle alakalı. Yani o işi performe ederkenki ortamlada alakalı olduğu unutulmamalı. Yaşam için seçenekler üretmeli. Seçenekler arttıkça kaygılarda azalacaktır. Sevgiyle...

Ferhat PEKER 
 04.12.2006 16:17
Cevap :
Elbette, yazdıklarınızda tamamen haklısınız. Ama bu söylediklerinizi kaç çocuğun yapma şansı var acaba? Benim derdim sadece kendi çocuğum değil, binlerce değerli beyin yok olup gidecek bu sistemde. Keşke bütün çocuklarımız hedeflerine ulaşabilse... Sevgiyle kalın.  04.12.2006 18:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 138
Toplam mesaj
: 34
Ort. okunma sayısı
: 1464
Kayıt tarihi
: 26.08.06
 
 

1958 doğumluyum, İzmir'de yaşıyorum. 17 yıl gazetecilik yaptım ve emekli oldum. Şimdi babamın kurduğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster